Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 9 [1] => 2692 [2] => 9697 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Aksiyon-Macera [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/aksiyon/ ) )
Faster, Pussycat! Kill! Kill!
1965 - Russ Meyer
83
Senaryo Jack Moran, Russ Meyer
Oyuncular Tura Satana, Haji, Lori Williams
Nuri Şimşek
Eğer size dayatılan ve karşınıza çıkan filmlerden hazırlıyorsanız izlenecekler listenizi, çok değerli pek çok filmden habersiz kalıyorsunuz demektir. Faster, Pussycat! Kill! Kill! 60’lı yıllarda yapılmış pek çok değerli ve öncü filmden yalnızca biri.

Faster, Pussycat! Kill! Kill!

“Hanımlar, beyler, şiddete hoş geldiniz. İsmiyle ve cismiyle şiddet, kendini binbir kılığın ardına gizlerken, en sevdiği örtüsü hala aynıdır; seks!”

Sinemanın tozlu rafları arasında az bilinen pek çok hazine gizlidir. Küçük veya bize uzak olan ülkelerden başarılı ve bilinmeyen filmlerin olduğu gibi, geçmişte oldukça popüler olup da bugün unutulmaya yüz tutmuş bazı alt türler ve filmler de mevcuttur. İstismar filmleri bu türler içinde en geniş boyutlusu, günümüz sinemasına oldukça ciddi etkileri olan bir alt tür olarak dikkat çekmektedir. Russ Meyer’in yönetmenliğini üstlendiği 1965 yapımı “Faster, Pussycat! Kill! Kill!” filmi isim olarak veya görselleriyle tanıdık gelebilse de filmi ülkemizde izleyip hakkında bilgi sahibi olan insan sayısı oldukça sınırlı olan bir istismar filmidir.

Varla, Billie ve Rosie striptiz kulüplerinde dans eden üç dansçıdır. Arabalarıyla dolaşmaya çıkıp çölde gönüllerince eğlenen bu vahşi kadınlar hız denemesi yapmaya gelen bir çiftle karşılaşırlar. 4 araba çölde hız yarışı yaptıktan sonra karşısındakinin davranışlarından rahatsızlık duyan çete lideri Varla, adamı döve döve öldürür. Ölen adamın sevgilisini de yanlarına alarak tekrar yola koyulan çete, benzin almak için uğradıkları bir istasyonda o kasabada yaşayan sakat ve zengin bir adam olduğunu öğrenirler. Para Varla’ya çekici gelir. Onu elde etmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Uluslararası araneda ‘Exploitation Film’ olarak bilinen istismar filmleri, herhangi bir konunun abartılı şekilde anlatıldığı, istismar edildiği filmlere verilen bir genel bir isimdir. Bütün itibariyle düşük kaliteli olan bu filmler özel efekt, seks veya şiddet gibi sömürülecek temalar üzerinden şekillenir. Aşırı şiddet gösterimi, seks ve çıplaklık,uyuşturucu kullanımı, kan, isyan, kargaşa konuları sinema tarihinin başından beri var olsa da 60’larda ve 70’lerde sansürün Avrupa ve ABD’de yumuşamasıyla beraber, TV’ye kaptırılan seyircinin geri kazanılması amacıyla tekrar kullanılmaya başlanan başlıca ögelerdir. Katolik Kilisesi’nin sansürüne uğrayan sanat filmleri ve istismar filmleri aynı salonlarda gösterilmekteydi ki bu da farklı bir etkileşimi beraberinde getirmekteydi. Luis Bunuel ve Godard’ın filmlerindeki özgür ve cesur şiddet tasvirleri  istismar filmlerinin gelişimi adına oldukça önemliyken Stanley Kubrick’in Otomatik Portakal filmi de istismar filmlerinin pek çok ana özelliğini bünyesinde barındırmasıyla dikkat çeker. Kullandıkları özellikler ve konularına göre kendi içinde de onlarca alt türe sahip olan istismar sinemasının ilk akla gelen başlıca türleri şunlardır; motosiklet çeteleri hakkındaki Biker filmleri, siyahi oyuncularla siyahi seyirciye ulaşmak için yapılan Blaxploitation filmleri, yamyamlığın işlendiği Cannibal filmleri, istikam, seks ve şiddet ekseninde gelişen Japon Çambara filmleri, arabaların merkezde olduğu Carsploitation filmleri, çıplaklığın amaçlandığı Sexploitation filmleri, Hollywood versiyonlarına göre daha uç özellikler taşıyan İtalyan yapımı Spaghetti Western’ler vb. Ülkemizde de 1950’lerden sonra basit teknikler ve düşük bütçelerle film yapımına başlanması yerli istismar filmlerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ülkemizdeki ilk istismar sineması örneklerinden biri olarak Mehmet Muhtar’ın “Drakula İstanbul’da” filmi gösterilebilir. Bu vahşi vampirin haç yerine Kuran’la ve diğer İslami yöntemlerle etkisiz hale getirildiği film, basit ve komik olmasına rağmen döneminin evrensel örnekleriyle uyum taşımaktadır. Ülkemizdeki istismar fimleri genelde yurt dışında yüksek seyirci rakamlarına ulaşmış filmlerin yeniden çekimi şeklinde gerçekleşmiştir. Dünyayı Kurtaran Adam, Turist Ömer Uzay Yolunda bunların en bilinen örneklerindendir.

Faster, Pussycat! Kill! Kill!, isminden de anlaşılacağı üzere hız, cinsellik ve şiddet temalarından beslenmektedir. Filmin ilk bölümünde çete üyelerinin arabalarıyla yol almalarını uzunca gördükten sonra başka bir arabayla yarış yapmaları ‘Faster’ kısmını oluşturmaktadır. Filmin tamamında ön planda olan göğüsler, yarı çıplaklık ve başlangıç seviyesinde kalan sevişme sahneleri günümüz sinema izleyicisi için oldukça hafif kalsa da dönem göz önünde bulundurulduğunda oldukça cesur hamlelerdir. Son yıllarda gerek sinema filmlerinde, gerekse müzik kliplerinde artan cinsellik ve seks kullanımı düşünüldüğünde Meyer’in filmi erotik bir gerilim olmasına rağmen çıplaklığa sırtını dayamadığı için ayrı bir takdiri hak eder. Kadını merkezine alan filmlerde, erkeklere karşı olan kadınların tasvirinde genelde intikam çıkış noktasından faydalanılmaktayken Faster, Pussycat! Kill! Kill!’de kadınlar herhangi bir sebep olmadan erkeklere şiddet uygulamakta, zevk ve para için birilerini öldürebilmektedir. Kadın vücudunu fetişleştirdiği için feminist bir yapıya sahip olmadığı düşünülebilse bile kadın karakterlerinin tasviri ve hareketleri ile, erkekler üzerindeki etki ve yaptırımları ile sinemanın en güçlü kadın tiplerinden birinin bu filmde karşımıza çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Russ Meyer’in filminin en önemli dinamiği tartışmasız Varla karakteridir. Tura Satana tarafından hayat verilen karakter, oyuncunun gerçek hayatıyla taşıdığı benzerliklerden ötürü oldukça başarılı şekilde perdeye aktarılmıştır. Japon asıllı bir Amerikalı olan Satana’nın göğüsleri küçük yaşta hızlı bir büyüme içine girmiş bu durum dışarıdan dikkat çekmesine sebep olmuştur. Küçük yaşta tecavüze uğramış, tecavüzcüleri cezalandırılmamış, Satana dövüş sanatları eğitimi alıp kendi intikamını kendisi almıştır. Başladığı yeni okulda bir çeteye katılmış ve bu çetede liderlik yapmıştır. İlerleyen yıllarda blues şarkıcılığı yapıp bu alanda başarılı olamayınca modellik ve dansçılığa başlamış, başarılı bir go go dansçısı olup ülkeyi dolaşmıştır. Farklı yüz hatlarına sahip olmasından ötürü sinemaya atılması yönündeki tavsiyeler sonunda çeşitli filmlerde kısa roller aldıktan sonra Faster, Pussycat! Kill! Kill! ilk önemli filmi olmuştur. Çok uzun soluklu olmayan sinema kariyerinden sonra farklı alanlarda çalışarak hayatını devam ettien Tura Satana’ya diğer projelerinde yer vermediği için yaşadığı pişmanlığı her fırsatta dile getirmiştir yönetmen Russ Meyer. Ünlü sinema yazarı Richard Corliss, Varla için: Russ Meyer’in filmlerindeki en dürüst ve kesinlikle en korkutucu karakter tasviri” yorumunda bulunmuştur.

Siyah beyaz olması ve kullanılan ışıklandırma tekniği ile çizgiroman estetiğine sahip olan Faster, Pussycat! Kill! Kill! dönemindeki pek çok B filminden daha başarılı bir konumdadır. Biri bitmeden diğerinin başladığı şarkı kullanımı bugün genel olarak rahatsız edici gelse de filmin hızlı kurgusu içinde sırıtmamıştır. Özellikle araba yarışı sahnelerindeki arabanın çeşitli parçalarına yapılan yakın çekimler nesne fetişi yaratımı adına dikkat çekicidir. Kadın vücudunun teşhiri yanında kaslı erkek karakter de filmin başka istismar ögelerinden biridir. Bu karakterin ismi Sebze’dir ve babasından kaynaklı travmalardan ötürü delilik özellikleri göstermektedir. Buna rağmen çete üyelerinden Billie kaslarından ötürü kendisiyle sevişmek istemektedir. Varla’ya karşı geldiği için yine çete lideri tarafından bıçakla öldürülen bu karakter de çeteye bir kere girdikten sonra çıkışın olmadığının, yanlış hareketler yapıldığında cezanın ölüm olduğunun gösterilmesi adına önemlidir.

Russ Meyer isminin pek duyulmasa bile ne kadar önemli ve büyük olduğunu, usta sinema eleştirmeni Roger Ebert’in yazdığı tek senaryonun, Beyond the Valley of the Dolls’un yönetmeni olduğunu öğrendiğimizde anlarız. 1922’de California’da doğan ve annesinin hediye ettiği 8mm kamerası ile kısa filmler çekmeye başlayan Meyer, 2. Dünya Savaşı’nın en ateşli bölgelerinde savaş kameramanlığı yapmıştır. Bu yıllarda Paris’te geçirdiği günlerde Ernest Hemingway ile tanışıp uzun soluklu bir arkadaşlığın da temellerini atan Meyer, bu yazardan sanatsal anlamda da oldukça şey öğrenmiştir. Savaştan sonra Playboy dergisi için fotoğrafçılık yapan Meyer, 20 bin dolara çekip, 1 milyon dolar hasılat elde ettiği 1959 yapımı The Immortal Mr. Teas ile sinema kariyerini başlatmıştır. Filmlerindeki güçlü ve erkeklere zulüm eden kadın karakterler, babasının kendisini küçük yaşta terk etmesini travmatik olarak atlatamayan Meyer’in bir dışavurumu olarak okunmalıdır. 20th Century Fox bünyesinde çekilen ve 900 bin dolar bütçeli Beyond the Valley of the Dolls filmi hem 10 milyon dolarlık gişe hasılatı hem de eleştirmenler düzeyindeki beğenilere rağmen Meyer’in ilk ve son stüdyo filmi olmuştur. Stüdyo çarklarının nasıl işlediğini ve yozlaşmayı oldukça sert bir dille eleştiren yönetmen sonraki dönemde film çekmeye devam etmiştir.

Quentin Tarantino’nun Robert Rodriguez’in Planet Terror filmi ile birlikle beraber vizyona soktuğu, B filmlerine saygı duruşu amacıyla yaptığı Death Proof filminin ikinci bölümüne esin kaynağı olmuş olan Faster, Pussycat! Kill! Kill! filmi sansür kurulundan geçemediği için 1980 yılına kadar İngiltere’de yayınlanamamıştır. Yine Tarantino’nun meşhur serisi Kill: Bill de intikam çıkışlı olsa da güçlü kadın figürüyle Meyer’in filmlerinden ciddi etkilenmeler barındırmaktadır ki bunu yönetmen de kabul etmektedir. Meyer, filmin görselleriyle ilgili çalışma yapmak istediğinde, görsel haklarına resmi olarak sahip olan Tura Satana’dan izin almakta ve kendisine yeni ödemeler yapması gerekmekteydi. John Waters biyografisinde çekilmiş ve çekilebilecek en iyi film olarak nitelendirmiştir Faster, Pussycat! Kill! Kill!’i.

Eğer size dayatılan ve karşınıza çıkan filmlerden hazırlıyorsanız izlenecekler listenizi, çok değerli pek çok filmden habersiz kalıyorsunuz demektir. Faster, Pussycat! Kill! Kill! 60’lı yıllarda yapılmış pek çok değerli ve öncü filmden yalnızca biri. Yerli yersiz her şeye gülme eğiliminiz yoksa; olayları, şeyleri zamanına ve konumuna göre değerlendirme yetisine sahipseniz sinema dolabındaki rafların tozuna üflemenizi şiddetle öneriyorum. Belki bir iki defa hapşırırsınız ama sonrasında sinemasal zevk garanti.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol