Bazı yapımları o kadar seviyoruz ki; bir arkadaşımız, eşimiz dostumuz, eleştirmenler o film – dizi hakkında olumsuz ya da yeteri kadar güzel bir yorum yapmadığında çıldırabiliyoruz. Çoğumuz için bu durum geçerli. Dünya tarihindeki ilk yapımdan beri yapımlara gerekli değerin verilip verilmediği tartışması döner. Yaygın tabirle bir yapımın ‘’Overrated’’ mı ‘’Underrated’’ mı olduğunun tartışması.

Peki bir yapıma gerekli değerin verilip verilmediği neyle ölçülür? Rating, gişe başarısı, ödül, medyada – internette kendine bulabildiği yer, fısıltı gazetesi, toplumda oluşturabildiği sosyolojik etki… Saydığımız ölçütlerden hangileri daha önemli? Yoksa hepsi aynı önemde mi? Bazı çevrelere göre ‘’değer’’ kavramını karşılayan tek bir sonuç vardır: Para. Yapım ekonomik olarak bir getiri elde ettiyse kendisine gerekli değer verilmiştir. Ben bu sava kesinlikle katılmıyorum, fakat yalnızca ödülün de ‘’değer’’ kavramını karşıladığına inanmıyorum. Hele ki günümüzde bazı ödülleri alabilmek için belirli bir matematikte yapımlar yapılırken yalnızca ödül konusu ‘’değer’’ kavramını karşılamaya yetmez. Aslında belki de –yine tek başına yeterli olmasa da- son zamanlarda verilen değeri ölçümleme de belki bir nebze internet kabul edilebilir. Çünkü; internette yapımın topluma dokunabildiği diğer tarafları da gözlemleyebiliyoruz. Fakat burada da şöyle bir sorun çıkıyor. İnternet son yıllarda ‘’Geek’’ çevre tarafından ele geçirilmiş durumda. Geeklerin sevdiği yapımlar çok fazla göz önüne çıkabiliyor. Bunun en net örneği olarak Rick and Morty dizisini verebiliriz. İlk iki sezonu kendi halinde ve kemik kitlesiyle devam ederken üçüncü sezon öncesi daha yüzeysel geekler tarafından keşfedilmesiyle birlikte Rick and Morty ‘’underrated’’ bir konumdan ‘’overrated’’ bir konuma evrildi. Ha bu kesinlikle dizi kötü demek değil, hatta ben bu sezonu da oldukça beğenenlerdenim fakat internet ortamında Rick and Morty gibi muazzam bir yapımın bile gereğinden fazla övüldüğünü gördük. Yani saydığımız hiçbir sonuç ‘’değer’’ kavramını tek başına karşılamaya yetmiyor. İronik olan ise tüm bu sonuçların toplamı da yetmiyor. İşte burada biraz hissiyat, o yapımın ruhu devreye giriyor. O yüzden bir yapıma gerekli değerin verilip verilmemesi meselesi oldukça öznel bir konu. Kimisine göre Game of Thrones’a hala gerekli değer verilmiyordur. Onun için Game of Thrones’un gerekli değere ulaşabilmesi için babaannesi ve dedesinin bile Game of Thrones’tan, Jon Snow’dan konuşması gerekmektedir.

İşte bu öznel konuda ben de kendi hissiyatımdan yola çıkarak yeni bir seri yapmak istiyorum:  ‘’Hak Ettiği Değeri Görmediğine İnandığım Yapımlar’’. Tekrar belirtmek istiyorum, bu seride yazacağım tüm yapımlar herhangi bir nesnel ölçümleme olmadan benim hissiyatımla belirlediğim yapımlar olacak. Kiminiz zaten daha önce bu yapımları duymuş olabilirsiniz, kiminiz ‘’Buna gayet hak ettiği değer verilmişti’’ diye düşünebilirsiniz ama bana göre yazacağım yapımlar hak ettiği değeri görmediği için birçok insan belki de daha önce bu yapımları duymamış olabilir. Az biraz insana bu güzel yapımları izletebilirsem ne mutlu bana. İzlememe ihtimali olanlar için çok fazla spoiler vermemeye çalışacağım ama yine de bazı yerlerde spoiler verebilirim, şimdiden özür dilerim. O zaman ilk yapımımız bir dizi olsun. Hatta bana göre dizi tarihinin gelmiş geçmiş en hak ettiği değeri görmemiş yapımıyla başlayalım: Community.

community - filmloverss

Gelmiş Geçmiş En İyi Absürt Komedi: Community

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Keşke bu diziyi hiç izlememiş olsaydım, çünkü o zaman hiçbir şey bilmeden en başından tekrar izleyebilirdim. Ya da zihnimde yer etmiş ve aklıma geldikçe toplu taşıma araçlarında diğer insanların gözünde garip bir konuma gelmemin sebebi anlamsız kahkahaları bana attıran Community sahnelerini zihnimden silebilseydim. Şimdi tek yapabildiğim ”Community’i biraz unuttum galiba ya” diyerek her sahnesini hatırladığım diziye tekrar tekrar başlamak. Peki nedir bu Community?

”Düzenbaz, yalancı, yakışıklı, alfa erkeği, sınıfın popüler çocuğu, beyaz, agnostik Jeff (Joel McHale), aktivist, doğrucu, muhalif, feminist, güzel, beyaz, ateist Britta (Gillian Jacobs), hafif sıyrık, film delisi, biraz saf, Arap, Müslüman Abed (Danny Pudi), kocası tarafından aldatılmış, gayet dindar, siyah, Hristiyan Shirley (Yvette Nicole Brown), eski bağımlı, titiz, çalışkan, beyaz, Yahudi Annie (Alison Brie), mankafa, eski futbol yıldızı, temiz kalpli, siyah, Yehova Şahidi Troy (Donald Glover), duyarsız, ırkçı, empati yoksunu, dibine kadar “politically incorrect”, beyaz, yeni akım Budist Pierce (Chevy Chase)”

Karakterleri tanımlayan arkadaşı tebrik ederim zira karakterler gerçekten de bu kadar uç karakterler, eksikleri yok fazlaları var. Ayrıca bu ana karakterlerimize en azından onlar kadar orijinal çılgınlıktaki Chan (Ken Jeong), Dekan Pelton (Jim Rash), Leonard (Richard Erdman) gibi karakterler de eşlik ediyor. Bu kaybetmiş, bir şekilde örselenmiş ana karakterlerimizin yolu Greendale Community College’da kesişiyor. Yıllardır sahte diplomayla avukatlık yapan Jeff bu durumun ortaya çıkmasıyla gerçek bir diploma almak için üniversiteye geri dönüyor. İspanyolca dersinde sarışın, güzel Britta’yı tavlamak için bir çalışma grubu uyduruyor ancak işler kontrolden çıkıyor ve hiç beklemediği insanlarla hiç beklemediği maceralar yani Community başlıyor.

Tüm bu açıklamalardan ve karakterlerden sonra aklınıza her şeyin yanlış anlaşılma ve kelime şakaları üzerinden döndüğü sığ bir durum komedisi gelmesin, zira Community’de durum komedisinin tam aksi bir durum var. Neredeyse her bölümde bambaşka bir kurguda popüler kültüre inanılmaz göndermeler yapıp selam çakıyor. Bir bölüm bilimkurgunun dibine vururken diğer bölümde kendimizi bir polisiyenin içinde buluyoruz. Zaten Rick and Morty ile biraz alakanız varsa bu diziyi de oldukça beğeneceksiniz. Hatta size animasyon kafasından daha güzel bile gelebilir zira bu dizinin yaratıcısı da Dan Harmon. Dan Harmon’ın kafasını övmek istemiyorum. Daha önce defalarca bunu yaptım.

”Peki en çok Community’nin nesini sevdin?” diye sorarsanız size vereceğim cevap belli. Community yanlış anlaşılmaların üzerine kurulan sığ komedilerden çok farklı. Evet karakterler inanılmaz aşırı davranıyorlar ama karakterler aşırılıklarının sonuçlarıyla yüzleşip yaptıkları hareketlerin ve potansiyel sonuçlarının farkındalar. İşte bu muazzam durum diziyi inanılmaz bir yere konumlandırıyor.

”Hak Ettiği Değeri Görmediğine İnandığım Yapımlar”. Sanırım bu meseleye Community’den daha güzel bir yapımla giriş yapamazdım. Evet belli bir kesim tabii ki Community’i biliyor fakat çok büyük bir kitle bu dizinin varlığından haberdar değil. Emmy ödülleri yıllarca Community’i görmezden geldi. Gerçekten inanılmaz. Bilenlere bin selam olsun, bilmeyenlerin teşekkürlerini şimdiden kulaklarımda duyabiliyorum ve yeri gelmişken tekrar belirtmek istiyorum: Community gelmiş geçmiş en iyi absürt komedi dizisidir. Özellikle 3. sezonu aşmış bir sezondur. Bu sezona yaklaşabilen herhangi bir komedi dizisinin herhangi bir sezonu olmadı. İyi seyirler.

 

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi