Türkiye sinemasının Canım Kardeşim, Süt Kardeşler gibi birbirinden güzel ve zaman geçse de değerini kaybetmeyen, tekrar tekrar izlenen filmlerinin yönetmenliğini yapmış Ertem Eğilmez’in yine izlenildiğinde ilaç gibi gelen ünlü filmi Gülen Gözler, bu hafta Yeşilçam Sokağı’ndan geçiyor. Dönemin en ünlü isimlerinin yer aldığı filmin senaristliğini  Ahmet Üstel ile 200’e yakın senaryosuyla Türkiye sinemasına büyük katkı sağlayan Sadık Şendil üstleniyor. Münir Özkül, Şener Şen, Adile Naşit, Müjde Ar, Ayşen Gruda gibi bir döneme hatta izleyicilerin hayatına damga vurmuş isimler, oldukça keyifli bir hikayeye hep birlikte hayat veriyor.

Yaşar Usta (Münir Özkul), erkek çocuk beklentisiyle sahip olduğu beş kız çocuğuna “bu sefer erkek olacak” diyerek Nusret, İsmet, Fikret, Nedret gibi isimler koymuştur. Bir inşaat ustası olan Yaşar Usta, karısı Nezaket (Adile Naşit) ile oldukça basit, her şeyin ortada olduğu bir hayat sürdüğünü sanmaktadır. Ancak Nezaket çoğu kez kızlarının üzülmesine dayanamadığından onlarla birlik olup, Yaşar Usta’nın arkasından türlü işler çevirir. Bu noktada Adile Naşit’i genel anlamda alıştığımız “Adile teyze ve kuzucukları” yaklaşımından daha farklı bir karakterle görürüz. Tabi Adile Naşit’in üzerine yapışan teyze/anne rollerinden kurtulduğu en önemli filmlerden biri olan Ah Nerede filmini de unutmamak gerek. Ah Nerede filminde canlandırdığı evlilik meraklısı Huriye’nin Ferit’e (Tarık Akan) oyun oynayıp onu yatağa attığı sahneyi de es geçmeden, Adile Naşit’in en güzel rollerinden birine ev sahipliği yapar.

Hayatlarında sevdikleri erkekler bulunan ve onlarla evlenmek isteyen İsmet, Fikret ve Nedret’ten en şanssız olanı kuşkusuz Fikret’tir. Vecihi ile yıldızı bir türlü barışmayan Yaşar Usta kızının Vecihi ile evlenme isteğine inatla engel olur. Komedinin en saf ve en yoğun halinin de Yaşar Usta – Vecihi çatışmasından çıktığı Gülen Gözler filminde izleyici ön planda evlilik ve bir ailenin maddi sorunlarını izlerken arka planda – aslında hiç de arka planda bırakılmadan verilen- bir sistem eleştirisi bulmaktadır.

Gülen Gözler: Para ve İnsanlığın Çatışması

Genel anlamda iyinin mutlak iyi, kötünün mutlak kötü olduğu Yeşilçam filmlerinde Yaşar Usta ne kadar iyiyse karşısında konumlandırılan Yunus (Nejat Gürçen) da o denli kötüdür. Bir müteahhit olan Yunus ile Yaşar Usta’nın arkadaşlıkları, repliklerden anlaşıldığı kadarıyla eskiye dayanmaktadır. Ancak Yunus, yaptığı evlerin güvenliği ve sağlamlığından önce parayı düşündüğü için malzemeden çalan bir müteahhittir. Bu kurnaz yapısı ve paraya verdiği öncelik sebebiyle maddi olarak Yaşar Usta’dan çok önde görünen Yunus’un insanlık bakımından ne kadar geride olduğu da film boyunca izleyiciye yansıtılır.

Aslında hem tüm ailesi hem de Yunus kendilerince çeşitli yalanlar söylemektedir; iki tarafın da yalan söylemesine rağmen bu oyunlar Yaşar Usta’nın ailesini kötü yapmaz. Çünkü Ertem Eğilmez’in bakışından sunulan bu aile tasvirinde bireyler, yalanların özünde birbirlerinin iyiliğini düşünmektedir. Yine de yaratılan tüm bu kargaşanın sonucunda Nezaket, Yunus ile karşı karşıya gelip ondan borç istemek durumunda kalır. Yaşar Usta’nın hayatı boyunca karşı durduğu her şeyin bu şekilde bir araya gelişi aileyi adeta yıkıma sürükler.  Yine de birbirine güçlü bağlarla bağlı olan bu sevgi dolu aile mutlu son ile yeniden bir araya gelir.

Yaşar Usta ve ailesi, insanlığı aynı zamanda naifliği temsil ederken; Yunus paranın gücünü ve bu gücün kötücüllüğünü temsil eder. İki tarafın karşı karşıya geldiği bu çatışmanın sonucunda kazanan ise insanlık olacaktır. Ancak bu kazanım Yunus’un dibe batmasıyla gerçekleşir, yani aslında bu değişimi mutlak bir iyiliğe dönüş olarak nitelendirmek çok da doğru olmayacaktır. Öyleyse iyi insanlar parası olmadığı için mi iyidir ya da iyi olmak zorunda mı bırakılmışlardır? Yeşilçam’ın fakir ama mutlu, zengin ve kötü mesajlarının yüzeysel kalması sebebiyle bu varsayım da tartışmaya açılabilir. Yine de durmaksızın film üreten o yılların sinemasının bazı özel yönetmenler ve filmleri vasıtasıyla toplumu ileriye taşıyacak mesajlar verdiği de bir gerçek.

Filmin komedisini oluşturan en önemli unsur kesinlikle Münir Özkul ve Şener Şen arasında geçen atışmalardır. Fikret’inden asla vazgeçmeyen pilot Vecihi karakteri şüphesiz Türkiye sinemasına damgasını vurmuş karakterlerden biridir. İzleyeni her seferinde güldürmeyi başaran bu Yaşar Usta – Vecihi çatışması, bugün hala komedi dozu ayarlanamayan son dönem filmlerine bir ders niteliği taşımaktadır. Yaşar ustanın Vecihi’yi sürekli görmezden gelip reddetmesi, Vecihi’nin kararlılığıyla bir araya gelince filmin sıcak ve samimi atmosferini bir kez daha şekillendiriyor.

Dönemin en gözde oyuncularını bir araya getiren Gülen Gözler, bugün böylesine kalabalık ve ünlü bir kadrodan bekleyeceğimiz -olası-hayal kırıklığının aksine, hiçbir oyuncunun birbirinin önüne geçme çabasının göze batmadığı, aynı değerde ve başarıda oyunculuklar ortaya koyabildikleri sinemamızın ender rastlanan örneklerinden biri olarak tekrar tekrar izlenmeyi hak ediyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi