Game of Thrones 7. Sezon 6. Bölüm malumunuz, İspanya HBO’nun teknik olarak minik, finansal olarak büyük bir hatası sonucu bizimle olması gerekenden daha erken buluştu. Bu yüzden duymanız gereken her ne varsa, kaçmaya çalışmış olsanız da çoktan duymuşsunuzdur diye düşünmekteyim. Ama hiç Game of Thrones konuşmaktan sıkılınır mı? Hadi, hep beraber yayınlanan son bölüm üzerine biraz konuşalım.

Çok keyifli bir o kadar da yorucu bir Game of Thrones sezonuyla buluştuk bu yaz. Bölümler çok yoğundu, yılların birikimiyle hangi köşeden nasıl bir sürpriz çıkacağını düşünüp durduk. Şahsen ben yıllarca çok alışmışım tam bir şeyin olmasını beklerken bir sağdan bir soldan tokat yemeye başlamaya. Siyah-beyaz evrenlerde dolanmakta sıkılanlara, George R.R. Martin’in grilerle yarattığı ahenk ilaç gibi gelmişti. Dizi o kadar uzun zamandır hayatımızda ki, yine faka basacağımızdan bir hayli emindim. Herkes “kitaplar bitti ve yapımcılar popülizme kapıldı” diye çığlıklar atarken kulaklarımı tıkıyordum. Tek bir detaya takılıp “şu mu olacak yoksa bu mu yoksa ikisi de olacak gibi davranıp da bizi böyle mi şaşırtacaklar?” diye düşünmeyi bir türlü bırakamadığım için, sezon boyu en düz seçimlerin gerçekleşip de en kısa zamanda gerçekleşmesini keyifli bile buldum. Hatta içten içe, bütün bu sızıntıların sonunda HBO’nun sezon finalinde herkesi şaşırtmak için kullanıyor olabileceğini de düşündüm. Koskoca HBO, bütün sezonu detaylı olayları içeren bir şekilde nasıl sızdırabilir çünkü, değil mi? Oysa ki koca HBO, koca İspanya’da koskoca bir bölümü yayınladı nasıl oluyorsa. Bir baktım ben hala oturmuş The Walking Dead 7. Sezon 1. Bölüm’de yaşadığıma benzer bir hayranlık duygusu uyandıracak bir bölüm bekliyorum.

Sahi, ne ara Game of Thrones Walking Dead Evreni’nde geçmeye başladı? Yani şüphesiz ki Ak gezenlerin canlandırdığı ölüler zombilere benziyor, Tyrion’dan “yürüyen ölüler” şakası bile duyduk ama, bundan sonra zombi filmi izliyor gibi hissedeceğiz zaten, Night King kılını bile kıpırdatmadan tepede beklerken, ölülerin kendini harcayıp durması biraz fazla klişe bir başlangıç olmadı mı? Bütün sezon ve daha önceki sezonlar incelikle örülen o diyaloglar, göndermeler standart bir zombi hayatta kalma senaryosuna nasıl döndü? Seçilmiş erkeklerimiz, nasıl her şeye karşın hayatta kaldılar?

Direnişimin kırılışının niçin bu bölüme denk geldiğini “Seni Artık Sevmiyorum Game of Thrones!” yazısında Burak Ülgen’in kalemi vesilesiyle keşfedebilirsiniz. Öncesinde bir itirafım daha olacak: bu hafta dayanamayıp sızan senaryoya da biraz göz attım ve biz bu kadar öngörülebilir bir gidişatı, ilmek ilmek yıllarca örülmüş karakterlerin bu kadar boşa düşmesini hak etmedik demek istiyorum. 8. Sezonda olaylar nereye evrilecek kestiremediğimiz için umut dolu olabilirdim, ama dizi o kadar öngörülebilir bir hale geldi ki, çok büyük bir sürpriz yapmak için bu olaylar böyle örülmediyse önümüzdeki sezon da pek büyük bir sürpriz olmayacak.

Bu bölüm yaşananları iki başlıkta toparlayabiliyoruz: Jon Snow ve Arkadaşları Ak Gezenlere Karşı ile Sansa, Arya’ya Karşı.

Game of Thrones 7. Sezon 6. Bölüm: “Kahramanlar Aptalca Şeyler Yapar ve Ölürler”

Tyrion-and-Daenerys-game-of-thrones-filmloverss

Dizinin baştan beri ezilenleri, kenarda kalanları, kadınları, çocukları, eşcinselleri yerleştirdiği konumu çok seviyorum. Güncel yapımların çoğu oturmuş egemen algıları yıkmak için benzer stratejileri izlediğinde, samimiyetsiz ve yapay bulunmaya mahkumken, Game of Thrones’un çoğulculuğu en düz seyirciyi bile rahatsız etmemeyi başardı. O yüzden en kilit aşamalardan birinde bir erkek takımı kurup da kuzeye göndermesinin sembolizmini şaşırtıcı bulmuştum. “Zayıf” kadınlar duvarın ötesinde hayatta kalamaz “güçlü” erkekler savaşır alt metni olan bu hareket, Tyrion ve Daenerys arasında geçen diyalogla hiçe düştü. Daenerys, “kahramanları” sevmediğini, kahramanların aptal şeyler yapıp da öldüğünü söylediğinde hem Game of Thrones’u sevme sebebimizi açığa çıkartıyor, hem de kaç bin yıllık ataerkil kahraman masalını gömüyordu. Ama işin sonunda yine klişelere boğulmuş bir biçimde bulduk kendimizi: savaş kendi şehitlerini yarattı ama esas oğlan hayatta kalıp da “kızı kaptı”.

Bir tarafım sezonlardır Jon ve Danny aşkı filizlensin istiyor olabilir, ama o tarafım romantik komedileri seven tarafım. O tarafıma hizmet eden çok fazla yapım var ortada. Zombi filmi seven taraflarım da mutlular bir yandan, güzel aksiyon sahnesi izledik. Ama Game of Thrones, entrika ve çarpıklık demekti Littlefinger’ın bir köşede ne idüğü belirsiz bakışlar attığı yapım başka pek çok sevdiğim şeye benziyor, kendisi hariç.

Bölümün ikinci önemli olayı Sansa ve Arya’nın gerilimiydi. Dediğim gibi, bu sefer dayanamayıp gelecek bölüm neler olacağına baktım bu nedenle bu konu üzerine çok da konuşup sizleri yönlendirmek istemiyorum. Fakat bütün sezon her dakikasında yeni bir büyük olay veya diyalog içeren yoğun bölümler izledikten sonra, finalin hemen öncesindeki bölümün yarısının iki kardeş arasındaki gerilime ayrılması, bunun aksiyon karşısında bir mola gibi kullanılması maalesef kötü bir senaryo yazımı olmuş.

Bölümde alıştığım Game of Thrones’a en benzerlik gösteren hareket, Benjen’in Jon’u kurtarış biçimiydi bana sorarsanız. Onun dışında keyifle izlemediğimi söylersem yalan olur, ama bu bölüm bir Lord of The Rings bölümü gibiydi gözümde daha ziyade. Şahane bir dizi bölümü, kötü bir Game of Thrones bölümü izledik kısacası. Yani izlerken çoğu bünyede oluşan o heyecanı ben de hissettim hissetmesine (hele ki bölüm beklenenden çok daha önce düşmüşken internete) ama o hissiyatın pek de bir sürdürülebilirliği yoktu.

Yine de çok bir şey değişmeyecek, haftaya ekranlarda aylarca konuşacağımız bir Game of Thrones finaliyle daha heyecanla dolacağız. Aman ha benim hatama düşüp de nasıl bitecekmiş diye bakmayın, heyecanınız kurumasın.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi