Fare Filmi – Rat Film, ilk bakışta basitçe fareler üzerine bir belgesel olarak anlaşılabilir. Fakat gazetecilik kökenli yönetmen Theo Anthony, bu klasik şablona pek uymak istememiş ki “fareler ve insanlar üzerine” bir deneme (essay) filmi yapmaya karar vermiş. Baltimore’da yüz yıla yakındır devam eden fare sorununun aslında basitçe bir fare sorunu olmadığını iddia eden Anthony, bir karakteri aracılığıyla da şu mesajı veriyor: “Baltimore’da fare sorunu yok, insan sorunu var.” Ve bu hipotez üzerinden şehrin yüz yıllık tarihi ile bu küçük kemirgenlerin yaşantısı arasındaki paralelliği incelemeye başlıyor.

Fareler ve İnsanlar Üzerine

Hipotez terimini kullanmamdaki amaç, Anthony’nin filmini neredeyse bir bilimsel makale titizliğinde hazırlamış olması. Essay film türünde gördüğümüz üzere bir hikayeden çok bir tema ya da fikrin peşinden gidilirken izleyiciye eşlik etmesi için bir de anlatıcı ekleniyor. Fakat anlatıcının robotik sesi bile, işlenen konuya belirli mesafe konulduğunun göstergesi. Anthony, fareler ve insanlar üzerine kurduğu hipotezi doğrulamaya çalışırken mümkün olduğunca objektif davranmaya çalışıyor. Gazetecilik geçmişini, “O mesleği yaparken çok rahatsızdım. Bir hikayeyi objektif biçimde ele almak büyük baskı getiriyordu fakat ben yine de bunun bir mit olduğuna inanıyorum.” sözleriyle hatırlayan yönetmen, belirli temaların ancak belirli şekillerde anlatılabileceğine olan inanışın gerçekliği zedelediğini iddia ediyor. Sinema ise belli ki yönetmene bu konuda daha geniş bir fırsat sunuyor ve karşımıza bir ilk film olmasına karşın iddialı ve tavizsiz bir anlatım çıkıyor.

Fare Filmi – Rat Film’in mekan olarak Baltimore’u seçmesi tesadüf değil. En son 2015’te siyahi Freddie Gray’in bir polis minibüsünde öldürülmesi olayıyla gündeme gelen şehirde ırkçılığın ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin tarihi çok eskilere dayanıyor. 1930’lu yıllarda Büyük Buhran’ın bedelini en ağır şekilde ödeyen şehirlerden olan Baltimore’da yerleşim planı da gelir dağılımına göre düzenleniyor. Şehirdeki fare sorunu, bu dönemde daha çok fakir mahallelerinde ayyuka çıkıyor ve günümüze kadar aynı şekilde geliyor. Anthony de Baltimore’a yakın bir yerleşim biriminde büyüyen biri olarak uygulanan şehircilik politikaları ile fare grupları arasındaki bağlantıyı işliyor. Günümüzde işsizliğin hüküm sürdüğü şehirde yanlış politikaların bedelini farelerin de ödediğini görmek mümkün. Gece vakti ellerinde oltalarla ya da tüfeklerle fare avlayan küçük çetelerin kendilerine isim yaptıklarını görmek, akıllara 1900’lerin başında popüler bir eğlence olan kedi ya da köpeklere fare avlatma yarışmalarını getiriyor. Tabii kedi ve köpeklerin yerini bu sefer insanlar alıyor!

Fare Filmi – Rat Film: Eski Hikaye. Yeni Hikaye. Aynı Hikaye

Anthony, şehircilik politikalarındaki değişimi göstermek için Google Maps’ten faydalanma yoluna gidiyor ve haritaları, yapılan bilimsel çalışmaları da kaynak olarak gösteriyor. Bu noktada özellikle John Calhoun’un “davranışsal çöküş” kavramına fazlaca atıfta bulunuyor. 1950’lerin ortalarında fareler üzerinde uzun süreli bir deney yapan Calhoun, şartlar ne kadar iyi olursa olsun farelerin bir noktadan sonra üremeyi bıraktıklarını ve belirli toplumsal gruplar oluşturduktan sonra amaçsızlaşan nüfusun azaldığını görüyor. Bu noktada saldırganlaşan ve hatta birbirlerini yiyen fareler, kendi habitatlarının sonunu getiriyorlar. Anthony de bu yaklaşımı, Baltimore’daki insanların yaşantıları üzerine okumaya çalışıyor. Farklı toplumsal gruplaşmaların aynı şekilde ötekileştirmeyi ve amaçsız bir yaşamı yanında getirdiğini söylemeye çalışıyor. Deneyin öznesi olan fareler, bu yaşantıda ancak yılanlara yedirilen ve zevk için öldürülen nesneler haline gelebiliyorlar. Anthony’nin soğuk ve statik çekimlerinin yanı sıra yine yabancılaştırıcı bir müzik kullanımını tercih etmesi, belirli bir huzursuzluk hissi yaşatıyor. Yönetmen filmin hiçbir noktasında karakterlerini sorgulamıyor ya da yakınlık kurmuyor. Bu tercihin tartışamaya açık olduğu söylenebilir; çünkü yönetmenin belli noktalarda olaylara müdahale etme gücünün olduğunu görsek de bu müdahale bir türlü gelmiyor. İki yönden okumak gerekirse ya gerçekleri olduğu gibi sunma ya da izleyiciyi bu suça ortak etme çabası hissediliyor.

“Değişmeyen tek şey, gerçekten de değişmemek” denirken yine de ütopik bir gelecek umudu da varlığını koruyor. Çünkü fareler üzerine bir çalışma yapan ve uygulamaları ile kötü şöhrete sahip olan Amerikalı profesör Curt Richter’in deneyi gösteriyor ki; “Tamamen olumsuz şartlarda büyüyen fareler suya atıldıklarında mücadele bile etmeden ölürler. Ama biraz olsun imkan sunulan ya da arada bir suya atılıp çıkarılan fareler sonuna kadar mücadele etmeye devam ederler. Çünkü her an kurtarılma ya da olumlu yaşantılarına dönme umuduna sarılırlar.” Fare Filmi – Rat Film de bu çabayı, bir tarih araştırmasına dönüştürüyor ve şu evrensel sonuca ulaşıyor: “Eski hikaye. Yeni hikaye. Aynı hikaye.”

Fare Filmi – Rat Film, ilk bakışta basitçe fareler üzerine bir belgesel olarak anlaşılabilir. Fakat gazetecilik kökenli yönetmen Theo Anthony, bu klasik şablona pek uymak istememiş ki “fareler ve insanlar üzerine" bir deneme (essay) filmi yapmaya karar vermiş. Baltimore’da yüz yıla yakındır devam eden fare sorununun aslında basitçe bir fare sorunu olmadığını iddia eden Anthony, bir karakteri aracılığıyla da şu mesajı veriyor: “Baltimore’da fare sorunu yok, insan sorunu var.” Ve bu hipotez üzerinden şehrin yüz yıllık tarihi ile bu küçük kemirgenlerin yaşantısı arasındaki paralelliği incelemeye başlıyor. Fareler ve İnsanlar Üzerine Hipotez terimini kullanmamdaki amaç, Anthony’nin filmini neredeyse bir bilimsel makale titizliğinde hazırlamış olması. Essay film türünde gördüğümüz üzere bir hikayeden çok bir tema ya da fikrin peşinden gidilirken izleyiciye eşlik etmesi için bir de anlatıcı ekleniyor. Fakat anlatıcının robotik sesi bile, işlenen konuya belirli mesafe konulduğunun göstergesi. Anthony, fareler ve insanlar üzerine kurduğu hipotezi doğrulamaya çalışırken mümkün olduğunca objektif davranmaya çalışıyor. Gazetecilik geçmişini, “O mesleği yaparken çok rahatsızdım. Bir hikayeyi objektif biçimde ele almak büyük baskı getiriyordu fakat ben yine de bunun bir mit olduğuna inanıyorum.” sözleriyle hatırlayan yönetmen, belirli temaların ancak belirli şekillerde anlatılabileceğine olan inanışın gerçekliği zedelediğini iddia ediyor. Sinema ise belli ki yönetmene bu konuda daha geniş bir fırsat sunuyor ve karşımıza bir ilk film olmasına karşın iddialı ve tavizsiz bir anlatım çıkıyor. Fare Filmi – Rat Film’in mekan olarak Baltimore’u seçmesi tesadüf değil. En son 2015’te siyahi Freddie Gray’in bir polis minibüsünde öldürülmesi olayıyla gündeme gelen şehirde ırkçılığın ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin tarihi çok eskilere dayanıyor. 1930’lu yıllarda Büyük Buhran’ın bedelini en ağır şekilde ödeyen şehirlerden olan Baltimore’da yerleşim planı da gelir dağılımına göre düzenleniyor. Şehirdeki fare sorunu, bu dönemde daha çok fakir mahallelerinde ayyuka çıkıyor ve günümüze kadar aynı şekilde geliyor. Anthony de Baltimore’a yakın bir yerleşim biriminde büyüyen biri olarak uygulanan şehircilik politikaları ile fare grupları arasındaki bağlantıyı işliyor. Günümüzde işsizliğin hüküm sürdüğü şehirde yanlış politikaların bedelini farelerin de ödediğini görmek mümkün. Gece vakti ellerinde oltalarla ya da tüfeklerle fare avlayan küçük çetelerin kendilerine isim yaptıklarını görmek, akıllara 1900’lerin başında popüler bir eğlence olan kedi ya da köpeklere fare avlatma yarışmalarını getiriyor. Tabii kedi ve köpeklerin yerini bu sefer insanlar alıyor! Fare Filmi - Rat Film: Eski Hikaye. Yeni Hikaye. Aynı Hikaye Anthony, şehircilik politikalarındaki değişimi göstermek için Google Maps’ten faydalanma yoluna gidiyor ve haritaları, yapılan bilimsel çalışmaları da kaynak olarak gösteriyor. Bu noktada özellikle John Calhoun’un “davranışsal çöküş” kavramına fazlaca atıfta bulunuyor. 1950’lerin ortalarında fareler üzerinde uzun süreli bir deney yapan Calhoun, şartlar ne kadar iyi olursa olsun farelerin bir noktadan sonra üremeyi bıraktıklarını ve belirli toplumsal gruplar oluşturduktan sonra amaçsızlaşan nüfusun azaldığını görüyor. Bu noktada saldırganlaşan ve hatta birbirlerini yiyen fareler, kendi habitatlarının sonunu getiriyorlar. Anthony de bu yaklaşımı, Baltimore’daki insanların yaşantıları üzerine okumaya çalışıyor. Farklı toplumsal gruplaşmaların aynı şekilde ötekileştirmeyi ve amaçsız bir yaşamı yanında getirdiğini söylemeye çalışıyor. Deneyin öznesi olan fareler, bu yaşantıda ancak yılanlara yedirilen ve zevk için öldürülen nesneler haline gelebiliyorlar. Anthony’nin soğuk ve statik çekimlerinin yanı sıra yine yabancılaştırıcı bir müzik kullanımını tercih etmesi, belirli bir huzursuzluk hissi yaşatıyor. Yönetmen…

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

Karşımıza bir ilk film olmasına karşın iddialı ve tavizsiz bir anlatım çıkıyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
70
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi