34. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma Filmleri arasında yer alan Quentin Dupieux’un son filmi Gerçeklik (Réalité), festivalin belki de en çok beklenen filmlerinden biriydi. Kariyerinin henüz başında olan Fransız yönetmenin bu gerçeküstücü denemesi yaratılan beklentileri ne kadar karşılayabilir, bir şey söylemek güç ama izleyenler yine de pişman olmayacaktır.

Gerçeklik’in konusunu anlatmak biraz zor. Çok katmanlı yapısı ve ustaca hazırlanmış, kusursuza yakın kurgusuyla rüya ile gerçeklik arasında hızlı ve sağlam geçişler yapan bir film. Fakat kısaca bahsetmem gerekirse; Gerçeklik, babasının vurduğu yaban domuzunun midesinden çıkan mavi video kaseti izlemek isteyen Hakikat (Reality) adında küçük bir kız, kendi filmini çekmek isteyen ve bunun için yapımcı arayan Jason, bir gündüz kuşağı programında tuhaf bir kostümle sunuculuk yapan Dennis ve daha birçoğunun birbirine geçmiş gerçeklik algıları arasında dolanıyor. Bu yolculuğun temposunu oldukça başarılı bir şekilde ayarlayan Dupieux, filmin akışını kusursuz bir şekilde oturtuyor.

Quentin Dupieux, Gerçeklik’in gerçeküstü katmanlarını oluştururken aceleci davranmaması ve her karaktere gerekli zamanı vermesi sayesinde bütünlüğü yansıtma konusunda sıkıntı yaşamıyor. Gerçeküstü filmlerde mantıksal ögeler aramak absürt kaçsa da, anlamsal bir düzen oturtabilmek için belli ayrıntılara ihtiyaç duyuluyor. Dupieux, bu anlamsal zemini oluşturmak için fazlaca zaman harcıyor. Seyirciye tanıdığı bu zaman boyunca lafı hiç dolandırmadan hem karakterleri tanıtıyor, hem de aralarında kuracağı bağlar için hazırlıklar yapıyor. Henüz filmin ortalarına gelirken geçişlerini sakin bir şekilde yaparak, seyirciyi iyice kazanıyor. Yer yer hipnotize eden müzikleriyle filmin atmosferini sağlamlaştırmayı da ihmal etmiyor. Bu müzikal hamleler ile doğrudan seyircinin bilinçaltına ulaşmayı amaçladığını söyleyebilirim. Seyircinin filmle arasında bir bağ kurması açısından çok güçlü etkisi olan müzikleri, Pavlov’un deneyi misali kullanıyor. Bu açıdan bakınca filmin sonunda verilen tepkiler oldukça ilginç olabiliyor.

Quentin Dupieux, bu filminde kesin olarak bir yorumda bulunmayan üslubuyla kendini geriye çekiyor. Zamansal değişimleri araya sıkıştırmadan, oldukça sade bir gerçeklik manipülasyonu sunuyor. Zamanı bu denklemlerden uzak tutması, kazara olsa bile bahsetmemesi en önemli başarısı. Zira, zamansal sorunların devreye girmesiyle oldukça sorunlu bir film izleyebilirdik. Fakat Dupieux yönetim reflekslerini dinç tutarak buna izin vermiyor.

Aslına bakılırsa Gerçeklik öyle bir ince çizgi üstünde duruyor ki, öyle ya da böyle film hakkında bir hükme varmak pek mümkün olmuyor. İçinde doğru veya yanlış denebilecek bir olay yer almıyor. Rüya içinde rüya mantığından ilerleyince, Inception gibi bir matematiğe sahip olmadığını söylemek gerekiyor. Dupieux, kendisini böyle bir sistemin içerisine sıkıştırmaktansa, rahat rahat kendi zihni içinde dolaşmayı ve bunu olduğu gibi beyazperdeye yansıtmayı tercih ediyor. Gerçeklik’in yapısal bütünlüğünü görünce bunun ne kadar doğru bir tercih olduğunu kavramak zor olmuyor.

Gerçeklik’in teknik zarafetiyle ve kendini bilen haliyle oturaklı bir film olduğu tartışılmaz. Kurgusunun hikayeye kattığı dinamik, filmin bütün büyüsünü inşa eden unsur. Kendi karmaşası içinde kaybolmadan, özellikle son 20 dakikasında yakaladığı ritmiyle, bütün katmanlarını başarıyla işliyor. Eksik denebilecek tek kısım sonu olabilir belki. Lakin, böylesi bir filme yazılabilecek güzel sonlar bulabilmek de ayrı bir meziyet. Fakat bana kalırsa Dupieux, filmine en yakışan sonu yazmış. Çünkü yalnızca soru sormak üstüne inşa edilmiş bir senaryonun, açıklayıcı cevaplar vermesini bekleyemeyiz, beklememeliyiz. Bu açıdan da kendisiyle ve sinemasıyla çelişmeyen Quentin Dupieux, boşu boşuna dikkatleri üzerine çekmemiş. Gerçeklik, gördüğü ilginin fazlasını da hak eden oldukça başarılı bir film.

34. İstanbul Film Festivali'nin Uluslararası Yarışma Filmleri arasında yer alan Quentin Dupieux'un son filmi Gerçeklik (Réalité), festivalin belki de en çok beklenen filmlerinden biriydi. Kariyerinin henüz başında olan Fransız yönetmenin bu gerçeküstücü denemesi yaratılan beklentileri ne kadar karşılayabilir, bir şey söylemek güç ama izleyenler yine de pişman olmayacaktır. Gerçeklik'in konusunu anlatmak biraz zor. Çok katmanlı yapısı ve ustaca hazırlanmış, kusursuza yakın kurgusuyla rüya ile gerçeklik arasında hızlı ve sağlam geçişler yapan bir film. Fakat kısaca bahsetmem gerekirse; Gerçeklik, babasının vurduğu yaban domuzunun midesinden çıkan mavi video kaseti izlemek isteyen Hakikat (Reality) adında küçük bir kız, kendi filmini çekmek isteyen ve bunun için yapımcı arayan Jason, bir gündüz kuşağı programında tuhaf bir kostümle sunuculuk yapan Dennis ve daha birçoğunun birbirine geçmiş gerçeklik algıları arasında dolanıyor. Bu yolculuğun temposunu oldukça başarılı bir şekilde ayarlayan Dupieux, filmin akışını kusursuz bir şekilde oturtuyor. Quentin Dupieux, Gerçeklik'in gerçeküstü katmanlarını oluştururken aceleci davranmaması ve her karaktere gerekli zamanı vermesi sayesinde bütünlüğü yansıtma konusunda sıkıntı yaşamıyor. Gerçeküstü filmlerde mantıksal ögeler aramak absürt kaçsa da, anlamsal bir düzen oturtabilmek için belli ayrıntılara ihtiyaç duyuluyor. Dupieux, bu anlamsal zemini oluşturmak için fazlaca zaman harcıyor. Seyirciye tanıdığı bu zaman boyunca lafı hiç dolandırmadan hem karakterleri tanıtıyor, hem de aralarında kuracağı bağlar için hazırlıklar yapıyor. Henüz filmin ortalarına gelirken geçişlerini sakin bir şekilde yaparak, seyirciyi iyice kazanıyor. Yer yer hipnotize eden müzikleriyle filmin atmosferini sağlamlaştırmayı da ihmal etmiyor. Bu müzikal hamleler ile doğrudan seyircinin bilinçaltına ulaşmayı amaçladığını söyleyebilirim. Seyircinin filmle arasında bir bağ kurması açısından çok güçlü etkisi olan müzikleri, Pavlov'un deneyi misali kullanıyor. Bu açıdan bakınca filmin sonunda verilen tepkiler oldukça ilginç olabiliyor. Quentin Dupieux, bu filminde kesin olarak bir yorumda bulunmayan üslubuyla kendini geriye çekiyor. Zamansal değişimleri araya sıkıştırmadan, oldukça sade bir gerçeklik manipülasyonu sunuyor. Zamanı bu denklemlerden uzak tutması, kazara olsa bile bahsetmemesi en önemli başarısı. Zira, zamansal sorunların devreye girmesiyle oldukça sorunlu bir film izleyebilirdik. Fakat Dupieux yönetim reflekslerini dinç tutarak buna izin vermiyor. Aslına bakılırsa Gerçeklik öyle bir ince çizgi üstünde duruyor ki, öyle ya da böyle film hakkında bir hükme varmak pek mümkün olmuyor. İçinde doğru veya yanlış denebilecek bir olay yer almıyor. Rüya içinde rüya mantığından ilerleyince, Inception gibi bir matematiğe sahip olmadığını söylemek gerekiyor. Dupieux, kendisini böyle bir sistemin içerisine sıkıştırmaktansa, rahat rahat kendi zihni içinde dolaşmayı ve bunu olduğu gibi beyazperdeye yansıtmayı tercih ediyor. Gerçeklik'in yapısal bütünlüğünü görünce bunun ne kadar doğru bir tercih olduğunu kavramak zor olmuyor. Gerçeklik'in teknik zarafetiyle ve kendini bilen haliyle oturaklı bir film olduğu tartışılmaz. Kurgusunun hikayeye kattığı dinamik, filmin bütün büyüsünü inşa eden unsur. Kendi karmaşası içinde kaybolmadan, özellikle son 20 dakikasında yakaladığı ritmiyle, bütün katmanlarını başarıyla işliyor. Eksik denebilecek tek kısım sonu olabilir belki. Lakin, böylesi bir filme yazılabilecek güzel sonlar bulabilmek de ayrı bir meziyet. Fakat bana kalırsa Dupieux, filmine en yakışan sonu yazmış. Çünkü yalnızca soru sormak üstüne inşa edilmiş bir senaryonun, açıklayıcı cevaplar vermesini bekleyemeyiz, beklememeliyiz. Bu açıdan da kendisiyle ve sinemasıyla çelişmeyen Quentin Dupieux, boşu boşuna dikkatleri üzerine çekmemiş. Gerçeklik, gördüğü ilginin fazlasını da hak eden oldukça başarılı bir film.

Yazar Puanı

83

83

Quentin Dupieux'un son filmi Gerçeklik, soru sormak üstüne inşa edilmiş senaryosuyla ve çok katmanlı gerçeküstücü yapısıyla fazlasıyla güçlü ve başarılı bir örnek.

Kullanıcı Puanları: 3.5 ( 1 votes)
83
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi