Yaşadığı dönemi ve sonrasını baştan aşağı değiştiren, bazen karşı durarak bazen de onaylayarak ama muhakkak komünizm düşüncesiyle bir noktada karşı karşıya gelerek ilerlenen dünya düzeninde Karl Marx, düşüncelerini üstün körü de olsa herkesin bildiği ancak toplumun genelinin hayatına dair çok fazla bilgi sahibi olmadığı bir Alman düşünür. Bu noktada Genç Karl Marx filmini önemli kılan, Marx'ın kendisiyle özdeşleşmiş Das Kapital'i ve hatta Komünist Manifesto'yu dahi yazmadan önceki yaşantısını, arkadaşlıklarını, aşkını ve en önemlisi de mücadelesini konu ediyor olması. Bu tavır önemli çünkü, Genç Karl Marx'ı, Marx yapan koşullara anlaşılabilir bir bakış atma imkanı sunuyor film. Karl Marx'ın 1844-1848 yılları arasındaki bir bakıma sürgün sürecine odaklanan film aynı zamanda Friedrich Engels ile Marx'ın arkadaşlıklarının başladığı döneme denk geliyor. İçten içe birbirlerinin eserlerine saygı duyan ve hatta imrenen ikili, özellikle Marx'ın Engels'in dış görünüşü ve zenginliğiyle ilgili eleştirel bakışı sebebiyle bir süre yaşayacakları keyifli arkadaşlıktan mahrum kalıyorlar. Marx ve Engels'in hayatıyla ilgili elbette bilinen belli başlı gerçekler var ancak Genç Karl Marx filminin hem boşlukları doldurmak hem bütünlüklü bir hikaye sunmak hem de izleyicinin karakterlerle özdeşleşmesini kolaylaştırmak adına gerçek ve kurgu dengesini kurabildiklerini söyleyebiliriz. Nitekim Genç Karl Marx filminin yönetmeni Raoul Peck, henüz bu yıl 89. Oscar Ödülleri'nde I am not Your Negro belgeseliyle En İyi Belgesel dalında aday gösterilmişti. I am not Your Negro, Raoul Peck'in başarısını kanıtlayan bir belgesel olmasının yanı sıra izleyiciye yönetmenin belgesel ve kurmaca film yapımı arasındaki dengeyi çok başarılı bir biçimde kurabildiğinin ipucunu da veriyor. Genellikle belgesel geleneğinden gelen yönetmenlerin kurmaca yapımlarda da bir noktada belgesel tavrına kaydığı sezilebilir ya da tam tersi bir durumda belgesel, kurmaca anlatı tarzına yaklaşabilir. Ancak Raoul Peck'in I am not Your Negro'su ve Genç Karl Marx'ı birbirinden tamamen farklı iki yapım ve ikisi de kendisine has anlatı dilini kurgulamayı başarıyor. Genç Karl Marx: Arkadaşlığın Manifestosu Filmde Karl Marx'ı August Diehl canlandırırken Friedrich Engels rolünde Stefan Konarske'yi izliyoruz. Fransa - Belçika- Almanya ortak yapımı film Marx'ın sürgün süreci ve Engels'in İngiltere'ye gidip gelmesi sebebiyle İngilizce, Fransızca ve Almanca olmak üzere üç dil içeriyor. Ancak bu durum filmin seyrinde ya da oyunculukların başarısında herhangi bir negatif etki yaratmıyor. Her koşulda eleştirel olduğunun altı çizilen Karl Marx'ı August Diehl, gençliğin uçarılığıyla geleceğin kitleleri etkileyen Marx'ının kendinden emin tavrını oldukça başarılı bir şekilde harmanlıyor. Karl Marx ve Friedrich Engels'in bir araya gelmelerinin ve birbirlerini fikirsel anlamda beslemelerinin üzerine gelişen süreçte, Komünist Manifesto'yu birlikte yazmaya kadar uzanan bir arkadaşlık öyküsü de izliyoruz aslında. Bu bağlamda tarihsel anlamda Marx ve Engels hakkında bilgi sahibi olan izleyicinin keyif alacağı halihazırda ortadayken, iki büyük düşünürle ilgili herhangi bir bilgisi olmadan filmi izlemeye giden seyircinin de evrensel bir düzlemde sunulan arkadaşlık hikayesi üzerinden keyif alacağını belirtebiliriz. Marx'ın yaşam standartlarının ve düşüncelerinin aksine zengin bir karısının olduğu bilinen bir gerçek. Bu noktada Vicky Krieps tarafından canlandırılan Jenny von Westphalen karakterinin başarılı bir şekilde kurgulandığını söyleyebiliriz. Zenginliğini bir kenara bırakarak Marx'ın yanında duran Jenny, onu düşünsel anlamda desteklemeye ve her anında yanında olmaya devam eden bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Yanı sıra İrlandalı bir işçi olduğu belirtilen Engels'in karısı Marry Burns de…

Yazar Puanı

puan - 77%

77%

Genç Karl Marx, Marx ve Engels'in gençlik yıllarında Komünizm düşüncesi üzerinden yaşadıkları heyecanları, hayal kırıklıklarını ve de yoğun olarak arkadaşlıklarını konu edinen, hem tarihi draması hem de mizahi dozu iyi ayarlanmış bir film olarak değerlendirilebilir.

Kullanıcı Puanları: 4.63 ( 4 votes)
77

Yaşadığı dönemi ve sonrasını baştan aşağı değiştiren, bazen karşı durarak bazen de onaylayarak ama muhakkak komünizm düşüncesiyle bir noktada karşı karşıya gelerek ilerlenen dünya düzeninde Karl Marx, düşüncelerini üstün körü de olsa herkesin bildiği ancak toplumun genelinin hayatına dair çok fazla bilgi sahibi olmadığı bir Alman düşünür. Bu noktada Genç Karl Marx filmini önemli kılan, Marx’ın kendisiyle özdeşleşmiş Das Kapital’i ve hatta Komünist Manifesto’yu dahi yazmadan önceki yaşantısını, arkadaşlıklarını, aşkını ve en önemlisi de mücadelesini konu ediyor olması. Bu tavır önemli çünkü, Genç Karl Marx’ı, Marx yapan koşullara anlaşılabilir bir bakış atma imkanı sunuyor film.

Karl Marx’ın 1844-1848 yılları arasındaki bir bakıma sürgün sürecine odaklanan film aynı zamanda Friedrich Engels ile Marx’ın arkadaşlıklarının başladığı döneme denk geliyor. İçten içe birbirlerinin eserlerine saygı duyan ve hatta imrenen ikili, özellikle Marx’ın Engels’in dış görünüşü ve zenginliğiyle ilgili eleştirel bakışı sebebiyle bir süre yaşayacakları keyifli arkadaşlıktan mahrum kalıyorlar. Marx ve Engels’in hayatıyla ilgili elbette bilinen belli başlı gerçekler var ancak Genç Karl Marx filminin hem boşlukları doldurmak hem bütünlüklü bir hikaye sunmak hem de izleyicinin karakterlerle özdeşleşmesini kolaylaştırmak adına gerçek ve kurgu dengesini kurabildiklerini söyleyebiliriz. Nitekim Genç Karl Marx filminin yönetmeni Raoul Peck, henüz bu yıl 89. Oscar Ödülleri’nde I am not Your Negro belgeseliyle En İyi Belgesel dalında aday gösterilmişti. I am not Your Negro, Raoul Peck’in başarısını kanıtlayan bir belgesel olmasının yanı sıra izleyiciye yönetmenin belgesel ve kurmaca film yapımı arasındaki dengeyi çok başarılı bir biçimde kurabildiğinin ipucunu da veriyor. Genellikle belgesel geleneğinden gelen yönetmenlerin kurmaca yapımlarda da bir noktada belgesel tavrına kaydığı sezilebilir ya da tam tersi bir durumda belgesel, kurmaca anlatı tarzına yaklaşabilir. Ancak Raoul Peck’in I am not Your Negro’su ve Genç Karl Marx’ı birbirinden tamamen farklı iki yapım ve ikisi de kendisine has anlatı dilini kurgulamayı başarıyor.

Genç Karl Marx: Arkadaşlığın Manifestosu

Filmde Karl Marx’ı August Diehl canlandırırken Friedrich Engels rolünde Stefan Konarske’yi izliyoruz. Fransa – Belçika- Almanya ortak yapımı film Marx’ın sürgün süreci ve Engels’in İngiltere’ye gidip gelmesi sebebiyle İngilizce, Fransızca ve Almanca olmak üzere üç dil içeriyor. Ancak bu durum filmin seyrinde ya da oyunculukların başarısında herhangi bir negatif etki yaratmıyor. Her koşulda eleştirel olduğunun altı çizilen Karl Marx’ı August Diehl, gençliğin uçarılığıyla geleceğin kitleleri etkileyen Marx’ının kendinden emin tavrını oldukça başarılı bir şekilde harmanlıyor.

Karl Marx ve Friedrich Engels’in bir araya gelmelerinin ve birbirlerini fikirsel anlamda beslemelerinin üzerine gelişen süreçte, Komünist Manifesto’yu birlikte yazmaya kadar uzanan bir arkadaşlık öyküsü de izliyoruz aslında. Bu bağlamda tarihsel anlamda Marx ve Engels hakkında bilgi sahibi olan izleyicinin keyif alacağı halihazırda ortadayken, iki büyük düşünürle ilgili herhangi bir bilgisi olmadan filmi izlemeye giden seyircinin de evrensel bir düzlemde sunulan arkadaşlık hikayesi üzerinden keyif alacağını belirtebiliriz.

Marx’ın yaşam standartlarının ve düşüncelerinin aksine zengin bir karısının olduğu bilinen bir gerçek. Bu noktada Vicky Krieps tarafından canlandırılan Jenny von Westphalen karakterinin başarılı bir şekilde kurgulandığını söyleyebiliriz. Zenginliğini bir kenara bırakarak Marx’ın yanında duran Jenny, onu düşünsel anlamda desteklemeye ve her anında yanında olmaya devam eden bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Yanı sıra İrlandalı bir işçi olduğu belirtilen Engels’in karısı Marry Burns de mcüadelede aktif olarak yer alan güçlü bir kadın temsili sunuyor. Marx ve Engels’in hayatlarındaki kadınların güçlü temsilleri filmin söylediği en güzel sözlerden biri belki de.

Filmin sözlerinden bahsetmişken, Genç Karl Marx’ta Komünist Manifesto’nun yazım sürecinde – doğal olarak- sık sık tekrarlanan Manifesto’nun ünlü sözü aslında filmin biraz daha ana akıma yakın olduğu gerçeğini gün yüzüne çıkarıyor. Manifesto’ya yönelik daha ayrıntılı bir bilgi aktarımı yapabilecekken herkesin aşina olduğu “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor – Komünizmin hayaleti” cümlesini vermek biraz daha kısa yoldan gitmeyi tercih eden bir Manifesto temsili olmuş.

Dönemi başarılı bir şekilde yansıtabilen Genç Karl Marx’ın, işçilerin içinde bulunduğu durumla ilgili yeterli veri içermediği söylenebilir. Böylesine güçlü bir çıkışın arka planını oluşturan etmenler filmde bir bakıma zayıf kalsa da bu durumun bilinçli bir tercih olduğu ve odağını yalnızca Marx ve Engels’in arkadaşlığına çevirdiği söylenebilir. Yine de tamamıyla işçi sınıfının içine düştüğü durum üzerinden metinler yazan, düşünen iki arkadaşın bu arkaplandan bağımsız oluşu bir tercihten ziyade eksiklik olarak göze çarpıyor.

Tüm bunların ortak paydasında, Genç Karl Marx, Marx ve Engels’in gençlik yıllarında Komünizm düşüncesi üzerinden yaşadıkları heyecanları, hayal kırıklıklarını ve de yoğun olarak arkadaşlıklarını konu edinen, hem tarihi draması hem de mizahi dozu iyi ayarlanmış bir film olarak değerlendirilebilir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi