Korku filmi denildiğinde türe aşina olmayanların sıklıkla sorguladıkları şey, “bir insan neden korku filmi seyreder ki?” oluyor. Bu soruya karşıt bakış açısında ise korku filmi severlerin kolaylıkla yanıtlayabileceği gibi “neden sevmesin?” şeklinde bir geri dönüş söz konusu. Ülke sinemamızda özellikle 2000’li yılların ortalarında patlayan korku filmleri furyası tek noktadan besleniyordu: Din. Hollywood sinemasına baktığımızdaysa zaman zaman sıra dışı yapımlarla karşılaşma şansı bulurken aynı genelleme; şeytan çıkarma, musallat olmuş ruhlar gibi benzer motiflerle ilerliyordu; ilerlemeye de hala devam ediyor. Türe dair tek düzeliğini bir nebze olsun buluntu film tekniğiyle kırmayı başaran Hollywood, nadiren de olsa bu döngüyü beklenmedik sona sahip senaryolarıyla kırıyor.

Bu hafta vizyona giren Geçmişin Laneti – Visions filmiyse, yukarıda bahsettiğim üzere konuya farklı yaklaşımıyla ezber bozan filmler arasında anılmaya hak kazanıyor. Filmin yönetmen koltuğunda Testere serisi, Koleksiyoncu ve Ziyaretçiler gibi filmlerin kurgularında aktif rol almış; Testere VI ve Jessabelle filmlerinin yönetmenliği yapmış Kevin Greutert otururken; başrollerde ise Isla Fisher ve Anson Mount bulunuyor. Kadrodaki sürpriz isimlerden diğer ikisiyse Eva Longoria ve The Big Bang Theory dizisinin sevilen oyuncularından Jim Parsons. Sıradan bir korku filmi hikayesiyle başlayan film, geçirdiği trafik kazasından bir yıl sonra kocasıyla birlikte bir üzüm bağına taşınan Eveleigh’nin yaşadıklarıyla açılıyor. Eveleigh hamiledir ve yeni bir hayatta yeni bir başlangıca adım atmaya hazırlanmaktadır. Fakat tahmin edilebileceği üzere yeni ev, bu başlangıç fikri için pek de uygun olmayacaktır. Eveleigh’nin gördüğünü sandığı birtakım görüntüler ve duyduğu sesler hamileliği boyunca onu rahat bırakmaz. Kocası David de ona inanmayınca çareyi sakinleştirici ilaçlar kullanmakta bulur. Ama bu da onun için kalıcı bir çözüm olmayacaktır.

Filmi üç bölümde inceleyecek olursak, Eveleigh’nin hamile olduğunu öğrenmesinden göbeğinin belirginleşme sürecine kadarını kapsayan ilk bölüm oldukça yavaş ilerliyor; zaman zaman akışta sıkıntı yaratıyor ve izleyicinin sıkılmasına sebep olabiliyor. Bu noktada yeterli olmasa da, görüntü yönetiminin bir nebze işi kotardığını söylemek mümkün. İkinci bölümde Eveleigh’nin giderek artan halüsinasyonları gerilimi tırmandırıyor. Bu bölümde de her ne kadar, sessiz bir sahnenin ardından patlayan yüksek ses gibi alışıldık korkutma yöntemlerine başvurulsa da, izleyici kasıtlı olarak yönlendiriliyor. Olayların açığa çıktığı son bölüme gelecek olursak, sürpriz son ile ters köşe yapılıyor. Lakin bu son bölümde de, olayların çözüme kavuşması biraz aceleye getirilmiş gibi duruyor.

İlk paragrafa dönmek gerekirse, bahsettiğim üzere korku filmleri çoğunlukla dini ögelerden yola çıkıyor. Ana karakterin kurtuluşu mülayim bir papaz ve onun kutsal kelimeleriyle geliyor çoğunlukla. Özellikle Hollywood yapımlarındaki İncil göndermeleri bir yerden sonra türün sevenleri için de can sıkıcı bir hal aldı diyebiliriz. Bu anlamda Geçmişin Laneti bu karanlık sulara hiç girmeden sırtını farklı bir kurguya yaslıyor. Oyunculukların çoğunlukla zayıf kaldığı noktalarda, filmi kurtaran en büyük etmen de senaryodaki bu farklı yönelim oluyor.

Haftanın kalabalık vizyon takvimini göz önüne aldığımızda Geçmişin Laneti – Visions, kesinlikle türün sevenleri açısından dikkate değer bir yapım olarak göze çarpıyor. Filmin mutfağında Insidious, Paranormal Activity ve Sinister gibi başarılı filmlerin yapımcıları olduğunu da hesaba katarsak filmle ilgili beklentiler ister istemez yükseliyor. Tabii ki James Wan ekolünü düşündüğümüzde Insidious kadar derin bir etki bırakmayacağını bilsek de, Geçmişin Laneti yazının başından bu yana dile getirdiğimiz şaşırtıcı senaryosuyla iyi kotarılmış filmler kategorisine giriyor.

Korku filmi denildiğinde türe aşina olmayanların sıklıkla sorguladıkları şey, “bir insan neden korku filmi seyreder ki?” oluyor. Bu soruya karşıt bakış açısında ise korku filmi severlerin kolaylıkla yanıtlayabileceği gibi "neden sevmesin?" şeklinde bir geri dönüş söz konusu. Ülke sinemamızda özellikle 2000’li yılların ortalarında patlayan korku filmleri furyası tek noktadan besleniyordu: Din. Hollywood sinemasına baktığımızdaysa zaman zaman sıra dışı yapımlarla karşılaşma şansı bulurken aynı genelleme; şeytan çıkarma, musallat olmuş ruhlar gibi benzer motiflerle ilerliyordu; ilerlemeye de hala devam ediyor. Türe dair tek düzeliğini bir nebze olsun buluntu film tekniğiyle kırmayı başaran Hollywood, nadiren de olsa bu döngüyü beklenmedik sona sahip senaryolarıyla kırıyor. Bu hafta vizyona giren Geçmişin Laneti - Visions filmiyse, yukarıda bahsettiğim üzere konuya farklı yaklaşımıyla ezber bozan filmler arasında anılmaya hak kazanıyor. Filmin yönetmen koltuğunda Testere serisi, Koleksiyoncu ve Ziyaretçiler gibi filmlerin kurgularında aktif rol almış; Testere VI ve Jessabelle filmlerinin yönetmenliği yapmış Kevin Greutert otururken; başrollerde ise Isla Fisher ve Anson Mount bulunuyor. Kadrodaki sürpriz isimlerden diğer ikisiyse Eva Longoria ve The Big Bang Theory dizisinin sevilen oyuncularından Jim Parsons. Sıradan bir korku filmi hikayesiyle başlayan film, geçirdiği trafik kazasından bir yıl sonra kocasıyla birlikte bir üzüm bağına taşınan Eveleigh’nin yaşadıklarıyla açılıyor. Eveleigh hamiledir ve yeni bir hayatta yeni bir başlangıca adım atmaya hazırlanmaktadır. Fakat tahmin edilebileceği üzere yeni ev, bu başlangıç fikri için pek de uygun olmayacaktır. Eveleigh’nin gördüğünü sandığı birtakım görüntüler ve duyduğu sesler hamileliği boyunca onu rahat bırakmaz. Kocası David de ona inanmayınca çareyi sakinleştirici ilaçlar kullanmakta bulur. Ama bu da onun için kalıcı bir çözüm olmayacaktır. Filmi üç bölümde inceleyecek olursak, Eveleigh’nin hamile olduğunu öğrenmesinden göbeğinin belirginleşme sürecine kadarını kapsayan ilk bölüm oldukça yavaş ilerliyor; zaman zaman akışta sıkıntı yaratıyor ve izleyicinin sıkılmasına sebep olabiliyor. Bu noktada yeterli olmasa da, görüntü yönetiminin bir nebze işi kotardığını söylemek mümkün. İkinci bölümde Eveleigh’nin giderek artan halüsinasyonları gerilimi tırmandırıyor. Bu bölümde de her ne kadar, sessiz bir sahnenin ardından patlayan yüksek ses gibi alışıldık korkutma yöntemlerine başvurulsa da, izleyici kasıtlı olarak yönlendiriliyor. Olayların açığa çıktığı son bölüme gelecek olursak, sürpriz son ile ters köşe yapılıyor. Lakin bu son bölümde de, olayların çözüme kavuşması biraz aceleye getirilmiş gibi duruyor. İlk paragrafa dönmek gerekirse, bahsettiğim üzere korku filmleri çoğunlukla dini ögelerden yola çıkıyor. Ana karakterin kurtuluşu mülayim bir papaz ve onun kutsal kelimeleriyle geliyor çoğunlukla. Özellikle Hollywood yapımlarındaki İncil göndermeleri bir yerden sonra türün sevenleri için de can sıkıcı bir hal aldı diyebiliriz. Bu anlamda Geçmişin Laneti bu karanlık sulara hiç girmeden sırtını farklı bir kurguya yaslıyor. Oyunculukların çoğunlukla zayıf kaldığı noktalarda, filmi kurtaran en büyük etmen de senaryodaki bu farklı yönelim oluyor. Haftanın kalabalık vizyon takvimini göz önüne aldığımızda Geçmişin Laneti - Visions, kesinlikle türün sevenleri açısından dikkate değer bir yapım olarak göze çarpıyor. Filmin mutfağında Insidious, Paranormal Activity ve Sinister gibi başarılı filmlerin yapımcıları olduğunu da hesaba katarsak filmle ilgili beklentiler ister istemez yükseliyor. Tabii ki James Wan ekolünü düşündüğümüzde Insidious kadar derin bir etki bırakmayacağını bilsek de, Geçmişin Laneti yazının başından bu yana dile getirdiğimiz şaşırtıcı senaryosuyla iyi kotarılmış filmler kategorisine giriyor.

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

Geçmişin Laneti, yazının başından bu yana dile getirdiğimiz şaşırtıcı senaryosuyla iyi kotarılmış filmler kategorisine giriyor.

Kullanıcı Puanları: 3.92 ( 5 votes)
70
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi