Serimize son zamanlarda sayıları gittikçe artan varoluşçu kara komedi örneklerinden biri olan muhteşem bir diziyle devam ediyoruz: Atlanta.

Her yazıda olduğu gibi, bu bölümü hemen tekrar açıklamak istiyorum. ‘’Hak Ettiği Değeri Görmediğine İnandığım Yapımlar’’ ne demek? Bu seride yazacağım tüm yapımlar herhangi bir nesnel ölçümleme olmadan benim hissiyatımla belirlediğim yapımlar olacak. Kiminiz zaten daha önce bu yapımları duymuş olabilirsiniz, kiminiz ‘’Buna gayet hak ettiği değer verilmişti.’’ diye düşünebilirsiniz ama yazacağım yapımlar bana göre hak ettiği değeri görmediği için birçok insan belki de daha önce bu yapımları duymamış olabilir. Az biraz insana bu güzel yapımları izletebilirsem ne mutlu bana. İşte FX kanalında ilk sezonu yayınlanmış Atlanta da benim için hak ettiği değeri henüz görememiş bir dizi. Aslında ”Bizim ülkemizde hak ettiği değeri görmeyen bir yapım” dersek daha doğru olur. Çünkü Atlanta bu yıl Altın Küre’den de,  Emmy’den de ödülle döndü. Dizi Amerika’da dikkat çekmeyi başardı ama ülkemizde hala çok çok az bir kesimin diziden haberi var. İzlememe ihtimali olanlar için çok fazla spoiler vermemeye çalışacağım ama yine de bazı yerlerde spoiler verebilirim, şimdiden özür dilerim. O zaman bana göre son yılların en komik dizilerinden biriyle devam ediyoruz. Community’nin sevilen yıldızı Donald Glover’ın rol aldığı, yarı otobiyografi komedi-dram dizisi: Atlanta.

Bir Siyahi Şehri: Atlanta

Atlanta - FilmLoverss

Yine bu seride kendisine yer verdiğimiz efsanevi Community dizisinden hatırladığımız, aynı zamanda 30 Rock’tan da yazar olarak tanıdığımız Donald Glover hem dizinin yaratıcısı, hem de başrollerinden biri. İki kuzenin Atlanta’da hip-hop sahnesindeki yükselişlerini anlatan dizide Glover, Earnest “Earn” Marks karakterini canlandırıyor. ”Eğitim gördüğü Princeton Üniversitesi’nden atıldıktan sonra bir çıkmazda kalan Earn, yol ayrımında yeni bir yol seçmek üzeredir. Ya ailesinin yanında kalacak, ya da hayatına sıfırdan başlayacaktır. Okuldan atıldıktan sonra menajer olarak hayatına devam eden Earn, müziğe ve özellikle rap dünyasına fazlasıyla eğilimli olan kuzenini alıp Atlanta’ya gitmeye karar verir. Burada kuzenini iyi bir şekilde pazarlama ve onu bir rap yıldızı yapmanın peşindedir.”

Dizide Brian Tyree Henry de, Alfred “Paper Boi” Miles karakterini canlandırıyor. ”Paper BoiEarnes’ın kuzenidir. O da kuzeni gibi 20’li yaşlarının ortasına kadar başarısız olmuştur. Bir eğitimi veya ustalığı yoktur, hayatını sokaklarda tanıdığı arkadaşlarının yanında amatör bir şekilde raple uğraşarak geçirmiştir. Yaşı ilerleyip gerçek hayatla içinde bulunduğu sokak hayatı arasındaki farkı anlayınca bir boşluğa düşmüş ve kendisine çıkış yolu aramaya başlamıştır. Burada devreye giren kuzeni Earn onu alıp Atlanta’da bir rap starı haline getirince ise dünyası hepten değişmiştir.”

Diziyi daha iyi anlayabilmek için Afro-Amerikan kültürü ve Atlanta şehri hakkında az da olsa bilgi sahibi olmak, izleyenler için çok daha faydalı olacaktır. Öncelikle belirtmekte fayda var: Atlanta Amerika’da ”Siyahi Şehri” olarak bilinir. Şehirde hem siyahi nüfus oldukça fazladır, hem Martin Luther King’in evi buradadır, hem de Atlanta’dan yıllarca birçok ünlü Rap yıldızı yetişmiştir. Andre 3000, Ludacris, Gucci Mane Young Jeezy, 6lack, Killer Mike gibi Rap yıldızlarının hepsi Atlanta şehrinden çıkmadır. Rap’e ve siyahilerin bu müzik etrafındaki yaşam tarzlarına odaklı olduğu için Atlanta’yı izlerken Rap’e dair temel şeyleri bilmek gerekiyor. 1970’li yılların sonunda Amerika’da kötü koşullarda ve azınlık olarak yaşayan siyahilerin, gündemden uzaklaşmak ve eğlenmek için oluşturduğu bir kültür ve yaşam tarzı olan Rap, Hip hop’un altyapısını oluşturan dört sanat dalından biridir.

Atlanta turistik bir yer değildir. Yani, Amerika’ya gezmeye gidecek olan biri herhangi bir tanıdığı veya işi yoksa kolay kolay Atlanta’ya da gideyim demez. Zaten şehirde turistik olarak Coca Cola’nın müzesi; World of Coke, dünyanın en büyük akvaryumu; Georgia Aquarium, Martin Luther King’in evi ve müzesi ile CNN turu dışında yapacak başka turistik bir faaliyet yoktur. Ara ara kasırgalara maruz kalsa da iklimi ılıktır ve dünyanın en kalabalık ve yoğun  havalimanı olan Hartsfield Jackson Atlanta International Airport’a sahiptir. Tüm bunların üstüne, Atlanta’nın ünlü gece hayatından ötürü Hotlanta adını almış olduğunu ve genelde gece hayatının Rap üzerinden döndüğünü belirtmekte fayda var.

Evet dizide ABD yaşamıyla ve kültürüyle ilgili bilgili olmak da gerekiyor ama dizi bize beyazlarla siyahilerin birbirlerini ne olarak gördüklerini bu sefer diğer taraftan izleyebilme imkanı sunuyor. Zaten Donald Glover da diziyi “Dizinin ana tezi insanlara “siyah” olmanın ne hissettirdiğini anlatmak. Bu hissi yazarak anlatamazsınız. Göstererek hissettirmeye çalışacağız. Bu duygusal ton benim için çok önemli” sözleriyle anlatıyor.

Atlanta, üslup olarak muhteşem bir dizi. Son zamanlarda sayıları gittikçe artan egzistansiyalist kara komedi örneklerinden birisi.  Amerikan komedisi şu sıralar başka bir noktaya evriliyor. Soap Opera tadındaki komedi dizilerinin yanına, daha zeki, daha derin, daha nitelikli örnekler eklenmeye başladı. Karakter odaklı, toplumsal olayları vodvil cıvıklığından öte bir dille mizahileştiren Atlanta tipi dizilerin sayıları her geçen gün artıyor.

Bizimle pek ilgili olmayan bir yaşam tarzını hicveden Donald Glover, diziyi alışık olmadığımız bir kültürün lokal sorunlarına inşa ediyor ama bunu evrensel bir dille resmetmeyi başarabildiği için ortaya böylesine iyi bir yapım çıkıyor. Herkese iyi seyirler.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi