Senaryosunu aynı isimdeki televizyon programı ile tanınan Cahit Kaşıkçılar’ın yazdığı Gerçek Kesit: Manyak’ın yönetmenliğini yerli sinemanın üretken ismi Onur Ünlü üstleniyor. Filmin başrollerinde Cahit Kaşıkçılar, Perihan Savaş, Emel Emir, Fatma Pazvant, Mehmet Vanlıoğlu gibi orijinal programın oyuncuları yer alıyor. Ortaya çıkma amacı bakımından bir mizah malzemesi olmasa da geçen yıllar, değişen izleyici, yeni estetik anlayışıyla birlikte bir mizah malzemesi olarak anılmış, tıpkı türünün diğer örnekleri gibi zamanla kültleşmiş olan bir eserin var olan değerini taklit ederek yeni bir değer üretmesine tanık oluyoruz. Onun kendi özünde bulunan değerinin üzerine çıkarak tekrar bakıyor, bir değer daha katıyoruz. Bu değer bizzat bizimle, biz veya ben sandığımız her şeyle ilgili olup varlıkla, hakikatle alakalıdır. Medya estetiği, o aracı üreten kültür ve teknoloji tarafından belirlenmektedir. Türkiye toplumunda genelde medya özelde televizyon da bu aracın gerçek sahiplerinin belirlediği estetiğinin etkisi altındadır. Bu mecburi dayatma sadece medyada olmayıp toplumun tümüne; estetik, yaşam tarzı, değer kavramlarına bulaşmış; hepsi aslında benliğe ait olanı, öz olanı özlememize sebep olmuştur. Ekstrem kamera yerleştirmeleri, metni gözümüze getiren diyalog düzeni, didaktik olmaya çalışırken son derece deneysel olan kurgusuyla bir üst gerçeklik olan Gerçek Kesit, kendi zamanında bu estetiğe belki bilerek belki insiyaki olarak belki de şartların olumsuzluğu nedeniyle karşı çıkmış, kendi dilini oluşturmuştur. Yayınlandığı dönemde ülke olarak bize yabancı gelen aşk hikâyeleri, ülke şartlarıyla az alakalı Amerikanvari gençlik dizileri ve bir başka kurmaca türü olarak sayılabilecek haber programlarını düşünürsek Gerçek Kesit, belki de amaçladığı batıdaki taklidini beceremediği bir drama türünün özgün örneği olarak yeşermiştir. Bu noktada Onur Ünlü’nün ortaya attığı Demokratik Dramaturji tanımlamasını hatırlamamızda yarar var. ‘’Sinemayı orta sınıfın ahlakından, estetik anlayışından ve dünya görüşünden kurtarmak zorundayız. Var olan sinema bizi o yoldan çıkartıyor. Bizi hakikatle ilgili sürekli temas hâlimizden çıkarıyor. Bunu engellemek için de sinemanın kutsallığına saldırmalı, sinemayı normalleştirmeliyiz.’’ Gerçek Kesit: Manyak: Orta Sınıfa Ait Olmayan Bir Hakikat Arayışı Rıza’nın annesine olan bağlılığı çevresinde dönen film; hem özgün diziye göndermeler yapmasıyla hem de kendisine yakışan farkındalık sahibi kitsch göstergeleriyle (Fanustan akvaryuma giden balığın yolculuğu gibi) bir var olma hikâyesi. Evinin karşısına dul bir kadının taşınmasıyla birlikte Rıza gittikçe artan bir kaygı ve uyanma duygusunun esiri olmuştur. Rıza, tamamen kendi tasarısında kadınla evlenme hayalleriyle annesini yüz üstü bıraktığını düşünmeye başlamıştır. Annesinin ölmesiyle birlikte yeni bir ‘’Rıza’’ oluşmaya başlamış, kendini fanustan daha büyük bir akvaryuma taşımaya çalışmıştır. Bu noktada ister istemez Albert Camus’nün Yabancı’sını anımsarız. Çünkü ölen annesine karşı kayıtsız bir baş karakterin hızla ilerleyerek kendini, öldürme eylemine doğru absürt bir tavırda götürmesi bu romanda da karşımıza çıkmaktadır. Ancak, Onur Ünlü sinemasında Heidegger’in varlığını da hatırlayacak olursak, her ne kadar senaryoyu kendi yazmamış da olsa Gerçek Kesit: Manyak, kendi tanımladığı Demokratik Dramaturjinin özelliklerini sergilemekle birlikte tekrar ölüm üzerinden Heidegger bağlantısı kurarak bize bunun yine de bir Onur Ünlü filmi olduğunu hatırlatmaktadır. Hatırlayacak olursak 2009 yapımı Beş Şehir filmindeki şair Şevket karakterinin yazdığı ‘’Ölü Annem Var’’ adlı şiir ve yanındaki kediyle muhabbeti de Heidegger’in ölüm ve varoluş ile ilgili fikirleriyle birebir ilgilidir. İnsanın ölüme yazgılı olduğu ve varoluşunu buna göre kurduğu fikrinden hareketle, öldüğünde tamamlanan bireyin öyküsüdür izlediğimiz. Rıza ise annesinin ölmesiyle başlamıştır var olma…

Yazar Puanı

Puan - 68%

68%

Onur Ünlü'nün bu önemli ve cesur atılımının, film yapma ritüellerine ve anlayışına, dolayısıyla da yeni bir sinema algısına doğru çıkılan yolda bizi düşündürecek ilk adım olabileceğinin kanısındayım.

Kullanıcı Puanları: 3.72 ( 9 votes)
68

Senaryosunu aynı isimdeki televizyon programı ile tanınan Cahit Kaşıkçılar’ın yazdığı Gerçek Kesit: Manyak’ın yönetmenliğini yerli sinemanın üretken ismi Onur Ünlü üstleniyor. Filmin başrollerinde Cahit Kaşıkçılar, Perihan Savaş, Emel Emir, Fatma Pazvant, Mehmet Vanlıoğlu gibi orijinal programın oyuncuları yer alıyor.

Ortaya çıkma amacı bakımından bir mizah malzemesi olmasa da geçen yıllar, değişen izleyici, yeni estetik anlayışıyla birlikte bir mizah malzemesi olarak anılmış, tıpkı türünün diğer örnekleri gibi zamanla kültleşmiş olan bir eserin var olan değerini taklit ederek yeni bir değer üretmesine tanık oluyoruz. Onun kendi özünde bulunan değerinin üzerine çıkarak tekrar bakıyor, bir değer daha katıyoruz. Bu değer bizzat bizimle, biz veya ben sandığımız her şeyle ilgili olup varlıkla, hakikatle alakalıdır.

Medya estetiği, o aracı üreten kültür ve teknoloji tarafından belirlenmektedir. Türkiye toplumunda genelde medya özelde televizyon da bu aracın gerçek sahiplerinin belirlediği estetiğinin etkisi altındadır. Bu mecburi dayatma sadece medyada olmayıp toplumun tümüne; estetik, yaşam tarzı, değer kavramlarına bulaşmış; hepsi aslında benliğe ait olanı, öz olanı özlememize sebep olmuştur. Ekstrem kamera yerleştirmeleri, metni gözümüze getiren diyalog düzeni, didaktik olmaya çalışırken son derece deneysel olan kurgusuyla bir üst gerçeklik olan Gerçek Kesit, kendi zamanında bu estetiğe belki bilerek belki insiyaki olarak belki de şartların olumsuzluğu nedeniyle karşı çıkmış, kendi dilini oluşturmuştur. Yayınlandığı dönemde ülke olarak bize yabancı gelen aşk hikâyeleri, ülke şartlarıyla az alakalı Amerikanvari gençlik dizileri ve bir başka kurmaca türü olarak sayılabilecek haber programlarını düşünürsek Gerçek Kesit, belki de amaçladığı batıdaki taklidini beceremediği bir drama türünün özgün örneği olarak yeşermiştir. Bu noktada Onur Ünlü’nün ortaya attığı Demokratik Dramaturji tanımlamasını hatırlamamızda yarar var.

‘’Sinemayı orta sınıfın ahlakından, estetik anlayışından ve dünya görüşünden kurtarmak zorundayız. Var olan sinema bizi o yoldan çıkartıyor. Bizi hakikatle ilgili sürekli temas hâlimizden çıkarıyor. Bunu engellemek için de sinemanın kutsallığına saldırmalı, sinemayı normalleştirmeliyiz.’’

Gerçek Kesit: Manyak: Orta Sınıfa Ait Olmayan Bir Hakikat Arayışı

Rıza’nın annesine olan bağlılığı çevresinde dönen film; hem özgün diziye göndermeler yapmasıyla hem de kendisine yakışan farkındalık sahibi kitsch göstergeleriyle (Fanustan akvaryuma giden balığın yolculuğu gibi) bir var olma hikâyesi. Evinin karşısına dul bir kadının taşınmasıyla birlikte Rıza gittikçe artan bir kaygı ve uyanma duygusunun esiri olmuştur. Rıza, tamamen kendi tasarısında kadınla evlenme hayalleriyle annesini yüz üstü bıraktığını düşünmeye başlamıştır. Annesinin ölmesiyle birlikte yeni bir ‘’Rıza’’ oluşmaya başlamış, kendini fanustan daha büyük bir akvaryuma taşımaya çalışmıştır. Bu noktada ister istemez Albert Camus’nün Yabancı’sını anımsarız. Çünkü ölen annesine karşı kayıtsız bir baş karakterin hızla ilerleyerek kendini, öldürme eylemine doğru absürt bir tavırda götürmesi bu romanda da karşımıza çıkmaktadır. Ancak, Onur Ünlü sinemasında Heidegger’in varlığını da hatırlayacak olursak, her ne kadar senaryoyu kendi yazmamış da olsa Gerçek Kesit: Manyak, kendi tanımladığı Demokratik Dramaturjinin özelliklerini sergilemekle birlikte tekrar ölüm üzerinden Heidegger bağlantısı kurarak bize bunun yine de bir Onur Ünlü filmi olduğunu hatırlatmaktadır. Hatırlayacak olursak 2009 yapımı Beş Şehir filmindeki şair Şevket karakterinin yazdığı ‘’Ölü Annem Var’’ adlı şiir ve yanındaki kediyle muhabbeti de Heidegger’in ölüm ve varoluş ile ilgili fikirleriyle birebir ilgilidir. İnsanın ölüme yazgılı olduğu ve varoluşunu buna göre kurduğu fikrinden hareketle, öldüğünde tamamlanan bireyin öyküsüdür izlediğimiz. Rıza ise annesinin ölmesiyle başlamıştır var olma hareketine. Çünkü ancak sıfırlanarak, bizi birey olarak tanımlayan her şeyden kurtularak başlayabiliriz bu yolculuğa.

Film, varoluş temelinde bir hakikat arayışı öyküsü aynı zamanda. Uyarlandığı dizinin ismi üzerine bir değer katarak, kendini  bir hakikat sarmalının içinde buluyor. Rıza karakterinin dış dünyanın nesnel gerçekleriyle onun iç hakikati arasında gezinen film, kendi cevabını arıyor. Rıza’nın komşu kadına tost yaptırmakla kalbini kazandığını düşünmesi, kadını telefonla arayıp karşılık vermeden kapatması ve sonrasında kadın onu aradığında ‘’O beni aradı’’ düşüncesini kabullenmesi onun kendine kurduğu hakikati bize anlatan gülümsetici sahneler. Elbette ki hakikat arayışı, bu denli basit göstergelere indirgenerek anlatılamaz fakat zaten günlük hayatta buna benzer basit göstergelere anlam yükleyip kendimizi oluşturmuyor muyuz? Gündelik gerçekliğin ardındaki hakikatın ne kadarı açığa çıkabiliyor? Gündelik gerçekliğimiz zaten basite indirgenmiş durumda değil mi?

Onur Ünlü’nün yapmaya çalıştığı şey, orta sınıfın dünya görüşünün eksenindeki sinema anlayışına ve dolayısıyla hakikat anlayışına karşı gelerek yeni bir hakikat arayışına, estetik arayışına girişmek. Sinemanın orta sınıfın görüşleriyle tutsak olmasından dem vuran yönetmenin bu filmi, hali hazırda hepimizi etkisi altına alan, festivallerin ve bu belirlenmiş dünya görüşünün ‘’onay alma’’ kültürüne karşı geliyor, kesinlikle onay almak istemiyor. Bu nedenle ne ana akım sinemada ne de bağımsız sinemada büyük beğeni oluşturamayacak. Ancak yönetmenin bu önemli ve cesur atılımının, film yapma ritüellerine ve anlayışına, dolayısıyla da yeni bir sinema algısına doğru çıkılan yolda bizi düşündürecek ilk adım olabileceğinin kanısındayım.

Sonuç olarak Gerçek Kesit: Manyak sinemanın sahibini ve ideolojisini sorgulayan bir film. Onur Ünlü’nün yönetimiyle bu film, çıkış noktası olan televizyon programının “kitch”liğini bir değere dönüştürmeyi başarıyor. Ancak taklidin taklidi olma amacıyla yer yer fazla tekrara başvuruyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi