Beyazperdede en son Yenilmezler: Ultron Çağı ve Kaptan Amerika: Kış Askeri gibi Hollywood süper kahraman filmlerinde gördüğümüz Chris Evans, bu kez yönetmenlik denemesi yaptığı romantik bir tür filmiyle çıkıyor izleyici karşısına. Evans’ın yapımcıları arasında olduğu, yönetmenliğini yapıp başrolüne soyunduğu filmde baştan sona onun etkisi hissediliyor. Film, örneklerini sıkça gördüğümüz yeni bir New York hikâyesi anlatıyor. İki yalnız ruh, tesadüfi bir şekilde birbirlerini bulur ve romantik bir New York gecesinde birbirlerini keşfe çıkarlar. Arka planda şehir varlığını hissettirirken ön planda karakterler hikâyeleriyle kendilerini açar. Evans’ın ilk filmi bu kalıp üzerinden ilerliyor, romantik tür filmlerine yeni bir halka ekliyor.

Önceki filmlerinden aşina olduğumuz insanüstü yeteneklere sahip bir süper kahraman olmaktan oldukça uzak Evans, bir caz trompetçisini canlandırıyor yeni filminde. Ona bu rolünde ise Alice Eve eşlik ediyor. Altı yıl önce biten ilişkisinin etkisinden halen kurtulamayan ve ne yapacağına karar verememiş bir kaybeden (loser) gibi duran Nick (Chris Evans), metroda trompet çalarak ertesi gün yapılacak olan seçmeler için vakit öldürmektedir. Tam bu esnada son treni kaçıran Brooke (Alice Eve) ise gece vakti bir başına kalakalmıştır. Çantası çalınmış ve telefonu da kırılmıştır. Ve tesadüf tam bu anda gelişir, ikili birbirlerini fark eder. Nick abartılı bir tutumla Brooke’ye yardım etmek ister ve hatta ilerleyen anlarda onun hayatında bir kahraman olmak istediğini söyler. Brooke başta temkinli davransa da bu teklifi kabul eder ve Nick’le beraber çantasını aramaya koyulur. İkilinin gecenin ilk saatlerinde başlayan serüveni sabaha kadar sürer, gün başlayıp ayrılık vakti geldiğinde birbirleri için unutulmayacak karakterler haline gelirler. Açık uçlu bir sonla biten film, hikâyeyi belli bir yere bağlamaz. Belki de devamı gelecektir, kim bilir?

Gece Bitmeden romantik bir tür filmi, hikaye baştan sona türün kalıplarına uygun bir içerikle örülüyor. Hayattan umduğunu bulamamış, birbirlerinden habersiz bir kadın ve erkek olmadık bir anda tanışıyor ve hikâyelerini birbirlerine anlatıyorlar. Vakit ilerledikçe tereddütleri azalırken yakınlaşmaya başlıyorlar. Brooke kurtarmaya çalıştığı evliliğini düşünürken bir anda karşısına çıkan Nick’ten etkileniyor ama ona yakınlaşmak istemiyor. Zihninin daha da karışmasına, bitmeyen bir ilişkinin üzerine yeni bir ilişkiye başlamak istemiyor. Altı yıl önce biten ilişkisinin ağırlığını halen üzerinde taşıyan Nick ise, ilk kez gördüğü ve hiç tanımadığı Brooke’ye sokulmak istiyor, olabilirlik ihtimalini pek düşünmeden onunla yeni bir başlangıç yapmak istiyor belki de. Ancak Nick de tıpkı Brooke gibi kafası karışık birisi ve hayatına nasıl yön vereceği konusunda bir fikri yok. Eski sevgilisinin de katıldığı düğüne gidip gitmeme konusunda bir türlü karar veremiyor, bir sonraki gün yapılacak olan seçmelere katılmak konusunda da öyle. Bağlamını değiştiren yakınlaşma bu esnada bir yardımlaşmaya dönüşüyor. Brooke, Nick’in kendisine yönelik samimiyetine bir yardımla karşılık veriyor, onu cesaretlendirip düğüne gitmeye ikna ediyor. Düğünde eski sevgilisi Hannah’yı (Emma Fitzpatrick) gören Nick, onunla yüzleşiyor. Her ne kadar sonuç kendisi adına bir hüsran olsa da cevaplanmamış sorular bir cevap buluyor.

Oldukça kişisel bir hikâye anlatan Gece Bitmeden, ağır bir ritimle akıyor. Öyle ki bazı anlarda gittikçe duraksıyor ve sıkıcı bir hal alıyor ancak bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Senaryo en başından bir inandırıcılık sorunu taşıyor, ikili arasında başlayan yakınlaşma zorlama bir nitelik taşıyor. Pek özgün olmayan hikâye, ilerleyebilmek için romantik türün klişe anlatım kalıplarına yaslanıyor. Önceki rollerinden farklı olarak oldukça sıradan bir karakteri canlandıran Chris Evans, kırılgan mizaçlı romantik serseriyi kendi cazibesini katarak canlandırıyor. Alice Eve, Evans’ın davetkâr bakışlarına evliliğinde hayal kırıklığı yaşayan kafası karışık bir kadının ruh haliyle cevap veriyor. Ancak ikilinin çok uyumlu olduklarını söylemek zor, senaryonun inandırıcılık zaaflarına ikilinin yetkin olmayan performansları ekleniyor. Film, izleyicisine duygusunu tam olarak geçiremiyor. Bunun yanı sıra filmin dinlerken kulağa hoş gelen, vermek istediği duyguyla uyumlu bir müzik kullanımı olduğunu belirtelim.

Chris Evans ilk yönetmenlik denemesinde filmini bir şekilde kotarabilmiş olsa da, olağanüstü bir iş çıkaramıyor. Romantik türe izlenebilir yeni bir film armağan ediyor. Gece Bitmeden, izlenirken keyif alınabilecek ancak uzun süre akılda kalmayacak bir film olarak çıkıyor karşımıza.

Beyazperdede en son Yenilmezler: Ultron Çağı ve Kaptan Amerika: Kış Askeri gibi Hollywood süper kahraman filmlerinde gördüğümüz Chris Evans, bu kez yönetmenlik denemesi yaptığı romantik bir tür filmiyle çıkıyor izleyici karşısına. Evans’ın yapımcıları arasında olduğu, yönetmenliğini yapıp başrolüne soyunduğu filmde baştan sona onun etkisi hissediliyor. Film, örneklerini sıkça gördüğümüz yeni bir New York hikâyesi anlatıyor. İki yalnız ruh, tesadüfi bir şekilde birbirlerini bulur ve romantik bir New York gecesinde birbirlerini keşfe çıkarlar. Arka planda şehir varlığını hissettirirken ön planda karakterler hikâyeleriyle kendilerini açar. Evans’ın ilk filmi bu kalıp üzerinden ilerliyor, romantik tür filmlerine yeni bir halka ekliyor. Önceki filmlerinden aşina olduğumuz insanüstü yeteneklere sahip bir süper kahraman olmaktan oldukça uzak Evans, bir caz trompetçisini canlandırıyor yeni filminde. Ona bu rolünde ise Alice Eve eşlik ediyor. Altı yıl önce biten ilişkisinin etkisinden halen kurtulamayan ve ne yapacağına karar verememiş bir kaybeden (loser) gibi duran Nick (Chris Evans), metroda trompet çalarak ertesi gün yapılacak olan seçmeler için vakit öldürmektedir. Tam bu esnada son treni kaçıran Brooke (Alice Eve) ise gece vakti bir başına kalakalmıştır. Çantası çalınmış ve telefonu da kırılmıştır. Ve tesadüf tam bu anda gelişir, ikili birbirlerini fark eder. Nick abartılı bir tutumla Brooke'ye yardım etmek ister ve hatta ilerleyen anlarda onun hayatında bir kahraman olmak istediğini söyler. Brooke başta temkinli davransa da bu teklifi kabul eder ve Nick’le beraber çantasını aramaya koyulur. İkilinin gecenin ilk saatlerinde başlayan serüveni sabaha kadar sürer, gün başlayıp ayrılık vakti geldiğinde birbirleri için unutulmayacak karakterler haline gelirler. Açık uçlu bir sonla biten film, hikâyeyi belli bir yere bağlamaz. Belki de devamı gelecektir, kim bilir? Gece Bitmeden romantik bir tür filmi, hikaye baştan sona türün kalıplarına uygun bir içerikle örülüyor. Hayattan umduğunu bulamamış, birbirlerinden habersiz bir kadın ve erkek olmadık bir anda tanışıyor ve hikâyelerini birbirlerine anlatıyorlar. Vakit ilerledikçe tereddütleri azalırken yakınlaşmaya başlıyorlar. Brooke kurtarmaya çalıştığı evliliğini düşünürken bir anda karşısına çıkan Nick’ten etkileniyor ama ona yakınlaşmak istemiyor. Zihninin daha da karışmasına, bitmeyen bir ilişkinin üzerine yeni bir ilişkiye başlamak istemiyor. Altı yıl önce biten ilişkisinin ağırlığını halen üzerinde taşıyan Nick ise, ilk kez gördüğü ve hiç tanımadığı Brooke'ye sokulmak istiyor, olabilirlik ihtimalini pek düşünmeden onunla yeni bir başlangıç yapmak istiyor belki de. Ancak Nick de tıpkı Brooke gibi kafası karışık birisi ve hayatına nasıl yön vereceği konusunda bir fikri yok. Eski sevgilisinin de katıldığı düğüne gidip gitmeme konusunda bir türlü karar veremiyor, bir sonraki gün yapılacak olan seçmelere katılmak konusunda da öyle. Bağlamını değiştiren yakınlaşma bu esnada bir yardımlaşmaya dönüşüyor. Brooke, Nick’in kendisine yönelik samimiyetine bir yardımla karşılık veriyor, onu cesaretlendirip düğüne gitmeye ikna ediyor. Düğünde eski sevgilisi Hannah’yı (Emma Fitzpatrick) gören Nick, onunla yüzleşiyor. Her ne kadar sonuç kendisi adına bir hüsran olsa da cevaplanmamış sorular bir cevap buluyor. Oldukça kişisel bir hikâye anlatan Gece Bitmeden, ağır bir ritimle akıyor. Öyle ki bazı anlarda gittikçe duraksıyor ve sıkıcı bir hal alıyor ancak bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Senaryo en başından bir inandırıcılık sorunu taşıyor, ikili arasında başlayan yakınlaşma zorlama bir nitelik taşıyor. Pek özgün olmayan hikâye, ilerleyebilmek için romantik türün klişe anlatım kalıplarına yaslanıyor. Önceki rollerinden farklı…

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Gece Bitmeden örneklerini sıkça gördüğümüz yeni bir New York hikâyesi anlatıyor. İki yalnız ruh, tesadüfi bir şekilde birbirlerini bulur ve romantik bir New York gecesinde birbirlerini keşfe çıkarlar. Arka planda şehir varlığını hissettirirken ön planda karakterler hikâyeleriyle kendilerini açar. Evans’ın ilk filmi bu kalıp üzerinden ilerliyor.

Kullanıcı Puanları: 2.43 ( 2 votes)
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi