Kurgu bir evren yaratmak belki de dünyanın en zor işidir. Kendi içindeki tutarlılık, zaman-mekan uyumu, karakterlerin birbirleriyle ilişkisi, böyle büyük çaplı bir girişimde çok daha özenli davranılmasını gerektirir. Eğer yaratmış olduğunuz bu yeni evren, dışarıya açılmadan önce kendi içinde ‘tam’ ise, haliyle kitlelerde de reaksiyonları o düzeyde ‘tam’ ve devamlı oluyor. Bu reaksiyonlar hayranlığa, tutkuya, bağımlılığa, zaman zaman fanatizme bile varabiliyor. Ve bu kurgusal evrenler eğer gerçekten başarılı ise yaratıcıları da aynı şekilde hep gündemde oluyor; kimi zaman övülüyor, kimi zaman yaptıklarıyla yoğun eleştirilere maruz kalıyorlar. Yüzüklerin Efendisi ile ilgili bir sohbette nasıl Tolkien ismi geçiyorsa, Harry Potter denildiğinde akıllara nasıl Rowling geliyorsa, George Lucas da tüm zamanların en başarılı kurgusal evrenlerinden birinin yaratıcısı olarak Yıldız Savaşları’ndan bağımsız düşünülemiyor-du. Ta ki Disney’e kadar.

George Lucas, Star Wars evrenini kafasında oluşturmaya başladığı zamanlarda yüksek ihtimal böyle bir efsaneye dönüşeceğini kendi de beklemiyordu. Fakat bugün geldiğimiz noktada Yıldız Savaşları; hem yaratıcısını, hem filmlerini, hem diğer mecralarda devam etmekte olan diğer hikayelerini aşmış durumda. Evren’in, insanlar üzerindeki etkisini tam olarak çözümleyebilmek pek mümkün olmasa da hayatını Yıldız Savaşları’na adamış, kendilerini karakterlerle yoğun özdeşleşme içine sokan, düzenlenen etkinliklerle sık sık bir araya gelen dünyanın her ülkesinden hayranlar mevcut. Bu evreni sahiplenen insanlar, zaman zaman yaşanan gelişmelere de çok yoğun şekilde tepki gösteriyorlar. Star Wars hayranlarının bu güne kadar belki de en yoğun tepki gösterdikleri konu ise George Lucas’ın, serinin bütün hakları ile beraber Lucasfilm’i Disney’e satması oldu. Peki Lucas gerçekten bu işlem ile beraber seriye ihanet edip, ruhunu mu sattı yoksa seri için olması gereken bir şeye ön ayak mı oldu?

Star Wars gerçekten üzerine oldukça kafa patlatılmış, her detayı ince ince düşünülmüş ve oluşturulmuş efsanevi bir seri. Fakat Lucas’ın bu seriyi yaratma sürecine bakacak olursak işlerin biraz fazla resmi, planlı ve yönlendirmelere açık şekilde geliştiğini anlayabiliriz. Kurgusal evrenlerin hiçbiri ani bir ilham gelmesiyle oluşturulmadı fakat Yıldız Savaşları biraz daha deneme yanılma yöntemiyle oluşturuldu. Francis Ford Coppola ile beraber yürüttükleri film yapım süreçlerinde farklı projelere kayan Lucas, hep bir uzay filmi çekmek istiyordu. Yönetmen çeşitli görüşmeler sonucunda 20th Century Fox bünyesinde hikayesini oluşturmaya başladı ve her şeyi başlangıçta tek film olarak kurguladı. İlk film çekildiğinde bile projenin devam edip etmeyeceği belli değildi. Elde edilen yüksek gişe başarısı, projenin hikaye düzeyinde devam edip etmemesine dair soru işaretlerinin ortadan kalkmasında çok büyük belirleyici oldu. Zaman içinde büyük resim ortaya çıktı ve ana omurgaya iyi eklenmiş parçalar ile Star Wars bugünkü şeklini aldı.

Star Wars’un gerçek hayran kitlesi, hikayenin önceki sürecinin anlatıldığı 2000’lerdeki üçlemeden pek haz etmezler çünkü bunun gerekli olmadığını, serinin zaten kendi içinde gayet yeterli ve tatminkar olduğunu düşünürler. Bu yeni üçleme zaman geçtikçe daha büyük kitleler tarafından benimsenip, sahiplenilse de George Lucas’ı sırf para kazanma tutkusundan ötürü seriyi devam ettirmekle suçlayanlar da her zaman var olmaya devam ettiler. Çünkü ilk üçlemenin elde ettiği ticari başarı yanında kitleler üzerindeki uyuşturucu etkisi de hiçbir zaman soğumamıştı ve yeni filmlere ne kadar tepkili ve mesafeli yaklaşılsa da herkes o meşhur evrenden yeni bir şeyler görmeyi içten içe istiyordu. Hikaye akışı nasıl gelişirdi, filmler hayranlar tarafından beğenilir miydi bilinmezdi fakat yeni filmlerin de yüksek gişe yapacağı, filmler çekilmeden önce bile garantiydi. Ki öyle de oldu ve yaklaşık olarak 350 milyon dolara çekilen ikinci Star Wars üçlemesi, 2,5 milyar dolara yakın bir gişe hasılatı elde etti. Olaya parayı ön planda tutan bir yapımcı gözüyle yaklaşırsak Star Wars oldukça karlı bir yatırımdı. Ve projeye para yatıran herkesi mutlu etti. Hikayenin bütünlüklü yapısı için bu ikinci serinin oldukça önemli olduğunu belirten Lucas, kendisini paragözlükle suçlayanlara da hiç bir zaman aldırış etmedi fakat gelen yoğun eleştiriler sonrasında yeni bir Star Wars filmi yönetmeyeceğini açıkladı. Fakat yönetmen koltuğunda oturmadığı başka Yıldız Savaşları filmleri olabileceğine dair kapıyı da aralık bırakmaktan geri durmadı.

Serinin hayranları ile George Lucas arasındaki bağın kopuşu ise 2012 senesine dayanıyor. Lucasfilm, Star Wars serisini her türlü hakkıyla birlikte 4.05 milyar dolara Disney’e satılınca serinin hayranları kendilerini aldatılmış ve yarı yolda bırakılmış hissettiler. Çünkü o zamana kadar her şeyiyle kabul etmeye hazır oldukları; yanlışlarını, hatalarını görmezden geldikleri büyük yaratıcı kendilerine ve seriye ihanet etmiş, Lucasfilm’i Pixar, Marvel gibi isimlerle aynı çatı altına sokmuştu. George Lucas yaptığı açıklamada “Artık benim için “Star Wars”u bir sonraki neslin yönetmenlerine aktarma zamanı geldi. Her zaman için Star Wars’un benden sonra da yaşayabileceğine inandım ve bu aktarmanın, bu geçişin ben yaşarken gerçekleşmesi benim için önemliydi.” dese de bu açıklama kimseyi pek tatmin etmedi. Mickey Mouse’un, Goofy’nin eline ışın kılıcını hiç kimse yakıştıramadı. Evet Disney sadece çocuklar için film yapan bir yapım şirketi olmaktan çıkalı çok oldu fakat Star Wars ruhunun ağırlığına da sahip olmadığı kitleler tarafından sürekli gündeme taşındı. Peki Lucas gerçekte neden böyle bir şeye ihtiyaç duydu? Bu sorunun cevabını kesin bir şekilde verebilmek pek mümkün değil fakat büyük yaratıcımızın parayı, daha fazla parayı istediğini ikinci üçlemeden sonra anlamıştık. Hali hazırda daha fazla yeni film ürettiği takdirde Star Wars’a dair; kendisine yöneltilen eleştirilerin altından kalkamayacağını anlamış olacak ki, kendisine ait riskleri minimuma indirip, ‘ben paramı alıp, kenara çekileyim’ diyerek sahneden çekildi. Star Wars, yeni herhangi bir üretim çıkmasa bile zaten kendi içinde sonsuza kadar taşınacak cevherleri barındırıyordu. İlla yeni üretimler yapılmak isteniyorsa da bu çok kolay bir şekilde Lucasfilm bünyesinde gerçekleştirilebilirdi. Fakat bunlar tercih edilmedi. Hal böyle olunca George Lucas’a dahi demek, hem edebiyat dünyasında, hem sinema sanatında üretimler sergilemiş büyük dahilere hakarettir. Büyük bir hayal gücüne sahiptir Lucas, oldukça zor olan bir şeyi başarmış ve kurgusal bir evren yaratıp bunu kendi içinde oldukça tutarlı bir şekilde işlemiştir fakat serinin ağırlığını taşıyamamıştır hiçbir zaman. Bir profesyonel olarak tercihleri kendisini zengin etmiş fakat saygınlığını yitirmesine sebep olmuştur. Kendisi belki para dolu havuzunda, puro içip kahkahalar savurarak günlerini geçirmektedir fakat Star Wars serisi hayranları için kendisinin çok fazla bir değeri kalmamıştır artık. Lucas bir tüccar mıdır? Hepimizin aşina olduğu Nakit Veren-Veresiye Veren resmindeki göbekli zengin tüccar George Lucas’ın bizzat kendisidir.

Yapılan satışın ardından yeni film için vakit kaybetmeden çalışmalara başlayan Disney, üç sene öncesinden yeni filmin geleceğini belirtmişti. Uzun arayışlar ve görüşmeler sonucunda belki de sinema tarihinin en riskli işlerinden birini yönetmeyi, J.J. Abrams kabul etti. George Lucas’ın yeni Star Wars projelerinde danışman olarak hazır bulunacağı açıklansa bile serinin zaten devam edip etmemesi gerekliliği ciddi bir tartışma konusu iken bambaşka ellerde şekillenecek olması kafalarda pek çok soru işareti yaratıyordu. Yıl sonunda vizyona girecek olan 7. film Güç Uyanıyor, yayınlanan ilk fragmanıyla ülkemizde ve dünyada ciddi bir infial yaratsa da seriye dair tartışmaların daha çok süreceği aşikar. Asıl nokta bu tartışmaların artık George Lucas’tan bağımsız şekilde gerçekleşecek olması. Her zaman olduğu gibi önemli olan sanatçı değil, sanatın ve üretimin kendisidir.

https://vimeo.com/127754887

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi