The Flash, çizgi-roman ile beyaz-ekran buluşmalarından en sonuncusu. Dizide, Barry Allen’ın nasıl Flash’e dönüştüğü, ve güçlerini kazandığı ilk zamanlar ele alınıyor. Smallville, Arrow gibi dizilerden sonra The Flash’le beraber CW, süper-kahramanların hikayelerini anlatmakta ne kadar başarılı bir kanal olduğunu hepten kanıtlamış gözüküyor.

Bu yazı The Flash ve Arrow dizisinin eski sezonları hakkında bilgi içermektedir. Eğer ki bu durum sizi rahatsız edecekse, yazıyı okumayı bu noktada bırakmanızda fayda var. 

Flash olarak tanıdığımız Barry Allen’ın hikayesini anlatan The Flash, Ekim ayının başında yayın hayatına adım attı. Fakat Barry Allen rolündeki Grant Gustin’i ilk kez dizinin yayınlanmakta olduğu, Warner Bros ve CBS işbirliğiyle kurulmuş CW kanalında görmüyoruz. 2013’te yayınlanan iki Arrow bölümünde kendisi zaten karşımıza çıkmıştı. Starling City’ye ziyarette bulunan Barry ile Felicity arasındaki elektrik, Oliver Queen’in bünyesinde belli rahatsızlıkların çıkmasına sebebiyet vermişti, sonra Barry belli nedenlerle Oliver Queen’in Arrow olduğunu öğrenmiş, Oliver da hepten duruma sinirlenmişti. Fakat Barry şehri terk etmeden, Oliver Queen’le yıldızı barışmıştı, hatta ona bir hediye olarak şimdi suratından çıkartmadığı maskeyi özel olarak hazırlayıp vermişti.

Dizinin gözle görülür ilk büyük hatası bu noktada ortaya çıkıyor. Hem ilk bölümde olup biten pek çok şeyi anlayabilmek için(bölümün başında kahramanımızın Iris ile yaptığı konuşmayı tam olarak anlayabilmek, neden kahramanımızın ilk üzüntüsünü Starling City’e koşup gidip Arrow’la buluşarak atlattığını anlamak gibi durumlarda), Arrow’daki Barry’yle tanışıklığımızın olması gerekiyor. Oysa ki yeni bir dizinin böyle referanslarla elini kuvvetletmekten daha ileri gitmemesi gerekirdi. Dizi, Barry’yi önceden tanıyan izleyicilerin bilgilerini fazlaca pekiştirdiği halde, yeni izleyicisinin duruma vakıf olması için ciddi bir ön hazırlık aşamasından geçmesi gerekiyor. Bu yalnızca olay akışıyla sınırlı kalsaydı, muhtemelen bu eleştiriyi hak etmezdi, fakat Barry’nin karakterini anlayabilmemiz hususunda da sıkıntı yaratıyor. Kahramanımızı önceden tanıyan izleyici onun geçtiği aşamaları anlamakta zorlanmaz, sadece dünyaya onun gözlüklerinden bakmaya alışırken, yeni izleyiciye girizgah yapma şansı verilmemiş. Yine bir CW dizisi olan Smallville’de de tam tersi söz konusuydu, Superman’in kendini keşfetmesi oldukça uzun sürmüştü. The Flash’te ise, tek bölümde kahramanımız hem kostümünü buldu, hem adını, hem de müttefiklerini; hatta onu büyüten adam, kendisinin süper-yeteneklerine şahit bile oldu.

Yine yukarıda sayılanlara bağlı bir sorun da, Barry’nin başta kontrol edemediği güçlerini çok kolay kontrol altına alması. Ya da 9 ay sonra komadan çıkmış olmayı veya aniden ortaya çıkan yetenekleri de. Ki bu durumlar, Barry’nin karakterine uygun tavırlar aslında ama Barry’yle henüz tanışan izleyici tek bölümde tüm bunların gerçekleşmesini biraz “hızlı” ve “çocukça” bulacaktır.

Fakat bu saydıklarımızın dışında, DC evreninin televizyon ayağı bu diziyle beraber hem biraz daha genişlemiş oldu hem de ilk kez karanlık bir geçmişi olmayan, dümdüz iyi bir kahramanımız var. Ne Oliver Queen veya Bruce Wayne gibi öfke problemleri olan bir milyoner, ne de Clark Kent gibi, bebekken hayatta kalsın diye kimse ölmek ya da mutasyon geçirmek zorunda kalmamış. Küçük yaşta annesinin ölmüş olması, ve babasının onu öldürmekle suçlanarak hapse girmiş olması, onu umutlu fakat talihsiz bir karakter haline getiriyor. Dizinin efekleri ise oldukça başarılı ve gerçekçiler.

The-Flash-Super-Speed-Filmloverss

Grant Gustin, Flash rolüne de kahramanımızın sivil haline de oldukça yakışan bir aktör. Aynı anda hem belli bir oranda karizması var, hem de ortalama bir bilim ve teknoloji ineği bir adli tıp uzmanı olabilecek kadar mahcup bakışları var. Cast zaten genel olarak başarılı olmuş. Rolüyle örtüşmeyen bir oyuncu şu aşamada mevcut değil. Dizi, ilk bölümün hem başında, hem de sonunda kafamıza iki büyük soru işareti sokuyor. Şu aşamada beklentimiz bu soru işaretlerinden birinin bu sezonun odağında olup, diğerinin de ilerki sezonlarda kahramanımızı terk etmesi olmalı fakat dizi çok hızlı başladı, karakteri bize çok hızlı tanıttı ve kahramanımız zaten Flash’in ta kendisi olduğu için olayların serim-düğüm-çözüm kısımları da hızla gelişirse şaşırmamamız lazım.

Flash özellikle Arrow hayranlarının takip etmesi gereken bir dizi, zaten Barry Allen’ın 2014 bitmeden iki defa daha Arrow dizisini ziyaret edeceği şimdiden belli. Yeni bir diziye başlamak niyetindeyseniz, çizgi-roman da seven bir insansanız, The Flash gene izlenesi ve keyifli bir dizi. Fakat Arrow ve Gotham hala The Flash’e fark atacak vaziyetteler, pilot bölümler kıyaslandığı zaman, Arrow da Gotham da kendini fazlasıyla  izletmek istemişti. The Flash, bir sonraki adımın ne olacağını merak ettiriyor ettirmesine, ama son yıllarda çizgi-roman uyarlamaları konusunda beklentilerimizin yükselmiş olması The Flash için sıkıntı yaratır vaziyette.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi