Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa

Tür sineması yer yer tartışmalı bir konu olabiliyor. Günümüzde sinemanın, türlerden bağımsız bir bütün olduğunu ve bu şekilde ele alınması gerektiğini düşünen fazlaca akademik çalışma mevcut. Ancak, sinema da her sanat gibi sürekli gelişen ve kendine yeni çıkış noktaları bulmaya çalışan bir sanat dalı. Hatta, yedinci sanat olarak diğer sanat dallarından daha geniş bir ufka ve kitleye sahip. Kitlenin bu yedinci sanat üstündeki etkisi de, yine sinemanın diğer sanat dallarından ayrılmasını sağlayan başlıca faktörlerden. Yönetmenlerin ve yapımcıların tercihlerini etkileyen izleyici kitlesi, sinemanın da gidişine yön veren etmenlerin başında geliyor. Türlerin oluşmasında da kitlelerin ve beklentilerinin yine aynı düzeyde etkili olduğu söylenebilir.

Sinemanın bir eğlence sektörü olarak pazarlanmaya başlamasıyla birlikte ilk söz izleyiciye verildi ve izleyici ne izlemek istiyorsa ona yönelik filmler üretilmeye başlandı. Buna karşılık dünyada vizyoner isimlerin ön ayak olduğu belli akımlar, bu tek düzeliği kırmayı başardı diyebiliriz. Ama, bu durum hiçbir zaman türlerin ortadan kalktığı anlamına gelmedi. Tür sinemasına yeni açılımlar getiren ve ufkunu genişleten yönetmenlerin ortaya koyduğu filmler sinema tarihinde özenle anılır hale geldi. Sinemaya oldukça yetkin filmleriyle damgasını vuran tür yönetmenlerini ayrı tutarsak ,bazı yönetmenler birer memurcasına sürekli aynı türde, basmakalıp formüllerle filmler ortaya koyuyor. Bazı yönetmenler ise türlerin sınırları arasında sıkışmadan iç içe geçebilen yapımlar ortaya koyuyor ve farklı türlerde çok başarılı filmler çekebiliyor. Hemen her türde filmlere imza atan bu yönetmenlerin sinemaya getirdiği çeşitlilik hiç de azımsanacak gibi değil.

Günümüzde de bu bağlamda üretkenliklerini besleyen ve geniş yelpazede filmler çekerek sinemanın birçok noktasına değinen yönetmenlerin varlığı, genel olarak günümüz sinemasında karşılaşılan birçok sıkıntıya karşın nefes almamızı sağlıyor. Hollywood’un iyice memurlaştırdığı ve inisiyatif almayan yönetmenlerin arasından sıyrılarak, kendi üsluplarını ve özgün tavırlarını filmlerine yansıtan bu yönetmenlerden bazılarını Farklı Türlerde Başarıyı Yakalayan Yönetmenler dosyamızda derledik.

Steven Soderbergh

steven-soderbergh-filmloverss

Toplamda dört kere Altın Palmiye için yarışan ve henüz ilk filmiyle ödüle layık görülen Oscarlı yönetmen Steven Soderbergh, filmografisini türler arası çeşitlilikle beslemeyi ihmal etmeyen isimlerin başında sayılabilir. Soderbergh, drama türündeki ilk filmi Sex, Lies, and Videotapes ile Altın Palmiye’yi kazanıp, Oscar adaylığı da elde edince günümüzün iz bırakan isimlerinden biri olacağını kesin biçimde göstermişti. Kariyerine yaptığı bu başarılı başlangıçtan sonra, Jeremy Irons’un başrolünde bulunduğu Franz Kafka’nın Dava kitabından esintiler taşıyan Kafka filmiyle beyaz perdede de boy gösterdi. Bilim kurgu ögelerini barındıran ve gerilim dozu yüksek olan bu filmle birlikte yeni sulara yelken açma niyetini de belli etmeye başlamıştı. Soderbergh, kariyeri boyunca tarihi uyarlamalar çekse de suç ve polisiye türünde ortaya koyduğu filmlerle izleyici kitlesini iyice genişletti ve bu durum onun tanınan bir yönetmen haline gelmesini sağladı.

Soderbergh’in kariyerinin başında Hollywood’a transfer olması, stüdyoların isteklerine ve çalışma tarzlarına çabuk ayak uydurmasına sebep olan etmenlerden biri olabilir. Hollywood dahilinde ortaya koyduğu işlerin kalitesini buna bağlayabilmek mümkün. 2000’li yılların başından itibaren yıldız oyuncuların başrollerinde bulunduğu suç filmleri çekmesi ve bu filmlerin zamanla birer modern klasik haline gelmesi de kendi üslubunu Hollywood’a adapte edebilmesinin en önemli kanıtı olarak gösterilebilir. Örneğin; Magic Mike, yönetmenin filmografisindeki en dikkat çeken filmlerin başında gelir diyebiliriz. Matthew McConaughey’li ve Channing Tatum’lu kadrosuyla dikkat çeken bu komedi ağırlıklı film, gişede başarıyı amaçlayan bir stüdyo filmi olmasına rağmen, Soderbergh’in kendine has yaklaşımıyla beklenmedik bir başarı yakalamıştı. Ama stüdyolarla iş yapması Soderbergh’i Avrupa’dan ve festivallerden de uzak tutmadı. Altın Palmiye macerasının yanı sıra, belli aralıklarla dört kere Berlin’de Altın Ayı için yarışmış olması bunun en önemli ispatı olarak karşımıza çıkıyor. Steven Soderbergh, dramdan bilim kurguya; suç filmlerinden komedi filmlerine uzanan oldukça geniş bir yelpazede filmler üretmeye devam ediyor.

Ang Lee

ang-lee-filmloverss

Tür sinemasında çeşitli örneklerle boy gösteren yönetmenlerden söz ederken akla ilk gelen isimlerden biri de şüphesiz Ang Lee oluyor. Sense and Sensibility gibi bir dram filmiyle kariyerini yükselişe geçiren Lee, Crouching Tiger, Hidden Dragon gibi bir Wuxia filmi için de kamera arkasına geçebiliyor. Marvel Sinematik Evreni inşa edilmeye başlamadan Eric Bana’nın başrolde olduğu Hulk filmi için kolları sıvayan Tayvanlı yönetmen, kariyerinin zirvesine ise Jack Gyllenhaal ve Heath Ledger’lı kadrosuyla dikkat çeken Brokeback Mountain ile ulaşmıştı. Hızını alamayıp bir müzik film için kamera arkasına geçip Taking Woodstock ile beyazperdede boy göstermiş, en sonunda da Life of Pi ile ikinci defa En İyi Yönetmen Oscar’ını kazanmıştı. Ang Lee’yi belki de en garip kariyere sahip yönetmenlerden biri olarak gösterebiliriz. Onun hikayeci anlatımı, sinemanın görsel gücüne oldukça başarılı bir şekilde uyum sağlayabiliyor ve bu sayede türler arası geçiş yaparken zorlanmıyor.

Ang Lee’nin Wuxia’dan uzanıp yasak aşkları konu alan filmleri dahilinde kariyerine fazlasıyla olumlu etki eden filmleri oldu. Brokeback Mountain, ardından gelen Life of Pi ile bu listenin başını çekiyor. Yine bu iki örneğe baktığımızda bile birbirinden çok farklı dinamikler ve sinema dili kullanıldığını görmek zor değil. Ang Lee’nin sinemaya olan yaklaşımından kaynaklanan geniş bakış açısının birer ürünü olan bu yapımların başarısı, onun hikayeciliğinin güçlü yanından ve duyguyu geçirme kabiliyetinden kaynaklanıyor. Ayrıca filmografisinde bir aile draması ve bir de savaş filmi bulunduran Ang Lee, tür sineması anlayışını fazlaca benimsemiş ve bu anlayışın her köşesinde iz bırakma peşinde gibi duruyor.

Steven Spielberg

Spielberg

Yaşayan en önemli sinemacıların başında gelen Steven Spielberg, elli yılı aşkın kariyeri boyunca onlarca filme imza attı. Özellikle bilim kurgu türüne tek başına yaptığı katkı, türü başka bir seviyeye taşıdı diyebiliriz. Ana akım sinemanın usta isimlerinden olan bu gişe canavarı yönetmenin kariyerinin ilk yıllarından itibaren ortaya koyduğu filmlerin tür bakımından çeşitliği insanı şaşkınlığa sürükleyecek cinsten. Gerilim türünü baştan inşa eden Jaws, bilim kurgu sinemasının en değerli klasiklerinden olan E.T., yine bilim kurgu için çok değerli olan mütevazi filmi Close Encounters of the Third Kind, aksiyon ve macera sinemasının klasiklerinden olan ve beşinci filminin çekimleri hali hazırda devam eden Harrison Ford’lu Indiana Jones serisi, fantastik öykülere yelken açtığı Hook ve çok derin temellere dayandırdığı soykırım filmi Schindler’s List gibi kariyerinin başında ve ortalarına doğru çektiği filmleriyle neredeyse var olan bütün türlerde ürün ortaya koyan Spielberg, bütün bu işlerinde gişe başarısıyla birlikte ödüller kazanmayı da ihmal etmedi.

Spielberg’in ana akım sinemaya kattığı değerin ve farklılığın bir başka örneği olmadığını söylemek mümkün olabilir. Birbirinden çok farklı alt metinlere ve motivasyonlara sahip bu türlerin bitmeyen bir üretkenlikle yeni filmlerle beslenmesi kolay kolay elde edilebilecek bir başarı değil. Ana akım izleyici kitlesinin beklentilerini karşılamayı çok iyi bilen usta yönetmenin giriştiği her tür filminde yakaladığı başarı da, belli formülleri senaryosuna çok iyi adapte edebilmesinde yatıyor.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi