Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Se7en’dan Shutter Island’a, The Silence of Lambs’tan Saw’a sinema tarihinin merak unsurunu üst sıralardan hiç indirmeyen, vazgeçemediği karanlık atmosferin gölgesinde gizemli hikayeleriyle seyircinin aklını kurcalayan 15 gerilim filmi listesini sizin için hazırladık.

Sırlarla örülü bir cinayet, o cinayeti çözen kişiyi hep bir oyunun parçası gibi görür. Suçlunun adeta bir puzzle gibi döşediği cinayet ağını çözme işi pek de kolay olmaz. Sadece katilin bildiği bir labirentte yolunu bulmaya çalışmaktan başka çare yoktur elimizde artık. Çocukken oynadığımız, karşımızdakini ‘sıcak-soğuk’ diye yönlendirdiğimiz masum oyunun daha karmaşık ve ölümcül bir oyuna dönüşmesinden kurtulamayız. Bu ölümcül bulmacayı sinemaya taşımak da elbette ki kaçınılmaz bir şey. ‘Katil Kim?’ sorusunu sormayı ve soruşturmaya kendisini dahil etmeyi seven izleyicilerin özellikle severek izlediği birçok örnekle karşılaşırız sinema dünyasında. Martin Scorsese’nin karanlık dünyasında, David Fincher’ın bulmacalarla dolu kurgusunda veya Agatha Christie romanından uyarlanan bir senaryoda…. İzleyiciyi de tıpkı filminin ana karakteri gibi oyunun içine dahil etme düşüncesi birçok filmde karşımıza çıkar. İpuçlarını toplayıp, cinayetin nerede ne şekilde işlendiği, katilin kim olduğu sorusu; tıpkı gelen hamleye göre piyonlarını hareket ettirdiğin bir ‘board game’ gibidir. Film boyunca katilin kim olduğunu araştıran polislerle birlikte cinayeti çözmeye çalıştığımız; ya da içinde bulunduğu ölümcül oyunun neye sebep olacağını görmek istediğimiz senaryolarıyla büyüleyen, gizemli hikayeleriyle izleyiciyi mest eden 15 gerilim filmini sizin için derledik.

Gizemli Hikayeleriyle Seyircinin Aklını Kurcalayan 15 Gerilim Filmi!

The Woman In Green – 1945

the-woman-in-green-filmloverss

Uzun yıllardır dedektif kahramanlar içinde en meşhur olan, Arthur Conan Doyle’un yarattığı Sherlock Holmes’un farklı versiyonlarıyla  hem televizyonda hem de sinemada karşılaşıyoruz. Bu uyarlamaların ilklerinden biri olan; Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes kitaplarındaki karakterlerden esinlenerek yaratılmış, senaryosunu Bertram Millhauser’in kaleme aldığı, yönetmenliğini ise Roy William Neill’ın üstlendiği The Woman In Green, cinayet soruşturmaları konusunda eline su dökülemeyen efsane dedektif Sherlock Holmes hikayelerinden esinlenerek oluşturulmuş. Holmes’un ve elbette ki Dr. Watson’un dahil olduğu bir hikayede, bol bilmeceli bir cinayet soruşturmasının varlığı kanıksanamaz bir gerçek. Sherlock Holmes, Londra’da bir araştırma sonucu bir kadına ait kesilmiş bir parmak bulur. Kendilerini tuhaf ve görünüşte birbirinden bağımsız cinayetlerin  yer aldığı bir komplonun içinde bulan Sherlock ile Dr. Watson, tüm bu cinayetlerin sebebinin Moriarty olduğuna inanırlar.

Murder on the Orient Express – 1974

murder-on-the-orient-express-filmloverss

Cinayet denilince edebiyat dünyasında akla gelen ilk isimlerden biri şüphesiz ki Agatha Christie. Soluksuz okunan romanların yazarı Christie, tabii ki bu hikayeleriyle sinemanın da en çok beslendiği yazarlardan biri olmuştur. Sidney Lumet’in yönetmen koltuğuna oturduğu, Paul Dehn’in ise Christie’nin kitabından uyarlayarak senaryosunu yazdığı film Murder on the Orient Express’in oyuncu kadrosunda Albert Finney, Ingrid Bergman ve Lauren Bacall gibi önemli oyuncular yer alır. Christie’nin romanlarında sıkça yer verdiği dedektif Hercule Poirot’un Ortadoğu’dan kalkan bir trende yaptığı yolculuk sırasında işlenen bir cinayeti ele alan film, Christie’nin İstanbul’da Pera Palas Otel’de kalem aldığı aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Trende işlenen cinayetin sonrasında, tren idaresinin sorumlusu Bouc, cinayetin aydınlatılması için dedektif Poirot’tan yardım ister. Poirot’un bu teklifi kabul etmesiyle, biz de kendimizi heyecanlı bir soruşturmanın içinde buluruz.

The Name of the Rose – 1986

the-name-of-the-rose-filmloverss

İtalyan yazar Umberto Eco’nun aynı adlı romanından uyarlanan film The Name of the Rose’un yönetmen koltuğunda Jean Jacques Annaud oturuyor. 13.yy Avrupası’nda, siyasi çalkantıların fazlasıyla olduğu bir dönemde, imparatorluk ile papalık arasında süren yetki savaşı yaşanmaktadır. Bir cinayetin gölgesinde kilisenin halk üzerindeki etkisi, halkın kiliseye bakışı, tarikatlar arası sürtüşmeler… Saygı duyulan bir rahip olan Peder William, yanında yetiştirdiği Adso ile birlikte, İtalya’nın kuzeyinde yer alan bir kilisede işlenen tüyler ürpertici bir cinayetin işlendiği yere doğru yol alırlar. Burada çalışan rahipler, gerçekleşen bu olay nedeniyle kilisenin Tanrı tarafından lanetlendiğini düşünmektedir. Ancak bu cinayet bir son değildir; cinayetlerin ardı arkası kesilmez. William ve Adso’yu gerilimin yüksek olduğu sırlarla örülü bir soruşturma beklemektedir. Geçtiği dönemi başarılı bir şekilde ele alan filmin başrollerinde ise olağanüstü oyunculuklarıyla dikkat çeken; Sean Connery ile Christian Slater yer alır.

 Presumed Innocent – 1990

presumed-innocent-filmloverss

Ünlü oyuncu Harrison Ford’un başrolünde yer aldığı Presumed Innocent, savcı olan Rusty Sabich’in meslektaşı olan bir kadını öldürmekle suçlandığı davayı ele alır. Karısını aldattığını ancak Caroline’i öldürmediğini iddia eden Sabich, mesleğinden dolayı aşina olduğu mahkeme salonuna bu kez sanık olarak katılır. Aldatıldığını öğrenen karısının da onu katil olarak görmesinin ardından hayatı tam anlamıyla kabusa dönen Sabich, gerçek katilin peşine düşmeye karar verir. Kadının ölü bulunduğu yerde Sabich’in parmak izinin olduğu gerçeği, ama ona rağmen öldürmediğini iddia eden Sabich’in ifadesiyle izleyiciyi Amerika yargı sisteminin içine dahil ediyor. Akıcı kurgusuyla ve gerçek kurbanın kim olduğunu sorgulamamıza sebep olan hikayesiyle başarılı örneklerden biri olan film, Scott Turow’un aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

The Silence of the Lambs – 1991

silence-of-the-lambs-filmloverss

Jodie Foster’ın hayat verdiği akademiden yeni mezun olmuş FBI ajanı Clarice Starling, kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin peşindedir. Katile ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter’la tanışıp, onun güvenini kazandıktan sonra da bu konu hakkında Lecter’dan bilgi almayı planlamaktadır. Starling’in katili yakalamak için ipuçlarına ihtiyaçları vardır ve o da bir psikiyatrken bir seri katile dönüşen Lecter’ın hastalıklı zihninin derinliklerine yapılması gereken bir yolculukla mümkündür. Ancak, Starling Lecter’la yaşadığı Faustian bir ilişki sonunda onun kaçışına sebep olur ve artık iki ayrı seri katil sokaklardadır. Hannibal Lecter karakterini canlandıran usta oyuncu Antony Hopkins’in aldığı ‘en iyi erkek oyuncu’ dahil olmak üzere, The Silence of the Lambs Akademi tarafından beş dalda ödüle layık görüldü.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi