Sonbaharın gelmesiyle sinemaya duyduğumuz aşk doğru orantılı olarak etkisini fazlasıyla hissettirmeyi başarıyor. Sinemaseverlerin merakla beklediği, dünya festivallerinden ödüllerle ve bolca övgüyle ayrılan filmlerin yer aldığı Filmekimi’nin geliyor olması da bunda etkili tabii ki. Üstelik bu yıl program dopdolu; biz de sizin seçimlerinizi kolaylaştırmak adına Filmekimi 2016’da mutlaka izlemeniz gereken filmleri sıraladık.

Filmekimi, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ekim ayının en çok konuşulan sinema etkinliği olmaya aday. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 15. kez düzenlenen Filmekimi, bu yıl da Vodafone FreeZone sponsorluğunda gerçekleşiyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi; 7-16 Ekim tarihlerinde İstanbul’da 10 gün sürecek bir maratonla başlayan Filmekimi, tüm ay boyunca; Ankara, İzmir, Bursa ve Eskişehir’de sinemaseverlerle buluşacak.

Hazırlayanlar: Ekin Limoncu, Elif Barış

Filmekimi 2016’da Mutlaka İzlenmesi Gereken 12 Film

I, Daniel Blake

Politik sinemanın zirvesindeki Ken Loach’a Özgürlük Rüzgârı’ndan sonra ikinci kez Altın Palmiye kazandıran I, Daniel Blake, dokunaklı olduğu kadar öfke dolu bir dram. Devlet yardımı alabilmek için sisteme ve bürokrasiye direnen Daniel Blake adlı emekli bir marangozun mücadelesini izleyen film, bozuk sisteme ve boğucu bürokrasiye karşı dayanışmayı ustalıkla yüceltiyor. Ken Loach ve yıllardır birlikte çalıştığı senaristi Paul Laverty’nin son yıllarda çektikleri en iyi film olarak yorumlanan I, Daniel Blake, Ağustos ayında yapılan Locarno Film Festivali’nde de İzleyici Ödülü kazandı.

Neden İzlenmeli: Ken Loach kendini işçi haklarına, sosyal adaletsizliklere ve özgürlüğe adamış büyük bir sinemacıdır. Tüm filmleri politik ve ideolojik temellere dayanan sosyalist yönetmen, her filmiyle olduğu gibi I, Daniel Blake ile de dünya gerçeklerini yüzümüze tokat gibi vuruyor.

It’s Only End of the World

Xavier Dolan’ın Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül ve Ekümenik Jüri Ödülü kazanan son filmi It’s Only the End of the World 15. Filmekimi’nde. Film, başrollerini Fransa’nın en tanınmış oyuncularından Marion Cotillard, Gaspard Ulliel, Vincent Cassel, Léa Seydoux ve Nathalie Baye paylaştığı bir aile dramı. Fransız yazar Jean-Luc Lagarce’ın 1990 tarihli aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan filmin anti-kahramanı Louis, uzun yıllardır görüşmediği ailesini ziyarete gider. Amacı, onlara ölümcül bir hastalığı olduğunu söyleyip veda etmektir. Dolan’ın en olgun filmi olarak karşılanan It’s Only the End of the World akıllardan çıkmayacak, güçlü bir melodram. Dolan’ın sözleriyle It’s Only the End of the World “Basitçe ifade edersek, bu film aile ve birbirini sevmenin zorluğu hakkında.”

Neden İzlenmeli: Cannes ile büyüyen ve kendini bulan sinemacı Dolan’ın son filmi It’s Only End of the World henüz yapım aşamasındayken bile içimizi kıpır kıpır eden bir filmdi. Genç yaşına rağmen sinemada bu kadar övgü toplayan Dolan’ın son filmini izlemek için sabırsızlanıyoruz.

Voyage of Time

The Thin Red Line’ın ardından Filmekimi’nde gösterilen The Tree of Life / Hayat Ağacı, Knight of Cups ile büyük takdir toplayan Terrence Malick’in Eylül ayında Venedik’te Altın Aslan için yarışacak yeni filmi, evrenin tarihi üzerine görkemli bir belgesel. Usta yönetmenin 40 yıldır üzerinde çalıştığı ve “En büyük hayallerimden birisi” diye tanımladığı bu destansı film, göz alıcı efektleriyle izleyiciye benzersiz bir deneyim vaat ediyor. Voyage of Time’ın müzikleri bir diğer ustaya, Ennio Morricone’ye emanet. Belgeselde anlatıcı görevindeyse sesiyle Cate Blanchett üstleniyor.

Neden İzlenmeli: Amerikan bağımsız sinemasının en iyi yönetmenlerinden biri olarak adlandırılan Terrence Malick, Voyage of Time ile izleyiciyi nefes kesen bir sinema deneyimine davet ediyor.

Julieta

Her filmi olay yaratan Pedro Almodovar’ın 20. filmi Julieta, bir kadının hayatının gizemlerine uzanan bir yolculuğu anlatıyor. Nobel Ödüllü Kanadalı yazar Alice Munro’nun üç öyküsünden uyarlanan ve “Almodovar’ın 5 yıldızlı dönüşü” sözleriyle övülen Julieta, dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştı. Julieta, Almodovar’ın olgunluk döneminin en iyi örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Neden İzlenmeli: İspanyol sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olan Pedro Almodovar, adeta bir tuval gibi renkleri konuşturduğu sinematografisiyle kusursuzluğun simgesi olan isimlerden biridir şüphesiz. Özellikle kadın hikayelerini çok gerçekçi bir anlatımla izleyiciyle buluşturan Almodovar’ın bu filmi de yine aynı kusursuz evrene sizleri davet ediyor.

Arrival

Denis Villeneuve’ün yönettiği Arrival, dünyaya gelen uzaylılarla iletişim kurmaya çalışan bir dilbilimcinin hikâyesini anlatıyor. Bilimkurgu meraklılarının merakla bekledikleri Amy Adams’lı filmin diğer başrollerinde Marvel’ın Hawkeye’ı Jeremy Renner ve Forest Whitaker yer alıyor. Johann Johannsson filmin müziklerini üstleniyor. Filmin yapımcılarından Shawn Levy, “Stranger Things”in de yürütücü yapımcılarından. ABD vizyonundan önce Filmekimi’nde gösterilecek olan Arrival, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışacak. Ted Chiang’ın “Story of Your Life” öyküsünden uyarlanan Arrival, Toronto ve San Sebastian film festivallerinin programlarında da yer alıyor.

Neden İzlenmeli: Yeni Blade Runner filminin çekimlerini sürdüren Denis Villeneuve, Polytechnique, İçimdeki Yangın, Tutsak, Düşman ve en son Oscar’a aday gösterilen Sicario ile Hollywood’un gözde yönetmenlerinden biri. Villeneuve’ün özellikle bilimkurgu severlerin dikkatini çeken yeni filmi Arrival, Filmekimi listenizde mutlaka olmalı!

Frantz

Fransız yönetmen François Ozon’un I. Dünya Savaşı sonrasında geçen romantik draması Frantz da Filmekimi programında kendine yer bulan filmler arasında. Neredeyse her yıla bir film sıkıştıran, Fransız sinemasının en üretken ve en başarılı yönetmenlerinden François Ozon yeni filminde; nişanlısı Frantz’ı savaşta kaybeden Anna adlı genç bir kadın ve nişanlısının mezarına çiçek koymaya gelen Fransız Adrien arasında yaşanan olaylara odaklanıyor. Filmde, Adrien’ı Yves Saint Laurent‘te de izlediğimiz ve performansıyla övgü toplayan Pierre Niney, Anna’yı ise genç oyuncu Paula Beer canlandırıyor.

Neden İzlenmeli: Yayınlanan ilk fragmandan da anladığımız gibi, müziklerinden çekim tekniklerine karakteristik bir François Ozon filmiyle karşı karşıyayız. Karakterler arasındaki gerilim ve çekim François Ozon filmi izlediğimizi iliklerimize kadar hissettiriyor. Frantz, siyah beyaz çekilmiş olmasıyla da ayrıca dikkat çekiyor.

The Commune

Berlin Film Festivali’nde Trine Dyrholm’e En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getiren Komün, Dogme akımıyla uluslararası üne kavuşan Danimarkalı yönetmen Thomas Vinterberg’in son filmi. Bir akademisyen ve ünlü bir haber sunucusu eşinin aile dostlarıyla bir komün kurmaları ve ardından gelişen olayları anlatıyor. Thomas Vinterberg, yeni filminde, bir evliliğin yeniden doğum ve yıkım hikâyesini çocukluk tecrübelerinden beslenerek anlatıyor. Komün, hayatın kendisi gibi, yer yer eğlendiren ama nihayetinde can acıtan bir film.

Neden İzlenmeli: 90’lı yıllardan bu yana Danimarka sinemasının en önemli temsilcilerinden biri olan Thomas Vinterberg,  The Commune filmi ile yine izleyiciyi derinden sarsacak.

American Honey

Fransız Première dergisinin “Z Kuşağı için Easy Rider” olarak tanımladığı, Cannes’da çoğu eleştirmeni kendine hayran bırakan ve festivalden Jüri Ödülü ile dönen yeni Andrea Arnold filmi American Honey, daha şimdiden günümüz Amerikan gençliğini en iyi anlatan filmlerden birisi olarak kabul ediliyor. Aile içi şiddet ve yoksulluktan ibaret hayatını ani bir kararla geride bırakan 18 yaşındaki Star’ın, dergi aboneliği satan bir gruba eklemlenerek çıktığı uzun yolculuğu konu alan film; şahane bir soundtrack, müthiş bir görüntü yönetimi ve perdeden taşan inanılmaz bir enerjiyle soluksuz izleniyor. Filmin başrolündeki amatör oyuncu Sasha Lane parlarken, âşık olduğu Jake rolünde Shia LaBeouf da kariyerinin en iyi performansını sergiliyor. American Honey’nin soundtrack’i filmin en önemli unsurlarından biri… Andrea Arnold müziği klasik anlamda kullanmıyor, görüntülere uyacak müzikleri kullanmak yerine sevdiği müzikler etrafında kurguluyor filmini. Baştan sona temposu hiç düşmeyen bu sürükleyici film uzun süre aklınızdan çıkmayacak.

Neden İzlenmeli: Şimdiye kadar uluslararası platformda birçok festivalden ödülle dönen önemli kadın yönetmen Andrea Arnold, sinema eleştirmenlerinden tam not aldığı filmi American Honey ile hem görsel hem işitsel alanda izleyiciye tam anlamıyla bir şölen sunacak.

Swiss Army Man

Bu yıl Sundance Film Festivali’nin en çok tartışılan, seyirci ve eleştirmenleri en çok şaşırtan filmi Swiss Army Man Filmekimi’nde. “Daniels” olarak tanınan video klip yönetmenleri Dan Kwan ve Daniel Scheinert’in birlikte yazıp yönettikleri Swiss Army Man şimdiye kadar sinemada gördüğümüz en sıra dışı, en çılgın hikâyelerden birini anlatıyor. Swiss Army Man’de, ıssız bir adada mahsur kalan Hank’in (bağımsız sinemanın yeni kahramanı Paul Dano), adada bulduğu bir cesetle (Harry Potter’la özdeşleşen Daniel Radcliffe) arkadaş olmasının gerçeküstü öyküsünü ve Manny’nin cesedini “çok amaçlı” kullanarak adadan kurtulma hikâyesini izliyoruz. Yılın en duygu yüklü, yaratıcı ve tuhaf komedisi Swiss Army Man, Sundance’den En İyi Yönetmen Ödülü’yle döndü.

Neden İzlenmeli: Sundance Film Festivali’ne kelimenin tam anlamıyla damgasını vuran Swiss Army Man, farklı hikayesiyle oldukça dikkat çekiyor.

The Unknown Girl

https://www.youtube.com/watch?v=cR2TSgGaL64

İki Altın Palmiye’li Jean-Pierre ve Luc Dardenne’in Cannes’da yarışan onuncu filmleri Bilinmeyen Kız’da gerçekçilikten güç alırken bir kez daha bireyden yola çıkıp Avrupa toplumunu eleştiriyor. Başrolde, Avrupa sinemasının yükselen yıldızlarından Adèle Haenel de sade ve etkileyici performansıyla dikkat çekiyor.

Neden İzlenmeli: Two Days One Night ile iki yıl önce yine Filmekimi’nin konuğu olan, özgün tarzlarıyla dikkat çeken Dardenne Kardeşler, prömiyerini yaptıkları Cannes’ın ardından yeni filmleri The Unknown Girl ile ülkemizde ilk kez Filmekimi’nde izleyiciyle buluşacak. Luc Dardenne’in ‘Filmde gördüğünüz karakterlerin hepsi bugün yaşadığımız vahşi  dünyaya aitler. Fakat biz onları sosyal vakalar olarak incelemek ve aktarmak yerine farklı yönlerini öne çıkarmak istedik. Jenny hastaları gördüğün vaka olarak değil onların benzersiz bireyler olarak görmektedir.’  şeklinde yaptığı açıklama ile merakımızı arttıran film, yine güzel bir toplumsal eleştiriyle karşımıza çıkacak gibi gözüküyor.

Toni Erdmann

Her anı sürprizlerle dolu olan Toni Erdmann, izleyicinin son derece karmaşık ama bir o kadar yoğun tepkilerle tanık olduğu bir sinema mucizesi; son yılların en heyecan verici, en duygusal aile komedisi. Bir babanın kızıyla yakınlaşmak için verdiği çabaları anlatan ve Cannes’ın tartışmasız en çok konuşulan filmi olan Toni Erdmann, burada eleştirmenler birliği FIPRESCI ödülünü, Brüksel Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini kazandı; Münih Film Festivali’nin de açılış filmi olarak gösterildi.

Neden İzlenmeli: Almanya’nın Oscar adayı olarak açıklanan Toni Erdmann, Cannes Film Festivali’nde eleştirmenlerden tarafından tarihin en yüksek puan ortalamasını aldı.

My Life As a Courgette

Hem karanlık hem naif tarzıyla her yaştan izleyicinin gönlünü fethedecek olan My Life as a Courgette, senaryosu 2011 Filmekimi’nde gösterilen Tomboy’un yönetmeni ve senaristi Céline Sciamma’ya ait. My Life as a Courgette, 9 yaşındaki bir çocuğun, alkolik annesinin ölümünden sonra gittiği yetimhanede edindiği arkadaşlarıyla hayatı öğrenmeye çabasını konu alıyor. Cannes Film Festivali’nin en sevilen filmlerinden biri olarak adını duyuran bu stop-motion canlandırma, İsviçreli yönetmen Claude Barras’ın ilk uzun metrajlı filmi ve İsviçre’nin Oscar adayı.

Neden İzlenmeli: Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde ‘Yönetmenlerin 15 Günü’ bölümünde yapan ve dakikalarca ayakta alkışlanan My Life as a Courgette, dünyanın en saygın canlandırma festivallerinden biri olan Annecy’de En İyi Film ve İzleyici ödüllerine layık görüldü.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi