Spinoza der ki: “Yürümek düşünmektir.” Çıkılan her yol, atılan adımlara tutsak. Atılan her adımsa yollara bitişik. Atılan adımlarla kurulan yollar düşüncenin çıkmaz sokaklarına iliştirilmiş bir girdap gibi içine çeker bazen. İçine içine çekildiğin o yollarda başına gelecek her duruma açık olmak demek; yaşamı olduğu hâliyle olumlamak, ona açılmak, onda açılmak, onun da sana açılmasına izin vermek ve o olmak da demek biraz. O sebeple, kendini yürümenin kollarına bırakmış biri için düşünce kaçınılmazdır ve o düşünce yolları rastlantılardan karşılaşmalara yaşamın çok çeşitli ihtimalleriyle dolu bir şekilde akar, taşar, bazen de durur ve sonra yine… Bu yürüyen düşünce kendini ve çevresini çoğaltan düşüncedir. Hem bir düşünce sağanağı hem de aylaklığın sığınağı olarak boşluklar yaratır; o boşlukları düşünce akımlarıyla yükler ve yürüyüşüne devam eder. Düşüncedeki bu yürüme hâli yeni yollara, patikalara, düzlüklere, yaylalara eklemlenerek devingen bir sürece dönüşür. Zaman mekâna erir, mekân zamanda devinir ve modern yaşamın sürekliliğinde bilinç yenilenir. Biriken ses ve imajlar topografik haritalar getirir meydana; zihnin, düşüncenin, belleğin haritalandırılmasıdır bu. Ama bitmeyen ve bitmeyecek bir haritadır yaratıma tabi tutulan; yersizyurtsuz bir coğrafyanın tam kalbinde an’a odaklanan tekil birey, aidiyet lanetinden kurtulmuştur. Onun işi gücü düşüncenin yürümesini sağlamaktır şimdi. Aylaktır, göçebedir, yürür, yersizleşir, yurtsuzlaşır, yersizyurtsuzlaşır, müphemleşir.

Ortak yönetmenliğini Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın üstlendiği Mavi Dalga filmindeki Deniz karakteriyle hayatlarımıza giren; ama kurgu çalışmalarıyla da tanıdığımız ve son olarak Emre Erdoğdu’nun ilk uzun metraj çalışması Kar (2017) filminin kurgusunu üstlenen Ayris Alptekin’in “Yeşilçam’da Bir Müphem: Turist Ömer” başlıklı master tez çalışmasının içeriğinde yer alan video inceleme, tam da bu bahsetmiş olduğum flanörlük kavramı ekseninde gelişen ‘yürüyen düşünce’nin izlerini sürüyor. 1964 ile 1973 yılları arasında çekilen ve bir tür seri haline dönüşen kurgusal karakter Turist Ömer’den ve onun aylaklıkla yüklü yaşantısından yola çıkarak şehre karışan ve bedensel karşılaşmalara açılan bir karakterin peşinden giden Alptekin, aidiyet bağlarından bağımsız bir yaşan süren Turist Ömer’e farklı bir perspektiften bakmamıza imkan tanıyor.

Flanör Düşüncenin İzinde: Turist Ömer

Sadri Alışık tarafından canlandırılan ve oyuncunun hayat verdiği bu karakterle özdeşleşmesine neden olan Turist Ömer serisi, bir iki film hariç çoğunlukla Hulki Saner tarafından yönetilmiştir. Selim İleri, “Turist Ömer gülmeyi unutmamış, horlandıkça iyimserliği pekişmiş bir kesimin simgesidir; lümpenin çaresizliğidir.” diye bahseder ondan. Lümpen kavramı her ne kadar içinde bulunduğumuz bu coğrafyada ‘sorunlu’ olsa da İleri’nin Turist Ömer tiplemesi hakkındaki tespiti oldukça yerinde. Şehrin sokaklarında aylak aylak dolanıp duran bu karakter tüm zorlu hayat koşullarına rağmen neşeyle ve sevinçle doludur, durmaksızın olumlar hayatı. Modern yaşamın tekdüzeliğine sabitlenip nihilizme kapılmak yerine akışkan bir dinamiğin içindeki müphemliği ve yerleşik olmama hâlini sahiplenerek düşüncenin yürümesine imkan tanır. Bu göçebe düşüncenin kapma aygıtına yakalanmadan yaşama açılması demektir ve Turist Ömer’in gülüşten ve sevinçten yana olan varlığı sabitlenmeyen, sürekliliği benimseyen ve merkezi düşüncelerden sürekli kaçan bir oluşu devreye sokarak gündelik yaşam kaygısına meydan okur.

Her an her yerden gelebilecek olana açık olmak demek; acıya, kedere, mutsuzluğa da açık olmak demek olsa da Turist Ömer tüm bunları kabullenerek sürdürür yürüyüşünü. Bu merkezsiz yaşama hâli ve karşılaşmalar etiği onu yasadan, kuraldan, kalıptan da ayırır ve farkların olumlandığı bir yaşam ilkesi çevresinde Stoacı düşüncenin kıyısına getirir. Gerçeğin ve standart tanımların bükülerek yaşamın gizil potansiyellerini açığa çıkaran flanör düşüncenin yürüyüşünü gerçekleştiren Turist Ömer; dışlanmışlıkla alay eden, yerleşik toplumsal değerlerden neşeyle kopabilen bir figüre dönüşür. Onun aylaklığı, aidiyet lanetinden kopuşu sevinçlidir. Yaşama müdahale etmek yerine hareketin akışına bırakır kendini. Pusulası rastlantılar ve karşılaşmalar olan bu flanör düzeni sarsar, mutlaklığı yerinden eder, kökleri söker ama yerleşmez. Güvenli sular yoktur onun diyarında nitekim bir diyar da yoktur; tekinsiz, müphem, muğlak ama salt özgürleştirici içkin bir edimin devinimini haykırır.

Yararlanılan Kaynaklar

Alptekin Ayris, Yeşilçam’da Bir Müphem: Turist Ömer

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi