İnternetin hayatımızın ayrılmaz bir parçası olması ve etki alanını genişletmesi, sinema yazarlığının büyük oranda alan değiştirmesine neden olurken, beğenilerimizi en kısa yoldan paylaşmamıza imkan tanıyan, filmlere yıldız verme sistemi de yerini 10 veya 100 üzerinden puan verme biçimine bıraktı diyebiliriz. İşte bu yazıda beğeninin puan olarak ifade edilmesinde ortaya çıkan garip durumlara ve bazı yanlışlara örneklerle değineceğim.

Filmlere puan verebileceğimiz internet sitelerinin arttığı ve sinemaseverler arasında iyice yaygınlaştığı bir dönemdeyiz. Tüm dünyada kullanılan film veri bankası IMDb, film aratırken ilk baktığımız ve genel kitlenin beğeni seviyesini aşağı yukarı belli eden bir site. Yeni neslin filmlere puan verme alışkanlığı kazanmasında büyük paya sahip. Yakın zamanda hayatımıza giren Criticker’ın ise puanlama ve bunun yanında çeşitli istatistikler ve öneriler sunan, arkadaşlarımızın puanlarını görme imkanı tanıyan, sinemaseverlerin uzun zaman geçirebildikleri ve kendilerine ait bir izleme arşivi oluşturabildikleri yararlı bir site olduğunu düşünüyorum. MUBI’den Beyazperde’ye kadar film puanlamaya ve izlemeye sevk eden birçok sinema sitesi mevcut.

Öncelikle puanların ne ifade ettiğine bir bakalım.

90 – 100 arası: Bir filme 90’ın üzerinde puan veriyorsak, o film bizim için ya başyapıttır ya da başyapıt seviyesindedir. 90’ın yıldız sistemindeki değerinin 4,5\5 olduğu unutulmamalı.

80 – 90 arası: 80 – 85 gibi puanlar çok beğendiğimiz filmlerin karşılığıdır. İzlediğimiz filmde bizi rahatsız eden veya eleştirebileceğimiz ciddi noktalar olabilir ancak  film bizi bir kez yakalamıştır, bırakmak istemeyiz. 80’in yıldız sistemindeki değeri: 4\5

70 – 80 arası: 70 – 75 civarı büyük oranda beğendiğimiz filmler için kullanılmalı. 70’in karşılığı 3,5\5

60 – 70 arası: 60 ve 65 civarı da artıların eksilerden fazla olduğu, eksileri görmezden gelemeyeceğimiz ve tabi beğenmediğimiz filmler için kullanamayacağız puan aralığıdır. 60’ın karşılığı 3\5

50 – 60 arası: Filmlerde artı ve eksilerin birbirine yakın olduğu puan aralığıdır. Yine de 50 üzeri “eh işte”, “idare eder” gibi ifadeleri kullanmamız gereken puanlardır. 50 puanı ise vasat bulduğumuz filmlere vermemiz gerekiyor. 50’nin karşılığı 2,5\5

40 – 50 arası:  40 – 45 de vasattır. İzlenilebilir filmlerdir. Eleştiri dozunu arttırmamız gerekir. Boş vakti olan için izlenebilir, diğerleri için zaman kaybı olarak nitelenebilir. 40’ın karşılığı 2\5

20 – 40 arası: Bariz bir şekilde kötü bulduğumuz filmler için vermemiz gereken puanlardır. Karlışığı 1 – 1,5\5

0 – 20 arası: Sinema sanatına hiçbir katkısı olmayan, saç-baş yolduran, izlemenin ızdıraba dönüştüğü filmler için kullanılmalı. Karşılığı 0,5 – 1\5

Evet, şimdi örnekler üzerinden hangi puanlar nasıl kullanılıyor ona bakalım. Amaç kimseyi rencide etmek, üzmek değil. Herkes yanlış kullanıyor, ben doğru kullanıyorum gibi bir anlam da çıkmamalı.

Geçtiğimiz yıl Woody Allen’ın beğeniyle karşılanan filmi Blue Jasmine’e 55 verdiğimde Twitter üzerinden ciddi bir tepki almıştım.  Takibi bırakanlar dahi olmuştu. Oysaki 55 vasat üstü, iyiye yakın bir puana tekabül ediyordu. Allen, duygusunu veremediği için gönül rahatlığıyla “iyi” diyememiştim filme. Criticker’da arkadaşlarımın verdiği puanlara baktığımda genel olarak 70 – 80 civarlarında olduğunu gördüm. Yani aslında arada büyük bir uçurum yok. O an oluşan algı benim filmi hiç beğenmediğim yönündeydi. Bu yılın fırtınalar koparan filmi Boyhood’a 60 vermiştim. Genel Yayın Yönetmenim Utku’nun verdiği tepki esprili bir ifadeyle “filmi gömmüşsün” oldu. Esasında 60 beğeninin ifadesidir. 12 yılda çekilmiş olmasına hürmeten belki ederinden de fazla verilmiş bir puandır. Diyeceğim o ki; 60 verilen bir film için ”gömmüşsün” ifadesinin doğru olmadığıdır. Blue Jasmine ve Boyhood örneklerinden varacağım nokta şudur: genel olarak çoğunluğun çok sevdiği filmlere ortalamanın biraz altında bir puan verdiğinizde, puan fazla düşük olmamasına rağmen öyle bir algı oluşmaktadır. Bir filme 70 – 75 gibi yüksek bir puan verip, o filme burun kıvırmanız ve hatta kötü film muamelesi yapmanız da doğru değil. Bu aralıkta bir puan veriliyorsa, o film tekrar görülmek isteniyordur. Büyük oranda hedefini bulmuş bir filmdir. Özellikle Oscar sezonundaki filmlerin bir kısmı bariz bir şekilde vasat çıkıyor. Lincoln, Les Miserables, American Sniper vb. filmlere vasatın en düşük karşılığı olan 40 veriyorum. Eğer filmin elle tutulur hiçbir yanı yoksa, çok övgü toplamış olsa da 40’ın altında vermekten çekinmiyorum.

Puanlamada yapılan yanlışın ana sebebi mahalle baskısı diyebiliriz. Özellikle beğeni toplayan filmlere düşük puan vermekten kaçınıyoruz.  Düşük not verip sosyal medyada paylaştığınızda “O film kaç Oscarlı biliyor musun?” veya “O film 12 yılda çekildi, emeğe biraz saygı lütfen!” gibi tepkiler almanız olası. Başta Twitter olmak üzere sosyal medyanın, beğenilerin tartışıldığı bir alana dönüşmesi ve linç kültürü sevilen filmlere düşük puan verilememesinde önemli bir etken. Puanlamanın yanlış yapılmasında Criticker’ın da ciddi bir payı var tabi. Eğer kişisel ayarlarınızı yapmazsanız, bir filme 60 verdiğinizde “Bad” yani kötü olarak kayıtlara geçiliyor. 50 verirseniz berbat, korkunç anlamına gelen “Terrible” kullanılıyor. Hal böyle olunca Criticker kullananlar 70 verdiği filmlere burun kıvırabiliyor. Nefret edilen filmlere de kötü ve berbata denk geldiği için 50-60 gibi puanlar layık görülüyor. Beğenilmeyen veya az beğenilen filmlerin 60 ve altında puanlanılması gerektiğini düşünüyorum. 80 küsurlu puan verdiğimiz filmlere ise başyapıt muamelesi yapmak radarıma takılan başka bir yanlış. Başyapıt olarak görüyorsak 90 üzeri vermek zaruri bana kalırsa. Bir diğer konu da Michael Haneke, Paul Thomas Anderson, Jean-Luc Godard gibi çok sevilen, usta sinemacıların filmleri puanlanırken objektif olunamaması. (Film puanlama subjektif olacaktır şüphesiz, buradaki objektiflikten kasıt filmin çok beğenilmemesine karşın puan verirken, yönetmenin sanatına duyduğumuz saygı ve sevgiden ötürü beğeni seviyemizin tam karşılığı olan puanı verememektir.)

Elbette bu yazı, puan sisteminizi gözden geçirin veya düzeltin gibi bir amaçla yazılmadı. Benimki bir durum tespitinden öteye gitmez. İçimi dökmek, düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi