Bazı yapımları o kadar seviyoruz ki; bir arkadaşımız, eşimiz dostumuz, eleştirmenler o film – dizi hakkında olumsuz ya da yeteri kadar güzel bir yorum yapmadığında çıldırabiliyoruz. Çoğumuz için bu durum geçerli. Dünya tarihindeki ilk yapımdan beri yapımlara gerekli değerin verilip verilmediği tartışması döner. Yaygın tabirle bir yapımın ‘’Overrated’’ mı ‘’Underrated’’ mı olduğunun tartışması.

Bu seride yazacağım tüm yapımlar herhangi bir nesnel ölçümleme olmadan benim hissiyatımla belirlediğim yapımlar olacak. Kiminiz zaten daha önce bu yapımları duymuş olabilirsiniz, kiminiz ‘’Buna gayet hak ettiği değer verilmişti.’’ diye düşünebilirsiniz ama bana göre yazacağım yapımlar hak ettiği değeri görmediği için birçok insan belki de daha önce bu yapımları duymamış olabilir. Az biraz insana bu güzel yapımları izletebilirsem ne mutlu bana. İzleme ihtimali olanlar için çok fazla spoiler vermemeye çalışacağım ama yine de bazı yerlerde spoiler verebilirim, şimdiden özür dilerim. O zaman bir komedi dizisiyle devam ediyoruz. Son yılların en ilginç dizilerinden olan, etik ve genel ahlak konularında alabildiğine “politik yanlış” cevaplar veren ve herkesi eşit derecede kızdıran: It’s Always Sunny in Philadelphia.

Its Always

Politik Yanlışın Adresi: It’s Always Sunny in Philadelphia

12. sezonu biten ve merakla yeni sezonunu beklediğimiz It’s Always Sunny in Philadelphia oldukça sıra dışı bir dizi.  “Üç erkek ve bir kadın arkadaş Philadelphia’da bar işletmektedir.” Bu beylik tanıma asla  aldanmayın. It’s Always Sunny in Philadelphia son yılların en ilginç komedi dizisi. Irkçılık, eşcinsellik, gençlere içki satışı, kürtaj, hastalıklı insanlara davranış gibi konulara tamamıyla “politik yanlış” cevaplar veriyor ve herkesi eşit derecede kızdırıyor! 30 yaş civarı orta yaş takıntıları da cabası.

Aynı zamanda oyuncuları olan Rob McElhenney, Glenn Howerton ve Charlie Day tarafından yaratılıp geliştirilen It’s Always Sunny in Philadelphia; kişisel çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen ve Güney Philadelphia’da “Paddy’s” adında oldukça başarısız bir İrlanda barı işleten bir arkadaş grubunun başından geçen maceraları anlatıyor. Dennis ve Deandra Reynolds, onların üvey babaları Frank Reynolds, arkadaşları Charlie ve Mac… Bu gruba dahil olan herkes kişisel çıkarların peşinden koşan; her biri oldukça sahtekar, açgözlü, bencil, sadakatsiz, tembel, düzenbaz, iki yüzlü, kibirlidir ve her zaman tartışabilecek saçma bir konu bulabilmektedir. Dizinin neredeyse her bölümü kendilerince kusursuz olarak yaptıkları tasarıların peşinden koşarak, kişisel çıkarları için birbirlerine ya da başkalarına komplolar kurarak ya da sadece eğlenmek için birbirlerinin rezil oluşunu seyrederek geçmektedir. Dizinin ana karakterlerinin hepsi birbirinden orijinal karakterler.

”Charlie: Barın ortaklarından biri. Mac ve Dennis ile bu barı açtıklarında tek bir amaçları vardır: Kızlarla yatmak. Ne kadar başarılı olacaklar orasını izleyip öğrenelim. Bencil, okuma-yazma bilmeyen, öfke kontrolü bulunmayan ve çok çabuk gaza gelen biri. Eğer konuşmasında bir şeye vurgu yapmak istiyorsa bağırmaya başlar. Kesinlikle benim favori karakterim. Charlie rolünde Charlie Day‘i izliyoruz.

Mac: Barın diğer bir ortağı. Biraz cahil gibi dursa da aslında grubun genelde en bilgili üyesi diyebilirim. Bir konuda araştırma yapıp hemen çeteye koşar. Biraz saf, diğer üyeler gibi bencil, sahtekar ve ahlaksız olabiliyor. Kendini kaslı ve atletik yapılı sanmaktadır ama tabii ki de öyle bir şey söz konusu bile değildir. Mac karakterini Rob McElhenney canlandırıyor.

Dennis Reynolds: Kendisi son ortak ve aynı zamanda barmen. Deandra‘nın (Dee) ikizidir. Kendini çok beğenmiş ve kibirlidir. “Hatunlara yazma” konusunda kendine çok güvenir. Diğer herkes gibi birilerini satma konusunda çok ama çok iyidir. Dennis karakterine Glenn Howerton hayat vermekte.

Deandra “Dee” Reynolds: Şef garson ve Dennis‘in ikizi. En büyük hayali oyuncu olmaktır ancak oyunculuk yetenekleri pek de iyi sayılmaz. Çetedeki tek hatundur. Ancak hatun olması sizi yanıltmasın. Diğerlerinden çok daha bencil, satıcı ve ahlaksız olabilmekte. Dee olarak karşımıza Kaitlin Olson çıkıyor. Kendisi izlediğim komedi dizileri arasında rol alan en tatlı, sevimli ve komik başrol hatunlardan biri. Ben bayılıyorum, sizin de seveceğinizi düşünüyorum.

Frank Reynolds: Çeteye biraz geç katılıyor. O katıldıktan sonra dizinin seviyesi çok yukarıya çıkıyor. Dolandırıcı, sahtekar, bencil, ahlaksız ve daha birçok kötü özelliği bünyesinde barındırıyor. Ayrıca son derece komik. Aynı zamanda Dennis ve Dee’nin babası. Frank karakteriyle karşımıza usta oyuncu Danny DeVito çıkıyor.”

Ana karakterlerin dışında; Rickety Cricket, Gail the Snail ve McPoyle Kardeşler gibi yan karakterler de muhteşem oyunculuklarıyla dizide çok önemli yer tutuyorlar.

Dizi ofansif mizahı çok yerinde ve etkili kullanıyor. Ofansif mizah, yapmayı beceremediğinizde sizi rezil eden bir unsura dönüşebilir fakat It’s Always Sunny in Philadelphia o kadar mantıklı bir şekilde bunu kullanıyor ki hayran kalmamanız elinizde olmuyor. Dizi politik doğruculuğu değil, politik doğruculuk üzerinden nemalanan kesimi muhteşem bir şekilde eleştiriyor.

It’s Always Sunny in Philadelphia,  Seinfeld adlı efsane dizi ile aynı felsefe ile çekilen son yılların en iyi komedi dizilerinden biri. ‘’Yapılan hatalardan asla ders çıkarmamak’’ fakat It’s Always Sunny in Philadelphia, Seinfeld’den çok daha sert bir yapım.

It’s Always Sunny in Philadelphia yalnızca 4. sezon finalinde Charlie’nin, Nightman isimli şarkısından yola çıkarak yaratmak istediği Rock operası bölümü ve bütün bölüm boyunca kendilerinin Emmy’ye hiç aday olamamalarını, deneseler bile tarzlarının her zaman onlara aşırı geleceğini ve aday olan dizilerin saçmalıklarını çok güzel gösterdikleri, bunu yaparken de bar yarışmasına hiç aday olmayışlarını inanılmaz bir metafor olarak kullandıkları 9. Sezon 3. Bölümü için bile izlenmesi gereken bir dizi.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi