Ekranların efsane dizisi Game of Thrones’un yaratıcısı George R.R. Martin’in 6 favori filmini öğrenmek için sizleri şöyle alalım.

Amerikalı yazar George R.R. Martin; tüm dünyayı kasıp kavuran  Game of Thrones‘un dünya çapında büyük bir başarı yakalamasına vesile olan ve sanatını insanlarla buluşturan üretken bir isimdir. Sevilen karakterleri öldürmesiyle okuyucusunu sürekli şaşkınlığa düşüren Martin, yarattığı evrenin büyüklüğü içerisinde farklı hikayeleri müthiş bir kurgu ve kalem gücü sayesinde okuyucularıyla paylaşır.

Peki edebiyat dünyasında başarısını kanıtlayan George R.R. Martin’in favori filmlerini öğrenmek ister misiniz? Kendisinden tam da bekleyeceğimiz türde filmlerin bir  arada bulunduğu bir listenin sizleri beklediğini söylüyor ve sizi başarılı yazarın 6 favori filmiyle baş başa bırakıyorum.

George R.R. Martin’in 6 Favori Filmi

Aliens (1986)

aliens-1986-filmloverss

James Cameron’ın yönettiği  Aliens, bilindiği üzere Ridley Scott’ın 1979 yapımı Alien’ın devam filmi. Zaman olarak ilk filmden 57 yıl sonrasına odaklanan bu devam filmi, karanlık yapısı ve atmosferiyle izleyiciye ilk filmden çok daha fazla aksiyon ve gerilim sunuyordu. İlk filmi tekrar etmekten kaçınan bu film, aynı zamanda sinema tarihindeki en iyi devam filmlerinden biri olmayı başardı. Hatta kimilerine göre Aliens, Ridley Scott’ın filminden daha iyi bir yapımdı. İşte George Martin de fikri savunan insanlardan biri! Martin’e göre Aliens, orijinalinden daha farklı ve daha güzel bir yapıda seyreden harika bir devam filmi.

The Princess Bride (1987)

the-princess-bride-filmloverss

William Goldman’ın romanından sinemaya uyarlanan 1987 yapımı The Princess Bride, yatakta hasta yatan torununa masal anlatmaya başlayan bir dedenin anlattığı masalı izleyiciye aktarıyor. Buttercup isimli masal kahramanının hikayesine odaklanan film, Buttercup’un aynı çiftlikte çalıştığı Westley ile yaşadığı masalsı aşkı birtakım olaylar sonucunda fantastik bir maceraya dönüştürüyor. Çıktığı yıla göre barındırdığı görsel yapısıyla izleyici tarafından oldukça sevilen film için George Martin, filmin kitabın cazibesini ve zekasını yakalamayı başardığı düşünüyor. Kitapları televizyona uyarlanan bir yazar için oldukça önemli olan bu durum, The Princess Bride’ı Martin’in favori filmlerinden biri yapıyor.

Blade Runner (1982)

blade-runner-1982-filmloverss

1982 yılında Ridley Scott‘un Philip K. Dick’in Do Androids Dream of Electric Sheep? romanından sinemaya uyarladığı Blade Runner; çekildiği zamana göre farklılık yaratan muazzam sinematografisiyle sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Aynı zamanda çizdiği distopik dünya tasviriyle kendisinden sonra gelen birçok filme de yol göstermiş oldu. 2019 yılının Los Angeles’ında illegal işlerinin halledilmesi için tasarlanan Replikant robotlarının olduğu distopik bir evrende geçen film, bu robotları  yakalamak için görevlendirilen Blade Runners isimli özel polis ekibinde görev alan Rick Deckard’ın başından geçen olayları anlatıyor.

The Lord of the Rings Trilogy (2001-2003)

lord-of-the-rings-trilogy-movie-poster-filmloverss

‘Peter Jackson’ın muhteşem destanı, her şeye hayır diyen insanların karşıt fikirlerini çürüttü… Eğer bu tarz filmleri sevmiyorsanız, fantaziyi de sevmiyorsunuz.’ diyor George Martin, The Lord of the Rings üçlemesi hakkında. Gerçekten de The Lord of the Rings üçlemesi, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı üçlemelerinden biri. J.R.R. Tolkien’in kaleminden çıkan bu seri, Peter Jackson tarafından beyazperdeye uyarlanarak edebiyatın ardından sinemaya da damgasını vurdu. Çekildiği zamanın ötesindeki görsel efektleriyle anılan serinin bitiş şeklini çok seven George Martin, daha önceden verdiği bir röportajda Game of Thrones’u da bu tarz bir sonla bitirmek istediğini dile getirerek tam da beklediğimiz türden bir açıklamaya imza atıyor.

Dark City (1998)

dark-city-filmloverss

Alex Proyas’ın yazıp yönettiği 1998 yapımı Dark City, öncesini hatırlamadığı bir şekilde nerede olduğunu bilmediği bir otel odasında uyanan John Murdoch’un hikayesini ele alıyor. Uyandığında ise soğukkanlılıkla işlenmiş cinayetlerin zanlısı olarak arandığını öğrenen ve bunu yaptığına dair hiçbir şey hatırlamayan Murdoch, gerçekleri bulmak için ilginç bir yolcuğun içerisine dahil olur. Konusundan anlaşıldığı üzeren karanlık ve gotik atmosferiyle dikkat çeken film için  George Martin  ‘Grotesk, gotik ve tamamen çekici.’ yakıştırmasını yaparak filme olan hayranlığını dile getiriyor.

Pan’s Labyrinth (2006)

pans-labyrinth-filmloverss

Faşizmin kol gezdiği İspanya’da Ofelia isimli küçük bir kız çocuğunun savaşın yarattığı kaostan kaçıp hayallerine sığındığı bir dünyayı anlatan Pan’s Labyrinth,  yönetmen Guillermo del Toro’nun yarattığı dünya bakımından pek çok sinemaseverin başyapıt olarak kabul ettiği bir yapım. Bazı sahnelerinde hem izleyiciyi geren hem de ağlatan bir gelgite sahip olan film, aynı zamanda gerçekçi bir hikayeyi büyülü bir anlatımla birleştirmesiyle büyülü gerçekçilik akımından etkilenen filmlerin başında geliyor. Elbette Pan’s Labyrinth, eserlerinde fantastik bir dünyayı kaleme alan George Martin için sürekli izlemekten bıkmayacağı bir film olma özelliği taşıyor.

Kaynak: Fandor

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi