Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 11 [1] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) )
Fu rong zhen
1986 - Jin Xie
164
Çin
Senaryo Cheng Ah, Hua Gu, Jin Xie
Oyuncular Wen Jiang, Linian Liu, Xiaoqing Liu

Fu rong zhen

İnsan toplumsal bir varlıktır. Bu ilkokul düzeyinde bir çıkarım olsa da, en basit haliyle gerçekçi bir çıkarım. Zamanın başlangıcından beri beraber yaşayabilmenin yollarını arayıp duruyoruz. İnsanoğlu olarak bunun için devletler ve medeniyetler kurduk ve kuruyoruz. Ama buna rağmen, yaşam için en temel ihtiyaçlardan biri olan toplumsal yaşamı halen tam olarak karşılayabilmiş değiliz.

Jin Xie’nin 1986 yapımı Fu Rong Zhen (Hibiscus Kasabası) tam olarak bu noktaya parmak basıyor. 1960’ların Mao hükümetinin toplum yapısına ve yaşam tarzına olan etkisini işliyor. Diğer bir açıdan bakarsan başlangıç ve sonucu itibarıyle politik bir taşlama olarak adlandırabiliriz. Hibiscus’un Türkçe’deki anlamı hatmi ya da diğer adıyla çingülü. Çin kültürünü oluşturan yüzlerce unsurdan yalnızca bir tanesi. Hikayenin geçtiği Hibiscus Kasabası da tıpkı adı gibi Çin’i oluşturan önemli parçalardan bir tanesi. Küçük bir Çin gibi adeta. Jin Xie’nin bakış açısı da buradan başlıyor. 1986’da çektiği bu incelikli eseri yaklaşık yirmi yıl öncesinin Çin’ine büyüteçle yaklaşıyor. Kasabanın meydanına, sokaklarına iniyor ve hatta evlerin içine giriyor. İktidar ve güç kavgaları arasında insanların endişelerine ve korkularına eğiliyor.

Gu Hua’nın 1981 yılında yazdığı popüler romandan uyarlanan film, söylemleriyle ön plana çıkıyor. Çalışan bir çiftin görüntüleriyle başlangıç jenerikleri akıyor ve ardından kasaba meydanında mutlu bir günle açılıyor filmimiz. Gayet neşeli görünen halk alışveriş yapıyor, yemek yerken dostlarıyla sohbet ediyor. Baş kahramanlarımız Wu Yuyin ve Li Guigui, restoranlarında meşgul bir şekilde günle baş ediyorlar. Bir an pespaye yatağından uyandırılan ve kasaba içinde sürekli itip kakılan Wang Qiuhao’yu görüyoruz. Belki de en tirajik hikayeye sahip olan karakterlerden biri olarak halinden habersiz yatağından kalkıyor ve kapıya yöneliyor. Onu yatağından kaldırıp akşam meydanda yapılacak toplantıyı hatırlatan kasabanın sevilen büyüklerinden, Gazi Gu Yanshan. Ardından tekrar meydana yöneliyoruz. Wang, kasabanın idarecisi olan Li Guoxiang’ı arıyor, lakin Wang, Li’nin her an görüşeceği türden biri değil elbette. Bunun hemen ardından idareci Li, Gazi Gu ile sohbete başlamaya çabalıyor, hatta flörtleşmeye. Fakat Gu hiç oralı olmadan direkt Yuyin ve Guigui’nin restoranına yöneliyor. Romantik bir kıskançlıktan muzdarip olan idareci Li, bunun ardından restoranın çalışma ruhsatını görmek istiyor ve hikayemiz resmen başlıyor.

Hikayemizi oluşturan unsur genel olarak, kasabaya nispeten yeni atanmış bir idarecinin iktidar arzusu ve gücünü göstermek istemesi. Bunun perde arkasında ise, insanın güce ve iktidara olan açlığı işleniyor. Çünkü bu konuda başı çeken karakter olarak Li, yalnız değil. Çeşitli siyasi hareketlerin önemli rol üstlendiği filmde, iktidar ögesi kuşkusuz çok önemli bir yer tutuyor. Filmin üç saate yakın süresi boyunca çeşitli siyasi parti ve hareketin ismi geçiyor. Bu isimler fazlaca değişkenlik gösterse de, davranışları ve tavırları pek değişmiyor açıkçası.  Yukarda bahsettiğim kasabanın meydanında gerçekleşecek toplantıda kasaba halkı, Li’nin ilk güç gösterisine şahit oluyor. Bu gösteri de Shutian adlı sade bir kasabalıyı ve Yuyin ile Guigui’yi kazançları sebebiyle hedef gösteriyor. Yuyin ve Guigui, kapitalist olmakla suçlanıyor. Yeni bir evleri ve birikimlerinin olması ise apayrı bir suç. Toplumsal normların ekseninde yaptıkları büyük bir suç olarak görüldüğünden paniğe kapılıyorlar. Bunun ardından mücadeleleri başlıyor. Birikimlerini elden çıkarmaya ve bu durumdan bir önce sıyrılabilmeye çabalıyorlar. Ama her iktidarın yarattığı bir korku düzeni vardır ve devletin katmanları bu korku düzeyini daha da artırır. Özellikle Mao dönemindeki Çin’de insanların sürekli sürgünlerle cezalandırılıp, hayatlarının mahvolduğunu düşünürsek çevrelerinden pek yardım göremiyorlar. En yakınlarındaki insanlar yardımı kabul etse de, hane içerisinde yaşananlar korkunun büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Yuyin ve Guigui’nin saklamaya çalıştıkları birikimleri idarenin eline geçince birçok şey için çok geç oluyor. İşte tam bu noktada hayatta kalma güdülemesine şahit oluyoruz. Bir aile reisinin son çabası. Guigui idarenin başındaki Li’ye karşı bir saldırı düzenliyor ama elbette ki sonucunda iktidarın gücünün bir üstün geldiği bir kavga oluyor.

Bu güç savaşında tavrı en başından beri belli olan yalnızca Gazi Gu ve Wang. Wang’ın film içerindeki önemi yer yer büyük önem kazanıyor. En başta kendisinin yardıma muhtaç olmaasını kullanan idareci Li ve kurmayları, onu kendi saflarına ve mücadelelerine çekmek istiyorlar ve başarılı oluyorlar. Bulduğu bu fırsatla birden bir çok şeyin farkına varan Wang, kasabada üst kademelerde görev buluyor ve kendi kurallarını uygulamaya başlıyor. Eline geçen ilk fırsatta, çıkarları için Li’yi ve mücadelesini satıyor. Bunun devamında yer alan sahne ise günlük hayatın durumu ve baskısı hakkında fikir vermekten öteye geçiyor. Wang, Li’yi otoritesini tatmin etmek için yağmurda sokak ortasında bekletiyor. Buna karşılık olarak Li de, öfkesini kelimelerle dışa vuruyor. Israrla tekrarladığı ‘hakaret’ ise “Sen sağcısın, sağcı!” oluyor. Bu ‘hakaret’ toplumun içindeki manevi ayrılığın ilk defa net bir biçimde somutlaştığı sahne oluyor.

Filmin ikinci kısmına gelirken, Shutian ve eşini kaybeden Yuyin aynı kaderi paylaşan bir ikili olarak yalnızca birbirlerinden destek alabiliyorlar. Filmin devamında toplumdan tamamen dışlanmış ve soyutlanmış olan bu çiftin hayatta kalma mücadelesine tanık oluyoruz. Yönetmenimiz Jin Xie, sarsıcı gerçekçi bakış açısını bütün film boyunca sürdürürken, başta yönelttiği toplumcu bakış açısını daha varoluşsal ve humanist bir zemine oturtuyor. İnsan hakları ve onuru hakkında düşünmeye sevk ediyor. Birbirinden başka kimsesi olmayan bu iki insanın zaman içinde yakınlaşması ve kendi aralarında nişanlanmalarının ardından kendilerini bebek beklerken buluyorlar. Bu durum onlar için daha zorlayıcı oluyor. Çünkü iktidarın hamleleri bitmek bilmiyor. Zavallı ve çıkış yolu bulamayan insanlara dönüşmesi gereken bu iki kişi, en güçlü şekilde birbirlerine bağlanınca çözümü bu bağı kırmakta buluyor. İktidar sahiplerinin iki yüzlülüğü ve fırsatçılığı, Li ve Wang’ın işbirliği ile göz önüne geliyor ve Shutian sürgüne yollanıyor.

Filmin son çeyreğinin başında kışın gelmesiyle daha da acı veren bir durumda kalan Yuyin’in yardımına Gazi Gu koşuyor. Savaşın ardından yaşadığı psikolojik travmaların kendisini gittikçe yıpratmasını göz ardı ederek Yuyin için elinden geleni yapıyor. Doğumun üstünden epey bir zaman geçip, iktidar anlayışında ve buna bağlı olarak güç sahiplerinin tavrındaki değişiklik Shutian’ı evine ulaştırıyor. Dönüş yolunda Li ile karşılaştığında aralarında geçen diyalog ise ironinin sınırlarını zorlar nitelikte. Bütün filmin ve aktarılan onca acımasızlığın ardından ikilinin arasındaki diyalog, zamanın acımasızlığını ve güç sahiplerini pişkinlikleriyle yerin dibine sokarken, Shutian’ın özelinde sürekli ezilen halkı da oldukça yükseltiyor. Yuyin ve Shutain’in kavuşmasının ve babasız büyüyen bir çocuğun yüzündeki şaşkınlık ve soru işaretleriyle dolu ifadesiyle final sahnesini hazırlıyor yönetmenimiz. Tıpkı başladığı yerde son buluyor Hibiscus Kasaba’sının yaşadıkları. Onca yaşanandan sonra hemen herkes tıpkı en başta olduğu gibi, olmayı hak ettikleri yerde bulunuyorlar.

Jin Xie’nin muazzamn hikaye katmanlarıyla aktardığı bu bir nevi dönem filmi, toplum ve birey çatışmasının yanı sıra, toplum ve bireyin karşısında duran iktidar ve iktidar sahiplerinin tavrını, duruşunu özetliyor. Filmi sözünü asla sakınmayan sert bir gerçekçilik ile kurgulayan yönetmenimiz, zaman içerisindeki değişimleri tarihsel bir çerçevede ve insan ilişkilerinin derinliği kaybettirmeden aktararak eşine zor rastlanan unutulmaz bir eser koyuyor ortaya.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol