Bu yıl 36. İstanbul Film Festivali kapsamında 12. kez düzenlenecek olan Köprüde Buluşmalar’ın direktörü Gülin Üstün ile Köprüde Buluşmalar’ın gelişim süreci, katılımcılara verdikleri destekler ve Türkiye sinemasına sağladığı katkılar üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

 Söyleşi: Utku Ögetürk, Ecem Şen

Ecem Şen: Okuyucularımız elbette aşinadır ancak biz yine de Köprüde Buluşmalar’ın kuruluşundan başlamak istiyoruz. Bizlere kısaca Köprüde Buluşmalar’ın ortaya çıkış sürecinden bahsedebilir misiniz?

Gülin Üstün: Köprüde Buluşmalar, bundan tam 12 sene önce başladı. İlk zamanlar ben bir yapım şirketinde çalışıyordum. Bizim için ilk defa uluslararası oyuncularla ve kurumların başındaki profesyonellerle buluşma şansı yaratılmıştı. Reklam sektöründen geliyor olmam sebebiyle ben bu alanda kariyerimin henüz başındaydım. Bu ilk tanışma aşamalarında hepimizin elinde bir film, bir proje vardı. Bu elimizdeki film ve projeler için çok önemliydi çünkü, buluştuğumuz, tanıştığımız insanlar gerçekten bu konuda karar vericiydiler. Film fonlarından, festivallerden gelmiş önemli isimler vardı. Hepsini ilk defa burada gördük. O zaman KB ‘Paneller Serisi’  idi. Türkiye’den festivallere gitmiş filmlerin yönetmenleri, ortak yapımcılarla beraber panellere katıldılar; süreçlerini anlattılar. Dolasıyla anında öğrenmek, deneyimlemek, tanışmak hatta bütün bunların arkasından da kendi projelerimizle ilgili plan yapmak fırsatını ilk defa orada bulduk. Bu çok önemli bir deneyimdi. Çünkü aslında bunun için kalkıp festivallere gitmek gerekiyordu. Sanırım bu ilk tanışmalar, yeni başlayan herkesin gözünü açtı. Onun ardından yavaş yavaş kendimiz de işin içine girdikçe Köprüde Buluşmalar’a danışman olduk. Arkasından ortak yapım marketleri konusunda deneyim kazandık. “Burada böyle bir etkinlik yapılsa ne kadar şahane olur”, “Herkes bir şekilde bütçesini denkleştirebilirse marketlere gitmek ya da yurt dışındaki festivallere gidip de projelerini sunmaya çalışmak yerine ilk defa burada İstanbul’da bunu yapsa ne kadar büyük bir avantaj olur” diye düşündük. Bunu da küçük  adımlarla gerçekleştirdik. Bu doğrultuda atılan ilk  adım da ‘Film Geliştirme Atölyesi’ idi.

img_8692-kopya

Gülin Üstün

Utku Ögetürk: Siz de Köprüde Buluşmalar’la  bu sayede tanışmış oldunuz.

Gülin Üstün: Evet. Ben Reha Erdem’in projeleri için çalışıyordum. Hatta Cannes Film Festivali’ne o yıl Beş Vakit için gitmiştim. Market gösterimini yapmıştık. Bütün bunları deneyimleyip aynı zamanda Köprüde Buluşmalar’ın içinde danışman olarak yer aldıkça kendi deneyimlerimizi diğer arkadaşlarımızla beraber buraya nasıl yansıtabiliriz diye düşündük. Arkasından da tanıdığımız profesyonelleri İstanbul’a, KB’da yer almak üzere çağırdık. O zamanlar sanırım 12 ile 15 proje arasından proje seçiliyordu. Proje sunumları öncesinde eğitim yoktu. Fransız Kültür Merkezi’nde iki gün birebir proje sunumları yapılıyordu.

Utku Ögetürk: O zamanlar sadece sunum yapılıyordu. Herhangi bir atölye vs. yoktu.

Gülin Üstün: Evet, atölye yoktu o zaman. Hatta sanırım çeviri bile sağlamaya çalışıyorduk ya da İngilizce bilmeyenler çevirmenleriyle geliyordu. Sunum eğitimi vermiyorduk. Biz de aslında işi yaptıkça her sene, neler yapabiliriz diye düşündük. Danışmanlarla çalışmaya başladık. Yavaş yavaş atölyeleri geliştirdik.

Utku Ögetürk: Şu an iki farklı bölüm üzerinden ilerliyorsunuz. Film Geliştirme Atölyesi ve Work in Progress.

Gülin Üstün: Aslında, şöyle gelişti. Film Geliştirme Atölyesi en başında sadece proje sunumlarından ibaretti. Fakat bir-iki sene içerisinde proje sunumlarını daha da geliştirmek için ‘Proje Sunum Eğitimi’ vermeye başladık. Bunun çok büyük faydasını gördük. Sunumların kalitesi gerçekten yükseldi. Bunu bizim danışmanlarımız da dile getirdi. Arkasından son iki senedir düzenlediğimiz eğitimlere başladık. Bu eğitimlerde proje ekipleri ile senaryo, prodüksiyon, pazarlama ve sunum üzerine uluslararası eğitimciler ve danışmanlar ile çalışıyoruz. Şu anda da yapmaya çalıştığımız projelerin tamamlanmasının ardından festivale giden filmlerin kalitesini yükseltmek, başarısına katkıda bulunmak ve bütün bu süreç içerisinde filmin yönetmeni, yapımcısı ve senaristiyle beraber çalışmaya devam etmek. Work in Progress -yapım aşamasındaki filmleri sunduğumuz bölüm- ise yine bir ihtiyaçtan ortaya çıktı. Filmlerin bütçesi çok büyük olmuyor. Dolayısıyla filmin post prodüksiyon aşamasında bir tıkanma yaşanıyor. Ya süreç yavaşlıyor ya da film festivale seçiliyorsa bile yetiştirmek zor olabiliyor. Bir de bu filmlerin erken aşamalarda fark edilmesi hem filmin tamamlanması hem de festival yolculuğu konusunda büyük bir avantaj sağlıyor. Biz de Türkiye’den 5 tane yapımı devam eden, çekimini tamamlamış filmleri sunmaya başladık. Çok önemli gelişmeler oldu. ‘Sivas’ bu atölyede keşfedildi ve festival süreci başladı. Bu sene Berlin’de gösterilen ‘Kaygı’ aynı şekilde. Bunlar hep Work in Progress’ten gelen filmler. Yani toplamda şu anda Türkiye’den 10 proje ve 5 film sunuyoruz. Geçen süreç içinde şunu da fark ettik; projelerin desteklenmesi, bütçesini oluşturmak için ortak yapım yapılması gerekiyor. Bu ortak yapımlar çoğunlukla Almanya ve Fransa’dan ortaklarla gerçekleştiriliyor. İletişim ve iş birlikleri genellikle bu iki ülke ve diğer Avrupa ülkeleriyle sürmekte. Aslında şunu da fark ettik ki, komşu ülkelerden yapımcılar -Türkiye’den proje bakmaya gelen yapımcılar- kendi projeleriyle buraya gelmek istiyorlar. Çünkü burası artık kendini kanıtlamış bir market haline geldi. Aynı zamanda iş birliği yapmak istiyorlar. Biliyoruz ki komşu ülkelerdeki sinemacılarla hikayelerimiz ve dertlerimiz ortak. Dolayısıyla belki de dertlerimize beraber bir çözüm bulabiliriz. İş birliği yapmaya çalışırsak belki de birlikte hikaye anlatmayı denemeye başlayabiliriz.

kopru-istatistik-1

Başvurular ve Dağılımları

Utku Ögetürk: Komşu ülkeler derken hangi ülkelerden bahsediyorsunuz?

Gülin Üstün: Aslında haritaya baktık ve sınırın ötesindeki ülkelere çağrıda bulunduk. Başvuru çağrısı yapmadık ama orada tanıdığımız danışmanlarımız ve iş birliği yaptığımız kurumlarla görüştük. Bir takip etme ve öneri yöntemiyle projeleri sunmaya başladık. Bugüne kadar Yunanistan, Gürcistan, Bulgaristan, Kıbrıs, Suriye, İran ve Azerbaycan’dan projeler seçildi.

Ecem Şen:  Bu sene geçen seneye göre ‘Komşular’ bölümünde de ödül anlamında gelişmeler var, değil mi?

Gülin Üstün: Sinemacıları desteklemek amacı ile atölyelerin sonunda uluslararası jürinin kararı ile proje  ve filmlere nakit destek, senaryo geliştirme atölye bursu, ve  post-prodüksiyon ve dağıtımı içeren ödüller veriliyor. İlk uluslararası ödül Fransa Film Merkezi’nden geldi 10.000 € idi.   Bu yıl Film Geliştirme Atölyesi’nin ödülleri:

30.000 TL ‘Köprüde Buluşmalar Ödülü’

MFI  Akdeniz Film Enstitüsü’nün verdiği Yunanistan’da adalarında atölyelerde yapılan ‘Senaryo Geliştirme Atölyesi’ bursu

Melodika Ses Ödülü

Bu yıl ilk defa verilecek GeniusPark   ‘Görsel Efekt Ödülü’.

Work in Progress Atölyesi’nde ise Color Up Ödülü post prodüksiyon ödülü ilk defa verilecek. Başka Sinema Ödülü  3 yıldır verilmekte.

Bu sene Komşular bölümünde ilk defa uluslararası bir projeye Digiflame’in ödülü verilecek.

kopru-istatistik-2

Utku Ögetürk: Peki Türkiye – Almanya Fonu’ndan biraz bahsedebilir misiniz?

Gülin Üstün:  2011’de Meidenboard Berlin Brandenburg ve Hamburg Schlesswig Holstein Fonları’nın işbirliği  ve TC Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ile Türkiye – Almanya ortak yapımı proje geliştirme fonu başlatıldı. Bu fonun amacı Türkiye ve Almanya’ dan iki yapımcının bir araya gelip geliştirdiği bir projeye ilk desteği vermek ve ardından da bu süreci diğer projelerde yaptığımız  gibi, takip edip sonuçlanmasını sağlamaktı. Toplam 150.000 € bütçesi olan fon bugüne kadar 41 projeye verildi. Kız Kardeşler (Emin Alper) , Amerika Otobüsü (Derya Durmaz) ve Buğday (Semih Kaplanoğlu)  desteklenen projeler arasında bulunuyor.

Ecem Şen:  Peki, bir projeyi seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Gülin Üstün: Proje başvuru çağrısı çok detaylı bir şekilde hazırlandı. Yönetmen ve yapımcının deneyimine, varsa daha önceki işlerine, yaptığı kısa film ya da bizim talep ettiğimiz filmi anlatan bir video’ya bakıyoruz. Bu noktada kişinin o projeyi yapıp yapamayacağı konusunda fikir sahibi oluyoruz. Projenin orijinal olması, hikayesinin farklı bir bakış veya estetik öneriyor olması bizim için önemli. Eğer aldığı bir destek varsa -bu destek bizim için şart değil- bu olumlu bir puan olabiliyor. Ekibin inandırıcılığı ve beraber çalışmaları  açısından projeyi yapabileceklerine inanmamız, hikayenin orijinalliği bizim için en önemli faktörler arasında yer alıyor.

kopru-istatistik-4

Destekli Başvurular

Utku Ögetürk:  Yanlış hatırlamıyorsam ‘Tür filmleri de gelsin’ şeklinde bir açıklama yaptığınızı biliyorum.

Gülin Üstün: İlk başlarda şunu fark ettik ki tür sineması, çocuk filmleri, komediler, romantik komediler bizim seçkimizin dışında kalıyor. Hatta başvuru bile gelmiyor.

Utku Ögetürk:  Psikolojik gerilimi de ekleyebilir miyiz?

Gülin Üstün: Evet ekleyebiliriz. Aldığımız ve seçtiğimiz başvurulardan çok memnunuz ama çeşitlilik her zaman bir seçkiyi daha cazip kılabilir. Ayrıca biz de merak ediyorduk başka neler gelebilir diye,  örneğin belgesel projeleri eskiden yoktu. Çağrının içerisinde bahsediliyor olsa bile altını çizmediğimiz için belki de daha yüksek sesle dile getirmediğimiz için belgesel projesi veya belgesel filmi atölyelerde yoktu. Sesimizi bu konuda yükselttik ve sonuç çok olumlu oldu. Hem tür sinemasından örneklerle karşılaştık hem de çeşitlilik arttı. Bizim de bu çağrımız üzerine son üç-dört senedir daha zengin bir seçkisi olduğunu düşünüyoruz Köprüde Buluşmalar’ın.

Ecem Şen:  Son dönemde “festival filmi” gibi bir şablon yaratıldığı için insanlar ‘Bir komedi filmi zaten seçilmez.’ algısına kapılıyor ve filmlerini yollamıyor olabilirler mi?

Gülin Üstün: Evet belki de bu algıyı biz yaratmıştık ama şu anda öyle bir durum yok. Esas bizim istediğimiz şey iyi sinema olabilecek, kendisini iyi anlatan projeler; bunu yapabilecek ekiplerle tanışmak ve karşılaşmak bizi çok heyecanlandırıyor. Özellikle verdiğimiz eğitimde bir araya gelerek beraber çalışmak bizim için en keyifli anlardan bir tanesi oldu. Çünkü bu birlikte çalışma deneyimi devam ediyor, böylelikle iletişim de sürekli hale geliyor. Bu bizim sektör için aslında çok önemli bir gelişme. Çünkü birbirimize destek olarak beraber çalışarak bu filmleri yapacağız.

kopru-istatistik-5

Başvuruların Türlere Göre Dağılımı

Utku Ögetürk: Sonraki sorulara geçmeden önce ben bununla ilgili bir şey eklemek istiyorum aslında. Şimdi bahsettiğinizden yola çıkacak olursam Köprüde Buluşmalar aslında bir marka oldu. İyi çıkan, festivallerde yarışan filmlere baktığımız zaman bir şekilde mutlaka Köprüde Buluşmalar ile temas ettiğini görüyoruz. Sizin de bahsettiğiniz “bu komedi filmi de olsun tür filmleri olsun görelim neler çıkarabiliyoruz” kısmının çok önemli olduğunu düşünüyorum çünkü bir yerden sonra bizim de iyi bir sinema inşa edebilmemizin ilk adımlarını atıyor Köprüde Buluşmalar. Mesela Komşular’dan bahsettik az önce Yunan ya da Romen Yeni Dalgası’na baktığımız zaman onlar yeni bir jenerasyon yakaladılar ve iyi filmler çıkarıyorlar. Sanki Türkiye’de bunu oluşturabilecek kurum bana Köprüde Buluşmalar gibi geliyor.

Gülin Üstün: Ne kadar güzel bir şey söylüyorsunuz. Umarım öyledir. Biz biraz iç güdülerimizle hareket ettik. Bir de neler oluyor neler bitiyor, başka marketlerde ne gibi işler var, etrafımıza baktık hep. Sonuçta bu bir akım aynı zamanda. Belli ülkelerin sineması belli zamanlarda öne çıkıyor ya da belli türler çok konuşulmaya başlanıyor. Son birkaç yıldır sizin de dikkatinizi çekmiştir, benim gittiğim bütün eğitim programlarındaki projeler arasında; marketlerde veya festival seçkilerinde tür sineması öne çıktı. Neden? Çünkü seyirciye ulaşmaya çalışıyoruz. Seyirciyi nerede yakalarız, nasıl ilgisini çekeriz ki sinemaya gelsin, filmleri izlesin bunun peşindeyiz.

Utku Ögetürk: Son dönemlerde sanat filmi dediğimiz zaman aslında “seyirciden uzaklaşan film” algısı oluşmaya başladı. Oysa yakalanması gereken seyirci değil mi?

Gülin Üstün: Evet. Bunu da düşünüyoruz ve üzerine çalışmalar yapıyoruz. O yüzden pazarlama ve dağıtım konusu bizim eğitimlerimiz arasından yer alıyor.  İş birliği yaptığımız birçok uluslararası kurum var; onlarla beraber konuşuyoruz. Ortak yapım marketlerini sorguluyoruz. Var oluşumuzla ilgili zor soruları önce kendimize soruyoruz ve hem sinemacılara hem sektöre hem de kendi oluşumumuza nasıl faydalı olabiliriz diye her sene kendimizi yenilemeye çalışıyoruz elbette. Bunun için de birbirimizle ve sinemacılarla konuşmamız gerekiyor. Dolayısıyla yaptığımız eğitimler, buluşmalar, konuşmalar bizim için çok önemli. Çünkü biz öncelikle sinemacılara bir servis veriyoruz. Dolaylı da olsa sonrasında da izleyiciye servis veriyoruz. Bunu da düşünmek gerekiyor. Eğer el birliğiyle çalışırsak daha da geliştireceğimize inanıyorum. Çünkü bizim atölyemize katılmış yönetmen ve yapımcılar bugün atölyelerimizde eğitmen olarak da bizimle beraber çalışıyorlar. Yani deneyimlerimizi de beraber paylaşıyoruz.

Utku Ögetürk: Ben yeri gelmişken son bir şey daha eklemek istiyorum araya. Biz FilmLoverss olarak Köprüde Buluşmalar ile ilgili paylaşım yaptığımızda birkaç kez şöyle okur yorumları aldık: Biz zaten bunları doldurabilsek, bu kadar şey hazırlayabilsek filmi de çekeriz… Aslında bunlar bizim zaten yıllardır yapıyor olmamız gereken şeyler. İnsanların filmlerini daha çekim aşamasında anlatabilmeleri gerekiyor ama bu noktada filmlerini anlatırken bile zorlandıklarını görüyoruz. Sizin başvuru aşaması ile ilgili ne gibi önerileriniz olabilir?

Gülin Üstün: KB’a 100’ün üzerinde başvuru alıyoruz. Metinden projeyi en iyi şekilde anlamak ve ekibi tanıyabilmek için başvuruyu detaylandırdık.

Projelerle her sene seçkinin hemen ardından bir araya geliyoruz. 10 projenin de ekibi ile buluşuyoruz. Onlardan iki üç cümleyle kendilerini ve filmlerini tanıtmalarını istiyoruz. Bu çok iyi bir egzersiz. O an ilk defa bir kalabalığın içerisinde filmi anlatma deneyimi yaşanacağından dolayı  doğal bir heyecan oluyor. Tüm ekipler “İlk defa böyle bir şey yaptım. Çok iyi oldu bu, biraz daha geliştirmeliyim.” yorumunu  yapıyor.. Çünkü bu herkesin kendi projesini daha iyi anlamasını sağlıyor sonunda  bu egzersiz ile sunumlarını yavaş yavaş geliştirmeye başlıyorlar. Çünkü bu uzun bir süreç ve  bu sürecin içinde projenizi defalarca farklı insanlara –çünkü kimi yatırımcı olacak, kimi satış şirketi veya televizyon veya ortak yapımcı- farklı hedeflere farklı şekilde anlatmanız gerekiyor. Bunun için çok zamanımız yok ve binlerce  proje var. Bunların arasından öne çıkmak için de bizim üzerimize düşen görev, ekipleri olabilecekleri en üst seviyeye getirmeyi hedeflemek. Bunu bir antrenör veya sporcu ilişkisi gibi de düşünebilirsiniz. Kimsenin uzun süre okuyacak, sonra bir daha okuyacak, sonra soru  soracak vakti yok. Anlamazsa geçer gider. Aslında başvuruda bu egzersizi yaptırmaya başlamanın şöyle bir katkısı oluyor, buraya geldiklerinde bir adım öne çıkmış durumda oluyorlar. Çünkü bu çalışma kendilerinin projeye daha yakın, daha aşina olmalarını sağlıyor daha güvenle anlatmaya başlıyorlar. Buna inanıyorum çünkü ben de  projeleri tek başıma sunuyordum  bu çalışmanın işe yaradığını deneyimledim.

Ecem Şen: Bir röportajınızda seçkideki kadın-erkek dağılımına kadar birçok hususa dikkat ettiğinizden bahsediyorsunuz ki çok kıymetli, böyle bir dağılıma dikkat ediyor olmanız.

Gülin Üstün: Şöyle, ilk başta çalışmaya başladığımda kadın yönetmen sayısı çok azdı seçkide.  Erkek yönetmenlerin sayısı daha fazla idi. Son yıllarda kadın yönetmen sayısının artması bizi mutlu ediyor. Hatta uluslararası konuklarla, proje seçkisini paylaşırken bunu metinde de kullandık. “Bu sene ilk defa seçkide 5 tane kadın yönetmen var.” diye. Hatta o sene kadın yönetmenlerin çoğunluğu ödül de aldı. Kadın yapımcı sayısı da arttı, çünkü eğitim programlarıyla iş birliği yaptık. Teşvik ettik, kendi aldığımız eğitimlerdeki deneyimlerimizi paylaştık. Bu eğitim programlarının Türkiye’deki filmcilere daha yakın bakmaları konusunda çabaladık . Mesela şu anda EAVE eğitim programına her sene Türkiye’den bir ya da iki yapımcı katılıyor.

kopru-istatistik-3

Kadın Erkek Dağılımı

Utku Ögetürk: Bir filmin size başvurduktan sonraki festivale  kadar geçirdiği süreç nasıl işliyor? Toplamda aşağı yukarı kaç yıla denk geliyor bir filmin sonuca ulaşması?

Gülin Üstün: 1- 2 yıl diyebiliriz.

Utku Ögetürk: Proje açısından bakmak gerekirse?

Gülin Üstün: Proje aşamasından  2 – 7 yıl denebilir. Eğer hiç bir destek alamadıysa o proje ve yurt dışından ya da başka  desteklerle tamamladıysa çok uzun sürebiliyor filmin tamamlanması.

Ecem Şen: Sağlanan fondan sonra filmin geçirdiği sürecin takibini yapmaya devam ediyor musunuz?

Gülin Üstün: KB’nin projeleri ile  bir data oluşturuldu. Ekipler ile iletişim halinde olmaya çalışıyoruz ve gelişmeleri takip ediyoruz.  Amacımız her zaman ilişkiyi sürdürmek. Biz buradayız, projelerin çoğu da Türkiye’ den. Dolayısıyla her aşamada konuşuyoruz ve projelerin de hangi aşamada olduklarını bildiğimiz için, gittiğimiz yerlerde marketlere veya festivallere önerebiliyoruz. Seçki yaparken marketler ve festivaller de ile iletişimimiz devam ediyor.

Utku Ögetürk: Son olarak, filmlere sadece fon sağlamak değil ayrıca birçok konuda destek veriyorsunuz. Şimdi bir de Başka Sinema ödülü veriyorsunuz.  Bu ödül ne gibi bir katkı sağlıyor?

Gülin Üstün: Atölyeden çıkan filmlerin seyirciyle buluşma pencereleri çok sınırlı oluyor.  Dolayısıyla Başka Sinema çok önemli bir oluşum bu filmler için. Seyirciyle buluşmasını sağlıyor. Yeni bir bir dağıtım modeli olduğunu düşünüyoruz ve destekliyoruz.

Utku Ögetürk: Çok teşekkür ederiz.

Gülin Üstün: Ben teşekkür ederim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi