Buster Keaton hem çok sevilen hem çok eleştirilen bir isim. Bazıları, her filmde karşımıza çıkan o ‘ifadesiz’ yüzün nasıl olur da Charlie Chaplin ile kıyaslanabildiğine şaşırırken, bazılarıysa Keaton’ın döneminin en iyi komedyeni olduğunu, General (The General) filminin de gelmiş geçmiş en komik film olduğunu iddia ederler. İddiaları ve tartışmaları şimdilik bir kenara bırakıp filme bakalım dersek, General döneminin önemli filmlerinden.

Buster Keaton sayısız filme imza atmış çok önemli bir sanatçı. Oyuncu, yönetmen, senarist, yapımcı ve filmle ilgili yapılacak daha ne varsa neredeyse hepsine el atmış bir isim. Bu açıdan da Chaplin’le benzer yönleri oldukça fazla. İkisi de günümüzde mumla aradığımız, ufacık bir belirti gördüğümüzde de iyi oyuncu diye sarıp sarmaladığımız isimlerin yanında usta, hatta üstat olarak nitelendirilebilirler. General filmini incelerken de bu gerçeği göz ardı etmemem gerektiğinin farkındayım.

Film kuzey güney savaşının başladığı yıllarda bir makinistin aşkı ve lokomotifi uğruna başından geçenleri ve göğüs gerdiği zorlukları komik bir dille anlatıyor. Filmin hemen başında savaşın patlak vermesi ile birlikte makinistin sevgilisi Annabelle Lee (Marion Mack), ağabeyi ve babasının gönüllü asker olmasından dolayı gururlanır. Aynı fedakarlığı sevgilisinden de bekler. Vatanı için savaşmaya hazır olan makinist Johnny Gray de (Buster Keaton) sorumlu(!) bir vatandaş gibi koşa koşa askere yazılmaya gider. Makinist olduğu için sivil hayatta askerdekinden daha çok faydalı olacağı düşüncesiyle askere alınmaz. Askere gidememek kendisinde hayal kırıklığı yaratır. Bir yandan da sevdiği kızın ve ailesinin askere gitmek istemediğini düşünmelerinden dolayı yaptıkları imalara katlanmak zorunda kalır. Tam bu noktada işler değişmeye başlar ve Johnny Gray’in vatanseverliğini ve aşkını göstermek için eline büyük bir fırsat geçer.

Buster Keaton üretken bir sanatçı. Önemli filmleri sinema tarihine kazandırmış bir isim. Özellikle General ve Sherlock Jr. Keaton’ın en önemli filmleri. Ancak, Büyük Diktatör (The Great Dictator) filminin aksine savaşı eleştirmek yerine savaşı destekler bir görüntü çiziyor. Daha doğrusu savaşın tarafı olup milliyetçilik duygularını ön plana çıkaran bir film. Keaton filmde savaşı mizah unsuru olarak kullanmak yerine ana tema olarak kullanıyor. Güldürme işini ise durumlardan, anlık olaylardan çıkartıyor. Büyük Diktatör ise savaşı ağır bir dille eleştiren, Chaplin’in filmin sonundaki mükemmel konuşmasıyla dünyaya bakışını gözler önüne seren muhteşem bir yapım. Zaten Utku’nun Charlie Chaplin dosyasında da okuduğunuz gibi Chaplin’in hayatında insan unsuru ön plana çıkıyor. Keaton General filminde izleyenleri fazlasıyla güldürüp, hareketi hiç bitmeyen, heyecanlı bir yapımla karşımıza çıksa da savaşmaya hevesli, asker olmak için uğraşan bir karakter oluşturup kimilerine göre de militarizmi destekliyor. Bununla birlikte sessiz sinema tarihinin en maliyetli sahnelerinden olan trenin yıkılan köprüyle birlikte denize düşme sahnesini izleyicilerle buluşturan film, ayrıca zorlu tren sahneleriyle de etkileyici bir yapım.

Keaton General filmiyle beni fazlasıyla arada bıraktı. Sinema tarihi açısından önemi tartışılmaz bir film olsa da savunduğu görüşle Büyük Diktatör ile karşılaştırılamayacak bir durumda kalıyor. Aynı şekilde Buster Keaton döneminin en önemli sanatçılarından biri olsa da Chaplin’in komedyenliğinin, oyunculuğunun, yönetmenliğinin, yapımcılığının yanında hayat görüşüyle de kalbimizi fethetmesiyle de bir adım geride kalıyor.

Ne olursa olsun sinema tarihi için önemli bir yapım olan General kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi