Haftanın kısa filmi Golden Kai Stänicke imzalı bir yaşam öyküsü. Kısa filmde altın olarak doğan bir çocukla karşılaşıyoruz. Bu altın çocuk çevresindeki toplumsal normları benimsemiş, tabular içerisinde varlığını sürdüren insanlardan farklı olduğunu görüyor, düşünüyor, hissediyor. Ancak her zaman bu farklılığın yüküne tek başına göğüs gerse de film bize yalnız olmadığını, yalnız olmadığımızı gösteriyor. Bu pazar da göklere haykıracağımız gibi ne yalnızız ne de yanlışız, alışın burdayız!

Orlando Katliamı ile Orta Doğu’da, Afrika’da görülen ve duyulan bağnaz şiddet eylemleri ve dünyanın her bir köşesinden yükselen aşağılayıcı, şiddetin kaynağı eril söylemler eşcinsel kimliği için hem hayati bir tehdit oluşturuyor hem de bireylerin psikolojileri için büyük bir savaş alanına dönüşüyor. Farklı doğmanın tanımı sadece bir aşk unsuru olmaktan çıkmış bir vaziyetteyken; erkek, beyaz, heteroseksüel, din ve tanrı inancı olan kapitalist bir doğa egemeni olmayan her insan farklılık sıfatını benliğinin önüne almak zorunda tutulmuş bir durumda. Modern toplum dediğimiz zincirlerini boğazımızda hissettiğimiz günümüz zamansallığında bu farklı sıfatı insanları yersiz yurtsuz bırakmaya çabalıyor ve bu yersiz yurtsuz bırakılmanın içerisinde farklı gözüyle bakılan insanların psikolojik savaşı yaratılmaya çabalanıyor. Zaten eylemsel ve sözlü savaşın yaşamın her anında karşılaşan bu farklılaştırılmış ve aslında buna mecbur bırakılmış insanlar bir de psikolojik savaş içerisine girdikleri anda hayatın kaygan bir zemininde kendilerini konumlandırıyorlar. Bu kaygan zemin içerisinde haftanın kısa filmi karşılıyor bizi ve eşcinsel olmanın metaforu olarak kullanılmış altın olarak doğma şiirselliği içerisinde kaygan zeminde yalnız olmadığımızı ve dayanışma ile beraber birbirimize sahip olduğumuzu gösteriyor.

Yalnız Doğmanın Yalnız Olmak Anlamına Gelmediği Farklılık: Golden

golden-filmloverss-1

Golden isimli kısa filmde bir çocuk altın olarak doğuyor ve çocukluk hayatı içerisine ailesiyle beraber mutlu gözüken bir hayatın içinden geçiyor ve okula başladığı zamanda yaşıtlarının içerisinde kendine bir ayna doğrulttuğunda farklılığın hissedilir bir boyuta geldiğini görüyor. Kısa filmin önemli noktalarından biri klişe olan ve belki de doğruluk payı olsa da kalıpların içerisine sokulmasına neden olan durumlar filmde yer almıyor. Eşcinsel olan birey ebeveynleriyle kötü bir ilişki içerisinde varlığını sürdürmüyor. Realitede his olarak açığa çıkan farklılık sinemanın büyüsüyle beraber büyülü bir metafora dönüşüyor. Toplumun kalıpları ve tabuları yüzünden farklı doğan diye tabirlenen her sıfatın kendini yalnız hissetmesi Golden’da da yer buluyor ve ana karakter kendini dünyada yalnız hissediyor, altın doğmanın yükünü her zaman sırtında taşıyor. Toplumsal normlar ve eril hükümler içerisinde eşcinsel bir birey olan çocuk bir gün başka altın bir çocuk görmesiyle dünyaya yeniden bakabilmeyi öğreniyor ve aslında kafasını kaldıramadığı toplumsal kalıplar yüzünden çevresindeki altın insanları göremediğinin farkına varıyor. Bu farkındalıkla beraber yalnız olmadığının bilincine ulaşan ana karakter, bizim için büyük bir anlam taşıyor. Yasaklanmalar içerisinden geçtiğimiz bu dönemde zaten toplumun kalıpları ve eril söylemleriyle beraber gelen şiddet açlığı üzerimizde varlığını hissettirirken bir de onur duyduğumuzun göstergesi olan yürüyüşün yasaklanmış olması hepimizi yalnız hissetmeye iterken haftanın kısa filmi sayesinde bir ağızdan bağırabileceğimiz bize gösteriyor, hatırlatıyor: “yalnız değiliz, alışın burdayız!”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi