Yer aldığı projelerle adından sıkça söz ettiren genç oyuncu Buğra Gülsoy’a yönetmenlik deneyimi, kendi yazıp yönettiği “Pragma” isimli tiyatro oyunu, sinema projeleri ve daha bir çok konuda tüm merak edilenleri sizler için sorduk. Tüm sorularımıza  içtenlikle cevap verdiği için kendisine teşekkür ediyor röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz.

  • Her ne kadar son zamanlarda popüler dizilerdeki oyunculuğuuz ile ön plana çıkmış olsanız da aslında bir çok kısa filmde yönetmen koltuğundaydınız. “Aralık” isimli bir projeniz olduğunu biliyoruz. Sizi bundan sonra uzun metrajlı filmlerde de yönetmen koltuğunda görebilecekmiyiz yoksa oyunculuk, yönetmenlikten bir adım önde mi?

Oyunculuğu ömrüm boyunca yapmak istiyorum. Fakat kendi dünyamı yaratmayı da seviyorum. Bunu tiyatro ve sinema alanında yapmak istiyorum. Oyuncuysanız kurulu bir dünyanın parçalarından birisiniz sadece. Fakat yönetmenlik yapıyorsanız; o dünyayı siz kuruyorsunuz.

  • “Aralık” filminden, okurlarımızı heyecanlandıracak birkaç ipucu vermeniz mümkün mü?

“Aralık” filmi Emre Erkan’la birlikte senaryosunu yazdığımız bir proje. Babasının işkencesiyle aynı evde yaşamak zorunda kalan bir adamın hikayesi. Fakat bu projeyi şuan için rafa kaldırdık. Önümüzdeki yıllarda çekmeyi düşünüyoruz. Şuan “JERİ” isimli bir sinema filmi üzerine çalışmalara başladım. Sanırım hayata geçen ilk proje bu olacak.

  • Ödüllü bir film olan ve Kıbrıs gerçeğini gözler önüne seren “Gölgeler ve Suretler” sizin gibi uzunca yıllar Kıbrıs’ta yaşamış biri için çok  önemli bir film olsa gerek. “Ahmet” rolü için ilk teklif geldiğinde ne hissettiniz?
Kaderin cilvesine bak dedim. On yıl Kıbrıs’ta yaşamıştım. Döndüm İstanbul’a geldim. Sonra Kıbrıs’la ilgili bir film geldi. Derviş Zaim gibi usta bir yönetmenle çalışmak benim için onur vericiydi. Ahmet rolünü senaryoyu okumadan kabul ettim.

  • Beyazperde ve televizyonun yanı sıra şu sıralar kendi yazdığınız ve yönettiğiniz “Pragma” isimli oyunla tiyatro severlerle buluşuyorsunuz. Dünyanın gelmiş geçmiş en acımasız 5 idam mahkumunu aynı “hücre” içinde buluşturmak fikri ilk nasıl doğdu? (Söylemeden geçemeyeceğim ki oyun tek kelime ile etkileyici)

GET yapım olarak suçlunun nelerden dolayı suçlu olabileceğini araştırmak istedik. Suçu değil suçluyu araştırmak istedik. Seri Katiller suç olgusunun en uç örnekleri. Suçlu olduklarını asla kabul etmiyorlar ve inandıkları şeyler uğruna cinayet işliyorlar. Aynı hücrenin içine 5 normal insanı bile koysanız; sıkışmışlık psikolojisiyle bir süre sonra hepsinin bütün geçmişini öğrenirsiniz. Biz de bunu yaptık. Aynı hücrede onları yüzleştirdik. 

  • Biraz da son zamanların çok konuşulan dizisi “Kuzey Güney”deki Güney karakterinden bahsedelim. Hiç de kolay bir rol değil. Sonuçta iyi eğitimli, hayatta hedefleri olan, bir yandan da vicdan azabından kurtulamayan ve bu yüzden kardeşinden vazgeçemeyen birini görüyoruz?  Sizin, Güney karakteri ile ilgili düşünceleriniz neler?

Kuzey Güney iki kardeş hikâyesinden çok, ciddi bir aile psikolojisi aslında. Kuzey’in neden Kuzey olduğu ve Güney’in neden Güney olduğunu anlayabilmemiz için önce Anne ve Baba karakterlerini incelemeniz gerekir. Önümüzdeki bölümlerde bu psikolojilerin altı daha derin çizilecek.


  • Dünya sinemasından oyunculuğunu beğendiniz, örnek aldığınız isimler var mı? Rol aldığınız projelerde birlikte çalışmaktan en çok keyif aldığınız isim kim?
Gael Garcia Bernal hem sosyal duruşuyla hem de oyunculuğuyla takdir ettiğim bir isimdir. Beraber çalışırken en keyif aldığım isim yönetmen olarak Derviş Zaim ve Hilal Saral, oyuncu olarak ise Settar Tanrıöğen.
  • Gerçekleştirmek istediklerinizin ne kadarını başardığınızı düşünüyorsunuz? Bu bağlamda en büyük hayaliniz nedir?
Tiyatro ve sinemadan hiç kopmayı düşünmüyorum. Uluslararası bağımsız bir filmde oynamak istiyorum mesela, kendi filmlerimi çekmek istiyorum… vs…

  • Bu zamana kadar izlediğiniz en iyi film hangisiydi, neden?

Kieslowski’nin “Öldürme üzerine Kısa Film” filmiydi. Sistem, toplum, şiddet ve suç olgusunu yönetmenin mükemmel anlatımıyla iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

  • Son olarak, günümüzde iyiden iyiye yaygınlaşan blog dünyasını takip ediyor musunuz? Sizce herkesin fikrini özgürce ifade edebildiği bu mecra, sinemayla yakından ilgilenen insanlar için bir fırsat olarak görülebilir mi?

İnsanların düşündüklerini özgürce paylaştığı bir platform haline geldi sosyal medya. Geleceğin bilgi kütüphanesini bloglar oluşturacaktır diye düşünüyorum.

  • Bizi kırmayıp vakit ayırarak sorularımızı içtenlikle cevapladığınız için çok teşekkürler eder içinde bulunduğunuz ve bulunacağınız tüm projeler için başarılar dileriz.

Teşekkür ederim.

**filmloverss.com özel haberidir, kaynak göstermeden izinsiz kullanılamaz.
                                                                                                                                                                                              Filmloverss

www.filmloverss.com

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi