Gerek beyazperdede, gerekse çizgi roman olarak kendi hayran kitlesini yaratan Günah Şehri serisinin ikinci filmi nihayet vizyondaki yerini alıyor. Devam filmi tam dokuz yıl sonra gelen bu seri, diğer çizgi roman uyarlamaları gibi bir blockbuster değil. Aksine bambaşka bir havaya sahip ve bu sebeple türünün tek örneği olarak gösterilebilir.

Hiçbir sakininin masum olmadığı yozlaşmış Basin Şehri, Roark ailesinin hüküm sürdüğü bir yerdir. Hiçbir sokağın güvenli olmadığı bu şehrin güvenlik güçleri de bu yozlaşmış sistemin merkezinde olduğundan, şehirde yaşayan herkes kendi kurallarına göre yaşamaya başlar. Şehrin en korkulan insanı olan Marv (Mickey Rourke) bulunduğu yerde kendi kurallarını hiç çekinmeden uygular. Dwight (Josh Brolin)’ın Ava (Eva Green)’e duyduğu engellenemez tutkunun yol açtığı olaylar şehirde birçok şeyi değiştirecektir.

Frank Miller, yarattığı serinin beyazperdeye uyarlanması sırasında yine kontrolü elinde tutuyor. Senaryosunu yine kendisinin yazdığı Günah Şehri: Uğruna Öldürülecek Kadın’ın yönetmen koltuğunda, tıpkı ilk filmde olduğu gibi, Robert Rodriguez ile birlikte oturuyorlar. Serinin yaratıcısının direksiyonda olmasının birçok faydası oldukça net bir biçimde filme yansıyor. Günah Şehri, hikayesinin işlenişinden, sinematografik anlayışına kadar birçok yerde özüne sadık kalarak, kendi evrenini kusursuza yakın bir şekilde yaratıyor.

Günah Şehri’nin neden türünün tek örneği olduğuna gelirsek; normalde bir çizgi roman beyazperdeye aktarılacağı zaman, yaşadığımız dünyaya uyarlanır. Fakat Günah Şehri, izleyicisini kendi alternatif evrenine dahil ediyor. Kendi kuralları ve kuralsızlığı içerisinde, yozlaşmanın başını alıp gittiği bu evren, orijinal bir sinematografi anlayışıyla işleniyor. Genel olarak siyaz-beyaz çekilen filmin en önemli unsurlarının başında da renkler geliyor. Renk kullanımını başka bir boyuta taşıyan Günah Şehri, bunu yaparak sahnelerin duygusal atmosferini somut hale getiriyor ve gerçek anlamda gözler önüne seriyor. Karakterlerine ayrı ayrı vakit ayıran ve ayrıntılı bir şekilde işleyen yapısıyla her anında dinamizmini koruyor. Film-noir teması ve gotik havasıyla yarattığı bu dinamizmini temelden besleyerek ortaya eşine zor rastlanır film çıkıyor.

Banliyöler ile varoşlardan, kent merkezine kadar birçok farklı sosyo-ekonomik yapıyı baz alarak çizdiği portreler ile takındığı politik tavrı, gayet ayarında bir aksiyonla anlatan Günah Şehri’nin en büyük başarısı da şüphesiz burada yatıyor. Beyazperdeye uyarlanırken yenilikçi bir bakış açısı benimsemesi de seriye kısa bir sürede sadık bir hayran kitlesi yarattı. Bütün bunları bir kefeye koyarsak bu hafta vizyona girecek filmler arasında en öne çıkan yapım olarak Günah Şehri’ni göstermek çok doğru olacaktır.

Gerek beyazperdede, gerekse çizgi roman olarak kendi hayran kitlesini yaratan Günah Şehri serisinin ikinci filmi nihayet vizyondaki yerini alıyor. Devam filmi tam dokuz yıl sonra gelen bu seri, diğer çizgi roman uyarlamaları gibi bir blockbuster değil. Aksine bambaşka bir havaya sahip ve bu sebeple türünün tek örneği olarak gösterilebilir. Hiçbir sakininin masum olmadığı yozlaşmış Basin Şehri, Roark ailesinin hüküm sürdüğü bir yerdir. Hiçbir sokağın güvenli olmadığı bu şehrin güvenlik güçleri de bu yozlaşmış sistemin merkezinde olduğundan, şehirde yaşayan herkes kendi kurallarına göre yaşamaya başlar. Şehrin en korkulan insanı olan Marv (Mickey Rourke) bulunduğu yerde kendi kurallarını hiç çekinmeden uygular. Dwight (Josh Brolin)’ın Ava (Eva Green)’e duyduğu engellenemez tutkunun yol açtığı olaylar şehirde birçok şeyi değiştirecektir. Frank Miller, yarattığı serinin beyazperdeye uyarlanması sırasında yine kontrolü elinde tutuyor. Senaryosunu yine kendisinin yazdığı Günah Şehri: Uğruna Öldürülecek Kadın’ın yönetmen koltuğunda, tıpkı ilk filmde olduğu gibi, Robert Rodriguez ile birlikte oturuyorlar. Serinin yaratıcısının direksiyonda olmasının birçok faydası oldukça net bir biçimde filme yansıyor. Günah Şehri, hikayesinin işlenişinden, sinematografik anlayışına kadar birçok yerde özüne sadık kalarak, kendi evrenini kusursuza yakın bir şekilde yaratıyor. Günah Şehri’nin neden türünün tek örneği olduğuna gelirsek; normalde bir çizgi roman beyazperdeye aktarılacağı zaman, yaşadığımız dünyaya uyarlanır. Fakat Günah Şehri, izleyicisini kendi alternatif evrenine dahil ediyor. Kendi kuralları ve kuralsızlığı içerisinde, yozlaşmanın başını alıp gittiği bu evren, orijinal bir sinematografi anlayışıyla işleniyor. Genel olarak siyaz-beyaz çekilen filmin en önemli unsurlarının başında da renkler geliyor. Renk kullanımını başka bir boyuta taşıyan Günah Şehri, bunu yaparak sahnelerin duygusal atmosferini somut hale getiriyor ve gerçek anlamda gözler önüne seriyor. Karakterlerine ayrı ayrı vakit ayıran ve ayrıntılı bir şekilde işleyen yapısıyla her anında dinamizmini koruyor. Film-noir teması ve gotik havasıyla yarattığı bu dinamizmini temelden besleyerek ortaya eşine zor rastlanır film çıkıyor. Banliyöler ile varoşlardan, kent merkezine kadar birçok farklı sosyo-ekonomik yapıyı baz alarak çizdiği portreler ile takındığı politik tavrı, gayet ayarında bir aksiyonla anlatan Günah Şehri’nin en büyük başarısı da şüphesiz burada yatıyor. Beyazperdeye uyarlanırken yenilikçi bir bakış açısı benimsemesi de seriye kısa bir sürede sadık bir hayran kitlesi yarattı. Bütün bunları bir kefeye koyarsak bu hafta vizyona girecek filmler arasında en öne çıkan yapım olarak Günah Şehri'ni göstermek çok doğru olacaktır.
Puan - 82 / 100

8.2

Banliyöler ile varoşlardan, kent merkezine kadar birçok farklı sosyo-ekonomik yapıyı baz alarak çizdiği portreler ile takındığı politik tavrı, gayet ayarında bir aksiyonla anlatan Günah Şehri’nin en büyük başarısı da şüphesiz burada yatıyor.

Kullanıcı Puanları: 4.18 ( 5 votes)
8
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi