Haftanın Kısa Filmi köşemizde bu hafta Will Lowell’in gizem ve gerilimle örülü Asphyxia filmini sizler için seçtik. 
Film karakterlerinin motivasyonlarının belirsizliği; korku, gizem ve gerilim türlerine ait birçok başarılı yapımların kullandığı bir yöntemdir. Hatta filmlerinde belirsizliği ve kuşkuyu fazlasıyla işleyen Alfred Hitchcock bunun en büyük örneklerinden biridir. Will Lowell‘in yönetmenliğini üstlendiği Asphyxia‘yı elbette Hitchock sinemasıyla kıyaslamayacağız. Fakat hikayesinde her ne kadar klişe kalıplardan kurtulamasa da işleyiş ve atmosfer olarak türün birçok başarılı örnekleriyle benzerlikleri olduğunu da pekala söyleyebiliriz.
Asphyxia; hayatlarını bir kenara bırakıp uçsuz bucaksız yollarda savrulan bir kadın ve bir erkeğin, yol kenarındaki köhne bir barda tanışmasını konu alıyor. Kadın, birilerinden para aşırabilmek için etrafına baktığı esnada barda yalnız başına oturan adamı görür ve yanına gider. Adamla ilk başta ilgilenmese de bir süre sonra hayatları hakkında konuşmaya başladıklarında aralarında bir çekim olur ve yakınlaşırlar. Hangi karakterin daha kötücül bir amaca sahip olduğu ise işin bu noktasında soru işaretine dönüşür.

Asphyxia: Karakterlerin Belirsizliği Ve Atmosferin Tekinsizliği İle İzleyiciyi Yakalayan Bir Gerilim

Filmin öyküsüne bakacak olursak; geçmişi belirsiz ve gizemli iki karakterin aralarındaki çekimi başarılı aktarabilse de finalindeki ters köşesiyle klişelerden kurtulabildiğini söyleyemeyiz. Fakat Aspyhxia’nın kalitesini esas yükselten daha çok yönetimi oluyor. Film; karakterler arasındaki diyaloglarla gizem duygusunu izleyiciye başarılı bir şekilde aktarabiliyorken en az hikayesi kadar karamsar bir atmosfere sahip olmasıyla da yaratılmak istenen gerilimi pekala üst seviyelere çıkarabiliyor.
Will Lowell, filmi çekmek için açtığı Kickstarter sayfasında Asphyxia filmini hazırlarken yaşadığı bir deneyimden ilham aldığını belirtiyor. Lowell, olayı şu şekilde anlatıyor: “Sabaha karşı saat 4 civarında kaldığım motelin odalarından birinde birinin çığlık attığını duydum. Avazı çıktığı kadar ‘Lütfen bunu yapmayın’ diye bağırıyordu. Bunun kötü giden bir uyuşturucu ticareti olduğunu ve birazdan birilerinin öldürüleceğini düşündüm. Hatta beni bile. Çünkü geriye tanık bırakmak olmaz. Çok korktum ve odamın ışığını bile yakmaya yeltenmedim. Kısa bir süre sonra polis arabaları gelmişti. Polis geldiğinde arabama atlayıp arkama bile bakmadan geldiğim yolu geri döndüm. Daha sonra ne olduğunu öğrenmek için moteli aradım. Odanın içindeki adamın şizofren olduğunu ve gördüğü hayaller üzerine çığlık attığını söylediler. Bu yolculuk sırasında aklımda bir şeyler yazmak yoktu ama bu olay Asphyxia filmi için bana ilham vermişti.
Lowell’ın yaşadığı bu gerçeklik ile filmi yan yana koyduğumuzda olay pekala biraz daha rahatsız edici olabiliyor aslında. Eğer hazırsanız sizleri Asphyxia filmi ile baş başa bırakalım. Herkese iyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi