Ben bir film eleştirmeni değilim!

Bazense dünyanın en iyi film eleştirmeni olduğumu düşünüyorum.

Benzer şekilde festivallerde tek seferde ne kadar film izlediğiyle övünüp gazetelerde iki satırla derdini anlattığını sandığında Heidi’nin keçilerinin şehre inmesini bekleyenleri ve birçoğu film eleştirmenliği dahi yaptığının farkında olmayan muhteşem film eleştirmenleri tanıyorum.

Peki bu nasıl oluyor?

Meseleyi hemencecik şuna indirgeyebiliriz: “Renkler ve zevkler azizim… Öyle diyorsunuz ama bence “ellilerden tatlı bir melodram” demediği tek bir günü bile olmayan tatlı su eleştirmenleri bu işin en iyileri. Hem kime göre neye göre değil mi?” En nihayetinde postmodern düşüncenin evreka diye bağırıp anadan doğma sokağa fırladığı şey de bundan çok uzakta değildir. İşin ilginciyse bu gerçekten çok da yanlış sayılmaz. Ama daha da ilginci, hiçbir şekilde doğru olmadığı net bir şekilde söylenebilir.

O halde biraz kökenlerimize dönük Sokratik bir diyalog yapalım…

Bölüm 1: Film Analizi Nedir, Nasıl Yenilir?

Eğer bir film izlediyseniz ve o filmle ilgili kafanızda belli düşünceler belirdiyse, bunları derli toplu olarak bir araya getirmek oldukça keyiflidir hiç kuşkusuz. Ama burada çoğu zaman farkında olunmadan, bir tür ön kabul olarak kendisini gösteren bir şey vardır: Hakikat.

Bu ön kabulün anlamıysa temel olarak şudur, öyle bir yöntemsellikle hareket edelim ki hakikate ulaşalım ya da ondan pay alalım. Gerçekten bunu yapmadan bir filmi analiz edebilmek mümkün müdür? Böyle cafcaflı kavramlarla söyleyince belki mesele biraz karışık durabilir o yüzden şöyle özetleyebiliriz: Kimisi filmi şu yöntemle analiz eder, kimisi bu yöntemle; kimse kimseye karışamaz yani.

O zaman diyaloğumuza başlayalım:

  1. Şayet filmin hakikatine tek bir yol ile ulaşılabiliyor olsaydı bu yol zaten hakikatin kendisi olurdu ki o zaman da gittiğimiz yolun yöntemsellik anlamı ortadan kalkardır.

Bir başka deyişle hakikate içkin olurduk, ona aslında ulaşamazdık. Bu zaten çok bariz bir durumdur. Nihayetinde biri çıkıp da “bu film bunu anlatıyor çünkü şöyle şöyle anlatılar var, aksi düşünülemez” deseydi doğal olarak herkes buna envai çeşit organıyla gülerdi, çünkü işin ayağı öyle değil.

  1. Şayet filmin hakikatine ulaşmak için tek bir yol yok ise, bizi doğrudan hakikate ulaştıramayan ama en temelde ondan pay alan sonsuza yakın yol vardır.

Bu hiç kuşkusuz en tatmin edici olanlarından biri; ama aynı zamanda en acıklısı. Bir filmi beli bir analiz yöntemiyle incelerseniz, filmin hakikatine dair bir kavrayış sunmanız mümkün değildir. Bu ilk başta, hele de bir önceki numaralı bölümü düşündüğümüzde çok da korkunç olmayabilir. Ama bu durumda da niye bu incelemeyi yazdığınız sorusu kendisini gösterir. Eğer hakikate ulaşamıyorsanız, yalnızca ondan pay alıyorsanız bu hem iyidir (dedim ve postmodernler gelecek) hem de kötüdür (dedim ve insanın bitmek bilmeyen varoluş sorgulaması gelecek).

İşte işin kırılma noktalarından biri buradadır. Bir yöntem belirleyip bundan hareketle film eleştirisi yazdığınızda en nihayetinde sadece hakikatten pay almış olursunuz. Ama buna karşın bu yöntemsellik üzerinden bireysellik vurgusu yapıp kendinize has bir içkinlik düzleminde hakikat de inşa etmiş olursunuz.

Peki ne demek bu? Bir örnekle açıklayalım:

Sahne 62: Bölüm 4: Tekrar 8

BABADAN ZENGİN: Bence filmin arka fonunda sürekli kendisini gösteren baskın kırmızı kullanımı, sanat yönetimi olarak bir tür şiddet vurgusu içeriyor. Biliyorsun kırmızının psikanalizde psiko-spirütel bir anlamı vardır.

KADROLU ELEMAN: Öyle de bakılabilir elbette. Ama bence filmin genel olarak renk düzenlemesinde kendisini gösteren yeşil tonlama daha ziyade zehir ve ilaç gibi ikili bir varoluşsal anlama geliyor. Biliyorsun Platon’un metinlerinde ilaç ve zehir aynı anlama gelir.

BABADAN ZENGİN: Evet öyle de olabilir ama bence kırmızı daha açıklayıcı gibi.

KADROLU ELEMAN: Sana katılmakla birlikte yeşilin önemine dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum.

DAĞITIMCI: Ne güzel, herkes birbirinin görüşüne saygı duyarak barış içinde yaşıyor (Yaşamadılar).

Burada vurgulanan bireysellik meseleyi ancak içkin bir hakikat alanında iter ki bu da temel olarak bireysellik vurgusunu ortadan kaldırır. Bir başkasının düşüncesine karşın siz yine kendi düşüncenizin doğru olduğunu düşünüyorsanız o halde aslında kendi hakikatinizi inşa etmişsiniz demektir.

Ernst Cassirer – Sembolik Formlar Felsefesi ll: Mitik Düşünme

Tek olan, özel varlık ve somut-özel olay vardır ve mevcuttur. Fakat onun bu mevcudiyeti, sadece, tek olanı genel bir yasanın ya da -tam olarak söylemek gerekirse- genel bir yasalar sisteminin, yani yasaların cisimleşmesinin özel durumu olarak düşünebilmemizle ve düşünmek zorunda olmamızla kesinleşmiş ve teminat altına alınmıştır.

İşte tam da bu yüzden üçüncü bir adıma geçmek gerekir.

  1. Şayet filmin hakikatine ulaşmak için tek yol bize bir şey sunamaz ise ve sonsuz olanakları içeren bireysellik kendi içkin hakikati doğrultusunda hareket ediyorsa o halde her şeyden önce bireyin görüşünü değil, söylemin anlamını değil; bireyselliğin anlamını, söylemselliğin anlamını bulmamız gerekir.

Bu hiç kuşkusuz en zor ve muğlak olan adımdır. Artık bireysel görüşlerin hakikatten pay alma minvalinde yöntemselliklerinden bahsedilemez burada. “Ben bu filmi şu açıdan inceledim” dediğinizde bu, kendi küçük dünyanızdaki lakırdılarınıza dönük bir işarettir ancak. O halde ne yapacağız yani? Film hakkında konuşmayacak mıyız?

Makarayı bıraktığımız yerden sarmaya devam edelim:

Sahne 62: Bölüm 4: Tekrar 15

BABADAN ZENGİN: Bence filmin arka fonunda sürekli kendisini gösteren baskın kırmızı kullanımı, sanat yönetimi olarak bir tür şiddet vurgusu içeriyor. Biliyorsun kırmızının psikanalizde psiko-spirütel bir anlamı vardır.

KADROLU ELEMAN: Öyle de bakılabilir elbette. Ama bence filmin genel olarak renk düzenlemesinde kendisini gösteren yeşil tonlama daha ziyade zehir ve ilaç gibi ikili bir varoluşsal anlama geliyor. Biliyorsun Platon’un metinlerinde ilaç ve zehir aynı anlama gelir.

BABADAN ZENGİN: Evet öyle de olabilir ama bence kırmızı daha açıklayıcı gibi.

KADROLU ELEMAN: Sana katılmakla birlikte yeşilin önemine dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum.

ZERDÜŞT: Boşu boşuna renklerle ilgili olarak anlam kasmanın anlamı yok. Burada eğer gerçekten sorulmak isteniyorsa soru şu olmalıdır: Buradaki renk kullanımı ile anlam ortaya koymanın anlamı nedir?

BABADAN ZENGİN:…..

KADROLU ELEMAN:…..

DAĞITIMCI: Sevişelim mi?

Buradaki önemli nokta şudur: Analiz filmin unsuru olarak değil, bağımsız bir unsur olarak işler ve önemlidir. Bir başka deyişle film için analiz kasmak, filmin hakikatine dair bir anlam ortaya koymanız anlamına gelmez; çünkü bu analiz filmden bağımsız bir unsur olarak var olmaktadır. Burada gerçekten filmin hakikatinden söz edilecekse bu, onun anlamını işaret eden bir yaklaşımla olur ki o da analiz değildir. Ama analizleri kullanır, analizlerin son kertede önemli olması buradan gelir; fakat onları filme dair bir görüş minvalinde ya da bireysel bir bakış açısı olarak değil, bizzat kendi kişisel anlam tayini olarak filmin hakikatine dönük söyleminde yüzeye çıkmamış içkin bir veri minvalinde kullanır.

O halde film analizlerinin aslında filmi analiz etmek olmadığını bilmenin kahredici gerçeğiyle yüzleşmek gerekecektir birçok kişi için. Ama buna karşın, filmin dışında ve ondan bağımsız bir unsur olarak analizin, içkin veri minvalinde yüzeye çıkmaksızın işlevsel bir forma dönüşebiliyor olması yine de onu yapmak için birçok kişiye ilham verecektir.

O halde yeni bir analiz kavramına ihtiyacımız vardır!

Ernst Cassirer – İnsan Üstüne Bir Deneme

[Analitik] düşüncenin insanbiçimselliği onun nesnel doğruluğu için bir sınırlama ya da engel değildir. [Analiz], dış olayların veya olguların bilgisi olmayıp kendini-bilme biçimidir… [Analizde] insan sürekli olarak kendine döner; geçmiş deneylerinin tümünü anımsamaya ve güncelleştirmeye çalışır. Ama [analitik] ben, yalnızca bireysel bir ben değildir. O, insanbiçimseldir ama beniçinci (egocentric) değildir.

Bölüm 2: Film Analizi Nedir, Nasıl Yutulur?

Eğer buraya kadar olan kısım yeterince karmaşık ve anlamsız gelmediyse bir de bu yeni analiz kavramının tam olarak nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışın!

İşte işlerin gerçek anlamda çığırından çıktığı nokta: Şayet analiz insanbiçimci ama beniçinci değilse, fakat ta en başında beridir süregelen filmin hakikati ön kabulü bu noktada hatırlanırsa o halde ne olacak?

G. W. F. Schelling

“Ona en gizli mabedin kapılarını açtığında felsefeci için sanat üstündür; doğa ve tarihte birbirinden ayrılmış olan ve tıpkı düşünce gibi yaşam ve eylemde sonsuza dek peşinde koşacağı kalıcı ve özgün bir birlikte tek bir alevin yandığı bir mabet. Felsefecinin doğaya ilişkin olarak yapay biçimde ürettiği görüş, sanatçı için doğal ve saftır.”

E. Cassirer

“Semboller, şeylerin bil fiil varolan-empirik gerçekliğinin karşısında, ‘görünüş’ olarak kabul edilirler; fakat bu görünüş… aynı zamanda, bilincin yeni bir özgürlük alanını ortaya çıkarır… artık o bağımsız-şeysel bir şeyi değil gerçek bir yaratıcı gücü ifade eder.”

M. Heidegger

“Metafizik dışının ölümü düşüncesinin durduğu noktada yanlış bir kanıya düşmemeliyiz. Çünkü burada metafiziğin üstesinden gelme hala ortadan kaybolmamıştır. [O halde] dönüşüme ve Varlık ile varlıklar arasındaki ardışık farkın düzeni olarak kalana geri dönülür.”

F. H. Bradley

“Tüm yargılarımızda hakikat, bizim ürettiğimiz bir şey değilmiş gibi görünür. Belki de yargıda bulunmaya ihtiyacımız yoktur; çünkü her yargıda bulunuşumuzda tüm özgürlüğümüzü kaybederiz. Öyle ki gerçekle olan ilişkimizde sürekli olarak bir baskının altında kalırız.”

P. F. Strawson

“Sistematik olmayan sınıflandırma, sistematik sınıflandırmanın yerine geçtiğinde; yalnızca türe ait olanlar için değil, türlerin kendileri için de konuşmak mantıklı olmaya başlar.”

F. Schlegel

“Tamamen keyfi olarak, her an özgürce kesemediğimiz bir arkadaşlık diyaloğu bile özgürlüğe aykırı bir şeye sahiptir. Fakat kendini en salt haliyle anlatmak isteyen ve anlatabilen, kendisi için hiçbir şey saklamayan ve bildiği her şeyi söylemeye kapılmış bir yazar oldukça acınasıdır.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi