The Look of Love – Ateşli Bakışlar

Filmekimi için film seçmeye çalışırken bir arkadaşım “Winterbottom’sız festival olmaz” demişti. Gerçekten de İngiliz yönetmenin üretkenliğiyle paralel olarak birçok filmini festivaller aracılığıyla gördüğüm için kendini şanslı hissedenlerdenim. “Ateşli Bakışlar” da bu sevgiyi karşılıksız bırakmıyor.

Tür sinemasının içinde gezinmekten korkmayan Winterbottom, İngiltere’nin en önemli yayıncılarından Paul Raymond’ın hayatı üzerinden kamerasını 20. Yüzyılın ikinci yarısındaki Londra’ya çeviriyor. Belgesel filmci kimliğini kurmaca filmlerde korumayı seven yönetmen; bu kimliği biraz daha arka planda bırakarak Raymond ve aile hayatı üzerinden, spot ışıkları altında ahlaki değerlerin geldiği noktaları “gözetliyor”. Dram yönü ağırlıklı olan film, içinde bulunduğu dönemi başarılı bir sanat yönetimi ile yansıtırken üzerine çok fazla bir şey söyleme gerekliliği hissetmiyor ve “24 Saat Parti İnsanları” kadar etkileyici olamıyor. Yine de Steve Coogan’ın ağır bir makyaj altında iyi bir performans çıkardığını ve yönetmenin mizah duygusunu sevenlerin hayal kırıklığına uğramayacağını söyleyebilirim.

Batu Anadolu

The Past – Geçmiş

“Bir Ayrılık”tan sonra merakla beklenen ve belki beklentilerin büyüklüğünden dolayı onun kadar etkileyici bulunmayan “Geçmiş” aslında bahsi geçen filmle paralellikler kuruyor. Karşımızda yine birkaç insan arasında geçen; gürültünün neden olduğu iletişimsizlik üzerinden sahici insan portreleri çizen bir film var. İlk filmdeki sınıf farklılıkları mevzusu yerini göçmenlik konusuna bırakmış gibi görünse de Farhadi konuyu bunun üzerinden kurmuyor. Onun yapmak istediği daha evrensel bir hikaye anlatmak ve karakter seçimlerinin de buna dayandığını düşünüyorum. Bence Farhadi’nin en büyük başarısı fazlaca diyaloglara dayalı olan filmi, polisiye bir anlatı gibi sunması ve buna karşın hikayeyi ucuzlaştırmaması. Karşımızda sorgulayan, iddialarda bulunan ve izleyiciyi doyuma ulaştıran değil; tam tersine düşünmeye, insan ruhunu anlamaya sevk eden bir eser var. “Geçmiş” belki “Bir Ayrılık”ın yerel zenginliğine ulaşamıyor ama onun alt metninden Rus klasiklerini hatırlatan bir insanlık ve muhasebesi sunuyor.

Batu Anadolu

İlo İlo

İlo ilo aslında hiç de yabancısı olmadığımız bir hikaye… Sırf emeği diğerinden daha çok para ettiği için, çocuğunu başka bir kadına emanet etmek zorunda kalan çalışan kadının hikayesi… Büyük şehirde hemen hemen her gün tanık olduğumuz, genellikle Türki Cumhuriyetler’den, çoğunluklada kendi çocuğunu başkasına bırakıp, burada başkasının çocuğuna bakarak para kazanmak zorunda kakan kadınların hikayesi… İlo ilo iyi bildiğimiz bu hikayede formüle Türkiye yerine Singapur, Türki Cumhuriyetler yerine de Filipinler’i koyarak ilerliyor… Filmin en çarpıcı yanı ise aşırı yaramaz erkek çocuğu karakteri… Bir yerden sonra yaramazlığın kötücüllüğe vardığı bu oğlan çocuğuyla, dadı arasında kısacık sürede, “anne”yi bile kıskandıracak bağın nasıl oluştuğu ise meçhul. Bir ilk film olmanın tüm zaaflarını taşıyan İlo İlo Cannes’da Altın Kamera ödülüne layık görülmüş. Hülya Avşar filmlerinden bile hatırladığımız hizmetçinin evin hanımının makyaj malzemelerini kullanması, takılarını takması klişeleriyle dolu film, belki Cannes için yeni ve çarpıcı bir hikaye olabilir ama bizim için fena halde tanıdık.

Güzin Tekeş

Young & Beautiful – Genç ve Güzel

Dünya prömiyerini Cannes’da yapan Ozon’un son filmi Genç ve Güzel için kısaca “ne umduk ne bulduk” diyebilirim.  Isabelle isimli 17 yaşındaki bir kızın cinselliği fahişelik yoluyla keşfetmesini konu alan film ilk 20 dakikasıyla beklentileri arttırsa da devamında vasatın üzerine çıkamıyor.

İlk bakışta alışa gelmiş bir konu gibi gözükmese de beyazperdede birçok kez farklı yönetmenler  aracılığıyla seyrettiğimiz bu hikaye sıradan bir biçimde işlenerek seyirciye hiçbir yenilik sunmuyor. Açıkçası üzerine uzun uzadıya yazmaktansa geriye dönüp baktığımda hatırlamak istemediğim bir Ozon filmi olduğunu  ve yönetmenin en vasat işi olduğunu söylemek yeterli olacaktır.

Utku Ögetürk

Metro Manila

Metro Manila İngiltere’nin bu yıl Yabancı Dilde En İyi Film Oscar adayı olan Sean Ellis’in yönetmenliğini yaptığı film Metro Manila, Sundance Film Festivali’nden de Dünya Sineması İzleyici Ödülü ile döndü. Filipinlerde küçük bir köyde yaşayan ve tarım ile artık geçinemeyen ailenin yeni bir hayat arayışı için büyük bir şehre göç etmesini anlatan filmin şiirsel bir dili var. Oscar ve ailesi, Manila’ya ilk geldikleri andan itibaren vicdan yoksunu insanlarla karşılaşırlar ama yaşadıkları zorluklara rağmen inançlarını kaybetmeden, birbirlerine karşı sevgilerini yitirmeden mücadeleye devam edecekler. Hem güzel ve zengin bir yaşam kurmak hem de dürüst kalmak mümkün mü sorusunu sorduran film, klişelerden uzak dokunaklı anlatımıyla izleyiciyi fazlasıyla etkiliyor. Özellikle oyuncuların gerçekten yokluk içinden gelmiş, hayatları boyunca kötüye bulaşmamış naif insan dokusunu izleyiciye geçirmedeki başarısı filmi başka bir noktaya taşıyor. Filmin kahramanı Oscar’ın ailesi için yaptığı son fedakârlık ise sizi derinden etkileyecek. Bu filmin son yıllarda izlediğim var olma savaşına, yaşam mücadelesine ve ailenin kutsallığına değinen en iyi film olduğunu söyleyebilirim.

Kübra Çağlayan

Young & Beautiful – Genç ve Güzel

Françoise Ozon’un Cannes’da gösterilen son filmi Genç ve Güzel yönetmenin senarist-yönetmen anlayışını sürdürdüğü bir ergen hikayesi. Ozon bu defa da Dans La Maison’un yolundan giderek, Fransa’nın değişen yeni neslinden “farklı” bir gencin hikayesini anlatıyor. 17 yaşındaki Isabelle’in cinselliğe olan yaklaşımının anlatıldığı Genç&Güzel olağanüstü bir film olamasa da yönetmenin tarzının dışına çok fazla çıkmayan, onun kendine özgü sıradanlığını yakalamış bir film.

Öte yandan, karakter derinliği konusunda bazı eksiklikler, hikayenin içi boş bırakılmış olması gibi toparlanamayan etkenler filmi sıradanlık ve sıkıcılık seviyesine indirirken, ilk 25 dakikasının oldukça ümit verici ilerlediğini de eklemeliyim. Kısacası Ozon’un son filmi Genç&Güzel ne Ricky kadar yaratıcı, ne de Evde kadar gerilimli ve hayal gücü yüksek bir film olabilmiş. Bir önceki filmi Evde’yi referans alan seyircisini hayal kırıklığına uğratabilecek olan film için beklentiyi biraz daha aşağıda tutmakta fayda var.

Ayça Ögetürk

1.Gün – Filmekimi’nde Bugün Ne İzledik (28 Eylül)

2.Gün – Filmekimi’nde Bugün Ne İzledik (29 Eylül)

3.Gün – Filmekimi’nde Bugün Neler İzledik? (30 Eylül)

4.Gün – Filmekimi’nde Bugün Neler İzledik? (1 Ekim)

5.Gün – Filmekimi’nde Bugün Neler İzledik? (2 Ekim)

6.Gün – Filmekimi’nde Bugün Neler İzledik? (3 Ekim)

 

Filmekimi Filmleri Yıldız Tablosu

Filmekimi-devam-ediyor

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi