Game of Thrones 7. Sezon 3. Bölüm, dizinin geleceğine dair en önemli ipuçlarını bizlerle buluşturmuş olabilir. Dizi sonlandıktan sonra dönüp dönüp “Bunu da burada belirtmişlerdi” deme ihtimalimiz olan bir bölümle karşı karşıyayız.

Game of Thrones, bu Pazar bizlerle buluşan bölümünü dizinin dikkatli hayranları için pek keyif verici detaylarla kaplamış. Gerek göndermeler, gerek uzun zamandır beklenen buluşmalar, gerek 7 Krallık’ın gidişatına yönelik ipuçları, bu bölümü şu ana kadar izlediğimiz en değerli bölümlerden biri kılıyor. Westeros’un dışına çok az uğradığımız bu bölümde olup bitenler üzerine hadi hep birlikte kafa yoralım.

***Bu yazı Game of Thrones 7. Sezon 3. Bölüme dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Game of Thrones 7. Sezon 3. Bölüm: “Buzu ve Ateşi Bir Araya Getirdim”

game-of-thrones-jon-snow-filmloverss

Bu bölümde uzun zamandır beklenen çok fazla buluşma yaşandı. Bunlardan ilki Kuzey’in Kralı’nın Ejderha Kaya’sına erişmesiyle birlikte gerçekleşti: Tyrion ve Jon nihayet bir araya geldiler. Ser Davos hemen Stannis Baratheon’un hizmetindeyken olduğundan çok daha farklı bir Ejderha Kayası’yla karşı karşıya olduğunu fark edip “Burası değişmiş” derken, Danny vatanına geri döndüğünden beri gözlemleyebildiğimiz atmosfer değişikliğini teyit etmiş oldu. Kuzey’in Kralı, eski bir dostla karşılaşıyor olmasına karşın bu coğrafyada sandığımız kadar sıcak karşılanmadı, fakat bu ilginç atmosfer sayesinde Jon’un Stark olmayışı bir kez daha vurgulandı, hem de kendisi tarafından. Tyrion, Stark’lar güneye gidince sonları iyi olmuyor dediğinde, Jon “Ben bir Stark değilim” dedi. Elbette, resmi statüsü piç olduğu için bunu söyledi fakat bu lafı ettikten sonra bir-iki saniye bile geçmeden tepesinden Danny’nin ejderhalarından birinin geçmesi hiç de tesadüf değil. Kuvvetle muhtemel bu bölümde işler tatlıya bağlanmış olsa da kuzeye giden Stark’lar meselesi yakın zamanda bir yerlere bağlanacaktır.

Mellisandre, Jon’la Daenerys’i bir araya getirme çabaları meyvesini verdiğinde, gözden uzak bir yere sığınıyor. (Ser Davos’la  yüzleşmek istememesinden daha anlaşılır ne olabilir ki?) Hayranların yüzünü gülümseten bir imada da tam bu sırada bulunuyor ve görevini yerine getirdiğini anlatmak için “Buzu ve Ateşi Bir Araya Getirdim” diyor. “Buz ve Ateş’in Şarkısı”, George R. R. Martin’in “Game of Thrones” ilk kitabın ismi olan “Taht Oyunları” ismiyle diziye uyarlanan kitap serisinin esas adı bilindiği üzere. Bu sezonun ikinci bölümünde Samwell Tarly’nin kendisi bir tarih kitabı yazsa sıkıcı olmayan, daha şairene bir başlık atacağını söylemesi itibariyle Sam’in hikayenin anlatıcısı olabileceğini ortaya atan teorilerin ardından hemen böyle bir göndermenin gelmiş olmasını bir teyit olarak alabiliriz sanıyorum. Ama Sam’e sıçramadan evvel, Volantis’e gittiğini söyleyen Mellisandre’nin Lord Varys’e söylediği bir lafın daha altını çizelim: “Bu garip ülkede ölmek durumundayım, tıpkı senin gibi.” Daenerys’in geçen bölümde verdiği sözü anımsarsak eğer, Varys’den gelecek bir ihanete hazır olmamız gerekebilir her an.

Bölümün en eğlenceli sahnesi, Missandei’nin Danny’nin tüm lakaplarını sıralayarak onu takdim edişinin ardından Ser Davos’un “Bu da Jon Snow” demesi olsa gerek. Bu yumuşak girişin ardından Danny’yle Jon’un yıldızlarının hiçbir şekilde barışamadığı bir konuşma yaşanıyor. Özellikle Jon’un “Hepimiz oyun oynarken kurallar adil değil diye bağıran çocuklarız” demesiyle beraber Daenerys ona çocuk demiş olması gerekçesiyle bir hayli sinirleniyor. Jon’un hem tüm savaşı “oyun” diye adlandırması, hem de kendilerine çocuk demesi yine izleyiciye yönelik bir saygı duruşu niteliğinde: bilhassa çoğu karakterin orijinal eserde gerçekten de çocuk olduğunu anımsayacak olursak. Tansiyon tam doruk noktaya erişmişken ise, Varys donanmanın yenilgisini ve müttefiklerin kaybının haberini iletmek için “kötü haberlerim var” diyerek araya giriyor.

Theon’un korkusunun onu esir düşmekten kurtardığını, Yara Greyjoy, Olenna Tyrell, Elleria ve Tyene Sand’in esir düştüğünü anlıyoruz. Euron, talebini kraliçeye hatırlatınca Cersei sözünü savaş bitince tutacağını ve onunla evleneceğini söylüyor. Akabinde Elleria Sand’den kızının intikamını almasıyla beraber Cersei titanlık statüsünü yitirmese de daha güçlü, daha cesur bir kraliçe portresi çizmeye başlıyor. Jamie’yi uluorta götürmekten bile çekinmeyen bu Cersei’ye karşı uzun zamandır hissedemediğimiz bir yakınlık hissetmeye başlıyoruz gibi gözükmekte. Şu an nefret etmeyi seveceğimiz Game of Thrones karakteri tahtını Euron Greyjoy mu yoksa Cersei mi alacak henüz muğlak.

Game of Thrones 7. Sezon 3. Bölüm: Olenna Tyrell’in İntikamı

helen-sloan-hbo-filmloverss

Bölüm güzel haberlerle dolu:  Sam, Ser Jorah’yı iyileştirmeyi de, Hisar’dan atılmamayı da başarıyor. Tüm gerilimlere rağmen Stark-Targeryen müttefiği, ejderhataşlarının kuzeye erişimini de sağlayacak bir biçimde kurulmayı başarıyor ve Sansa Bran’e kavuşuyor. Hatta Targeryen himayesindeki ordular Casterly Kayası’na doğru harekete geçmeden evvel Tyrion’ın şehrin lağımına kendisi için gizli tünel inşa etmiş olduğunu öğrenmemiz, hepten bizi umutlandırıyor. Lekesizler ordusu, pusu kurarak Kaya’yı ele geçirebilecekler gibi gözüküyor. Tyrion’ın ihmal ettiği tek bir detay var: Jamie’nin kıvrak zekasının Euron’un donanmalarıyla bileşimi. Lannister’lar Kaya’yı çoktan gözden çıkartmış durumdalar: az sayıda asker geride bırakıp şehirdeki erzakları boşalttıktan sonra, Lekesizler’in gemilerini yok ederek ve askerleri Westeros’a taşıyarak, bu eli kazanmış gözüküyorlar.

Bu hüsranın ardından izliyiciyi tatmin edecek son sahne ise, Olenna Tyrell’in iki dudağının arasına saklanmış durumda. Olenna öleceğini biliyor ve dizi de ona pek çok karaktere bahşetmediği huzurlu bir ölüm bahşediyor. Fakat onun da seyirciye büyük bir tatmin dışında sunduğu alametler var. Olenna Jamie’ye Cersei’nin onun hayalgücünü aşan işler yaptığını söylerken bir taraftan Jamie’nin de benzer bir kaderi paylaşacağını sezmememiz mümkün değil, fakat bilge Tyrell kadınının ekleyecekleri de var: Jamie’ye Cersei’nin onun sonu olacağını söylüyor. Jamie’nin zehiri bardağına koyması ve onu içmesiyle beraber ise Olenna Joffrey’nin ölümünü detaylı olarak tasvir ettikten sonra, Joffrey’yi kendisinin öldürdüğünü itiraf edip “Cersei’ye söyle, onu benim öldürdüğümü bilmesini istiyorum” diyerek içimizin yağlarını bir kez daha eritiyor.

2. bölüm hakkında konuşurken, intikam için yanıp tutuşan kadın karakterlerimizin bu tutumlarının geleceklerinin alameti olduğundan bahsetmiştik. İntikamla dolup taşan karakterlerimizin ayaklarının taşa takılmadığı görülmemiş olduğundan, bu sahne Jamie için sonun başlangıcı olabilir. Hep beraber bu itirafın karakterlerimizi nasıl bir gidişata sürükleyeceğini göreceğiz. Şimdilik Olenna’nın resmini evimize çerçeveletip asmakla yetinebiliriz.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi