Cannes Film Festivali’nde prömiyerini gerçekleştiren ve henüz vizyona girmeden adından söz ettirmeyi başaran Nicolas Winding Refn’in son filmi Neon Şeytan – The Neon Demon, 5 Ağustos’ta vizyonda olacak.

Pusher filmiyle 1996 yılında sinema dünyasına adım atan Danimarkalı yönetmen Nicolas Winding Refn’in merakla beklenen son filmi The Neon Demon’ın izleyiciyle buluşmasına sayılı günler kaldı. İlk gösterimini 69. Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren film; oyuncu kadrosuyla, fragmanlarıyla ve müzikleriyle aylardır sinemaseverlerin ilgi odağı olmayı başarmıştı zaten. Elle Fanning, Karl Glusamn, Bella Heathcote, Abbey Leei, Christina Hendricks ve Keanu Reeves’li kadrosuyla dikkatleri çeken The Neon Demon, Fanning’in hayat verdiği Jesse karakterinin model olarsak geldiği Los Angeles’ta kendisi gibi model olan ve güzellik uğruna her şeyi yapabilecek insanlardan oluşan bir grupta yaşadığı gizemli olayları konu alıyor. Özellikle kullandığı renklerle ve müziklerle filmlerini muazzam bir görsel şölene çeviren Refn’in imzasını taşıyan The Neon Demon, 5 Ağustos’ta M3 Film dağıtımıyla Fabula Films tarafından izleyiciyle buluşacak.

Kendine has tarzıyla beyazperdede etkileyici filmlere imza atan Nicolas Winding Refn’in son filmi The Neon Demon ile yarattığı gizemli ve gösterişli dünyayı merak ediyorsanız, filmle vizyonda buluşmadan önce sizin için derlediğimiz ‘Bu Hafta Sinemada The Neon Demon İzlemek İçin 10 Sebep’ listesine göz atmalısınız.

Bu Hafta Sinemada The Neon Demon İzlemek İçin 10 Sebep!

Nicolas Winding Refn

the-neon-demon-6-fiilmloverss

Sinema dünyasının kendine has yorumuyla dikkatleri çeken önemli yönetmenlerinden biri olan Nicolas Winding Refn, daha önce beyazperdeyle buluşan filmleriyle adından sıkça söz ettirmişti. Pusher filmiyle 90’lı yılların sonunda sinemaya merhaba diyen ve kendi evrenini yaratan Refn, merakla beklenen son filmi The Neon Demon ile vizyondaki yerini aldı. Refn sinemasından alışık olduğumuz; kan ve şiddet sahneleriyle dolu olan bir filmografinin ardından yönetmen The Neon Demon’da hayranlarını şaşırtarak, farklı bir yöntemle izleyiciyi germeyi ve ışıltılı sahnelerle vahşet duygusunu vermeyi başarıyor. Klasik bir Refn sinemasında gördüğümüz bol kanlı sahneler, yerini görkemli bir dünyada simlerin ışıltısına bırakıveriyor. Kandaki vahşet kokusunu görkemli ve ışıltılı moda dünyasına taşıyan yönetmen, insanın içinde hep var olan ve zamanı geldiğinde kendisini açığa vuran vahşete ve cinsel arzuya daha renkli bir maske takmayı tercih eder. Refn’in The Neon Demon’da yarattığı bu yansıma, oldukça göz alıcı hikaye yaratımıdır.

Elle Fanning

the-neon-demon-5-filmloverss (2)

Filmde kusursuz, doğal güzelliği simgeleyen Jesse karakterine hayat veren Elle Fanning; abartıya kaçmayan oyunculuğuyla film boyunca izleyiciyi büyülemeyi başarıyor. Moda dünyasının hırs dolu atmosferinde gerçekleşen hikaye, merkezine Fanning’in hayat verdiği Jesse’i alır. Elinde sadece dış güzelliğinin olduğuna inanan ve büyük umutlarla Los Angeles’a gelen Jesse’in narsizmin kuyusuna düşerek nasıl Neon Demon’a dönüşümünü etkileyici bir şekilde; sadece bakışlarıyla hissettiren Fanning’in olağanüstü bir performansı kuşkusuz ki The Neon Demon’ı izlemek için en önemli sebeplerden biri.

Filmin Etkilendikleri

the-neon-demon-1-filmloverss

Nicolas Winding Refn’in 16. yüzyılda yaşamış olan bakirelerin kanıyla banyo yapıp bu sayede genç kalacağını düşünen ünlü seri katil Elizabeth Bathory’den ilham alarak kaleme aldığı filmi The Neon Demon’ın hikayesini ele alırken sadece Bathory’den beslenmez. Çağdaş sanatın en önemli sanatçılarından biri olan, ışık renk ve alan kullanımı ile öne çıkan enstalasyonuyla dikkat çeken James Turrell, Nicolas Winding Refn’in The Neon Demon’da etkilendiği isimlerden biridir. Filmde yer alan mavi rengiyle bütünleştirdiği üçgen görüntüsü, tıpkı Turrell’in sağladığı mekan derinliğiyle izleyiciye yansıtmayı başarır. Yunan mitolojisine göre kendine aşık olan ve bu nedenle cezalandırılan tanrılardan biri olan Narcissus; narsizme adını vererek, ölümüne sebep olan ‘deredeki yansıması’ nedeniyle ‘su’ ile simgelenir. Filmde Refn de Fanning’in hayat verdiği karakter Jesse’i bu simgelerle tasvir etmeyi tercih eder. Jesse’in narsistik halini yansıtmak için yönetmen Elle Fanning’i mavi bir üçgenin içinde bir görüntüyle buluşturur. Bu sahneler; Yunan mitolojisi ile James Turrell enstalasyonunun minimalist bir birleşimidir.

Muazzam Bir Görsel Şölen

the-neon-demon-4-filmloverss

Zayıflıklarımızı ve tutkularımızı renklerle en saf haliyle hissettiren Nicolas Winding Refn, kendisini gelecekten gelen biri olarak tanımlarken; sinemanın aslında hayatı betimleyen en özgün yöntemlerden biri olduğunu göz alıcı sinematografisiyle bize yansıtır. Los Angeles’ın büyülü atmosferini, moda dünyasının mesafeli ve tedirgin edici havasını hissetmemizi sağlayan Refn, The Neon Demon’In çekimlerinde kullandığı açılarla olağanüstü bir seyirlik sunar. Filmde çoğu zaman kamera sabittir, Refn filminin sanki bir fotoğraf kitabını inceliyormuş hissi vermesini istemiş olsa ki; film boyunca kamera daha durgun hareketlerle çekimini sürdürür. Filmin görüntü yönetmeni Natasha Braier’in tabiriyle; bu durum Nicolas Winding Refn’in çalışmalarında yarattığı bir büyü, tıpkı bir şiir gibidir. Tek plan çekimleriyle bir hikayeyi anlatmayı seven yönetmen, geleneksel anlatının dışına çıkmayı ve görüntülerde yer verilmemiş noktaları, bazı boşlukları seyircinin doldurmasını ister. Refn’in bir söyleşisinde belirttiği gibi; böylece hikaye hem daha ilginç hem de heyecan verici olur.

Keanu Reeves

keanu-reeves-filmloverss

1990’lı yıllarda sinema dünyasına hem yüksek bütçeli filmlerle hem de bağımsız yapımlarla başarılı bir giriş yapan Keanu Reeves,  en önemli çıkışını Matrix’le yaparak başarısını ispat etmiş ve adını en önemli Hollywood yıldızları arasına yazdırmıştı. John Wick’in devam filmi hazırlığında olan Reeves, son olarak Nicolas Winding Refn imzalı The Neon Demon’da izleyici karşısına çıktı. Reeves, filmde oldukça tedirgin edici bir hostel sahibini canlandırıyor.

Kulaklarımızın Pasını Silen Soundtrack Albümü

the-neon-demon-9-filmloverss

Filmlerinde kullandığı ışık oyunları ve renklerle muazzam görsellere sahip bir filmografiye sahip olan Danimarkalı yönetmen Nicolas Winding Refn, bu unsurların yanında seçtiği müziklerle de sinemasını mükemmelleştirmeyi başarmıştır. Diğer birçok filminde olduğu gibi, son filmi The Neon Demon’da da gerilimin iliklerimize kadar hissedilmesini sağlayan muhteşem bir soundtrack listesiyle karşı karşıyayız. Cliff Martinez’in orijinal bestelerinin yanı sıra; Sia ve Sweet Tempest gibi isimlerin şarkılarının yer aldığı soundtrack listesine filmi izlemeden önce buradan ulaşabilirsiniz.

Kontrast Renkler

the-neon-demon-2-filmloverss (2)

Belirli duyguları tarif etmenin en etkili yollarından biri elbette ki renk kullanımıdır. Nicolas Winding Refn, The Neon Demon’da tıpkı diğer filmlerinde olduğu gibi bu yönteme oldukça sık başvurmayı tercih eder. Adeta renklerin karakteri olduğunu hissettiğimiz Refn sineması özellikle ana renkler üzerinden vermek istediği duyguları yansıtır; mesela ‘kırmızı’ genellikle tehlike, vahşet ve şehvetle imgelenirken; mavi daha çok masumiyeti ve doğallığı simgeler. Renk kontrastlarından fazlasıyla beslenen yönetmen, karakterlerin duygu geçişlerini yansıtabilmek adına mavi ve kırmızının yoğun bir şekilde hissedildiği sahnelere başvurur. Kelimelerin anlatamadığı duygu değişimlerini müziğin de katkısıyla, tamamen renklerle vermeyi başaran Refn sineması, The Neon Demon’la renk paletinin en göz alıcı tonlarıyla izleyiciyi buluşturur.

Kusursuz Senaryosu

the-neon-demon-10-filmloverss

Genel bir yargıda bulunmak gerekirse Nicolas Winding Refn’in filmlerinde her şeyi açıkça ortaya koymaktan her zaman uzak durduğunu söylemek yanlış olmaz. Refn sinemasında gördüğümüz şeyler hemen sindirilebilir veya anlaşılabilir sahneler olmaktan çok uzakta; bir sanat eserini okumaya benzer. 2013 yılında izleyiciyle buluşan Only God Forgives ile filmlerinde daha çok biçimsel güzelliğiyle öne çıkan yönetmen, son filmi The Neon Demon’da bu durumu bir adım daha ileri taşıyarak; dünyanın en plastik dünyasını yapay bir dil kullanarak anlatmayı tercih eder.

Kadın – Hayvani İç Güdü – Los Angeles

the-neon-demon-3-filmloverss

Hayvani iç güdüyle insani iç güdüyü seviştirerek; bu durumu kadını merkezine alan hikayesiyle izleyiciye yansıtan Nicolas Winding Refn, The Neon Demon’da narsizme varan güzellik takıntısı, kıskançlık, hırs gibi etmenleri bir nevi metaforik bir yaklaşımla yer verir. İnsanın özünden gelen normların yanından toplum tarafından öğretilmiş tutumları, bastırılmış hisleri ve dış güzelliğe olan hayranlığını ele alan yönetmen; bunların hepsini hayvani iç güdüyle insan arasında kurduğu bir köprüyle yapar. Güzellik uğruna yapılacak hamlelerin sınırlarının neler olabileceğini, güzellik algısının nasıl bir kana susamışlığa dönüşeceğini ve bir topluluğun farklı bir karakteri kendi hazları doğrultusunda nasıl yok edeceğini Los Angeles’ın görkemli atmosferiyle bütünleştiren yönetmen, The Neon Demon’da birçok insani hazzı hayvani dürtüyle izleyiciye yansıtır.

Yayınlanan İştah Açıcı Fragmanlar

the-neon-demon-8-filmloverss

Nicolas Winding Refn’in son filmi The Neon Demon, daha önce izleyicilerle paylaştığı muazzam fragmanlarıyla muhteşem sahnelerle buluşacağımızın sinyalini verirken, bizi meraklandıran konusuyla da filmin atmosferine dahil etmeyi başarmıştı. İlk kez FilmLoverss’ta sizinle buluşan bu iki yeni kliple ise; Jesse’nin kafasındaki Los Angeles algısına ve ‘güzellik’ kavramına olan bakış açısına araladığımız kapıyı kapatmadan daha önce filmin görüntü yönetmeni Natasha Braier’in filmde kırmızı rengiyle tasvir edildiğini dile getirdiği Ruby karakteriyle de tanışmayı ihmal etmiyoruz. O halde, Refn’in yarattığı gizemli dünyaya iki kısa kliple merhaba demeye ne dersiniz?


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi