Şimdi bir an için insanların aptal olmadığını farz edelim. Ama insan aptal olmasa bile dehşet nankördür. Nankörün nankörüdür. Hatta bana göre en uygunu insanı iki ayaklı nankör bir mahluktur diye tarif etmektir. Ama bu kadar da değil, insanın başlıca kusuru unutulmamalı: insanın baş kusuru daimi erdemsizliğidir.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Yeraltından Notlar

18 Ekim 2015’te bir silahlı saldırgan İsrail’de bulunan Beersheba Garı’nda terör saldırısı gerçekleştirdi. Toplamda 18 dakika süren saldırının ilk anlarında Omri Levy adında bir asker, terörist tarafından öldürülürken, terörist olduğu düşünülen ve olay sırasında yaralanarak, yerde uzanan Haptom Zerhom, garda bulunanlar tarafından linç edilerek öldürüldü. Olay sonrasında hükümet tarafından yapılan açıklamalarda Zerhom’un ölüm sebebi, garda aldığı darbeler değil, vücuduna işleyen kurşunlar olarak belirtilse de, güvenlik kamerasına yansıyan görüntüler bu açıklamaların aksini sunuyordu. Peki, Eritreli bu genç adam gerçekten çevredekiler için tehlike arz eden bir terörist miydi, yoksa o gün oradan geçmek zorunda kalan yüzlerce insandan biri miydi? Ya da asıl soruyu soralım; terörist ya da değil, bir insan olarak Haptom Zerhom linç edilmek yerine kurtarılmaya çalışılsa, bu saldırıdan sadece yaralı bir şekilde kurtulabilir miydi?

Garda Ölüm – Death in The Terminal: Gücünü Kurgusundan Alan Dramatik Bir Belgesel

Death in The Terminal, teknik özelliklerini uzun uzadıya tartışabileceğimiz bir belgesel değil. Garda gerçekleşen olay sırasında yaşananları direkt olarak güvenlik kamerasından aldıkları görüntülerden aktaran yönetmenler Tali Shemesh ve Assaf Sudry, olayın tanıklarıyla yapılan söyleşileri bu görüntülere ekliyor. Toplamda, altı görgü tanığını kamera karşısına oturtan yönetmenler, son olarak ise olay sırasında yaşamını yitiren Haftom Zarhum’un akrabasının görüşlerini alıyorlar. Bu sebeple, ele aldığı konuya değinmeden önce teknik özelliklerinden kısaca bahsedebiliriz diye düşünüyorum. Seyirciyi ilk dakikasından itibaren etkisi altına almayı başaran -ki bunu her belgesel için söyleyemeyiz- Death in The Terminal gücünü, kurmaca bir filmin sürprizli finaline doğru yol alırken yaşadığımız gerilim hissiyatını yaratmayı başaran kurgusundan alıyor. Belgeselin kurgusunda imzası bulunan Daniel Sivan’ın eldeki görüntüleri dizerken yaptığı zekice manevralar dışında yönetmenlerin seyirciyi kandırmak için herhangi bir girişimlerinin olmaması da son derece önemli.

Ele aldığı olayın hassasiyetini göz önüne alınca Death in The Terminal’in değeri bir kat daha artıyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere belgeselin tarafsızlığını koruması, vermek istediği mesaj son derece net ve anlaşılır olsa da, bunu yaparken seyirciye doğruları dayatmak gibi bir amacının olmaması önemli. Özellikle günümüzde, izlediğimiz politik belgesellerin birçoğu, vermek istediği mesaj açısından değerli olsa da, bunu yaparken  yönetmenlerin belgesel etiğinin dışına çıkması veya doğruları olduğu gibi aktarmak yerine kurmacavari süslemelerle sunması ciddi bir problem olarak dikkat çekiyor. Bu açıdan değerlendirecek olduğumuzda benim için belgeselin en önemli kısmı yönetmenlerin kendi fikirlerini seyirciye empoze etmek için bir çaba içerisine girmeden, seyircinin kendisiyle yüzleşmesini sağlaması oldu.

Garda Ölüm – Death in The Terminal: Katil Kim? Kurban Kim?

Death in The Terminal’in ele aldığı Beersheba Garı saldırısı bugüne kadar izlediğimiz her şeyi unutturabilecek kadar trajik bir olayı sahne alıyor. Olay sırasında gerçekleşen canilik, insan psikolojisini ele alarak değerlendirdiğimizde korku ve panik anında neler yapabileceğimizi sorgulamamıza sebep oluyor. Bu saldırı sırasında yaşananlar, daha önce başımıza gelmeden neler yapabileceğimizi tam olarak kestirebileceğimiz bir olay değil. Bu sebeple, olay anında yaşananları mantıklı bir çerçevede değerlendirmek mümkün gözükmüyor. Ancak biraz daha derine inildiğinde öldürülen gencin Eritreli olması akıllara başka soruları, başka sorunları getiriyor. Dünyanın her bir yanında olduğu gibi olayın yaşandığı İsrail’de de azınlık, göçmen ve yalnız bırakılmış bir topluluğa mensup olmak bu itilmenin ve cinayetin sebebi olabilir mi diye düşünmemek mümkün değil. Özellikle belgeselde yer verilmese de, benim de filmi izledikten sonra yaptığım araştırmalar sonucu karşıma çıkan, politik açıklamalar ve olayla ilgili açılan davalar bu konunun ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu  saldırı sırasında yaşanan olaylar tüm dünyada hüküm süren ırkçılığın bir başka boyutu diyebiliriz. Tabii ki olayın boyutu ele alındığında yaşanan olaylar sebebiyle, gördüklerimizi değerlendirmek pek sağlıklı değil ama çok uzaklara değil, yaşadığımız topraklara bakacak olduğumuzda kendimizle yüzleşebilir, ötekileştirmenin yol açtığı boyutları görebiliriz. Kendi fikirlerine saygı duymayan herkesi terörist olarak adlandıran liderlerin varlığı, fikir ayrılığı yaşayan herkesin içerisindeki nefret hissinin büyümesine sebep oluyor; her olayda haklı/haksız aranmadan ötekileştirilenlere karşı mutlak bir öfke hissi yaratıyor. Ve sonuç olarak bu da başka bir soruyu akıllara getiriyor; yerde yaralı şekilde yatan Haptom Zerhom görünüşü itibariyle orada bulunan insanlara daha çok benzeseydi bu şekilde hunharca katledilmeden önce, son sözleri daha dikkatli dinlenebilir miydi?

Özetle, Tali Shemesh ve Asaf Sudry, belgesel süresince gerçekleşen terör saldırısı hakkında, tanıkların anlattıkları dışında herhangi bir bilgi vermeyerek, olay hakkında bilgi sahibi olmayan seyircinin belgesel süresince kendisiyle yüzleşmesini sağlıyor. Belgeselin başladığı ilk anda hissettiklerimiz ile belgeselin sonunda hissettiklerimiz arasında büyük farklılık oluşurken, film sona erdiğinde yaşanan olayı değil; önce kendimizi, ardından ise insanlığı sorgulamaya başladığımız bir yolculuğa çıkıyoruz.

Şimdi bir an için insanların aptal olmadığını farz edelim. Ama insan aptal olmasa bile dehşet nankördür. Nankörün nankörüdür. Hatta bana göre en uygunu insanı iki ayaklı nankör bir mahluktur diye tarif etmektir. Ama bu kadar da değil, insanın başlıca kusuru unutulmamalı: insanın baş kusuru daimi erdemsizliğidir. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Yeraltından Notlar 18 Ekim 2015’te bir silahlı saldırgan İsrail’de bulunan Beersheba Garı’nda terör saldırısı gerçekleştirdi. Toplamda 18 dakika süren saldırının ilk anlarında Omri Levy adında bir asker, terörist tarafından öldürülürken, terörist olduğu düşünülen ve olay sırasında yaralanarak, yerde uzanan Haptom Zerhom, garda bulunanlar tarafından linç edilerek öldürüldü. Olay sonrasında hükümet tarafından yapılan açıklamalarda Zerhom'un ölüm sebebi, garda aldığı darbeler değil, vücuduna işleyen kurşunlar olarak belirtilse de, güvenlik kamerasına yansıyan görüntüler bu açıklamaların aksini sunuyordu. Peki, Eritreli bu genç adam gerçekten çevredekiler için tehlike arz eden bir terörist miydi, yoksa o gün oradan geçmek zorunda kalan yüzlerce insandan biri miydi? Ya da asıl soruyu soralım; terörist ya da değil, bir insan olarak Haptom Zerhom linç edilmek yerine kurtarılmaya çalışılsa, bu saldırıdan sadece yaralı bir şekilde kurtulabilir miydi? Garda Ölüm - Death in The Terminal: Gücünü Kurgusundan Alan Dramatik Bir Belgesel Death in The Terminal, teknik özelliklerini uzun uzadıya tartışabileceğimiz bir belgesel değil. Garda gerçekleşen olay sırasında yaşananları direkt olarak güvenlik kamerasından aldıkları görüntülerden aktaran yönetmenler Tali Shemesh ve Assaf Sudry, olayın tanıklarıyla yapılan söyleşileri bu görüntülere ekliyor. Toplamda, altı görgü tanığını kamera karşısına oturtan yönetmenler, son olarak ise olay sırasında yaşamını yitiren Haftom Zarhum'un akrabasının görüşlerini alıyorlar. Bu sebeple, ele aldığı konuya değinmeden önce teknik özelliklerinden kısaca bahsedebiliriz diye düşünüyorum. Seyirciyi ilk dakikasından itibaren etkisi altına almayı başaran -ki bunu her belgesel için söyleyemeyiz- Death in The Terminal gücünü, kurmaca bir filmin sürprizli finaline doğru yol alırken yaşadığımız gerilim hissiyatını yaratmayı başaran kurgusundan alıyor. Belgeselin kurgusunda imzası bulunan Daniel Sivan'ın eldeki görüntüleri dizerken yaptığı zekice manevralar dışında yönetmenlerin seyirciyi kandırmak için herhangi bir girişimlerinin olmaması da son derece önemli. Ele aldığı olayın hassasiyetini göz önüne alınca Death in The Terminal'in değeri bir kat daha artıyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere belgeselin tarafsızlığını koruması, vermek istediği mesaj son derece net ve anlaşılır olsa da, bunu yaparken seyirciye doğruları dayatmak gibi bir amacının olmaması önemli. Özellikle günümüzde, izlediğimiz politik belgesellerin birçoğu, vermek istediği mesaj açısından değerli olsa da, bunu yaparken  yönetmenlerin belgesel etiğinin dışına çıkması veya doğruları olduğu gibi aktarmak yerine kurmacavari süslemelerle sunması ciddi bir problem olarak dikkat çekiyor. Bu açıdan değerlendirecek olduğumuzda benim için belgeselin en önemli kısmı yönetmenlerin kendi fikirlerini seyirciye empoze etmek için bir çaba içerisine girmeden, seyircinin kendisiyle yüzleşmesini sağlaması oldu. Garda Ölüm - Death in The Terminal: Katil Kim? Kurban Kim? Death in The Terminal'in ele aldığı Beersheba Garı saldırısı bugüne kadar izlediğimiz her şeyi unutturabilecek kadar trajik bir olayı sahne alıyor. Olay sırasında gerçekleşen canilik, insan psikolojisini ele alarak değerlendirdiğimizde korku ve panik anında neler yapabileceğimizi sorgulamamıza sebep oluyor. Bu saldırı sırasında yaşananlar, daha önce başımıza gelmeden neler yapabileceğimizi tam olarak kestirebileceğimiz bir olay değil. Bu sebeple, olay anında yaşananları mantıklı bir çerçevede değerlendirmek mümkün gözükmüyor. Ancak biraz daha derine inildiğinde öldürülen gencin Eritreli olması akıllara başka soruları, başka sorunları getiriyor. Dünyanın her bir…

Yazar Puanı

Puan - 85%

85%

85

Belgeselin başladığı ilk anda hissettiklerimiz ile belgeselin sonunda hissettiklerimiz arasında büyük farklılık oluşurken, film sona erdiğinde yaşanan olayı değil; önce kendimizi ardından ise insanlığı sorgulamaya başladığımız bir yolculuğa çıkıyoruz.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
85
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi