Gerçek portre:

Diane Arbus… Kimine göre ucubelerin kimine göre hüznün fotoğrafçısı. Çalışmaları aynı anda itici ve enteresan bulunan Arbus bana göre dolaylı yoldan anlatımın ustası, başarılı bir fotoğrafçı.

1923 yılında New York’ta doğan Diane, 14 yaşında fotoğraf öğrencisi Allan Arbus ile tanışır. 18 yaşında ailesine karşı çıkarak evlendiği Allan, ona fotoğraf ile ilgili bilgilerini aktarır. Çift daha sonra moda fotoğrafçılığı üzerine kariyer yapar. Diane bir süre sonra çalışmalarını Allan’dan ayırır. İşini eşinden bağımsız yürütmesi çitfin arasında bir takım sorunlara yol açar ve Diane ile Allan boşanır. Bu boşanmanın ardından Diane tamamen kendi stiline yönelir.

Diane’in keskin fotoğrafları, içindeki depresif hislerin dışa vurumu olarak adlandırılmıştır çoğu zaman. Bu haksız sayılabilecek bir görüş değil tabii. Çünkü Diane, 1971 Temmuz’unda aşırı dozda uyku hapı alıp bileklerini keserek kendi hayatına son vermiştir.

Peki, bunların sebebi neydi? Kimsenin yapmadığı şeyleri yapmak, hiçbir fotoğrafçının tercih etmediği mekanlarda fotoğraf çekmek… – çıplaklar kampı, sirk, akıl hastanesi, ucuz ve adi motel odaları vs – Evliliğini dağıtmak ve fotoğrafçılık sanatını tümüyle başka bir yöne çekmek niyeydi? İşte Fur: An Imaginary Portrait of Diane Arbus, Diane’in bu hayata kaymasının sebebini anlatıyor; ünlü fotoğrafçı için hayali bir porter çiziyor.

diane-arbus (1)-horz

Hayali portre:

Diane, çok zengin kürkçü ailesi tarafından genelde bastırılmış 2 çocuklu bir annedir. Eşi Vogue dergisinin kapaklarını süsleyen fotoğrafların sahibi Allan Arbus’tur. Diane, hayatında bir amacı olmamasından yakınıp dururken günün birinde garip komşusu Lionel ile tanışır. Lionel, yüzünde kumaş bir maskeyle gezmektedir. Bunun sebebi ise çok geçmeden ortaya çıkacaktır. Lionel, aşırı kıllanma hastalığıyla doğmuş bir adamdır. Bütün yüzü ve vücudu upuzun saçlarla kaplıdır. Evinde kendi gibi halk tarafından “ucube” olarak görülen insanlarla yaşamaktadır. Diane’i, eşi Allan’dan öğrendiği fotoğrafçılık hünerlerini kendisinin ve bu insanların üzerinde kullanmaya ikna eder. Diane çok geçmeden Lionel’a aşık olur. Fakat Lionel’ı artık Diane’in tüm ailesi tanıyordur. Allan, ikilinin arasındaki kıvılcımlanmayı anladığında evliliğin içinde bir takım sorunlar baş gösterecektir. Tüm bunlardan öte, Diane’in akıl hocası Lionel, onu 20. Yüzyılın en iyi fotoğrafçısı yapmak üzere olan adam kısa bir sure içerisinde hastalığından dolayı nefes alamayacak ve ölecektir.

Fur

Steven Shainberg’in yönettiği 2006 yapımı bu ilginç film, vasatın üzerine çıkmayı başarıyor. Nicole Kidman, – her ne kadar tanınmayacak halde olsa da – Robert Downey Jr. ve Ty Burrell’in sağlam ve samimi oyunculukları, hikayenin sıcaklığıyla insanın içinde garip bir hüzün bırakıyor ve adeta içini ısıtıyor. Ayrıca Diane Arbus’u bilenlerin “hayali” olarak merakını gideriyor, tanımayanlarıysa araştırmaya sevk ediyor. 

Filmle ilgili tek sıkıntılı konu ise, çalışmaları insanları intihara sürükleyen bir kadının hayatı nasıl bu kadar basit bir şekilde anlatılır? İşte bu noktada da bu filmin imaginary bir portrait olduğunu, yalnızca Arbus’un fotoğraflarından esinlenilerek çekilen tamamiyle hayali bir hikaye olduğunu hatırlamak gerek… 

Biraz masalsı, biraz gerçekçi. Biraz biyografi biraz aşk. Biraz esinlenme biraz hayalgücü. Biraz Alice in Wonderland biraz Beauty and the Beast. 

Venedik Bienali’nde çalışmaları sergilenen ilk Amerikalı fotoğrafçı olan Diane Arbus, 60’lı yıllarda tüm dikkatleri üzerine çeken, kimine göre garip kimine göreyse itici çalışmalar sergileyen enteresan ve bir o kadar da başarılı bir fotoğraf sanatçısıydı. Kim bilir… Belki de onu bu fotoğrafları çekmeye zorlayan böyle inanılmaz bir hayalgücü vardı… 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi