Kimi filmleri izlerken kendimizi bir izleyici olarak değil de özel bir dedektifmişiz ve çok özel bir cinayet dosyası üzerinde titizlikle çalışıyormuşuz gibi hissederiz. Cinayet filmlerinde şüphelilerin fotoğraflarını yan yana koyup, altına isimlerini ve o kişilerle ilgili önemli bilgileri yazan; ardından bu şüpheli kişilerin birbirleriyle kesişen noktalarını ortaya çıkaran dedektifler gibi tamamlamaya çalışırız puzzle parçalarını. Bu süreçte çoğu zaman kafamız karışır, olaylar bizi beklenmedik yerlere götürür ama yine de olayı çözmek için zihnimizi hep açık tutar ve gözlerimizi bir saniye bile ayırmak istemeyiz. İşte Gizli Kusur (Inherent Vice) tam olarak böyle bir film. Takip etmesi kimi zaman oldukça zorlaşan, ne anlatmaya çalıştığı muğlak; ama aslında bir şey anlatıp anlatmak istemediği de meçhul olan bir yapım. Cevabını bulmaya çalıştığınız bir sorunun cevabını bulduğunuzda, bu cevabın aslında çok da önemli olmadığını anlamak gibi.

Gizli Kusur, Paul Thomas Anderson’un yedinci uzun metrajı. Boogie Nights, There Will Be Blood, The Master gibi filmleriyle yönetmenlik başarısını ortaya koymuş ve kendine özel bir izleyici kitlesi de yaratmış olan Paul Thomas Anderson, Gizli Kusur’da adeta yönetmenlik dersi veriyor.  1970’li yılların California’sında geçen Gizli Kusur, Amerikan edebiyatının yeni James Joyce’u olarak ilan edilen postmodern yazar Thomas Pynchon’un aynı adlı eserinden bir uyarlama. (Kitabın ülkemizde yayınlama aşamasında olduğunu da ek bir not olarak düşmek gerekir.) Saykodelik atmosferini film boyunca izleyiciye de yaşatan Gizli Kusur’da yok yok: Uyuşturucu, hippiler, özgür seks, neo-naziler, siyah panterler, Nixon ve Charlie Manson göndermeleri, Aryan kardeşliği…

Bunca konuyu bir araya getirerek aynı potada eritmeyi başaran Gizli Kusur’un konusunu kısaca özetleyecek olursak: 1970’li yılların hemen başında California’da özel dedektiflik yapan Larry ‘Doc’ Sportello (Joaquin Phoenix) bir gün karşısında eski kız arkadaşı Shasta (Katherine Waterston)’yı bulur. Shasta Doc’a, emlak zengini yeni sevgilisine karşı düzenlenecek gizli bir komplodan haberdar olduğunu söyleyerek, bu konuda kendisine yardım etmesini ister. Davayı kabul eden Doc olayların iç yüzünü deştikçe, işler çok daha karmaşık bir hal alacaktır. Davayla ilgili önemli rollere sahip olduğunu düşündüğü kişilere yaklaştıkça, o kişilerin öldüğü haberini alır ve ne zaman gizli bir işe kalkışsa tepesinde biten cinayet masası dedektifi ‘Kocaayak’ Bjornsen ( Josh Brolin) tarafından baş şüpheli olarak ilan edilir. Üstüne üstlük bu yolda karşısına çıkan bir saksofon cambazı ve eski eroin müptelası olan Coy (Owen Wilson)’un kimi gizler tarikatlar tarafından muhbir olarak kullanılması, Doc’u Altın Diş isimli bir gizli örgüte ve özel bir rehabilitasyon merkezine yönlendirecektir.

Gizli Kusur’da yer alan her karakterin gizli bir kusuru vardır; fakat filmin referansta bulunduğu bu gizli kusur tek bir karaktere yüklenmiştir. Filme ismini veren bu sözcüğün aslında denizcilik hukukuyla ilgili bir terim olduğunu belirtmek gerekir. Gizli kusur, malların kalitesine atıfta bulunan ve o malların doğasından gelen gizli bir kusur sebebiyle sigortalanmalarını zorlaştıran anlamına gelmektedir. Örneğin; kargonuzun içinde yumurta varsa normal bir poliçe yumurtaların kırılmasını kapsamaz. Çünkü kırılma yumurtanın doğasından gelmektedir. Filmin tam olarak bu noktada, metafiziksel göndermeler yaparak, insanoğlunun işlediği ‘ilk günah’a önemli atıflarda bulunduğunu belirtmek gerekir.

Gizli Kusur filmi boyunca karşımıza çıkan tüm semboller, kavramlar, göndermeler bizleri aslında tek bir kusura yönlendiriyor. Filmin en eleştirel yanına oluşturan bu kısım Paul Thomas Anderson’un da kendi ülkesiyle ilgili en takıntılı olduğu ve tarihin köklerini kazımaya çalıştığı noktalar. Amerika’yı Amerika yapan ve sermaye-din ilişkisini anlatmaya çalıştığı filmleri Kan Dökülecek ve The Master’dan sonra Gizli Kusur da, önceki iki filmi epizodik bir biçimde takip edecek şekilde 1970’li yılların Amerika’sını, uyuşturucu kartellerini, Vietnam Savaşı’nın çıkmasını isteyen gizli güçleri, dini tarikatleri ve tüm bu grupların içinde kafası sürekli dumanlı olduğu için etrafında dönüp bitenlerin ne olduğunu bir türlü anlayamayan hippileri –boşuna çiçek çocuklar denmiyor- merkezine alıyor. Kısacası, Paul Thomas Anderson Amerikan tarihinin ‘muhteşem’ masalını anlatmaya devam ediyor. Ve bunu yaparken dönemin atmosferini filme yedirmeyi o kadar iyi başarıyor ki, film bittikten sonra karakterlerin elinden düşmeyen uyuşturucu maddelerin yarattığı saykodelik etkiyi kendi zihninizde de yaşıyorsunuz.

Son derece başarılı ve zekice yazılmış bir senaryo, özellikle Kocaayak Bjornsen rolünde harikulade bir oyunculuk çıkaran Josh Brolin ve filmin gizli yıldızı olan Katherine Waterston Gizli Kusur’un en değerli yanları. Bunlar dışında, her sahnesinde ince ince işlenen sanat yönetimi, devasa bir renk paletinden beslenen ve kesinlikle film okullarında detaylıca üzerinde durulması ve incelenmesi gereken sinematografisi, belirli bir titizlikle seçildiği her halinden belli olan film müzikleriyle Gizli Kusur, uzun süreler boyunca hafızalardan çıkmayacak ve şahsi kanaatimce ilerleyen yıllarda ‘kült’ olarak sınıflandırılacak bir yapım.

Sinema tarihinden önemli film yıldızlarına yapılan referanslar da yakalayabileceğiniz Gizli Kusur; The Big Lebowski ve The Big Sleep gibi filmlere göz kırparken, Quentin Tarantino ve Coen Kardeşler gibi yönetmenlerin filmlerine göndermeler taşıyan kimi sahneleriyle de kalplerimizi bir kez daha kazanıyor.

Kimi filmleri izlerken kendimizi bir izleyici olarak değil de özel bir dedektifmişiz ve çok özel bir cinayet dosyası üzerinde titizlikle çalışıyormuşuz gibi hissederiz. Cinayet filmlerinde şüphelilerin fotoğraflarını yan yana koyup, altına isimlerini ve o kişilerle ilgili önemli bilgileri yazan; ardından bu şüpheli kişilerin birbirleriyle kesişen noktalarını ortaya çıkaran dedektifler gibi tamamlamaya çalışırız puzzle parçalarını. Bu süreçte çoğu zaman kafamız karışır, olaylar bizi beklenmedik yerlere götürür ama yine de olayı çözmek için zihnimizi hep açık tutar ve gözlerimizi bir saniye bile ayırmak istemeyiz. İşte Gizli Kusur (Inherent Vice) tam olarak böyle bir film. Takip etmesi kimi zaman oldukça zorlaşan, ne anlatmaya çalıştığı muğlak; ama aslında bir şey anlatıp anlatmak istemediği de meçhul olan bir yapım. Cevabını bulmaya çalıştığınız bir sorunun cevabını bulduğunuzda, bu cevabın aslında çok da önemli olmadığını anlamak gibi. Gizli Kusur, Paul Thomas Anderson’un yedinci uzun metrajı. Boogie Nights, There Will Be Blood, The Master gibi filmleriyle yönetmenlik başarısını ortaya koymuş ve kendine özel bir izleyici kitlesi de yaratmış olan Paul Thomas Anderson, Gizli Kusur’da adeta yönetmenlik dersi veriyor.  1970’li yılların California’sında geçen Gizli Kusur, Amerikan edebiyatının yeni James Joyce’u olarak ilan edilen postmodern yazar Thomas Pynchon’un aynı adlı eserinden bir uyarlama. (Kitabın ülkemizde yayınlama aşamasında olduğunu da ek bir not olarak düşmek gerekir.) Saykodelik atmosferini film boyunca izleyiciye de yaşatan Gizli Kusur’da yok yok: Uyuşturucu, hippiler, özgür seks, neo-naziler, siyah panterler, Nixon ve Charlie Manson göndermeleri, Aryan kardeşliği… Bunca konuyu bir araya getirerek aynı potada eritmeyi başaran Gizli Kusur’un konusunu kısaca özetleyecek olursak: 1970’li yılların hemen başında California’da özel dedektiflik yapan Larry ‘Doc’ Sportello (Joaquin Phoenix) bir gün karşısında eski kız arkadaşı Shasta (Katherine Waterston)’yı bulur. Shasta Doc’a, emlak zengini yeni sevgilisine karşı düzenlenecek gizli bir komplodan haberdar olduğunu söyleyerek, bu konuda kendisine yardım etmesini ister. Davayı kabul eden Doc olayların iç yüzünü deştikçe, işler çok daha karmaşık bir hal alacaktır. Davayla ilgili önemli rollere sahip olduğunu düşündüğü kişilere yaklaştıkça, o kişilerin öldüğü haberini alır ve ne zaman gizli bir işe kalkışsa tepesinde biten cinayet masası dedektifi ‘Kocaayak’ Bjornsen ( Josh Brolin) tarafından baş şüpheli olarak ilan edilir. Üstüne üstlük bu yolda karşısına çıkan bir saksofon cambazı ve eski eroin müptelası olan Coy (Owen Wilson)’un kimi gizler tarikatlar tarafından muhbir olarak kullanılması, Doc’u Altın Diş isimli bir gizli örgüte ve özel bir rehabilitasyon merkezine yönlendirecektir. Gizli Kusur’da yer alan her karakterin gizli bir kusuru vardır; fakat filmin referansta bulunduğu bu gizli kusur tek bir karaktere yüklenmiştir. Filme ismini veren bu sözcüğün aslında denizcilik hukukuyla ilgili bir terim olduğunu belirtmek gerekir. Gizli kusur, malların kalitesine atıfta bulunan ve o malların doğasından gelen gizli bir kusur sebebiyle sigortalanmalarını zorlaştıran anlamına gelmektedir. Örneğin; kargonuzun içinde yumurta varsa normal bir poliçe yumurtaların kırılmasını kapsamaz. Çünkü kırılma yumurtanın doğasından gelmektedir. Filmin tam olarak bu noktada, metafiziksel göndermeler yaparak, insanoğlunun işlediği ‘ilk günah’a önemli atıflarda bulunduğunu belirtmek gerekir. Gizli Kusur filmi boyunca karşımıza çıkan tüm semboller, kavramlar, göndermeler bizleri aslında tek bir kusura yönlendiriyor. Filmin en eleştirel yanına oluşturan bu kısım Paul Thomas Anderson’un da kendi ülkesiyle ilgili en takıntılı olduğu ve tarihin köklerini…

Yazar Puanı

Puan - 85%

85%

85

Gizli Kusur ( Inherent Vice), uzun süreler boyunca hafızalardan çıkmayacak ve şahsi kanaatimce ilerleyen yıllarda ‘kült’ olarak sınıflandırılacak bir yapım.

Kullanıcı Puanları: 3.18 ( 9 votes)
85
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi