Gazetecilik, günümüzde her ne kadar içi boşaltılmaya çalışılan bir meslek dalı olsa da güçler ayrılığı esasının işleyebildiği ülkelerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü bir güç olarak kamu yararını gözetebilmiştir. Demokrasi olgusunun işlevselliğini yitirmemesi adına demokratik bir toplumda yaşayan halkları bilgilendirmek, tarafsız olmak ve kamu yararı gütmek için haberler yapan gazetecilerin elindeki bu güç, iktidarda olanların gücünü denetleme adına da oldukça elzemdir. Tarafsızlık olgusundan beslenen ve kamunun doğru bilgiye ulaşması adına gerçekleri ortaya koyması gereken gazeteciliğin en problematik ve tartışma yaratan yanı da bu tarafsızlık meselesi ekseninde gelişir. Özellikle büyük holdinglerin çatısı altında kurulan ve bugün ana akım medya diye adlandırdığımız bu medya kurumlarının siyasi ve ekonomik çıkar gruplarıyla olan sektörel ticari ilişkileri, tarafsızlığı esas alması ve halkı gözetmesi gereken gazetecilik mesleğini; karşılıklı çıkar ilişkilerinin gözetildiği kazan-kazan sisteminin içinde çürümeye bırakır. Nitekim, bugün ulusal boyutta maruz kalmak zorunda olduğumuz medya kanallarının birçoğunun, bu dümen etrafında tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğini söylemek abes kaçmayacaktır. Sadece ulusal değil, evrensel alanda da işlevini yitirmeye başlayan gazetecilik mesleğini hakkıyla yapmaya çalışan insanlar her ne kadar azınlık statüsüne düşmüş olsa da; onların var olduğunu bilmek, demokrasi mücadelesi veren insanlık adına umut verici bir gelişmedir. İşte 2004 yılında yaşanmış gerçek bir hikayeden yola çıkılarak çekilen Gizli Dosya – Truth filmi; belgesel drama tonlarında gezinen yapısıyla gazetecilik mesleğini bir kere daha sorgulamaya açarken, ne pahasına olursa olsun, umut mücadelesinden vazgeçmemek gerektiğinin altını çiziyor.

Gizli Dosya: Gücün Altında Ezilen Hakikat

Amerikalı gazeteci ve televizyon programcısı Mary Mapes’in hatıralarına dayanan ‘Truth and Duty: The Press, The President and The Privilege of Power’ isimli kitaptan beyazperdeye uyarlanan Gizli Dosya; senarist kimliğinden tanıdığımız James Vanderbilt’in ilk yönetmenlik denemesi. Vanderbilt’in David Fincher imzalı Zodiac filminin senaristi olduğunu hatırlatmakta da yarar var. Amerika’nın en önemli TV kanallarından biri olan CBS’de TV programcılığı yapan Mary Mapes ve deneyimli haber sunucusu Dan Rather’ın hayatlarını değiştirecek bir sürecin başlangıç ve bitiş hikayesini anlatan Gizli Dosya; gazetecilik mesleğinin hem fiziksel hem de psikolojik zorluklarını öne çıkaran yapısıyla dikkatleri çeken bir yapım. Mary Mapes’i canlandıran Cate Blanchett’in Blue Jasmine filminde dikkatleri çeken performansına oldukça yakın bir oyunculuk performansı sergilediğini; Robert Redford’un ise Dan Rather rolüyle son zamanlardaki en iyi oyunculuk performanslarından birini verdiğini belirtmek gerek.

60 Dakika isimli haber programıyla Amerikan askerlerinin Irak’taki Ebu Garip Cezaevi’ndeki tutuklulara uyguladıkları işkenceyi ortaya çıkararak habercilik ödülü alan Mary Mapes (Cate Blanchett) ve ekibi; 2004 yılındaki Başkanlık Seçimi öncesi, halihazırda ABD Başkanı olan George W. Bush’un, hem Vietnam’daki savaşta bulunmamış hem de hizmet alanı olarak belirtilen Amerikan Ulusal Hava Muhafızları’ndaki askerlik görevini hiç gerçekleştirmemiş olduğuna dair güçlü endişeleri haber yapmak ister. Bush’un Bin Ladin ailesiyle olan ticari ilişkileri ve askerlik yapmış olması gereken dönemde bazı komutanların raporlarında yer alan bilgiler, ‘gerçekler’i ortaya çıkarmak isteyen Mapes ve ekibini oldukça heyecanlandırır. Fakat, kanıt olarak elde ettikleri belgelerin doğruluğunu ispat edemeyen Mapes ve ekibi, tüm okların kendilerine dönmesine sebep olacaktır.

Gazetecilik öğrencilerinin ve gazetecilik yapan insanların ilk fırsatta görmesi gereken Gizli Dosya, bir yandan haberin doğruluğunun ispat edilememesinin başımıza ne tür dertler açacağını aktarmaya çalışırken; bir yandan da, Mapes, Rather ve ekibin diğer üyeleri her ne kadar reddedilemez bir hata yapmış olsalar bile kimsenin çıkıp ‘acaba böyle bir hikaye –Bush’un askerlik durumu- gerçek olabilir mi?’ diye sormadığının altını çiziyor. Bir anlamda haberin teknik detaylarında önemini yitiren esas mesele, gazetecilik sistemindeki önceliklerin nasıl kaybolduğunu da ortaya koyuyor. Bu açıdan baktığımızda Gizli Dosya’da yaşanan trajedinin gazetecilik mesleği açısından da ironik bir trajediye yol açtığını görüyoruz. Bu anlamda; Mary Mapes’in vermeye çalıştığı haklı mücadele, üzerindeki baskılardan soyutlanma çabaları ve babasıyla olan ilişkisinin hayatında açtığı yaralar ile birlikte düşünüldüğünde, somut olmayan bir kazanıma yol açıyor.

Yaşanan olayın ve sürecin gerilimini başarıyla yansıttığını düşündüğüm Vanderbilt’in Gizli Dosya’daki en büyük kusurunun; yan karakterleri oldukça geri planda bırakması olduğunu söyleyebilirim. Zira Vanderbilt, Mapes ve Rather ikilisini öne çıkarmak adına diğer karakterleri oldukça yavan bırakıyor. Her şeye rağmen; bir tartışma ortamı yaratabileceğinden emin olduğum Gizli Dosya’nın, gerçek anlamda gazetecilik yapmak için çırpınan birçok insanı cesaretlendirebileceğinden de şüphem yok.

Gazetecilik, günümüzde her ne kadar içi boşaltılmaya çalışılan bir meslek dalı olsa da güçler ayrılığı esasının işleyebildiği ülkelerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü bir güç olarak kamu yararını gözetebilmiştir. Demokrasi olgusunun işlevselliğini yitirmemesi adına demokratik bir toplumda yaşayan halkları bilgilendirmek, tarafsız olmak ve kamu yararı gütmek için haberler yapan gazetecilerin elindeki bu güç, iktidarda olanların gücünü denetleme adına da oldukça elzemdir. Tarafsızlık olgusundan beslenen ve kamunun doğru bilgiye ulaşması adına gerçekleri ortaya koyması gereken gazeteciliğin en problematik ve tartışma yaratan yanı da bu tarafsızlık meselesi ekseninde gelişir. Özellikle büyük holdinglerin çatısı altında kurulan ve bugün ana akım medya diye adlandırdığımız bu medya kurumlarının siyasi ve ekonomik çıkar gruplarıyla olan sektörel ticari ilişkileri, tarafsızlığı esas alması ve halkı gözetmesi gereken gazetecilik mesleğini; karşılıklı çıkar ilişkilerinin gözetildiği kazan-kazan sisteminin içinde çürümeye bırakır. Nitekim, bugün ulusal boyutta maruz kalmak zorunda olduğumuz medya kanallarının birçoğunun, bu dümen etrafında tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğini söylemek abes kaçmayacaktır. Sadece ulusal değil, evrensel alanda da işlevini yitirmeye başlayan gazetecilik mesleğini hakkıyla yapmaya çalışan insanlar her ne kadar azınlık statüsüne düşmüş olsa da; onların var olduğunu bilmek, demokrasi mücadelesi veren insanlık adına umut verici bir gelişmedir. İşte 2004 yılında yaşanmış gerçek bir hikayeden yola çıkılarak çekilen Gizli Dosya – Truth filmi; belgesel drama tonlarında gezinen yapısıyla gazetecilik mesleğini bir kere daha sorgulamaya açarken, ne pahasına olursa olsun, umut mücadelesinden vazgeçmemek gerektiğinin altını çiziyor. Gizli Dosya: Gücün Altında Ezilen Hakikat Amerikalı gazeteci ve televizyon programcısı Mary Mapes’in hatıralarına dayanan ‘Truth and Duty: The Press, The President and The Privilege of Power’ isimli kitaptan beyazperdeye uyarlanan Gizli Dosya; senarist kimliğinden tanıdığımız James Vanderbilt’in ilk yönetmenlik denemesi. Vanderbilt’in David Fincher imzalı Zodiac filminin senaristi olduğunu hatırlatmakta da yarar var. Amerika’nın en önemli TV kanallarından biri olan CBS’de TV programcılığı yapan Mary Mapes ve deneyimli haber sunucusu Dan Rather’ın hayatlarını değiştirecek bir sürecin başlangıç ve bitiş hikayesini anlatan Gizli Dosya; gazetecilik mesleğinin hem fiziksel hem de psikolojik zorluklarını öne çıkaran yapısıyla dikkatleri çeken bir yapım. Mary Mapes’i canlandıran Cate Blanchett’in Blue Jasmine filminde dikkatleri çeken performansına oldukça yakın bir oyunculuk performansı sergilediğini; Robert Redford’un ise Dan Rather rolüyle son zamanlardaki en iyi oyunculuk performanslarından birini verdiğini belirtmek gerek. 60 Dakika isimli haber programıyla Amerikan askerlerinin Irak’taki Ebu Garip Cezaevi’ndeki tutuklulara uyguladıkları işkenceyi ortaya çıkararak habercilik ödülü alan Mary Mapes (Cate Blanchett) ve ekibi; 2004 yılındaki Başkanlık Seçimi öncesi, halihazırda ABD Başkanı olan George W. Bush’un, hem Vietnam’daki savaşta bulunmamış hem de hizmet alanı olarak belirtilen Amerikan Ulusal Hava Muhafızları’ndaki askerlik görevini hiç gerçekleştirmemiş olduğuna dair güçlü endişeleri haber yapmak ister. Bush’un Bin Ladin ailesiyle olan ticari ilişkileri ve askerlik yapmış olması gereken dönemde bazı komutanların raporlarında yer alan bilgiler, ‘gerçekler’i ortaya çıkarmak isteyen Mapes ve ekibini oldukça heyecanlandırır. Fakat, kanıt olarak elde ettikleri belgelerin doğruluğunu ispat edemeyen Mapes ve ekibi, tüm okların kendilerine dönmesine sebep olacaktır. Gazetecilik öğrencilerinin ve gazetecilik yapan insanların ilk fırsatta görmesi gereken Gizli Dosya, bir yandan haberin doğruluğunun ispat edilememesinin başımıza ne tür dertler açacağını aktarmaya çalışırken; bir yandan da, Mapes, Rather ve ekibin diğer üyeleri her ne…

Yazar Puanı

Puan - 74%

74%

74

Gizli Dosya – Truth filmi; belgesel drama tonlarında gezinen yapısıyla gazetecilik mesleğini bir kere daha sorgulamaya açarken; ne pahasına olursa olsun, umut mücadelesinden vazgeçmemek gerektiğinin altını çiziyor.

Kullanıcı Puanları: 4.65 ( 1 votes)
74
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi