Pan’s Labyrinth ve Hellboy gibi fantastik yapımlardan aşina olduğumuz, son olarak Crimson Peak ile karşımıza çıkan Guillermo Del Toro, Twitter hesabından David Fincher’ın 2007 yılında yönettiği Zodiac filminden övgüyle bahsetti. 

Bildiğiniz üzere David Fincher imzalı Zodiac, 60’lı ve 70’li yıllarda işlediği cinayetleri gazetecilere yolladığı şifreli mektuplarla tutkulu bir oyun haline getiren bir seri katil ve bu cinayetleri aydınlatmaya çalışan üç gazetecinin hikayesini anlatıyor. Jake Gyllenhaal, Robert Downey Jr. ve Mark Ruffalo’dan oluşan oyuncu kadrosuyla izleyenleri mest eden film, politik karikatürist Robert Greysmith’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan gerçek bir hikaye.

İlk bakışta sıradan bir polisiye-gerilim beklentisi yaratan Zodiac, bir suçlunun nasıl tanımlandığını ve bir cinayetin nasıl anlamlandırıldığını sorgulama yolunu güdüyor. Bu noktada film; cinayetleri işleyen kişiyi mahkum değil, seri katili bulmayı saplantı haline getiren ve bu uğurda hayatlarını tüketen üç gazeteciyi mahkum konumuna düşürüyor. Filmdeki olaylarıı ele alış şekliyle Fincher, izleyiciyi adeta çekici bir oyunun içine davet ediyor.

Guillermo Del Toro:  Zodiac Fincher’ın Şimdiye Kadar Yapmış Olduğu En İyi Film

Pan’s Labyrinth, Hellboy gibi filmleri sinemaya kazandıran usta yönetmen Guillermo Del Toro, 10 yıl önce bu zamanlarda gösterime giren Zodiac filmine övgüler yağdırdı. Geçtiğimiz günlerde Twitter hesabından yaptığı açıklamayla düşüncelerini dile getiren Del Toro, filmin Fincher’ın şimdiye kadar yapmış olduğu en iyi film olduğunu söyledi.

zodiac-filmloverss

Guillermo Del Toro, düşüncelerini dile getirdiği Zodiac için şunları söyledi:

Her güzel film, pek çok düzeyde kendini gösterir. Bazıları belirgindir: dramaturji (yazı, konu, karakter, yapı), hikaye anlatım araçları olarak görüntü işçiliği ve ses, sahneleme/düzenleme ve oyunculuk… Ancak o zaman gerçekten harika filmler daha derin köklere sahip olur. ‘Zodiac’ söz konusu olduğunda ise tüm bu biçimsel ögeler yarı-hipnotik bir hale gelir. Sizi farklı bir dünyaya salıverir, gerçek olanı alır ve onu sembolik yapar. Sizi, her şeyi daha derin bir seviyede işleyen trans-benzeri bir duruma sokar. Ekrandaki TÜM hareketler eşit derecede önem kazanır ve bu son derece zorlayıcıdır. Bununla ne demek istiyorum: Pür dikkat bir şekilde, bir akşam yemeği manzarası ya da gergin bir bodrum arama sahnesi seyrediyorsunuz.

Film bütünüyle “bir parçadır”. Sinematik mekan ve gerçekliğin bir birlikteliğidir. Bütün bireysel unsurları aşar ve böylece kırılmaz hale gelirler. Nadir görülen katmanlarda yalnızca birkaç film vardır. Son zamanlarda izlediğim No Country For Old Men filmi de bunlardan biri. Bu filmler bir buzdağıdır. Teknik/anlatı kazanımları niceliksel niteliktedir ancak bunların büyük bir çoğunluğu su altındadır ve film yapımcısının kimliğinin kökeni ile manevi /inanç bağlantısı vardır. Diğer bir deyişle, film yapımcısının titiz olmayan inancı tarafından devam ettirilir. Fincher ile aynı jenerasyondan biri olarak şunu söyleyebilirim ki ‘Zodyak Cinayetleri’ sadece haberlerden ibaret değildi. Bütün bir çağın karnını biraz kristalleştirdiler. Bu ustalıklı film de öyle.

Bu sözlerden anlaşıldığı üzere Guillermo Del Toro, Zodiac’ı izlemeyi çok seviyor. Hatta söylediğine göre yılda en az iki kez filmi izliyor. Filmleriyle izleyicisini farklı dünyaların içine sürükleyen, işini ince eleyip sık dokuyan ve izleyicinin aklına kazınan yapımlara imza atan nadir yönetmenlerden biri Del Toro. Tıpkı David Fincher gibi. Bu bağlamda Del Toro’nun, sinemasını oluştururken David Fincher’dan etkinlendiğini söylersek sanırım yanılmış olmayız. Yaptığı bu övgüyle de Del Toro, hem o çok sevdiği filme hem de David Fincher’a saygı duruşunda bulunuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi