Bir insanı iyiden kötüye doğru geçişinde ne denli bir ince çizgi vardır? Ya da kötülüğün tanımı, koyulan kuralların dışındaki her şey midir? Eğer böyleyse yasalar ve kurallar çerçevesinde yapılan her eylem mubah mıdır?

Matthew Richards, çektiği “The Disappearance of Willie Bingham” adlı kısa filmde işte tam da bu noktalara değiniyor. Willie Bingham adında bir mahkum, hükümetin aldığı radikal bir karar sonucunda idam mahkumlarının, her ameliyatta uzuv ve organlarının alındığı bir programa sokulan ilk kişidir. Bu programın esas mevzusu ise her ameliyatın, Willie Bingham’ın öldürdüğü kızın babası tarafından, onayı üzerine yapılmasıdır.

The Disappearance of Willie Bingham: Rahatsız Edici Bir Distopya

Suç ve ceza kavramlarını rahatsız edici bir distopyada gözler önüne seren film her ne kadar korkunç bir cinayet işleyen suçluyu anlatsa da aslında giderek yozlaşan ve iyi-kötü çizgisinin giderek silikleştiği toplumlara ayna tutmaktadır. Film, programa dahil olan Willie Bingham’ın sağlığını denetlemekle görevli bir memurun perspektifinden anlatılır. Memur bize dış ses olarak devlet programının detaylarını anlatırken şunları görürüz. Her operasyon sonrası Bingham, eğitim kurumlarına giderek çocuklara örnek teşkil etmesi açısından eksik bedenini teşhir eder ve bir nevi “Benim gibi olmayın” mesajını verir. Burada sevdiğim küçük detaylardan birisi ise Bingham’ın, tüm toplumun gözü önünde giderek eksilmesine rağmen toplumun duyarsızca ona bir ucube gözüyle bakması. Hor görüp, dışlaması ve tüm bu programın korkunçluğu dışında Bingham’ın bunu hak ettiğini düşünmesidir.

Hikayenin arka zemininde duyarsızlaşan bu toplumu görmemize rağmen filmde Bingham’ın çok da yalnız olmadığı küçük detaylar da göze çarpar. Bu detaylar; her operasyonda kurbanın aile fertlerinin yavaş yavaş gelmemesi, ameliyatı yapan hemşirelerin gözlerindeki korku ve onun sağlığını denetleyen memurun da sakinliğini giderek bozmasında görülür. İşte bu Bingham’ın işlediği suçtan veya bilhassa kendisinden daha tehlikeli bir noktayı işaret eder. Yanlış olduğunu bilseniz ve vicdanınız el vermese dahi çoğunluk söz konusu olduğunda sesinizi çıkarmaya cesaret edemeyecek konumda olmanızdır. İşte burada toplumların en salt çaresizliği yatar.

Sözü daha fazla uzatmadan sizleri Matthew Richards’ın bu gerilim dolu distopyası olan “The Disappearance of Willie Bingham” adlı kısa filmiyle baş başa bırakalım.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi