Sinema kariyerinde olabildiğince kendine has üsluplara sahip filmler çekerek farklı bir sinema kariyeri oluşturan yönetmen Erden Kıral; dolu dizgin bir var oluş hikayesi olarak da nitelendirebileceğimiz yeni filmi ‘’ Gece ‘’ ile son dönemlerde sekteye uğramış olan filmografisine aranan kanı bulmuşa benziyor. Parçalanmış olan hayatların bir araya geliş çabalarını birbirine tezat iki tema üzerinden dillendiren yönetmen, varoş yaşantılarından sunmuş olduğu kesitlerini politik bir konuyla birleştirerek, anlatmak istediği hikayesine duru bir bakış açısı getiriyor. Ağır yaşam koşulları ile hayal kırıklıklarının dayatmakta olduğu gerçeklikleri gözler önüne seren Gece;  umutların içerisine takıntıları yerleştirerek ortaya tedirgin edici bir film çıkarmış oluyor.

Daha çok sinema üzerine yazmış olduğu yazılarla gündemde olan Rıza Kıraç’ın kalemiyle hayat bulan Gece, yaratmış olduğu atmosferindeki varoşluğu karakterlerin ruh halllerindeki çıkmazlıklara yükleyerek, ilerlemekte olan her sahnesine karanlık ile umut hissiyatlarını daha fazla yerleştiriyor. Çocukluk aşkı olan Yusuf ile evlendikten sonra arzulamış olduğu mutlu hayata kavuşmayarak dibe vuran Süsen ile ailesinin çırpınışlarına odaklanan film; açlık oruçları, ön yargılar ve hayata dair hayal kırıklıklarına tarafsız bir bakış açısı getiriyor.

Yönetmenin mevcut senaryosunu İzmir şehrine adapte etmesiyle de gittikçe artmakta olan çıkmazlığa hızlı bir şekilde adapte olabiliyoruz. Karakterlerin birbirlerine olan nefretleri ile takıntılarını eş zamanlı bir tempoyla ilerleten Gece’de, yer yer Zeki Demirkubuz filmlerindeki o gri tonlu havaya da sık sık rastlamaktayız.  Kaldı ki ‘’Kader’’  filmindeki Bekir’in Uğur’a karşı beslediği takıntılı duyguların benzerleri Süsen ile Yusuf’un çalkantılı ilişkisinde sürekli karşımıza çıkıyor.

Oyunculuk mevkisinde de başarılı sonuçlar elde eden Gece için özellikle de Nurgül Yeşilçay, Mert Fırat ve Ayça Damgacı ‘nın sergilemiş olduğu performanslar olumlu eleştiriler almaya oldukça müsait. Adeta yaşarcasına savrulan tiratlar, karakterlerin hikaye boyunca her şeye rağmen bir şeylere tutunma çabaları ve en önemlisi de insanların gerçeklik kavramına beslediği duygular, Gece filmini ulaşmak istediği noktaya sıkıntısızca vardırıyor. Her ne kadar film fragmanda ki hızlı tempo ile kurgusunda ki yavaş sekanslar arasında ufak çaplı bir hayal kırıklığı yaşatmış olsa da, senaryo ve yaratılan atmosferde ki tedirgin edici gerçeklik sayesinde birçok açığı görmezden gelebiliyoruz.

İzmir’in barlar sokağından başlayıp, gecekondu mahalleleri ve hapishane köşelerine kadar giden bir hikayeyi anlatan film, insanın en zayıf yönleri olan nefsi ile idealleri arasındaki çıkmazlıklardan doğan sonuçları sert bir betimlemeyle gözler önüne seriyor. Her ne kadar erkek egemenliğinin etrafında şekillenmekte olan bir filmmiş gibi gözükse de, başlangıçtan bitiş noktasına kadar bir çok kare de kadın objesinin hayatı dengede tutma çabalarına şahit olmaktayız. Özellikle de Nurgül Yeşilçay’ın hayat verdiği Süsen karakterinin gözlerinde ki çaresizlik ve sevgi, başta filmin Yusuf olmak üzere Patron ve hatta Şair karakterinin bile ruh hallerini şekillendirmesine yetmektedir.

Hayatları bir gecede değişen insanların hikayesinden çok Gece;  zaten mahvolmuş olan yaşantıların sabahlarını  anlatarak farklı bir film izleme deneyimi sunuyor. Hasan Özkılıç’ın romanından sinemaya uyarlanan film, her şeye rağmen güzel kalmaya çalışan insanların mücadeleleri üzerinden gerçek hayat izlenimleri sunuyor. Büyük ağabey karakterinin karton tasvirini görmezden gelirsek eğer film; Neredeyse A ‘dan  Z’ ye bütün oyunculukların başarılı performansları, İzmir üzerinden ilerleyen amansız bir aşk hikayesi ve Erden Kıral’ın film kariyerinde oldukça farklı bir iz yakalamak isteyenler için tüm fırsatları elinde bulunduran ideal bir film olabilir.

Sinema kariyerinde olabildiğince kendine has üsluplara sahip filmler çekerek farklı bir sinema kariyeri oluşturan yönetmen Erden Kıral; dolu dizgin bir var oluş hikayesi olarak da nitelendirebileceğimiz yeni filmi ‘’ Gece ‘’ ile son dönemlerde sekteye uğramış olan filmografisine aranan kanı bulmuşa benziyor. Parçalanmış olan hayatların bir araya geliş çabalarını birbirine tezat iki tema üzerinden dillendiren yönetmen, varoş yaşantılarından sunmuş olduğu kesitlerini politik bir konuyla birleştirerek, anlatmak istediği hikayesine duru bir bakış açısı getiriyor. Ağır yaşam koşulları ile hayal kırıklıklarının dayatmakta olduğu gerçeklikleri gözler önüne seren Gece;  umutların içerisine takıntıları yerleştirerek ortaya tedirgin edici bir film çıkarmış oluyor. Daha çok sinema üzerine yazmış olduğu yazılarla gündemde olan Rıza Kıraç’ın kalemiyle hayat bulan Gece, yaratmış olduğu atmosferindeki varoşluğu karakterlerin ruh halllerindeki çıkmazlıklara yükleyerek, ilerlemekte olan her sahnesine karanlık ile umut hissiyatlarını daha fazla yerleştiriyor. Çocukluk aşkı olan Yusuf ile evlendikten sonra arzulamış olduğu mutlu hayata kavuşmayarak dibe vuran Süsen ile ailesinin çırpınışlarına odaklanan film; açlık oruçları, ön yargılar ve hayata dair hayal kırıklıklarına tarafsız bir bakış açısı getiriyor. Yönetmenin mevcut senaryosunu İzmir şehrine adapte etmesiyle de gittikçe artmakta olan çıkmazlığa hızlı bir şekilde adapte olabiliyoruz. Karakterlerin birbirlerine olan nefretleri ile takıntılarını eş zamanlı bir tempoyla ilerleten Gece’de, yer yer Zeki Demirkubuz filmlerindeki o gri tonlu havaya da sık sık rastlamaktayız.  Kaldı ki ‘’Kader’’  filmindeki Bekir’in Uğur’a karşı beslediği takıntılı duyguların benzerleri Süsen ile Yusuf’un çalkantılı ilişkisinde sürekli karşımıza çıkıyor. Oyunculuk mevkisinde de başarılı sonuçlar elde eden Gece için özellikle de Nurgül Yeşilçay, Mert Fırat ve Ayça Damgacı ‘nın sergilemiş olduğu performanslar olumlu eleştiriler almaya oldukça müsait. Adeta yaşarcasına savrulan tiratlar, karakterlerin hikaye boyunca her şeye rağmen bir şeylere tutunma çabaları ve en önemlisi de insanların gerçeklik kavramına beslediği duygular, Gece filmini ulaşmak istediği noktaya sıkıntısızca vardırıyor. Her ne kadar film fragmanda ki hızlı tempo ile kurgusunda ki yavaş sekanslar arasında ufak çaplı bir hayal kırıklığı yaşatmış olsa da, senaryo ve yaratılan atmosferde ki tedirgin edici gerçeklik sayesinde birçok açığı görmezden gelebiliyoruz. İzmir’in barlar sokağından başlayıp, gecekondu mahalleleri ve hapishane köşelerine kadar giden bir hikayeyi anlatan film, insanın en zayıf yönleri olan nefsi ile idealleri arasındaki çıkmazlıklardan doğan sonuçları sert bir betimlemeyle gözler önüne seriyor. Her ne kadar erkek egemenliğinin etrafında şekillenmekte olan bir filmmiş gibi gözükse de, başlangıçtan bitiş noktasına kadar bir çok kare de kadın objesinin hayatı dengede tutma çabalarına şahit olmaktayız. Özellikle de Nurgül Yeşilçay’ın hayat verdiği Süsen karakterinin gözlerinde ki çaresizlik ve sevgi, başta filmin Yusuf olmak üzere Patron ve hatta Şair karakterinin bile ruh hallerini şekillendirmesine yetmektedir. Hayatları bir gecede değişen insanların hikayesinden çok Gece;  zaten mahvolmuş olan yaşantıların sabahlarını  anlatarak farklı bir film izleme deneyimi sunuyor. Hasan Özkılıç’ın romanından sinemaya uyarlanan film, her şeye rağmen güzel kalmaya çalışan insanların mücadeleleri üzerinden gerçek hayat izlenimleri sunuyor. Büyük ağabey karakterinin karton tasvirini görmezden gelirsek eğer film; Neredeyse A ‘dan  Z’ ye bütün oyunculukların başarılı performansları, İzmir üzerinden ilerleyen amansız bir aşk hikayesi ve Erden Kıral’ın film kariyerinde oldukça farklı bir iz yakalamak isteyenler için tüm fırsatları elinde bulunduran ideal bir film olabilir.

Yazar Puan

Puan - 79%

79%

Hayatları bir gecede değişen insanların hikayesinden çok Gece; zaten mahvolmuş olan yaşantıların sabahlarını anlatarak farklı bir film izleme deneyimi sunuyor.

Kullanıcı Puanları: 4.22 ( 6 votes)
79
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi