Celine ve Jesse’yle ilk kez Gün Doğmadan (Before Sunrise) filminde tanıştık. Onlar da birbirleriyle ilk kez bu filmde tanıştılar zaten. Bir tren yolculuğu sırasında; tesadüfen karşılaşan bu iki genç; aniden verdikleri çılgın bir kararla geceyi birlikte geçirmek üzere Viyana’da trenden indiler. Jesse’nin uçağı ertesi gün sabahın erken bir saatinde kalkacak, Celine indiği trene tekrar binerek Fransa’ya doğru yoluna devam edecek ve birbirlerini bir daha hiç görmeyeceklerdi. Birlikte geçirmek için yalnızca bir günleri vardı. O günün hayatlarındaki en güzel gün olabileceğini ikisi de bilmiyordu.

Bu karşılaşmanın üstünden tam 9 sene geçti ve Gün Batmadan (Before Sunset) isimli devam filminde Celine ve Jesse çiftinin yolları bir kez daha kesişti. Celine yalnız ve mutsuzken; Jesse kötü bir evlilik yapmış, 2 çocuk sahibiydi. Celine ile geçirdikleri bir günü kaleme alarak ünlü bir yazar haline gelmiş ancak hep o hikayenin devamını yaşamanın hayalini kurmuştu. Jesse’nin kitabının Fransa’daki imza gününde karşılaştılar. Akşamüstü Fransa’dan ayrılacak olan Jesse ile Celine’in birlikte geçirebilecekleri bir günleri daha olmuş oldu böylece. Bu bir günün sonunda, o güne kadar kurmuş oldukları düzeni bozup, birbirleriyle yeni bir hayata başlamaları beklenebilir miydi?

9 yıl arayla çekilen iki filmden ilki; gençliğin vermiş olduğu enerjiyle, başlarını her buldukları deliğe sokan iki insanın hikayesini konu alıyor. Tempo, beklenilenin aksine oldukça düşük çünkü yönetmen Richard Linklater, basit bir romantik-komedi olarak çekilebilecek bu hikayeyi; uzun ve etkileyici diyaloglarla süsleyerek akılda kalıcı bir film ortaya koymayı tercih etmiş. İkinci filmde ise; temponun ilk filme oranla daha düşük olması bekleniyor çünkü “kahramanlar 9 yıl daha yaşlanmış, spontane yaşama özelliklerini kaybetmiş olmalılar” düşüncesiyle izleniliyor ancak yönetmen bir kez daha izleyiciyi şaşırtarak; filmin gündüz çekilmesini bir avantaj olarak kullanıyor ve tempoyu hiç düşürmüyor. İkinci film de, ilki gibi uzun ikili diyaloglarla geçiyor ancak Celine ve Jesse filmin başlarındaki olgun hallerinden zaman içerisinde sıyrılıp, 9 yıl önceki genç Celine ve Jesse’ye geri dönüyor, başlarını her buldukları deliğe sokmaya devam ediyorlar.

Filmler gerçeklik çizgisinden ayrılmıyor. Efsanevi bir aşktan ziyade, iki insanın birlikte geçirdiği iki güzel gün anlatılıyor. Kostüm, saç, makyaj en basit seviyede tutulmuş. Her şey son derece doğal.

Sadece iki karakter var, geri kalan herkes figüran. Oyuncuların az olması, her bir karakterle daha fazla ilgilenilmesine olanak sağlamış ve bu sayede oyuncular kusursuz bir iş çıkarmış. Bir diyalog filmi olduğunu düşünürsek; oldukça zor replikler kullanılmış ancak oyuncular; Ethan Hawke ve Julie Delpy doğallıklarını hiç kaybetmemişler.

Yönetmen Richard Linklater’ın Philedelphia’da Amy adında biriyle dolaşıp, uzun uzun sohbet ettikten sonra, çekmeye karar verdiği “Before Sunrise” filmi çok ilgi görünce, ikinci film olan “Before Sunset” filminin senaryosunun yazılmasına; Julie Delpy ve Ethan Hawke da yardımcı olmuş. Şimdi bu muhteşem üçlü, ikinci filmden tam 9 yıl sonra; bir başka şehirde, bir başka gün ile bizi tekrar büyülemeye hazırlanıyor. 2013 yılında vizyona girecek olan “Before Midnight” isimli üçüncü filmi sabırsızlıkla bekliyoruz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi