“Hayatım boyunca bazı kötü şeyler yaptım.” – Jimmy Conlon (Filmden)

Felsefe biliminin üzerine en çok çalışılmış alanlarından biri olan etik ya da ahlak felsefesi; iyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramları üzerine inşa edilmiştir. Aynı zamanda etik; iyi veya en yüksek iyi, doğru eylem ve irade (istenç) özgürlüğü isimli üç ana sorunsal etrafında dolanıp durarak sorularına yanıtlar arar. Bu noktada söylemem gerekir ki; aklınıza gelebilecek her filozofun etik (ahlak felsefesi) konusu üzerinden şekillenen bir felsefesi vardır. Peki ben bu konuya, yani etik sorunsalına niye mi girdim? O zaman yazının hemen başında belirttiğim alıntıya yeniden dönelim ve o cümlenin altını çizelim. Zira bu cümle, Jaume Collet-Serra imzalı Gece Takibi – Run All Night filminin belkemiğini oluşturuyor. Bu yüzden film boyunca iyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramları üzerine düşündüm. Ve ana akım sinemanın geleneksel kalıplar üretme konusunda ne denli ısrarcı olduğunu gördüm. Kendi kafamda mutlak sınırları olmayan iyi ve kötü kavramlarının, geleneksel Amerikan düşüncesindeki sınırının oldukça net bir şekilde belirlenmiş olduğunu görmek ise beni bir kere daha hayrete düşürdü. Oysa her şey oldukça basitti: Serim, düğüm ve çözüm…

Son yıllarda rol almaya başladığı filmlerle kariyeri aksiyon filmleri üzerinden şekillenen Liam Neeson’ın başrolünde olduğu Gece Takibi; oldukça bilindik ve sonu öngörülebilir bir hikayeye sahip. Bu yüzden Gece Takibi filmini benzerlerinden ayıran; filmin nasıl işlendiği ve çekimsel özelliklerindeki yenilikler. Bir anlamda, türe yeni bir soluk getirmek adına alınmış kararların, filmin hikayesiyle bütünlük inşa etmesine şahit oluyoruz. Filmin senaryo koltuğunda oturan Brad Ingelsby’nin herhangi bir açığa mahal vermeyecek şekilde incelikle işlenmiş senaryosu, film diliyle de paralellik sağlıyor. Kısacası; Gece Takibi, senaryosal anlamda, kahramanın sonsuz yolculuğu mantığına sıkı sıkıya bağlı.

Filmin konusuna gelecek olursak; emeklilik dönemi gelmiş bir mafya babası olan Shawn Maguire’in (Ed Harris) yakın arkadaşı ve aynı zamanda tetikçisi olan Jimmy Conlon (Liam Neeson) da artık yaşlanmıştır. Aynı zamanda alkol problemi olan Jimmy, rüyalarında öldürdüğü insanları görmekte ve bu anlamda vicdan muhakemesi yapmaktadır. Shawn’ın zenginliğine ve saygı duyulan kişiliğine karşı Jimmy; yalnız ve insanlara karşı soğuktur. Jimmy’nin oğlu Mike (Joel Kinnaman) babasının bulaştığı kirli işlerden hem kendini hem de ailesini uzak tutmuştur. Babasını kendisine ve ailesine yakın bir yerlerde görmeyi asla istememektedir. Tersi şekilde, Shawn’ın oğlu Danny (Boyd Holbrook) ise kendisini babasına kanıtlamaya çalışmaktadır, fakat daha en başta uyması gereken kuralı çiğnemiştir: Arnavut uyuşturucu kaçakçıları ile asla aynı tarafta yer alma. Bu kurala uymayan Danny kendini korumak adına Arnavut çete liderini öldürürken Mike da bu olaya istemeden tanık olur. Arkasında tanık bırakmaması gerektiğini bilen Danny; Mike’ı öldürmek isterken, kendi oğlunun hayatını kurtarmaya gelen Jimmy tarafından öldürülür. Bu olaydan sonra hem Jimmy hem de oğlu Mike, Shawn’ın en büyük hedefi haline gelecektir.

Filme adını da veren gece takibi, yaklaşık 16 saat boyunca sürecek olan bir kaçış-kovalamaca eylemine dönüşür. Jimmy’nin peşinde sadece Shawn değil; onu yıllardır yakalayıp hapse sokmak isteyen bir dedektif (Vincent D’Onofrio) ve Shawn’ın yeni gözde tetikçisi Price (Common) da vardır. Gece Takibi’nin ana meselesini; ahlaki sorgulamalara girişen iki eski dostun, çatışan iyi-kötü, doğru-yanlış kavramlarıyla birlikte kefaret için çıktıkları uzun gece yolculuğu olarak özetleyebiliriz. Bir tarafta, oğlu en yakın arkadaşı tarafından öldürülmüş bir mafya babası; diğer tarafta, kendi aile yaşantısını kurmuş ve bu tarz işlere hiçbir zaman bulaşmamış oğlunu namlunun ucundan korumaya çalışan bir tetikçi… Peki bu işlere bulaşmamış olmak ya da aile kurmuş olmak neden iyi ahlaklı olmanın bir göstergesi; daha doğrusu hikayeyi bu şekilde dayatmak ne kadar etik? Kantçı etik gereği ahlak yasasına uymak bir zorunluluk değil, ödevdir. Kant için ödev; yerine getirmeyi kendi irademizle üstlendiğimiz, sorumluluğunu üzerimize aldığımız bir buyruktur. Ödevi görevden ayıran da bu durumdur: Bizim dışımızda bir otorite tarafından bize buyrulmuş olan göreve karşılık tamamen otonom bir şekilde kendi irademizle üstlendiğimiz ödev. Bu yüzden Kant’a göre doğru eylem, ödevi gerçekleştirmeye yönelik eylemdir. O zaman Kant felsefesinden baktığımızda, görev mantığından ödev etiğine geçiş yapan Jimmy Conlon’un savaşı doğru bir eylemdir. Çünkü Jimmy’nin oğlunun bir ailesi, düzeni ve kendi halinde iyi bir işi vardır ve bu noktada Amerikan aile sistemini korumak ve yüceltmek en büyük ödevdir. Bu yüzden Amerikan düşünce yapısı, Kant’ın ödev etiğinden beslenir; görevleri ödeve dönüştürerek kendi toplumuna sözde sorumluluk bilinci aşılar. Tüm bu bahsettiğim düşünceye filmin verdiği donelerden yola çıkarak ulaşmak mümkün; zira Gece Takibi’nin alt metni bu düşünceyi bağırıyor.

Gece Takibi’nin alt metninin üzerimde bıraktığı olumsuzluktan sıyrılıp filmin olumlu yanlarından bahsedecek olursam; bu kısım filmin tekniğinde ön plana çıkıyor. Daha önce de bahsettiğim gibi Gece Planı oldukça öngörülebilir bir hikaye yapısına sahip ve bu yönde benzeri filmlerle arasında paralellikler var. Fakat New York sokaklarını yani uzamı, diğer adıyla mekanı filmin atmosferi içerisine başarılı bir şekilde yediren Collet-Serra; bu noktada kendine has dokunuşlar yaparak, Gece Takibi’ni bütünlüklü bir aşamaya çekebiliyor. Sinematografik anlamda elde edilen görüntüler, slow-motion akan kimi sahneler ve tepe açılardan yola çıkıp sokakları gezinen sonra kimi demir parmaklıkların arasından geçen kameranın yakaladığı uzun planlar; Collet-Serra’nın film diliyle atmosfer yaratma becerisinin göstergeleri. Yine filmin New York caddelerinde geçen uzun soluklu kovalamaca sahnesinin de oldukça başarılı bir biçimde kotarıldığını söylemekte yarar var. Burada bir parantez açıp Liam Neeson’ın Jimmy Conlon rolünde üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiğini de belirtmek istiyorum. Bu anlamda Gece Takibi’nin, Neeson’ın aksiyon türüne yönelen kariyerinde özel bir yeri olacağı aşikar.

Sonuç olarak; Gece Takibi’nin en büyük başarısı, hikayesiyle anlatım dilini harmanlayan yapısı ve hem zamanı hem de mekanı filmin içine yedirebilmiş olmasında yatıyor. Hatta, filmin alt metninde yeniden üretilen geleneksel kalıpları görmezden gelebilirim diyorsanız; Gece Takibi’nin oldukça başarılı bir film olduğunu bile söyleyebilirim.

 

“Hayatım boyunca bazı kötü şeyler yaptım.” – Jimmy Conlon (Filmden) Felsefe biliminin üzerine en çok çalışılmış alanlarından biri olan etik ya da ahlak felsefesi; iyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramları üzerine inşa edilmiştir. Aynı zamanda etik; iyi veya en yüksek iyi, doğru eylem ve irade (istenç) özgürlüğü isimli üç ana sorunsal etrafında dolanıp durarak sorularına yanıtlar arar. Bu noktada söylemem gerekir ki; aklınıza gelebilecek her filozofun etik (ahlak felsefesi) konusu üzerinden şekillenen bir felsefesi vardır. Peki ben bu konuya, yani etik sorunsalına niye mi girdim? O zaman yazının hemen başında belirttiğim alıntıya yeniden dönelim ve o cümlenin altını çizelim. Zira bu cümle, Jaume Collet-Serra imzalı Gece Takibi – Run All Night filminin belkemiğini oluşturuyor. Bu yüzden film boyunca iyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramları üzerine düşündüm. Ve ana akım sinemanın geleneksel kalıplar üretme konusunda ne denli ısrarcı olduğunu gördüm. Kendi kafamda mutlak sınırları olmayan iyi ve kötü kavramlarının, geleneksel Amerikan düşüncesindeki sınırının oldukça net bir şekilde belirlenmiş olduğunu görmek ise beni bir kere daha hayrete düşürdü. Oysa her şey oldukça basitti: Serim, düğüm ve çözüm… Son yıllarda rol almaya başladığı filmlerle kariyeri aksiyon filmleri üzerinden şekillenen Liam Neeson’ın başrolünde olduğu Gece Takibi; oldukça bilindik ve sonu öngörülebilir bir hikayeye sahip. Bu yüzden Gece Takibi filmini benzerlerinden ayıran; filmin nasıl işlendiği ve çekimsel özelliklerindeki yenilikler. Bir anlamda, türe yeni bir soluk getirmek adına alınmış kararların, filmin hikayesiyle bütünlük inşa etmesine şahit oluyoruz. Filmin senaryo koltuğunda oturan Brad Ingelsby’nin herhangi bir açığa mahal vermeyecek şekilde incelikle işlenmiş senaryosu, film diliyle de paralellik sağlıyor. Kısacası; Gece Takibi, senaryosal anlamda, kahramanın sonsuz yolculuğu mantığına sıkı sıkıya bağlı. Filmin konusuna gelecek olursak; emeklilik dönemi gelmiş bir mafya babası olan Shawn Maguire’in (Ed Harris) yakın arkadaşı ve aynı zamanda tetikçisi olan Jimmy Conlon (Liam Neeson) da artık yaşlanmıştır. Aynı zamanda alkol problemi olan Jimmy, rüyalarında öldürdüğü insanları görmekte ve bu anlamda vicdan muhakemesi yapmaktadır. Shawn’ın zenginliğine ve saygı duyulan kişiliğine karşı Jimmy; yalnız ve insanlara karşı soğuktur. Jimmy’nin oğlu Mike (Joel Kinnaman) babasının bulaştığı kirli işlerden hem kendini hem de ailesini uzak tutmuştur. Babasını kendisine ve ailesine yakın bir yerlerde görmeyi asla istememektedir. Tersi şekilde, Shawn’ın oğlu Danny (Boyd Holbrook) ise kendisini babasına kanıtlamaya çalışmaktadır, fakat daha en başta uyması gereken kuralı çiğnemiştir: Arnavut uyuşturucu kaçakçıları ile asla aynı tarafta yer alma. Bu kurala uymayan Danny kendini korumak adına Arnavut çete liderini öldürürken Mike da bu olaya istemeden tanık olur. Arkasında tanık bırakmaması gerektiğini bilen Danny; Mike’ı öldürmek isterken, kendi oğlunun hayatını kurtarmaya gelen Jimmy tarafından öldürülür. Bu olaydan sonra hem Jimmy hem de oğlu Mike, Shawn’ın en büyük hedefi haline gelecektir. Filme adını da veren gece takibi, yaklaşık 16 saat boyunca sürecek olan bir kaçış-kovalamaca eylemine dönüşür. Jimmy’nin peşinde sadece Shawn değil; onu yıllardır yakalayıp hapse sokmak isteyen bir dedektif (Vincent D'Onofrio) ve Shawn’ın yeni gözde tetikçisi Price (Common) da vardır. Gece Takibi’nin ana meselesini; ahlaki sorgulamalara girişen iki eski dostun, çatışan iyi-kötü, doğru-yanlış kavramlarıyla birlikte kefaret için çıktıkları uzun gece yolculuğu olarak özetleyebiliriz. Bir tarafta, oğlu en yakın arkadaşı tarafından öldürülmüş bir…

Yazar Puanı

Puan - 59%

59%

59

Filmin alt metninde yeniden üretilen geleneksel kalıpları görmezden gelebilirim diyorsanız; Gece Takibi’nin oldukça başarılı bir film olduğunu bile söyleyebilirim.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
59
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi