Dünya tarihindeki ilk yapımdan beri yapımlara gerekli değerin verilip verilmediği tartışması döner. Yaygın tabirle, bir yapımın ‘’Overrated’’ mı ‘’Underrated’’ mı olduğunun tartışması. 

Serimizde bu sefer bir dramaya yer vermek istiyorum. ”Şimdiye kadar izlediğin en iyi dizi hangisiydi?” sorusuna tereddütsüz cevabım olan Six Feet Under. Yeri gelmişken tekrar belirtmek istiyorum; ‘’Hak Ettiği Değeri Görmediğine İnandığım Yapımlar’’ Bu seride yazacağım tüm yapımlar herhangi bir nesnel ölçümleme olmadan benim hissiyatımla belirlediğim yapımlar olacak. Kiminiz zaten daha önce bu yapımları duymuş olabilirsiniz, kiminiz ‘’Buna gayet hak ettiği değer verilmişti.’’ diye düşünebilirsiniz ama bana göre yazacağım yapımlar hak ettiği değeri görmediği için birçok insan belki de daha önce bu yapımları duymamış olabilir. Az biraz insana bu güzel yapımları izletebilirsem ne mutlu bana. O yüzden yayınlandığı dönemde ödüller almış ve birçok insanın bildiği Six Feet Under nasıl hakettiği değeri görmemiş olabilir diye düşünebilirsiniz. Benim için bunun iki sebebi var. İlki; Six Feet Under o kadar muhteşem bir dizi ki ne kadar övülürse övülsün, ne kadar ödül alırsa alsın bana asla yeterli derecede hakkı verilemiyormuş gibi geliyor. İkincisi de: 2001 – 2005 arasında yayınlanan dizi şimdi bakınca anlaşılıyor ki resmen yapıldığı dönemin on yıl sonrasının işiymiş. O kadar muazzam bir iş. Ve bu muazzam işi belli bir yaş grubu bilse de yeni kuşak Six Feet Under’a pek aşina değil ve ona hak ettiği değeri vermiyor. İzlememe ihtimali olanlar için çok fazla spoiler vermemeye çalışacağım ama yine de bazı yerlerde spoiler verebilirim, şimdiden özür dilerim. O zaman bana göre gelmiş geçmiş en iyi drama diziyle devam ediyoruz. Televizyon tarihinin en gerçek ve insanı atmosferiyle kendine bağlayan dizisi: Six Feed Under.

Six Feet under - filmloverss

Bir Daha Hiçbir Dizi, Hiçbir Dizi Finali Sizi Tatmin Etmeyecek: Six Feet Under

‘’Annesi ya da babası ölene yetim ya da öksüz, karısı ya da kocası ölene dul denir, ama çocuğu ölene hiçbir şey denmez, belki de adı konulamayacak kadar korkunç bir şeydir.’

Six Feet Under’ın yaratcısı Oscar Ödüllü American Beauty filminin yazarı Alan Ball. Eğer American Beauty filmini izlediyseniz dizi hakkında iyi kötü bir tahminde bulunabilirsiniz. Six Feet Under’ında en temelinde American Beauty gibi Amerikan Orta Sınıfı var. Alan Ball, Amerikan Orta Sınıfı’nı en iyi çözen ve anlatabilen yazarlardan biri.

Cenaze işleri evinin sahibi olan Nathaniel Fisher ve ailesi dizimizin ana karakterleri. Cenaze işleri yapan bir ev ve aile. Ölümü çok iyi anlatıp ama aslında ölüm üzerinden bambaşka meseleler olan; varoluşsal sorunlar, ilişkiler, kapitalizm, cinsellik gibi meselelere el atıyor, ve bu meseleleri ahkam keserek, üst perdeden izleyiciye anlatmıyor. Anlatılanlar ve yaşananlar o kadar gerçek duygular ki; diziyle izleyici arasındaki etkileşim çok hızlı ve şiddetli oluyor. Hikayede sen varsın, ben varım, yürüyüş yaparken kalpten giden emekli amca var, savaşta iki bacağını ve tek kolunu kaybeden gencecik çocuklar var, intihar eden güzel genç kadınlar…

Her bölümün başında, yaşam hikayesini bilmediğimiz, diziyle alakası olmayan birinin ölümüne tanıklık ediyoruz. İnsanları ölürken, en güçsüz anlarında görüyoruz. Bu ölümle genelde çok absürt ölümler oluyor. Bölüm daha en başında bize ölümün her yerde olduğunu anlatarak işine başlıyor.

Henüz ilk bölümde ölen baba Nathaniel Fisher, 5 sezon boyunca aile fertlerine görünüp onlarla konuşuyor. Onların egolarına, içgüdülerine ulaşabiliyor çünkü kendisinin artık bir egosu, kibri kalmadı. Çünkü o artık ölü. Sağken yapamadığı babalığı ve yol göstericiliği ölüyken yapabiliyor.

Belirttiğim gibi dizi sadece ölüm temalı değil. Neredeyse tüm karakterler ve onlarım gelişimi üzerinden bambaşka konulara değiniyor. Nathan Samuel Fisher Jr. (Peter Krause) üzerinden varoluşsal sorunlar üzerine bir okuma yapabiliyoruz. Tüm hayatını ‘’Yolumuz bu’’ şeklinde yaşamanın ne kadar kötü olduğunu anlıyoruz.

Aile şirketini satmamak için direnen çocuklar üzerinden kapitalizm okuması yapabiliyoruz. Dizinin genel tavrı, parasal değerin diğer tüm değerleri ikame etmeye çalıştığı bir düzene eleştirel yaklaşmak yönünde.

Günümüz dizilerinde özellikle son yıllarda LGBTİ+ hareketinin yükselişe geçmesiyle birlikte gay ilişkileri enine boyuna izleyebiliyoruz. Fakat yılını düşündüğümüzde Six Feet Under bu konuyu o zamana kadar en iyi işleyen diziydi. David Fisher (Michael C. Hall) ve Keith Charles (Mathew St. Patrick) ilişkisi muhtemelen o dönemde eşcinsellik temasının bu denli öne çıkarıldığı tek televizyon dizisiydi. Bu dizide Kate ve Dave ilişkisi üzerinden ortaya konulan eşcinsellik portresi Amerikan yaşamına ve kültürüne mi özgü, yoksa evrensel bir karakter mi arz ediyor? Cinsel tabular, heteroseksüel ilişkileri olduğu kadar eşcinsel ilişkileri de boyunduruğu altına alıyor mu? Gibi bir sürü konuyu muazzam güzellikte anlattı. Ben bu dizinin başında Dave ve Kate öpüştüğünde tiksinen insanların, onlar baba olduklarında sevinçten ağladıklarını gördüm.

Menapozlu bir kadının ruh halini muazzam yansıtan anne Ruth Fisher ve dizinin başlarında birçok insan ve çevresi tarafından sorunlu ilan edilen, fakat dizi ilerledikçe aslında tüm karakterlerin içinde en normali olduğunu anladığımız, çünkü onunda olayları bizim izlediğimiz gibi dışarıdan izlediğini fark ettiğimiz Claire Fisher’da muazzam karakterlerdi.

Ve son olarak bahsetmek istediğim bir şey var. Çoğu dizinin finalini beğenmeyiz. Yıllarca takip ettiğimiz, duygulandığımız, eğlendiğimiz, araya girdiğinde beklediğimiz dizi finalini yaptığında hep bir şeyler eksik kalır. Fakat Six Feet Under’ın finali bugüne kadar herhangi bir olayın, dizinin, filmin en güzel finali olabilir. Her şey olması gerektiği gibiydi. Dizinin son 10 dakikası sinema / televizyon tarihinde kaydedilmiş en muazzam sekans olabilir. Tüyleri diken diken eden gelmiş geçmiş en etkileyici olaylardan biri. Bu yazıyı bitirdiğimde hemen finalin son 10 dakikasını açıp sessizce izleyeceğim. Sonra sessizce bir sigara yakacağım.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi