Beklenen gün dündü, Game of Thrones ekranlara geri döndü. Sadece Game of Thrones için sabahlayanlar, uyanır uyanmaz yeni bölüme sarılanlar zaten çoktan biliyor ki saflar da gerilimler de ilk bölümden şekillenmeye başladı. Dün gece  yarısı bizimle buluşan bölüme dair baştan şunu belirtelim: 7. Sezonun ilk bölümünü izlerken zamanın nasıl akıp gittiğini anlayamayacaksınız, hem de Game of Thrones her sezon olduğu gibi durgun bir bölümle açılmış olsa da. Hadi hep beraber hasret düşmemizden mi, yoksa sezonlarca beklediğimiz gidişat hepten şekillendiğinden mi zamanın su gibi akıp geçtiğini konuşalım.

***Bu yazı Game of Thrones 7. Sezon 1. Bölüme dair keyif kaçırıcı detaylar (spoiler)  içermektedir.***

Fakat belirtmezsek olmaz, eğer dayanamayıp da dizinin yeni sezonundan sızdığı söylenenleri okuduysanız, spoilerları çoktan yediniz, bu yazıya dair korkacak bir şeyiniz yok.

Dedikodular asılsız değilmiş, diziden sızdığı söylenen senaryo ile dizinin akışı örtüşüyor. Spoiler yemekten kaçınıyor olduğum için bölümü izledikten sonra yalnızca teyit için baktığımda, biraz aşağı inersem dizinin nasıl biteceğini öğreneceğimi fark ederek şahsen bir hayli tırstım. O yüzden Game of Thrones hayranları bu sezon hayatın her alanında spoilerlardan kaçmak durumundalar. Eskisi gibi yalnızca akla yatan hayran teorilerinin yarattığı manevi hazla uğraşmıyoruz gibi duruyor.

Bölümden hemen önce, önceki sezonlardan anımsamanız gereken tüm detayları içeren kompakt bir özetle karşılaşıyoruz. Sırasıyla Cersei, John Snow ve Sansa Stark, Euron Greyjoy, Arya Stark, The Hound, Samwell ve Gilly, Bran Stark, Sir Davos, Daenerys Targaryen karşımıza geçmişleri ve bugünleri arasında bağ kurduracak flashback’lerle çıkıyorlar. Standart bir bölüm özetinden ziyade bir fragmanı andıran bu giriş, özellikle yeni sezon başlamadan önceki sezonların maratonunu yapıp hafızasını tazeleme fırsatı bulamayanlara çok iyi gelmiştir diye düşünüyorum.

Geçmişten gelen sahnelerin ardından ilk karşılaştığımız Walder Frey’in suretine bürünmüş bir Arya oluyor. An itibariyle Arya’nın listesinde geriye Cersei, The Mountain, Melisandre, Beric, Thoros of Myr, Ilyn Payne ve eğer affını geri aldıysa The Hound kalmış durumda.

Jeneriğin ardından, sızıntılarda da vad edildiği üzere White Walker’larla diziyi açıyoruz. Walker’ları Bran dolayımıyla gördüğümüzü ve Meera ile Bran’in Duvara erişmiş olduğunu anlıyoruz. Stark hanesinin geri kalan iki üyesi Jon Snow ve Sansa Stark ise bir sonraki sahnede yan yana karşımıza çıkıyorlar. Gündemlerinde daha fazla ejderhacamını temin etmelerinin gerekiyor olmasıyla açılıp, ihanet ve sadakat temalı bir konuşmaya evriliyor. Sansa’nın deneyimlerinin onu dönüştürdüğünü gözlemleme şansı yakalamamızla beraber, iki kardeş arasındaki stratejik düşünme tarzlarının bundan böyle nasıl gerilimlere gebe olduğunu da fark ediyoruz. Bu sahnenin bir esprisi de Sansa’nın geçmişinden tümüyle kopup, başta yürüdüğü yolu unutmuş olduğunu bize hatırlatması. Cersei’den Littlefinger’a, yolda karşısına çıkan insanlardan devlet yönetimiyle ilgili çok şey öğrenmiş fakat eski halini unutmuş bir Sansa’nın karşısında, erdemli hareket etmeye çalışırken bir taraftan egosuna teslim olmaktan kendini alıkoyamayan bir Jon görüyoruz. İki kardeş arasında gerilim olduğu kadar dayanışma da mevcut ve kompleks dinamikleri olan bir ilişkilenmeyle karşı karşıya olacağımız kesin.

Game of Thrones 7. Sezon 1. Bölüm: “Başlayalım Mı?”

game-of-thrones-sezon-7-filmloverss

Cersei karşımıza gerçekten dünyanın tepesinde yapayalnız dikilirken çıkıyor. Avluya çizdirdiği Yedi Krallık haritasının üzerinde dolanırken, Jamie yanına geliyor ve kendi savaş stratejileri üzerinde konuşmaya başlıyorlar. Bu defa birbirinin kararlarına saygı duymayan, kararlarını tümüyle yadırgayan yine de beraber durmaya çalışan iki kardeşle karşı karşıyayız. Cersei paranoyaklığının mübalağalı alametlerini dışarı vurmaya başlamış olsa da, Jamie rasyonel argümanlar sunarak onu toparlamaya çalışıyor. Sahnenin devamında öğreniyoruz ki, Cersei Euron Greyjoy’la sonu gerekirse evliliğe kadar uzanabilecek bir müttefikliğin peşinde. Her ne kadar Euron, donanma karşılığında evlilik teklifi sunsa da Cersei bu fikre hemen teslim olmuyor. Bunun üzerine de Euron bir “hediye” vaadiyle salonu terk ediyor. Tahmin edersiniz ki Cersei için en büyük hediye, Tyrion’ın kellesi olacaktır: bu yüzden de Euron ve donanmasının Dragonstone’a doğru ilerleyecek gibi gözüküyor.

Bir sonraki sahnede hayallerine kavuşmuş olması gereken Sam’in, kemikleşmiş bir sistemin rutininde nasıl da kaybolduğunu gözlüyoruz. Bütün gün dışkı temizleyip, yemek servis edip kitap yerleştiren Sam, tüm potansiyelini gereksiz şeylerle harcıyor gibi duruyor. Öyle ki Sam’in sükunetle karşıladığı halini izlerken biz buhranlar geçiriyoruz. Sonunda dayanamayıp Başüstat’a kütüphanenin kısıtlı erişimli kesimine erişim izni istediğini anımsatıyor. Bu konuşmanın sonunda, Başüstat Wolkan, yarısı haklı yarısı konformizmden gelen bir konuşma yapıyor: geçmişte de türlü badirelerin atlatıldığını, bu sefer de atlatılacağını, kışın geçip gittiğini ve onların bulundukları konumda insanların hafızasını canlı tutmakla yükümlü olduğunu söylüyor. Sam de bunun üzerine bekleyişinin onu bilgiye eriştirmeyeceğini anlayıp, usta-çırak sisteminin ön koşullarını ihraç ediyor, kısıtlı erişimde olan kitapların olduğu yere giriyor. Bu sayede yaptığı keşif yani Dragonston’da ciddi bir ejderhacamı kaynağı olduğunu öğrenmesi, Targerian-Stark cephesinin oluşmasında ilk adımların atılmasını sağlayacakmış gibi duruyor. Sam’in bölümün sonlarına doğru Jorah’la da tanışması, ilerleyen zamanlarda bu cephenin oluşmasında oldukça kritik bir noktada duracağının göstergesi.

Arya’yla ikinci karşılaşmamızın yer aldığı sahne uzun süre gündemi meşgul edecek gibi duruyor. Ed Sheeren’ın konuk oyuncu olduğu bu sahne, dünden beri interneti ele geçirdi. Sahnenin Ed Sheeran’lı oluşu haricinde, Arya’nın karakter gelişimine dair önemli bir rolü var: uzunca bir zamandır katılaşır, acı çeker, yavaş yavaş gerçek bir katile dönüşür gördüğümüz Arya bu sahnede karakterine dair kimi özellikleri hala bünyesinde barındırdığını gösteriyor. Ona yardım eli uzatanlara erdemli davranan, kahkaha atabilen küçük kız çocuğunun hala içinde bir yerlerde olduğunu anlıyoruz.

The Hound ve Thoros’la karşılaşmamızda ise, Hound’la Arya’nın arasının açılmasına yol açan olay silselesinin yaşandığı köyden geçiyorlar. Dizi, Hound’u Arya’nın listesinden tümüyle attığını kanıtlarcasına bir günah çıkarma ritüeli sunuyor: Hound öldürdüğü baba ve çocuğun bedenlerini mezara gömüyor. Hemen öncesinde The Hound, ateşte gördüğü imgeler sayesinde Ateş Tanrısının alametlerine bir nebze olsun inanır hale geliyor ve hayatta kalma amaçlarına dair kafasındaki düşünceler netleşiyor: gerçekten de birkaç lanetli, Akgezenleri durdurabilmek için bir aradalar ve bir amaçları var.

Bölümün sonuna vardığımızda ise, Daenerys yuvaya dönüyor uzun, duygulu ve Khaleesi’nin ağzından “Başlayalım mı?” sözlerinin döküldüğü ana kadar sessiz bu fevkalade sahnenin sanatsal bakımdan en spesifik özelliği, daha önce Dragonstone’da bir sürü sahne izlesek de hiçbir zaman böylesine ışıklı, karanlıktan sıyrılmaya başlayan türdenini görmemiş olmamız. Daenerys kendi topraklarını işgal altından kurtuldukça Dragonstone’un karanlıktan sıyrılıp aydınlanmaya başladığını hissediyoruz. Ve bu eve dönüşe beraber hem Targaryenlar hem de Starklar kovuldukları yuvalarına dönmüş vaziyetteler. Sezonun ilk bölümü ortalık birbirine girmeden evvel bize son kez ufak da olsa biraz huzur sağlıyor: tam bir fırtına öncesi sessizlik.

İlk bölümü henüz izlemiş ve sindirmeye çalışırken Game of Thrones 7. Sezon 2. Bölüm fragmanına aşağıdan izleyebilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi