Game of Thrones’un yedinci sezonunun bünyede yarattığı hissiyat, mükemmel görüntüleri bir araya getirerek insanda tatmin hissi uyandıran video derlemeleri tadında. Her adımda oh çekerken, hop oturup hop kalkmamız dizinin neden bu denli bağımlısı olduğumuzu kanıtlar vaziyette. Haftalık Game of Thrones kaynaklı endorfin dozunu aldıysanız hadi hep beraber dördüncü bölüm üzerine konuşalım!

Yedinci sezonun başından beri, her bölüm çok uzun zamandır beklediğimiz şeylerin gerçekleştiği, yine de çok şaşırdığımız olayların yaşandığı, aksiyona doyduğumuz, akabinde dizinin en iyi bölümlerinden biriyle karşılaştığımızı düşündüğümüz bölümler silsilesi olarak karşımıza çıkıyor. 7. Sezon 4. Bölüm için de aynısı geçerli. Bu bölümde neler oldu, Yedi Krallık’ın akibeti için olan bitenler ne demek? Hemen aşağıda üzerine konuşacağız.

***Bu yazı Game of Thrones 7. Sezon 4. Bölüme dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

dany-drogon-game-of-thrones-filmloverss

7. Sezon 4. Bölüm, Yüksek Bahçe’nin yamacında açılıyor. Lannisterlar Olenna’nın ölümü ve Tarly ailesinin desteğini almalarının ardından Demir Bankası’na olan borçlarını kapatacak nakit akışını sağlamış durumda. Yine de hala bir kale edinmenin peşindeki Bronn ve akabinde bizler Jamie’nin keyfinin yerine borcun kapanmasıyla bile gelemediğini anlıyoruz. Lady Olenna’nın laneti ilk tohumlarını bu bölümde vermeye başlayacak, yazının sonunda oralara geleceğiz zaten. Bronn hala bir kale edinmenin peşinde: bu kez gözü Yüksek Bahçe’ye dikmiş durumda. Aralarında geçen konuşmada Bronn Olenna’nın bıraktığı yerden Jamie’yi doldurma işini devralıyor ve dizi bir kez daha Jamie’nin “Cersei’nin hüküm sürdüğü barış içerisindeki dünya” hayalini trollüyor. Her bölümde Jamie Cersei’nin dönüşeceği canavara, daha doğrusu olduğundan daha beter bir canavar olabileceğine dair ipuçları ediniyor. İnancının yavaş yavaş sallantıya düşüşünü gözlemleyebiliyoruz. Bir hükümdar için onunla aynı yolda dikilenlerin ona olan inancının ne denli önemli olduğunu bu sezon bolca duyduk, bu bölüm bir defa daha duyacağız o yüzden Jamie’ye karşılaştığı herkesin Cersei konusunda uyarıda bulunması bir hayli önemli.

Jamie’nin komutasında, Tarly’lerin önderliğinde Yüksek Bahçe’deki hazinelerin yanı sıra erzak da boşaltılıyor: Jamie’nin Bronn’a Daenerys’ten bahsetme sebebinin de bu olduğunu anlıyoruz. Jamie’nin stratejisi bütün erzak ve askerleri Kral’ın Şehri’nde tek bir merkezde toplayıp, savaş bittikten sonra malvarlıklarını dağıtmak gibi gözüküyor: böyle bir tablodan çıkacak görkemli savaşın bir mealini ilkokul tarih kitaplarından anımsayacaksınız: feodalitenin yıkılması, merkezi krallıkların güçlenmesi. Güçlü merkezi krallıkların genellikle içeriden yıkıldıklarını çok iyi biliyoruz. Dördüncü bölüm, bitmiş olduğu gibi bitmeseydi eğer, bölümün başına dair başka tartışmalar yürütebilirdik esasında: tüm bunların Lannister-Targaryen savaşına yönelik ipuçları olduğu gibi. Ama bu aşamada esas heyecan verici unsurun bu savaş olmadığını, doruk noktasında Ak gezenlerle bir kapışma beklendiğini fazlasıyla anlamış durumdayız.

Üzerinde durulması gereken bir başka nokta ise şu: Tarly ailesi gitgide daha ön plana çıkıyor. Geçen hafta Sam’in hikayenin anlatıcısı olması yönündeki teoriden bahsetmiştik. Anlatıcılar, en nesnel olanları bile, hikayenin kendilerine yakın olan kısmına daha vakıf olduklarını ara sıra çaktırırlar. Sam için de bir benzeri geçerli olabilir. Sam’in Targaryen-Stark müttefikinin önemli bir parçası olması sezonun başında beklentilerimiz arasındaydı fakat araya giren başka karakterler sayesinde bu kısmı atlattık. Hikayede bağlayıcı bir rol oynaması hala kaçınılmaz göründüğüne göre, Sam’in kilit rolü beklemediğimiz bir yerde karşımıza çıkacak. Bu bakımdan Lannister Tarly ittifakının gelişimi oldukça önemli.

Bir önceki bölüm, dizinin akıbetine dair pek çok alameti bünyesinde barındırıyor gibi gözüküyordu. Teşbihte kusur olmayacaksa, bölümlerin “Kim-Kiminle-Nerede” gibi akmaya başladığını söyleyebiliriz. Geçen hafta neler olacağına dair ipuçları öğrenmiştik. Bu hafta da kimlerin ve hangi nesnelerin ön plana çıkacağına dair ciddi işaretler aldık.  Littlefinger bir süredir muzur muzur etrafta bakınmak haricinde pek de bir şey yapmıyor gibi duruyordu. En fazla Jon’dan şamar yiyecek kadar sesini çıkarttı ve standart manipülasyon yetileri bir süredir ufukta gözükmüyordu. Bu bölüm, Bran’e yaklaşıp, onu öldürmek için kullanılmaya çalışılmış hançeri Bran’e teslim etmesiyle beraber eski Lord Balish’in oralarda bir yerde olduğunu fark ediyoruz. Fakat hesaplarında tutmayan bir detay var, o da Bran’in Üç Gözlü Kuzgun olması ve üçüncü sezonda Littlefinger’ın Varys’e demiş olduğu “Kaos bir merdivendir” sözünü kendisine iade etmesi. Balish’in şaşkınlığı gafil avlandığını gösteriyor. Birkaç sahne sonra üç kardeş buluşmuş yürürken onları sinsi sinsi izlerken arkadan gelen kuzgun sesi dahi Bran’in takipte olduğunun göstergesi.

Game of Thrones 7. Sezon 4. Bölüm: Kuş Yuvaya Dönüyor

Geçen bölüm Arya’yı hiç görmememiz, Arya’nın Nymeria’yı gördükten sonra eve dönmekten vazgeçip de Cersei’nin yanındakilerden birinin suratını aldığına dair bir takım teorilerin ortasına yerleştirmişti. En sevmediğim Game of Thrones teorilerinden birisi buydu çünkü Arya’yla Sansa’nın buluşmasını çok uzun zamandır düşlüyorum. Çok şükür sonunda bu hayalim gerçek oldu. Haliyle Bran’le Arya da buluşmuş oldu.

Tıpkı Sansa gibi, Arya da Bran’in radarındaymış. Dahası o da handa Arya’yı görüp Cersei’yi öldürmeye gidiyor olduğunu düşünmüş. Burada bir duraksamakta fayda var. Sanmıyorum/öyle olmamasını ümit ediyorum ama Bran her şeyi görebiliyorsa, öngöremediği bir şeyin olması pek de olası değil. Bu noktada çöpe gitmiş olduğuna sevindiğim teoriyi rafa kaldırmadan iki defa düşünebiliriz keza ortalıkta başkalarının suratlarını giyip de dolaşabilen tek kişi Arya değil. Faceless Men’in Ak gezenlere hizmet ettiğine dair teorilerin varlığını, Arya’nın Faceless Men’den nasıl ayrıldığıyla harmanlayınca, o kadar da olasılık dışı bir tablodan bahsetmiyor oluyoruz. Yine de ilk beklentim Arya’nın hakikaten eve dönmüş olması. Arya’nın genel halet-i ruhiyesi de bu doğrultuda. Tıpkı içlerinde Ed Sheeran’ın da bulunduğu Lannister askerleri gibi, Kuzey’deki muhafızların da onu ciddiye almaması, Arya’ya listesinden bahsedince gülüp geçmesi ve Bran “Cersei onun isim listesinde” diyene dek bunun sürmesi Arya’nın Arya olduğunu fazlasıyla doğruluyor.

Littlefinger’ın Bran’e teslim ettiği hançerin erkek kardeşi tarafından Arya’ya hediye edilmesi, hançerin Valyria çeliği olduğunun vurgulanması gibi detaylar sanki bize hançerin geri dönüp sahibini bulacağını dedirtmeye çalışıyor. Şu ana kadar Joeffrey’nin Bran’i öldürtmeye çalıştığını düşünenlerden olsam da, emrin Cersei’den çıktığını düşünmeye başladım. Kim kiminle nerede oyununu sürdürecek olursak, Cersei’nin ölümünün bu hançerden geleceğini düşünebiliriz. Fakat tüm internet gibi ben de yavaş yavaş pişmekte olan Jamie’nin ellerinden (elinden mi demeli yoksa?) bu ölümün geleceğine inanıyorum. Arya dümdüz harcanacak mı bu durumda? Muhtemelen. Ama bu bölümde Arya’nın Brienne’e beyaz bayrak çekerken onun The Hound’u yendiğini vurgulaması, daha sonra Brienne’i dövüşte alt etmesi Arya’nın The Hound’u devirmeden gitmeyeceğinin göstergesi olabilir.

Game of Thrones 7. Sezon 4. Bölüm: Jon ve Daenerys Yakınlaşması

game-of-thrones-filmloverss

Jon ve Daenerys’in bu bölümde Star Wars’landığını düşünüyorum. Bu bölümde romantik bir yakınlaşmanın tohumları atılmış gibi dursa ve hayranlar epeyce zamandır bu yakınlaşmayı beklese de, Jon’un da bir Targeryan çıkacağına kesin gözüyle bakan ben, tribünlere oynandığı kanaatindeyim. Dizinin ensestle pek bir sıkıntısı olmadığını biliyoruz ama kabul edin: bu kadar öngörülür bir son olmamalı. Bana sorarsanız Prenses Leia-Luke Skywalker yakınlaşmasının bir benzeriyle karşı karşıyayız. Gerçekten ufukta bir çift varsa, çok pis harcanacak olmaları manasına geliyor.

Varsaymayı bırakıp bölüm bize ne diyor ona bakarsak eğer: ejderhacamı madeninin içerisindeki keşfine Jon Snow, ormanın çocukları ve insanların bir arada yaşadığını öğreniyor. Danny “Birbirleriyle mi savaşmışlar” dediğinde öğreniyoruz ki, Ak gezenlere karşı ormanın çocukları ve insanlar birlikte savaşmışlar. İkilinin arasında bu müttefik kurmak için daha sağlam bir gerekçe olsa da büyük resme baktığımızda olmayacak birliklerin Ak Gezenlere karşı kurulabileceğini anlıyoruz. Bu da son sezonun neye dönüşeceğine dair çok büyük bir ipucu veriyor, bölümün sonu da benim kanaatimce bunu teyit ediyor: Cersei’yi öldürürse Jamie en sağlam Azor Ahai adayımız olacak. Tarihteki Azor Ahai, olması gereken savaşçı olabilmek için sevdiği kadını öldürüyordu keza. Jamie’nin genel karakter gelişimi tümüyle Azor Ahai’nin hikayesiyle örtüşüyor ve bu husustaki teorilere biraz göz atarsanız George R. R. Martin’in tam da sevdiği şairanelikte kanıtlar olduğunu göreceksiniz.

Jon ve Daenerys ilişkisine bakarsak eğer: Danny Tyrion’ı dinleyerek yaşadıkları hezeyanlardan nihayet bayıyor, fetihçi kimliğini sırtlanıp harekete geçiyor. Fakat harekete geçmeden önce bu kez Jon’a akıl danışıyor ve güven ilişkisinin ilmik ilmik örüldüğünü anlıyoruz.

Başta bahsettiğim “inanç” meselesi Ser Davos ve Jon Missandei ile muhabbet ederek kültürel alışverişte bulunurken ortaya çıkıyor. Missandei’nin hizmetkarlık statüsünü Ser Davos sorguladığında “O bizim seçtiğimiz kraliçe, ben ona inandığım için ona hizmet ediyorum” cevabını alıyor. Davos da Jon’a “Taraf değiştirirsem bana kızar mısın?” diyor. Hiç heyecanla beklemediğimiz ama yüreğimizi hoplatan bir karşılaşma ise Theon’un geri dönüp Jon’la karşılaşmasıyla gerçekleşiyor. “Jon, burada olduğunu bilmiyordum Sansa hayatta mı?” gibi Theon’dan uzun zamandır göremediğimiz bir tepki ortaya koyarken, Jon yakasına yapışıp “Onun için yaptığın şey seni öldürmememin yegane sebebi” dediğinde Jon’un Sansa temalı ikinci çıkışına şahit oluyoruz. Jon’un kızıl saçlılardan hoşlandığını daha önce fark etmeyeniniz var mı? Teyzesiyle değil, kuzeniyle birlikte olması daha az sansasyonel sonuçta.

Magazin sayfasını çevirecek olursak eğer, Daenerys sonunda özüne döndü, hem de nasıl dönüş! Özellikle erzakları hedef almış olması, savaşın seyrini tümüyle değiştirecek, bilhassa Demir Bankası’na teslim edilecek altınlar güme gittiyse.

Cersei’nin tasarlattığı büyük ok, ejderha öldürecek performansı sağlamasa da, ciddi bir yaralanmaya yol açıyor. Akabinde yavrusunu kurtarmaya çalışan Ejderhaların Annesi’ne saldıran Jamie’yi son anda kim olduğunu göremediğimiz bir karakter yanarak ölmekten kurtarıyor. Son gördüğümüz kare, suyun derinliklerine sürüklenen bir Jamie. Buradan sonrası spekülasyona açık olsa da ben öldürmeyen George R.R. Martin öldürmüyor bakışını benimseyeceğim – malum şu an en güçlü Azor Ahai adayım Jamie. Hala beklenmedik bir aday olması, kör göze parmağım bir son beklemememin başlıca sebebi bunun.

İpuçlarla dolu bir bölümün ardından gelen “kafamda deli sorular” temalı bu yazının ardından, haftaya kadar nasıl bekleyeceğimizin derdine hep beraber düşebiliriz.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi