Önceki Sayfa1 / 5Sonraki Sayfa

Fight Club, aradan yıllar geçse de insanı şaşırtan bir eser. O kadar ki, on beş yıl sonra birileri gerçekte anlatıcı dışındaki karakterlerin gerçek olmadığını fark edebiliyor.

David Fincher ve Chuck Palahniuk gibi iki ruh hastası dahiyi bir araya getirince ortaya nasıl bir şey çıktığını biliyoruz. Peki Fight Club’ın üzerinden 15 yıl geçmişken, acaba film hakkındaki her şeyi biliyor muyuz?

Not: Biz bu haberi hazırlarken, kaynak olarak kullandığımız site çöktü. Ve epeyce uğraştık haberi hazırlayabilmek için. Kaynağımıza normalde bu linkten ulaşılabiliyor olması lazım, fakat server problemleri nedeniyle site ara sıra kapanıyor.

Uyarı: Bu yazı ciddi anlamda spoiler içermektedir. Filmi izleyip de unutmuş olduğunuz bilgiler de yer alıyor olabilir. Okurken bu ikisini gözardı etmeyin, sonra bozuşuyoruz.

Arada bir fan teorilerine yer veriyoruz sitede fakat gerçekçiliğini yitirmeden, ve bazı şeyleri zorlamadan büyük bir iddia sunması bakımından bu bir ilk. Fight Club’ın bir hayranı tarafından hazırlanan dosya şunu söylüyor: sadece Tyler Durden değil, yan karakterlerin HİÇBİRİ aslında yok.

Bu nasıl mı mümkün? Kanıtlar o kadar sağlam ki şu satırları okuduktan sonra kendinizi aksine ikna edemeyebilirsiniz.

Marla ve Jack hemen hemen aynı kıyafetleri giyiyor

Sanki ikizlermiş gibi… Ya da sanki aynı kişilermiş gibi değil mi? Fincher sanki Tyler’ın olmayışına dair çığlık atmış, ya da kostümcü gerçekten filmi trollemiş olmalı. Ki Fincher’ın ne kadar detaycı, ne kadar minik ayrıntılara takılan bir insan olduğunu biliyorsanız, bunun mümkün olmadığını da bilirsiniz. Hatta bu yüzden de sadece kıyafetleri değil, mimikleri bile sayılır.

Peki, Tyler yoksa, illa Marla da mı yok demek? Hayır, pek sayılmaz. Belki ikisinin hemen hemen aynı olması sadece anlatıcının Tyler’ı, Marla’dan esinlenerek yarattığı manasına gelebilirdi. Fakat ikinci madde, bu şekilde de düşünmemize izin vermiyor.

marla-1-Filmloversstyler-1-Filmloverss

Önceki Sayfa1 / 5Sonraki Sayfa
  • Aydın Soner Eren

    Çok güzel tabi yeni şeyler Fight Club’la ilgili. çok şaşırdım diyemem zira Chuck Palahniuk’tan bahsediyoruz bu detayları tasvir eden David Fincher yorumu da mükemmel ayrıca. Kaynak olabilir tabi ki her yazı özgün olmak zorunda değil. Verdiğiniz linkteki orjinaline de baktım çok güzel bir çeviri. ama yazı boyunca ”çevirdik çevirdik çeviriyoz yine çeviricez yenisi gelecek onu daha güzel çevirecez” tadında olmasaydı daha hoş olurdu tabi. bu da benim naçizane sığır yorumum.

    • Hazan Özturan

      ne sığırlığı haşa. Sadece yazıyı bir an evvel yetiştirmek için okuma ve çevirme anı senkronize oldu. Sonra o spontaneliği içindeki doğal reflekslerle koruyunca mevzu o hale gelmiyor. Hep olmaz, bu yazının doğal süreci öyle gelişti. Eleştiriniz gelecek dönemlerde kaale alınacaktır 🙂

  • çok lezzetli bi paylaşımdı

  • Talip

    Bu arada Bob kafasından vurulduktan sonra yokolmuor evde masanın üstünde üzeri örtülü vaziyette Edward Norton gelip kafasını açınca kan akıyor onu gömelim diyor kalabalık oda bu bir insan onu gömemeyiz onun bir ismi var diyor Robert Poulsen diyor. Yani Bob yokolmadı.

    • Hazan Özturan

      Yok olmaktan kasıt ölmesiydi. O veya bu biçimde anlatıcının hayatını terk ediyor. Yok olmak yerine tanrılaştırılıyor yoksa bilhassa 🙂
      Marla da filmde gerçekten varmış gibi duruyor, bu yazı onların olmayabileceği üzerine, ki verdiğimiz kaynaktaki iddia Paper Street teki evin dahi olmayışını, yani tüm bu hikayenin anlatıcının hayal gücünde döndüğünü savunuyor. Devamında gelecek paylaşımları o yüzden merakla bekliyorum. Bu iki tezi kabullendim, ama bakalım devamı ne olacak. Belki bu defa kimsenin olmadığına ikna oluruz d:
      Yine de şöyle de düşünebiliriz, Bob öldüğünde anlatıcı Bob’un gerçek olmadığının farkında değil. Oysa Tyler giderken kendisinin bir kurgu olduğunu da fazlasıyla duyuruyor. Üstelik kronolojik olarak filmin başında Bob’un gömleğini görmüş olmamız durumun sürreelliğini sürdürüyor.
      Filme dair her şey ortaya dökülünce geri dönüp bir daha tartışalım ama 🙂

  • ayhan

    şukuluk yazı olmuş

  • paylaşım güzelde neden Radikal gibi 1000 sayfa teker teker geçmek zorunda kalıyoruz. En sevmediğim şey.

  • Lyners

    Merak ettiğim konu şu son sahnede anlatıcı kafasına sıkıyor ve Tyler’ı bu şekilde durdurup ortadan kaldırıyor çünkü Taylor’ı kendi yarattı fakat bu sırada Marla’nında yok olması gerekmiyor muydu eğer onun yarattığı bir karakter olsaydı?

    • Hazan Özturan

      Bize söylenen bu, ama o sahneye kadar film bize hep yalan söylüyor zaten. Yani Tyler kafasına sıktığı için değil, vakti geldiği için gitmiş olabilir, Bob daha önce kendiliğinden gidiyordu çünkü.
      “self improvement is masturbation, self destruction might be the answer” filmde tamamı söylenmese bile, önemli bir alıntı. Tyler, bir cevap bulmak için kendisi üzerinden yok etmiş olabilir.
      Ama yok etmek derken, kendini ortadan kaldırmayı kastetmek zorunda değiliz. Yok ettiği yalnızca bir benliği olabilir.
      Her şey olabilir, sizden daha fazlasını bilmiyor, spekülasyon yapıyorum şu an. Sadece filmin açık bıraktığı uçlar öylesine çok ki, adeta nereye çeksek oraya gidiyor 🙂

  • Alp

    Jack’in bitmek bilmez hayal gücü olduğunuzu belirttiğinizde silkinip kendime geldim. Zira Bob’u tanrı motifine yerleştirebilecek kadar ileriye gittiğinizde, proje uğrundaki -başının arkasından vurulmasıyla gerçekleşen- ölümünün neyin metaforu olduğunu açıklayacak alt bilgi bekledim devamında. Biraz fazla akademik oldu beklentilerim, fakat “neden olmasın” dedirtecek kadar tatmin edici değildi değindiğiniz noktalar.

    Filmin sunduklarından anlayabildiğimiz kadarıyla, çift karakter psikolojisinde olan anlatıcı, ilk başlarda patronuna karşı pasif bir haldeyken, ilerleyen dakikalarda Tyler’dan edindiği özgüveni yansıtabilir hal alıyor. Yani çok-karakterlilik durumunu sürekli diğer karakterler üzerinden yansıtsa tamam, fakat diğer benliğinden de beslenebiliyor. Durumlar karşısındaki düşüncelerini de eş zamanlı olarak izleyiciye aktardığı gerçeğini de göz önüne koyunca, farkında olmadan yarattığı ikinci bir karakterin varlığının dışındaki karakterlerin var olan(gerçek) karakterler olduğunu görebiliyoruz.

    Bu noktada anlatıcının şizofrenik tepkileri karşısında Marla’nın tutarlı duruşunu düşünelim, veya Bob’un inandırıcı karakter betimlemesini. Yani filmde her şey anlatıcının kurgularından ibaret olsaydı akabilecek bir hikaye oluşamazdı görüşündeyim, otel sahnesindeki aynalar iyi tespitlerdi, kabul, fakat olmayan karakterlerin çekildiği bir sahne? Tyler’ın yerinde normalde anlatıcının olduğunu düşündüğümüzde ancak her şey oturuyor. Bol efektli seks sahnesi gibi.

    Görsellerden yola çıkarak yapılan çıkarımlar, Fincher’ın yansıtmak istedikleri. Yani Palahniuk’un Fight Club’ını, bu eseri görsele uyarlayan yönetmenin bakış açısından görülenlerle ulaşabildiğimiz noktaları referans göstererek bu esere dair çıkarımlarda bulunamayız. Palahniuk’un karakterine değinilerek dokunulan noktalarda güzel çıkarımlar vardı, ben yine de anlatıcıda her hangi bir “queer”lik göremediğimi belirtmek durumundayım.
    Bu konuyla ilgili, kitapta ve filmde, “iki farklı son” durumunu sıkıca dikkate alıp, çıkarımların sadece kitaptan yapılabileceği gerçeğini göz ardı ettiğimiz durumda, Fight Club’ın çocuk oyuncağı yapılabilecek kadar elastik bir yapıt olduğu, sizin de bahsettiğiniz gibi, “nereye çekilse gelecek” bir tarzı olduğundan dolayı, “bu da olabilir aslında” dediğiniz noktaların altını gerçekten mantıklı sebeplerle çizerek belirtmeniz gerekmekte.

    Yani öyle ince bir çizgi üzerinde duruyor ki bu hikaye, üzerine bunca yazı yazılıp yorum yapılması, ve yine 15 yıl sonra halen bu kadar konuşulabiliyor olması da bu sebepten sanıyorum. Elastik, olduğu kadar da katı aslında. Galiba bu yüzden, ağaç şeması yöntemiyle üzerine olası düşüncelerin sonsuzluğa, -saçmalığa- gidebileceği ihtimalinden dolayı hiç kalkışmadım bu işe.

    Ben Jack’in ağzıyla kuş tutsa yaranamayacağı büyük babasıyım. İyi denemeydi, başarılar 🙂

  • Pervin

    paylaşım için teşekkürler; çok farklı bir bakış açısı kattı ve yine izleme isteği doğurdu. eğer iddiadaki gibi marla da aslında yok ise, tylor’ın öldüğü sahnede marla’nın ölmemiş olması mantıklı görünüyor. tamamen yorumun tutarlılığından yola çıkarsak, marla anlatıcının erkeklik idesinden çıkışını efemine oluşunu tasvir etmeli. yanî tylor ile beraber içindeki maskülen, bir kadına çekici gelebilecek yapılı vücut, atletik yapısı, iyi seks yapabilme vs erkeksi benliği öldürmüş oluyor. testislerini kaybetmiş bir erkek için anlaşılamaz değil. ki bununla beraber yaşadığı korkular, hormonal tedavilerle göğüslerinin aşırı büyümesinden duyduğu endişe bob’u doğrular nitelikte. hatta bu öyle bir korku yaratmış ki, marla’da ilk kontrol ettiği şey göğüs kanseri olup olmadığı. belki de seçeceği alt benliğe karar verirken en önemli motivasyonu. marla bence bu yüzden ölmedi. varılmal istediği benliği oldu…

  • srknblkbs

    Filmi hiç izlememiş biri bile daha iyi bir anlatım yapardı bence. Yazı başlı başına emek kaybı ve okuyana da zaman kaybı.. Saygılar.

  • srknblkbs

    Karakter dezorganize türden şizofreni çökünümlük durumuna geliyor. Filmde konu alınan karakterlerin Taylor hariç hepsi gerçek. Taylor’ın yok olmasının sebebi de çökünümlük durumdan çıkış anı oluyor. Yani aslında film orda bitmemiş de olabiliyor ki artık kalıtsallık boyutunda zihin yeniden yaratmaya imkan sunuyor. Bi süre şizofreni tür ve bu türlerin davranışlarını okuduğunuzda fark edeceksiniz arkadaşlar.

  • Yeni yazıya nereden ulaşabilirim?

  • jean claude

    Chuck ve David e bir tweet atalım bakalım, belki herifler way anasını nasıl anladınız la der. 🙂

  • Merhaba,
    Aslına bakarsanız buradaki pek çok teori Fight Club 2 ile birlikte çöktü. Çünkü bu yeni seri ile öğrendik ki sevgili anlatıcımızın ismi Sebastian. Marla ile evlendiler ve bir oğulları var. Sebastian tedavi görmüş ve bu sayede Tyler’ın artık ortaya çıkmayacağını zannediyor. Project Mayhem tayfası ise hala, hazır ve nazır halde Tyler’dan gelecek emirleri bekliyorlar. Ve Tyler sahneyi basıyor.

    Daha fazla spoiler vermeyeyim, devamına Fight Club 2’yi okuyarak ulaşabilirsiniz. Birinci kitabın aksine Chuck Palahniuk, bunu çizgi roman olarak yayınlıyor. Ağustos’tan beri her ay yeni bir sayı çıkıyor. Ayrıntı Yayınlar’ı Palahniuk’un bütün kitaplarını çevirdiği gibi bunu da Türkçe’ye çevirdi.

    • Hazan Özturan

      Merhabalar, haklısınız, ama ufak bir yanlış anlaşılma var. 🙂
      Öncelikle çizgi romanın ilk haberlerini yapabilmek için yatıp kalkıp kontrol ettiğim bir dönem oldu. Hatta ilk altı sayfayı sitemizde de bulabilirsiniz. Bu yazı neredeyse bir sene öncesinden kalma, fakat o zamanlar da Chuck Palahniuk anlatıcının herkes tarafından Jack diye anılmasından sıkılmış, benim için onun adı Sebastian moduna bağlamıştı.
      Yazı zaten film etrafında dönüyor, anlatıcıya Jack adını veren zaten film ve yalnızca bitiş kısmı değil, pek çok açıdan bambaşka bir eserin karşımızda olduğunu aktaran en sağlam işlerden biri bu teori. Ayrıca alt tarafı da bir teori, eğlenceli kısmıysa yazarken oturup filmi bir daha izlemiş ve o sırada da acayip istikrarlı önerilerde bulunmuş olduğunu fark etmem.
      Özetle Fight Club’ın filmini ve kitapları bir ayırmak lazım. Kitaplar birbirini tamamlarken, film aynı hikayenin paralel evren versiyonu niteliğinde. Filmde anlatıcının adı gerçekten Jack (senaryolarda da geçiyor), ilk kitapta anlatıcının bir ismi yok ve çizgi romanda ise anlatıcının ismi Sebastian.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi