Haftanın kısa filmi olan François Jaros imzalı Life’s a Bitch, insanın asla anlam veremediği ama bir şekilde kendini hep içinde bulduğu hayatın en anlamsız kısır döngüsü olan aşkı anlatıyor. Sev, şok yaşa, ayrıl, ağla, seks yap, yemek ye, ağla, yaşa ve yine sev.

İnsan hayatı boyunca her zaman farklı şeyler yapmak iste, rutin işin içine girdiği anda kaçmak istese de gözünün önünde duran ve odanın her yerini kaplayan pembe fili bir türlü göremez. İnsan aynı işi yapmaktan şikayet eder, her gün aynı saatte kalkmaktan, biriyle uzun zamandır beraber olmaktan ya da her sabah yumurta yemekten. Her küçük şey bir noktada monotonlaşıp, tekrara girdiği anda insan iç güdüsel olarak kaçma isteği duyar ancak bu iç güdü dediğimiz tamamen insanın modernize halinin bir kendini kandırması ve kendi kendine bir heyecanın peşinden koşuyor hissi yaratmasıdır. Çünkü insanın iç güdüleri en derinlerde gizli olan ve aynı zamanda üzerine düşünülen şeyler değildir.

İç güdüler en üsttedir ki insan elini suyun üzerinde gezdirdiği gibi bunların üzerinde de gezdirir ve hafifliğini yokluk ile karıştırıp ahmak zihninin egemenliği altına girer. İç güdüler nefes almak, yemek yemek, uyumak, sevmek, korkmak, çığlık atmak gibi nedensiz yere bir anda insanı bulur ve her an bunlar tekrarlanır. İnsan bu tekrarların farkına varmadan başka tekrara düşmüş noktaları hayatında dikkatli hale getirir ancak insanın asıl monotonlaştığı nokta zaten insan olmasıdır. Bu ritüeller ve tekrarlar içerisinde ise insanın asla anlam veremediği nokta aşık olmasıdır. Aşk, ayrılık ve ayrılık sonrası yaşananlar üçgeninde insan bir tren yolcusu gibi hayatı boyunca bu duraklara uğrayarak yaşamını yitirir gider. Bu anlamsız yolculuğu düşünmeyen insan için onu görmenin en büyük şok etkisi olacağı düşüncesiyle bu haftaki kısa filmin konusunu tekinsiz bu yolculuk oluşturmakta.

Bir Adamın Aşk ve Ayrılık Yalnızlığı: Life’s a Bitch

lifes-a-bitch-filmloverss

Haftanın kısa filmi bir ayrılık sahnesi ile izleyiciyi karşılıyor ve hayatın anlamsız olan döngüsünü ve kalp kırıklığının bir vücutta nasıl kendini gösterdiğini beş dakikalık bir süre içerisinde kurgunun güzelliğinde kendini gösteriyor. Bir adam sevdiği kadından ayrılıyor ve ayrılığın yalnızlığındaki macerası başlıyor. Ağlıyor, kendini alkole veriyor, hayata küfrediyor, ağlıyor, anıları yok etmeye çabalıyor, içiyor, tanımadığı bir kadınla sevişiyor, erkekler ile vakit geçiriyor, yeni bir ilişkinin başlangıcı umudu ile kendini erkekler ve kadınlar ile görüşürken buluyor, yemek ile kendini oyalamaya çabalıyor, mastürbasyon yapıyor, saçını kestirip kendini yeni biri olarak doğurmaya çabalıyor ve tüm yalnızlığının içerisinde akıp giden hayatın içerisinde var olmaya çabalıyor. Aşkı yeniden bulan bu adam aşkın ritüelleri içerisinde gülüyor, ağlıyor, sevişiyor, seviyor, seviliyor ancak yeniden hayatın sen yalnızsın mottosu ile baş başa kalıp bütün ayrılık tekrarlarına geri dönüyor. İnsanın hayatının yalnızlık ve kelebekleri hissetme arasında gidip gelen döngüsünü muazzam bir şekilde aktaran kısa film Life’s a Bitch, hayatın tam da bu şekilde sonlanacağını; insanın bu döngüler içerisinde yalnız bir şekilde kapana kısıldığını gösteriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi