Önceki Sayfa1 / 5Sonraki Sayfa

İnsanlık kendi içinde büyük bir dilemma ile varlığını sürdürür. Tüm zamanlarda her şeyi anlamak ve anlatmak üzerine hayatlarını temellendirmiş olan insanlar hiçbir zaman bir şeyi tam olarak anlayamamışlardır: kendilerini. Kendilerini anlamadan, başka şeyleri anlamaya çabalamaları ise sadece ölümle gelen sonu düşünmemek için yapılan bir çaba olarak kalmıştır. Bu çabalar tarihinde en büyük kilometre taşı ise Lucy olmuştur. Bilim insanlarına göre Lucy ilk kez iki ayak üzerinde durmuş insan. Peki Lucy neden bu kadar önemli? Çünkü Lucy ayağa kalktığında Lucy’nin yani insanlığın bakışı değişti. Dört ayak üzerinde yere mahkum olan bakış iki ayak üzerine kalkınca göğe yükseldi. Bakış dünyayı kavradı ve himayesi altına aldı. Artık insanlığın bakışı üsttendi ve egemendi bu da bu şekilde varlığını sürdürdü. Egemenlikler, güç arayışları, merkezi perspektif, besin piramidi derken yaşam, gözün iki ayak üzerine gelmesi ve dünyayı himayesi altına alması ile şekillendi. Fakat insanlık bu egemenlik alanına iki şeyi sokamadı, başlangıcı ve bitişi.

Ben bu dışarıda kalan dünyayı daha anlaşılır kılmak için şu şekilde bir hile yapacağım ve insanlığın o anlayamadığı, tecrübe edemediği iki şeyi kavramsallaştıracağım. İlk olarak insanlığın anlayamadığı sonu, bitişi bir ölüm korkusu olarak şekillendireceğim; sonuçta insan bilinmezlikten korkar. Ve bu ölüm korkusunu atlatmak için insanın kendine yazdığı reçeteye değineceğim: gençlik! Genç kalma isteği, gençliğe duyulan hasret ve gençliği anlamak; bunların hepsi benim perspektifimde ölümle insanın savaşının ürünü. Öte yandan bilinmez olan bir başlangıç var ki o da doğum. Doğum mucizesi bilimsel, dinsel birçok şekilde insanlar için açıklık kazanmış olsa da hala o gizemini koruyor. Ben yine bu bilinmezliği alt üst edeceğim ve o bilinmezliğin insandaki yansımasına cinsellik diyeceğim. Yeni bir aşkın, birlikteliğin, heyecanın ve yaşamın başlangıç kaynağı cinselliği ele alacağım başlangıç bilinmezi yerine. Sonuç olarak insanın bakışı ile kavrayamadığı iki soyut kavramı, gençlik ve cinsellik olarak iki olguya indirgemiş oluyorum. Şimdi de sırada size bu iki kavramı anlatan ve insanın o bilemediklerini göstermeye çabalayan 25 film var. Gençlik ve gençliğin ateşinin dünyasında gezinen filmler insanın anlam veremediği başlangıca ve sona göz kırpıyorlar. İşte 25 filmin gözünden gençlik ve cinsellik!

Gençlik ve Cinsellik Hakkında Mutlaka İzlenmesi Gereken 25 Film

Smiles Of A Summer Night (1955)

summer-night-filmloverss

Ingmar Bergman’ın objektifinden bir tutku oyunu. Avukat olan Fredrik Egerman (Gunnar Björnstrand) 19 yaşındaki oğlu ile aynı evde yaşamaktadır fakat teoloji okuyan oğlu ile arasında her zaman bir zıtlık vardır. Fredrik daha sonra oğlu ile aynı yaşta olan Anne (Ulla Jacobsson) ile evlenir. Fakat tüm hikaye bundan ibaret değildir; Desiree, Malcolm, Charlotte ve Petra gibi birçok karakter ve farklı hikaye vardır filmde. Elbette her birinin içinde o gençliği arzusu, cinselliğin kıvılcımı tutku vardır. Anne henüz bakiredir ve kendini hazır hissetmiyordur kocası ile ilişkiye girmeye fakat üvey oğluna karşı içinde bir cinsel çekim vardır. Bir kır evinde yenen bir akşam yemeği masada olan herkesin içindeki tutkuyu alevlendirmeye yeter.

Summer With Monika (1959)

smwm-filmloverss

Bergman’dan bir başka tutku filmi daha. Summer with Monika’da küçük bir kasabada yaşayan 19 yaşındaki Harry Lund (Lars Ekborg), 17 yaşında romantik ve asi olan Monika (Harriet Andersson) ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar ve sadece birbirleri için yaşamak isterler, ne okul ne iş ne de ailelerinin hayatlarına dahil olmalarını istemezler. Harry babasının botunu çalar ve Monika ile her şeyi terk edip ıssız bir adaya yerleşirler. Gençliğin verdiği her şeyi yapabiliriz başkaldırısı ile beraber gelen ilk aşkın büyüsü karakterleri birbirine daha da çok bağlar fakat ne kadar her şeyden, herkesten kaçsalar da başarılı olamazlar. Monika hamile kalır ve aralarına üçüncü bir kişi girer. Büyümenin ve tutkunun savaşı olan filmde gençler, genç kalmak ve kalmamak arasında kaybolurlar.

Lolita (1962)

lolita

Usta yönetmen Stanley Kubrick’in kalpli gözlüklü Lolita’sı. Filmde orta yaşlarında olan Profesör Humbert Humbert (James Mason), 14 yaşındaki Lolita’ya (Sue Lyon) kör kütük aşık olur. Bu aşk sarhoşluğu ile film çok başka formlara girse de ve çok farklı yönlere kaysa da aslında ana noktada her zaman orta yaşlı bir adamın gençliği arzulaması yer alır. Gençliğin saflığı, duruluğu ve sıcaklığı Lolita’da toplanmıştır profesörün gözünde. Profesör bu gençliğin kaynağına daha yakın olabilmek için Lolita’nın annesi ile evlenir fakat profesörün kendisini yiyip bitiren arzusu her zaman Lolita’dır ve her daim Lolita profesörün cinsel hayallerinin ana karakteri olur. Vladimir Nabokov’un kitabından uyarlanan film, gençliğe duyulan hazzı çok net bir şekilde izleyici ile buluşturması nedeniyle seyircisiyle buluştuğunda büyük tepkiler almıştı.

Masculin Féminin (1966)

masculin-feminin-filmloverss-1966

Fransız Yeni Dalga akımının öne çıkan isimlerinden Godard’ın bu filminde aslında kapitalizmin ve sosyalizmin arasındaki bağlamsal güçleri, olguları kadın ve erkek ilişkisi üzerinden kuruyor. 21 yaşındaki Paul (Jean-Pierre Léaud) askeri kariyerinde ilerlerken biriyle tanışıyor, Madeleine ile. Madeleine (Chantal Goya) Paul’un aksine yetişkinlerin dünyasına dalmakta aceleci olmayan ve bunun içni gelecek planları yapmayan bir kadın. Pop şarkıcısı olmak isteyen Madeleine, Paul ile görüşmeye başlıyor ve hikaye Paul’un Madeleine’in ve onun iki kadın ev arkadaşının yanına taşınması ie devam ediyor. Gençliğin heyecanının farklı doğrultular izlemesi Godard’ın ‘Coca-Cola jenerasyonu’ 20’li yaşlardaki bir grup gence ve onların cinselliklerine, ilişkilerine baktığı bir çalışmaya dönüşüyor. Oyuncular bir belgeseldeymiş gibi aşk, seks ve politika üzerine mülakatlat yapıyor ve konuşuyorlar.

Maurice (1987)

maurice-filmloverss

James Ivory’nin filmi Maurice, genç bir adam ve onun kendine doğrulttuğu ayna üzerinden ilerleyen bir filmdir. Maurice Hall (James Wilby) okul yıllarında arkadaşı Clive Durham (Hugh Grant) ile yakın bir ilişkinin içerisine girer. Bu ilişki daha sonra aralarında romantik bir ilişkinin filizlerine vermeye başlar fakat iki erkeğin arasındaki cinsel ilişkinin toplum tarafından yaratmış olduğu tabu bu iki genci engelli bir yola sürükler. Clive Maurice’i terk eder ve Maurice katı bir toplumun içinde kapana sıkılmış olarak yaşamaya, büyümeye ve cinselliği anlamaya çabalar. Genç erkeğin toplum tarafından cinselliğin dışına atılmasını anlatan bu filmde gençliğini ve cinselliğini kaybetmiş adamın, başka bir gençlikte cinselliğini bulmasını izliyoruz.

Önceki Sayfa1 / 5Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi