Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Korku filmleri yıllardır basit bir matematik kullanır: Beyazperdede korkunç şeyler gösterilir, izleyici buna inandırılabilirse başarılı olunur, inandırılamazsa komik duruma düşülür. Film yapımcıları tabii ki bu durumun farkında ve inandırıcı olmak için çeşitli yönetemleri var. Bazı filmler kurgusal olduğu halde başında “Bu film gerçek olaylara dayanmaktadır” ibaresi barındırır (The Texas Chainsaw Massacre), bazı filmler korkunç şehir efsanelerini konu edinir (Boogeyman) bazı filmlerse izleyiciyi yaşananların gerçek olduğuna inandırmak için kendilerini amatör çekimmiş gibi gösterirler (The Blairwitch Project, Paranormal Activity). Bazı filmlerse konuya farklı bir açıdan yaklaşıp gerçekten yaşanmış hikayeleri kurgusal hale getirmeyi tercih ederler. İşte o filmlerden bir kısmını sizin için derledik.

***Bu yazı listedeki filmler ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Pek Bilinmese de Gerçek Hikayelerden Esinlenmiş 10 Korku Filmi

10. The Blob

gercek-hikayelerden-esinlenmis-10-korku-filmi-the-blob-filmloverss

1958 yapımı The Blob, uzaydan gelen jölemsi bir yaratığı konu ediniyor. Filmde bir gece ufak bir kasabaya göktaşı düşer. Olayı uzaktan gören genç bir çift merak ederler ve göktaşının düştüğü yere gitmeye karar verirler. Bu sırada yalnız yaşayan yaşlı bir adam göktaşını bulur, sopayla dürterken göktaşı çatlar, içinden The Blob denen jölemsi uzaylı bir yaratık çıkar ve adama yapışarak onu yemeye başlar. Bu olaya şahit olan genç çiftimiz ise hemen oradan uzaklaşır ve insan yiyen jöle tehlikesine karşı kasabayı uyarmaya çalışırlar. Kasabalı başta inanmaz ama The Blob neredeyse kasabanın tamamını yutabilecek hale geldiğinde ona karşı plan yaparlar ve The Blob’u dondurup Atlantik Okyanusu’na atarlar.

Yaşanmış olayda tabii ki kimse dev bir jöle tarafından yutulmamış. Ancak 26 Temmuz 1950 tarihinde Philadelphia‘da iki polis memuru paraşüt benzeri bir şeyin düştüğünü görmüş ve araştırmak için olay mahaline gitmişler. Orada karşılaştıkları şeyi yaklaşık iki metre (6 feet) çapında, mor, içi ilginç kristallerle dolu ve etrafa sis yayan şeklinde tanımlamışlar. Polis memurlarından biri elini jölemsi şeyin içine sokmuş ve elinde kokusuz yapışkan bir tortu kalmış. Polis memurları kimsenin korkmaması için o şeyi dondurup Atlantik Okyanusu’na atmayı akıl etmişler. Bu sırada 25 dakika içinde başka iki polis memuruna ve FBI’a da haber edilmiş ve 25 dakika sonra arkasında hiç iz bırakmadan kaybolmuş. Neyse ki polis memurları dahil hiç kimse jölemsi şey tarafından yutulmamış.

Defalarca yeniden çevrimi yapılan The Blob kült bir film olarak popüler kültürde yer edinmiş durumda. Öyle ki 2000 yılından beri Phoenixville, Pennsylvania‘da film anısına Blobfest düzenleniyor.

9. Hostel

gercek-hikayelerden-esinlenmis-10-korku-filmi-hostel-filmloverss

Filmde iki Amerikalı arkadaş sırt çantalarıyla Avrupa’yı dolaşmaya çıkarlar. Her şey yolunda gitmektedir. Onlara önce İzlanda’da sonra Amsterdam’da iki kişi daha katılır. Amsterdam’da tanıştıkları Ukraynalı iki arkadaşa Slovakya’da bildiği içinde birbirinden güzel kızların olduğu, sürekli parti yapılan bir Hostel‘den bahseder. Genç kafadarlar böyle bir ihtimali kaçırmak istemez ve Slovakya’ya yola çıkarlar. Geldikleri yer güzel kızlar bir yana dursun insanların para karşılığında başka insanlara işkenceler yaptığı işkence turizminin merkezidir. Filmin bundan sonrası ise kopan kafalar, çıkmış gözler ve kan revan üzerine.

Bu hayli klişe görünen korku filminin hikayesinin ardında yatan gerçek ise filmden daha korkutucu. Gerçek olaylardan esinlendiği belirtilen film, yönetmen Eli Roth‘a sorulduğunda şunları anlatıyor: Roth bir gün internette dolaşırken Tayland merkezli bir siteye rast gelmiş. Sitede yüklü miktarda para ödemek karşılığında insanları kafalarından vurup öldürme hakkı satın alınabiliyormuş. Sitede yazana göre de bu insanların tamamı gönüllü olarak bunu yapıyormuş ve para ailelerine gidiyormuş. Bunun gerçek mi yoksa kötü bir şaka mı olduğunu bilmediğini söyleyen yönetmen “Birinin böyle bir site için zaman harcamış olması yeterli” diyor.

Bir kısım söylentiye göre de aynı sitede işkence etmek üzerine de insan satın alınabiliyormuş. Hatta buradan satın alınan insanlar üzerinden kimin kölesi işkenceye daha uzun süre dayanabilecek şeklinde kumar oynamak mümkünmüş. Neyse ki Eli Roth‘un rast geldiği bir internet sitesi dışındaki hiçbir şey ispatlanmış değil. Tabii ispatlanmamış olması gerçek olmadığı anlamına da gelmiyor.

8. The Girl Next Door

gercek-hikayelerden-esinlenmis-10-korku-filmi-the-girl-next-door-filmloverss

2007 yapımı film Ruth adlı psikopat bir kadını konu ediniyor. 3 çocuklu Ruth, mahallenin çocuklarının evine özgürce girip çıkmasına izin veren, bazen çocuklara içki ve sigara da ikram eden depresif bir kadındır. Susan ve Meg adlı iki kız kardeş, ailelerini bir trafik kazasında kaybedince teyzeleri olan Ruth’la birlikte yaşamaya gönderilirler. Zamanla Meg’e düşmanlık besleyen Ruth, genç kızı fahişe olmakla suçlar, aç bırakır, döver ve sonunda evin bodrumuna bağlayıp kilitleyerek kendi çocuklarının da Meg’e sadist işkenceler yapmalarına ve tecavüz etmelerine izin verir. Bu duruma şahit olan David ise Meg ve Susan‘ı kurtarmaya çalışır.

Zaten Jack Ketchum’s The Girl Next Door olarak da bilinen film, Jack Ketchum‘un 1989 yılındaki aynı adlı romanından uyarlama. Romanın ardında yatan gerçeklerse dehşet verici. 1965 yılında Indianapolis‘te, 16 yaşındaki Sylvia Likens‘ın annesi Betty Likens, hırsızlık yapmakla suçlanır ve hapse mahkum edilir. Ardından baba Lester Likens, eşinden boşanır ve zaten fakir olan ailenin maddi durumu daha da kötüye gider. Sylvia ise para kazanmak için komşuları Gertrude Baniszewski için bebek bakıcılığı gibi işler yapmaktadır. Zamanla Sylvia, Baniszewski’nin 7 çocuğundan 15 yaşındaki Stephanie ile arkadaş olur. Sirk işçisi olan baba Lester Likens, sirkle turneye çıkmadan önce çocuklarını komşu Baniszewski’ye bırakır. Gertrude Baniszewski ve 7 çocuğu, Sylvia’ya aylarca işkence yaparlar ve ölümüne sebep olurlar. İşkencenin ayrıntılarından bahsetmek istemiyoruz ama filmde gösterilenlerin çok da abartı olmadığını söyleyebiliriz. Bu mide bulandırıcı olay Baniszewski ailesinin tamamının hapse mahkum edilmesiyle sonuçlanır.

7. The Hills Have Eyes

gercek-hikayelerden-esinlenmis-10-korku-filmi-the-hills-have-eyes-filmloverss

Yakın zamanda kaybettiğimiz usta yönetmen Wes Craven‘in 1977 yapımı korku klasiği The Hills Have Eyes (Tepenin Gözleri) Ohio’dan Los Angeles’a yolculuk eden Carter ailesinin Nevada Çölü’nde bir yamyam grubunun eline düşerler. Oldukça klişe bir hikayeye sahip gibi duran film, hala tüm zamanların en iyi korku filmlerinden biri olarak kabul edilmekte.

Filmin çıkış noktası ise 16. yüzyılda İskoçya‘da yaşamış Sawney Bean‘in enteresan hikayesi. Edinburgh’da doğan Alexander “Sawney” Bean, sevdiği kadınla birlikte yaşadığı köyden kaçar ve çift Edinburgh‘un Bennane Head bölgesindeki bir mağarada yaşamaya başlar. 25 yıl içinde 8 oğulları, 6 kızları ve tamamı ensest ilişki ürünü 32 torunları olur. Aile medeniyetten uzakta geceleri yakınlardan geçen tüccarlara pusular kurup mallarını çalarak ve öldürdükleri tüccarları mağaraya götürüp yiyerek yaşamaya başlarlar. Aile o kadar sessizdir ki uzun süre kimse onların orada olduğunu ya da insanların kaybolduğunu anlamaz. Bir gece yeni evli bir çifte pusu kuran Bean ailesi sert kayaya çarpar. Bean ailesi kadını kolayca alt ederken kocası kılıç ve silah kullanımında usta biridir ve aileye direnir. Bu sırada yakınlardan sesleri duyan insanlar da gelince Bean ailesi oradan kaçar. Artık sırları ifşa olmuştur. Olayın üstünden çok zaman geçmeden İskoçya Kralı 6. James 400 adamını, Bean ailesini yakalamaya gönderir. Edinburgh’daki Tolbooth Hapishanesi‘ne yollanan 48 kişilik ailenin her üyesi farklı yöntemlerle idam edilir.

6. Wolf Creek

gercek-hikayelerden-esinlenmis-10-korku-filmi-wolf-creek

Filmde sırt çantalarıyla yolculuk yapan yirmili yaşlardaki iki arkadaş Avustralya’daki Wolf Creek Ulusal Parkı‘ndan döndüklerinde arabalarının çalışmadığını fark ederler. Mick Taylor adında civardaki bir adamın yardımını kabul eden ikili hayatlarının en yanlış kararını vermiştir. Adam ikiliyi bayıltır ve terk edilmiş bir madende kurduğu kampa götürür. Ertesi gün ikili insanları yardım etme bahanesiyle yoldan alıp onlara işkence eden ve bunları videoya kaydeden bir psikopat olan Mick Taylor’dan kaçmaya çalışırlar.

Filmin çıkış noktası olan iki hikaye var. Bunlardan ilki Yeni Güney Galler‘de 1990’larda arabasına aldığı otostopçuları öldüren seri katil Ivan Milat. Öyle ki filmdeki katil Mick Taylor, fiziksel olarak Ivan Milat’a benzetilmeye çalışılmış. Bir diğer hikaye ise yine Avustralya’da, ancak bu kez Barrow Creek‘te gerçekleşiyor. 14 Temmuz 2001’de Peter Falconio ve Joanne Lees yolculuk yaparlarken Barrow Creek yakınlarında Bradley John Murdoch isimli bir araba tamircisi, minivanlarında problem olduğuna onları ikna ederek durduruyor. Peter Falconio ve John Murdoch, aracın arkasına geçiyorlar ve Joanne’den motoru çalıştırmasını istiyorlar. Bu sırada tabancayla Peter Falconio’yu öldüren John Murdoch, genç kadını zorla minivandan çıkarıp kendi arabasına yerleştiriyor ve muhtemelen Peter’ın cesedini yok etmek üzere ortadan kayboluyor. Bu fırsatı değerlendiren Joanne Lees ise katilden kaçmayı başarıyor.

Film hakkında bir başka ilgi çekici detay da Avustralya’daki Wolfe Creek Ulusal Parkı‘nın film boyunca yanlış yazılmış olması.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi