1940’ların ortasında başlayan “Film Noir” akımının günümüz akademisyenleri ve sinema yazarları tarafından bir genre olup olmadığı hala tartışılan bir konu. Sinemanın endüstriyel değişimleri ve sosyo-politik olayların etkisiyle bu güçlü akım form değiştirdi ve 1970’lerde yerini “Neo Noir” akımına bıraktı. Birçok yönetmen tarafından tercih edilen bu stilistik duruş, çağdaş sinemada yerini almaya devam ediyor. Cold Weather ve Land Ho! filmlerinden aşina olduğumuz Aaron Katz, Filmekimi’nde izleyicisinin karşısına gizemli bir cinayeti anlattığı “Neo Noir” tarzına sahip son filmi Gemini ile çıktı. Gemini, izleyicisinin sorularını çok havada bırakmayan ritmik bir anlatıma ve Film Noir unsurlarını birebir işleyen bir kurguya sahip diyebilirim. Filmin başından sonuna kadar her an her şey olabilir hissiyle Hitchcock’a göz kırpan örgüsü izleyiciyi film boyunca tetikte bırakmayı başarıyor. Astrolojide Türkçesi İkizler olarak geçen Gemini, filmin ilk sekansında Los Angeles’ın ikonik palmiyeleri ile bizi karşılıyor. Ancak bu karşılamayı La La Land’deki gibi cıvıl cıvıl değil, aksine şafak vaktinde birbirinin aynası olmuş ters palmiyeler şeklinde görüyoruz. Ardından sıkıntılı bir telefon konuşması ile Jill (Lola Kierke) karakteri karşımıza çıkıyor. Asistanlığını yaptığı Hollywood yıldızı Heather’ın (Zoe Kravitz) takıntılı hayranı ile tanışması filmdeki ilk suspense’i bize sunuyor. Jill ve Heather’in yakın ilişkileri başka yönlere çekilecek bir havada geçerken, Jill, kendisine ait silahla Heather’ın öldürüldüğüne şahit olur. Film bu twist'ten sonra adeta bir polisiyeye dönüşüyor. Gemini: Alaycı Bir Neo Noir Heather’ın öldürüldüğü ortaya çıkınca polis tarafından baş şüpheli, asistanlığını yapan Jill olarak görülür. Jill, bir yandan kendini temize çıkarmak için gerçek katili bulmaya çalışırken bir yandan da sinema dünyasını saran kirli ilişkilere şahitlik eder. Bir nevi dedektifçilik hikayesine dönen film, ayna yansımalı çekimleriyle yine bir doppelganger altyapılı twist üzerinden izleyicilere katilin kim olduğunu uğraştırmadan gösteriyor ve her şeyi tekrar yoluna koyarak sona eriyor. Böylelikle yönetmen filmin neden isminin Gemini olduğunu uğraştırmadan size bir tabakta sunuveriyor. Başından sonuna kadar gizemi bir arada ve yüksekte tutmaya çalışan Gemini, Los Angeles’ta sinema endüstrisinin tam ortasında geçen bir cinayet filminin yanı sıra nüktedan diyaloglarla alaycı bakışını kaybetmeyen bir neo noir filmi. Oldukça yoğun mavi, turuncu/kırmızı ve beyaz ışıkların hakim olduğu filmde hareketli kamera çekimleri sizi hep olayların takibinde tutuyor. Tam bir vakayı çözecek gibi olduğunuzda bir twist yaparak hikayenin akışını başka yöne aktarıyor. Her ne kadar bu anlamda yönetmen gizem unsurunu hikayesinde aktif tutmayı hedeflese de izleyiciyi hiç merakta bırakmadan, soruların cevabını vermeyi tercih etmiş. Bazı sahneler o kadar gözümüzün içine sokuluyor ki cinayeti çözmenin tüm esprisi kaçıyor ve yönetmenin neden bu kadar bariz bir anlatımı tercih ettiğini kafanıza takmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Bu anlamda filmin benim gibi ucu açık komplike kurgulardan hoşlananları tatmin etmeyeceğini düşünüyorum. Jill karakterine hayat veren Lola Kierke rolüne çok iyi bürünüyor ve donuk ifadelerinin yanı sıra muzip replikleriyle tam not almayı başarıyor. Zoe Kravitz ise adeta bir femme fatale edasıyla, umursamaz hal ve tavırlarını sergilediği Heather karakteriyle tekinsiz bir hava çizerek Jill karakteri ile arasındaki arkadaşlık ve iş ortağı çizgisinde ustalıkla geziniyor. Dünya prömiyerini SXSW film festivalinde yapan Gemini, izleyiciyi şaşırtmaktan ziyade tüm bilgileri vererek filmin finalinin sıradanlaşmasının önüne geçemese de stil ve kara mizah açısından oldukça tatmin edici bir film olmuş diyebilirim.

Yazar Puanı

puan - 62%

62%

Gemini, izleyiciyi şaşırtmaktan ziyade tüm bilgileri vererek filmin finalinin sıradanlaşmasının önüne geçemese de stil ve kara mizah açısından oldukça tatmin edici bir film olmuş diyebilirim.

Kullanıcı Puanları: 3.05 ( 1 votes)
62

1940’ların ortasında başlayan “Film Noir” akımının günümüz akademisyenleri ve sinema yazarları tarafından bir genre olup olmadığı hala tartışılan bir konu. Sinemanın endüstriyel değişimleri ve sosyo-politik olayların etkisiyle bu güçlü akım form değiştirdi ve 1970’lerde yerini “Neo Noir” akımına bıraktı. Birçok yönetmen tarafından tercih edilen bu stilistik duruş, çağdaş sinemada yerini almaya devam ediyor. Cold Weather ve Land Ho! filmlerinden aşina olduğumuz Aaron Katz, Filmekimi’nde izleyicisinin karşısına gizemli bir cinayeti anlattığı “Neo Noir” tarzına sahip son filmi Gemini ile çıktı.

Gemini, izleyicisinin sorularını çok havada bırakmayan ritmik bir anlatıma ve Film Noir unsurlarını birebir işleyen bir kurguya sahip diyebilirim. Filmin başından sonuna kadar her an her şey olabilir hissiyle Hitchcock’a göz kırpan örgüsü izleyiciyi film boyunca tetikte bırakmayı başarıyor. Astrolojide Türkçesi İkizler olarak geçen Gemini, filmin ilk sekansında Los Angeles’ın ikonik palmiyeleri ile bizi karşılıyor. Ancak bu karşılamayı La La Land’deki gibi cıvıl cıvıl değil, aksine şafak vaktinde birbirinin aynası olmuş ters palmiyeler şeklinde görüyoruz. Ardından sıkıntılı bir telefon konuşması ile Jill (Lola Kierke) karakteri karşımıza çıkıyor. Asistanlığını yaptığı Hollywood yıldızı Heather’ın (Zoe Kravitz) takıntılı hayranı ile tanışması filmdeki ilk suspense’i bize sunuyor. Jill ve Heather’in yakın ilişkileri başka yönlere çekilecek bir havada geçerken, Jill, kendisine ait silahla Heather’ın öldürüldüğüne şahit olur. Film bu twist’ten sonra adeta bir polisiyeye dönüşüyor.

Gemini: Alaycı Bir Neo Noir

Heather’ın öldürüldüğü ortaya çıkınca polis tarafından baş şüpheli, asistanlığını yapan Jill olarak görülür. Jill, bir yandan kendini temize çıkarmak için gerçek katili bulmaya çalışırken bir yandan da sinema dünyasını saran kirli ilişkilere şahitlik eder. Bir nevi dedektifçilik hikayesine dönen film, ayna yansımalı çekimleriyle yine bir doppelganger altyapılı twist üzerinden izleyicilere katilin kim olduğunu uğraştırmadan gösteriyor ve her şeyi tekrar yoluna koyarak sona eriyor. Böylelikle yönetmen filmin neden isminin Gemini olduğunu uğraştırmadan size bir tabakta sunuveriyor.

Başından sonuna kadar gizemi bir arada ve yüksekte tutmaya çalışan Gemini, Los Angeles’ta sinema endüstrisinin tam ortasında geçen bir cinayet filminin yanı sıra nüktedan diyaloglarla alaycı bakışını kaybetmeyen bir neo noir filmi. Oldukça yoğun mavi, turuncu/kırmızı ve beyaz ışıkların hakim olduğu filmde hareketli kamera çekimleri sizi hep olayların takibinde tutuyor. Tam bir vakayı çözecek gibi olduğunuzda bir twist yaparak hikayenin akışını başka yöne aktarıyor. Her ne kadar bu anlamda yönetmen gizem unsurunu hikayesinde aktif tutmayı hedeflese de izleyiciyi hiç merakta bırakmadan, soruların cevabını vermeyi tercih etmiş. Bazı sahneler o kadar gözümüzün içine sokuluyor ki cinayeti çözmenin tüm esprisi kaçıyor ve yönetmenin neden bu kadar bariz bir anlatımı tercih ettiğini kafanıza takmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Bu anlamda filmin benim gibi ucu açık komplike kurgulardan hoşlananları tatmin etmeyeceğini düşünüyorum.

Jill karakterine hayat veren Lola Kierke rolüne çok iyi bürünüyor ve donuk ifadelerinin yanı sıra muzip replikleriyle tam not almayı başarıyor. Zoe Kravitz ise adeta bir femme fatale edasıyla, umursamaz hal ve tavırlarını sergilediği Heather karakteriyle tekinsiz bir hava çizerek Jill karakteri ile arasındaki arkadaşlık ve iş ortağı çizgisinde ustalıkla geziniyor.

Dünya prömiyerini SXSW film festivalinde yapan Gemini, izleyiciyi şaşırtmaktan ziyade tüm bilgileri vererek filmin finalinin sıradanlaşmasının önüne geçemese de stil ve kara mizah açısından oldukça tatmin edici bir film olmuş diyebilirim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi