Klasik müziğin gücünü hissettiğimiz, müzik ve görüntü arasında kurduğu kontrastla izleyiciyi mest eden başarılı yönetmen Gaspar Noé, filmlerde müzik kullanımı üzerine müzisyen Brian Reitzell ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Benzersiz tarzıyla sinema dünyasının başarılı yönetmenlerinden biri olarak anılan Gaspar Noé filmlerinde izleyicinin dikkatini çeken iki element vardır; biri mekanlar, diğeri ise kullanılan müzikler. Müziğin bir duyguyu aktarımı sağlamak için kullanılan en iyi yöntem olduğu bilinen bir gerçek; kullandığı renklerle de vermek istediği duyguyu başarıyla izleyiciye geçiren Noé, kullandığı müziklerle adeta izleyiciyle kendi ruhu arasında sarsılmaz bir köprü kurmayı başarıyor.

Cinefamily ve Red Bull Müzik Akademisi iş birliğinde, müzisyen Brian Reitzell ile Gaspar Noé, sadece filmlerde kullanılan müzikler üzerine değil, genel anlamda müzik üzerine bir sohbet gerçekleştirdi. Son olarak Hannibal dizisinin müzikleriyle karşımıza çıkan Reitzell ile filmlerinde izleyiciye geçmesini istediği duygu yoğunluğunu müzikle başarılı bir şekilde gerçekleştiren Noé, genellikle görmezden gelinen müzik unsurlarını ve bakış açılarını konuştu.

Gaspar Noé ve Filmlerindeki Müzik Kullanımı

gaspar-noe-muzik-uzerine-soylesi-filmloverss

Müzik Sahnelerinde Kısıtlama Yapmayın!

The Wizard of Oz filminde Judy Garland’ın ‘Somewhere Over the Rainbow’u söylediği sahneyi hatırlarsınız; o şarkı Harold Arlen ve E.Y. Harburg tarafından film için yaratılmıştı. Noé, o sahnenin ne kadar büyülü bir etkisi olduğunu şu sözlerle dile getiriyor; “Bir çocuğun sesi bir yetişkinin sesinden çok daha fazla dokunaklı olabilir.” Noé’ya MGM tarafından çok uzun olduğu gerekçesiyle The Wizard of Oz’dan çıkartılmak istenen Judy Garland’lı sahneyi hatırlatınca ise; başarılı yönetmen sözlerine şöyle devam ediyor; “Bazı filmlerde müzikal sahneler filmin en iyi sahnesi olabiliyor, The Wizard of Oz’da o sahne en iyi sahneydi.”

Görüntüler ile Müzik Arasında Yaratılan Kontrast

Noé filmlerinde bazen sesler tamamen yok sayılır ve görsel ön plana çıkar; Enter the World’den hatırladığımız gibi birçok segmentler göz ardı edilir ve izleyici sadece tüm dikkatini görselliğe verir. Noé sinematografisinden alışık olduğumuz bu durum bazı anlarda ise şu şekilde karşımıza çıkar; tamamen bir müzikle görselliği buluşturan Noé, samimi ve doğal bir anlatım tarzıyla selamlar izleyiciyi. Kenneth Anger’ın 1963 yılında çektiği deneysel kısa film Scorpip Rising hakkında konuşan Noé, kendi filmlerinde de görmeye alıştığımız müzik ve görsel zıtlığını; “Kulağınızda çok yumuşak bir tını varken, gözlerinizle çok sert bir görüntüyle buluşmak çok güzel bir şey.” sözleriyle dile getiriyor.

love-filmloverss

Lisanslı Şarkı Bazen En İyi Fikir Oluyor!

Geleneksel müzik türüne filmlerinde pek yer vermeyen Noé, onun yerine daha farklı müzikler kullanmayı tercih ediyor. Mesela, Love filminde, en önemli duygusal anlarından birini barındıran bir sahne için efsanevi gitarist Eddie Hazel’in ‘Maggot Brain’ adlı parçasına yer veren Noé, filmindeki müziğin önemini o kadar ileriye taşımış ki, yönetmenin açıklamasına göre Love filminin bütçesinin %10’u lisanslı şarkılara ayırmıştır.

Müzik Bir Komuta Aracı Olarak Kullanılabilir

Noé, müziklerin filmlerinde bir komuta unsuru olarak yer aldığını belirtiyor; görsel yeniliğin ve yaratıcılığın yabancı olmadığını ancak müzik kullanımının tamamen farklı bir işlemi olduğunu ve müziğin hikayede önemli bir rolü olduğunu vurgulayan yönetmen bu görüşünü; “Hikayede, bir müzik veya bir şarkı bir sahnede yer alıyorsa, müziğin söylediklerine dikkat edebilirsiniz.” sözleriyle dile getiren Noé açıklamasına ise şöyle devam ediyor; “Soundtrack akıllara ana sahnelerin görüntülerini bırakır. Bazı sahnelerde tüm film boyunca o müziği düşünürsün.”

irreversible-filmloverss

Klasik Müzik Etkisi!

Muhtemelen birçok kişi Noé’nun 2002 yılında izleyiciyle buluşan filmi Irreversible’ın muhteşem final sahnesini hatırlar. Usta yönetmen Stanley Kubrick kültleşmiş yapımı 2001: A Space Odyssey’den ilham alan Noé bu sahnede Beethoven’ın ‘Symphony No.7’ parçasını kullanmıştır. Beethoven parçasıyla etkisini birkaç doz arttıran sahne, belki de filmin en göz alıcı bölümü olarak sayılabilir. Bu muazzam sahnenin ardından, Noé klasik müziğe diğer filmlerinde de yer vermiştir; özellikle erotizmin yoğun olduğu sahnelerde klasik müzik kullanmayı tercih eden yönetmen, geçtiğimiz yıl çok konuşulan yapımı Love’da Eric Satie’nin ‘Gymnopédie No.1’ parçasıyla hiç diyalog içermeyen seks sahnesini bütünleştirmiş, harika bir sahneye imza atmıştır.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi