Fantastik Dörtlü, uzun zamandır hayatımızda olan Reed Richards, Sue Storm, Ben Grimm ve Johnny Storm’la yeni baştan tanışmamızı sağlıyor. Reed Richards ve Ben Grimm’in çocukluğundan dahil olduğumuz hikaye, genç dahilerden oluşan ekibimizin nasıl bir araya geldiğini ve süper yeteneklerini nasıl kazandıklarını anlatıyor. Chronicle (Doğaüstü)’dan tanıdığımız yönetmen Josh Trank oldukça özgün bir üslupla, önceki denemeler kötü olsa da amacına ulaşan bir süper kahraman filmi için asla geç kalınmadığını herkese anımsatıyor. Kara Şövalye serisiyle Fantastik Dörtlü arasında bir benzerlik kurmak imkansız olsa da, yönetmen kendine Nolan’ın üslubunu kesinlikle bir referans olarak almış.

Fantastik Dörtlü birçok kişi tarafından 2005 tarihli bir filmin bir yeniden çekimi (reboot) şeklinde anlaşılmış olsa da, aslında durum başka. Yeni film, Şubat 2004’te başlayan “The Ultimate Fantastic Four”un sinema uyarlaması. Bu yüzden de keşke 2005 filmiyle aynı ismi taşımak yerine The Ultimate Fantastic Four veya benzeri bir ismi tercih etselermiş diye düşünmeden edemiyorsunuz. Önceki Fantastic Four serisinden çok daha gerçekçi bir atmosfer sunan film, maalesef artık bir hayli yükselmiş olan çizgi-roman uyarlamaları çıtasının altında kalıyor. Yine de genç yönetmen, sinema versiyonu oldukça çerezlik olan bir seriyi ciddiye alabileceğimiz bir hale evirmeyi başarmış vaziyette. Üstelik bunun yalnızca başlangıç filmi olup devamının geleceğinden, Fantastik Dörtlü’yü izlerken emin oluyorsunuz.

Ant-Man‘le beraber Marvel Sinematik Evreni’ne dahil olan Kuantum Evreni’nin orijinalinin adı, aslında çizgi-roman dünyasında Mikro Evren. Anımsarsanız Mikro Evren’in telif hakları Fox’un elinde olduğu için Marvel isim değişikliğine gitmek durumunda kalmıştı. 2017’de gelecek devam filminin Mikro Evren’e sıçramasını bekleyebileceğimizin ilk sinyali, daha ilk filmden paralel evrene yapılan yolculukla haşır neşir olmamız. Fox belli ki ilk filmle eli çok büyütmek istememiş ve bu korkaklık da filmi gerçek anlamda tatmin edici olmaktan uzaklaştırmış. Ama Fantastik Dörtlü’ye de X-Men’inki gibi bir gelecek uygun görülmüş gibi duruyor. Zaten her iki serinin gelecekte buluşma ihtimali halen söz konusu.

Oyuncu kadrosunun şaşırtıcı bir biçimde oldukça başarılı olması ve herkesin rolüne birebir oturması filmin en büyük zaferlerinden. Miles Teller, Michael B. Jordan, Kate Mara ve Jamie Bell’in canlandırdığı karakterler gerçekten de önceki serinin aksine kafamızda Fantastik Dörtlü ile özdeşleşeceklermiş gibi duruyor. Özellikle Sue Storm’un eski filmlerdeki süs bebeği halinden eser yok. The Thing bu defa bir harika olmuş. 2005 yapımı filmdeki The Thing’le şimdikini değiştirsek, Ben Grimm’e acayip bir yaratıkmış gibi davranılan tüm sahneler anlam kazanır. Senaristler Simon Kinberg, Jeremy Slater ve Josh Trank ellerindeki malzemeyi mümkün olduğunca iyi kullanarak karakterlerinin özelliklerini yansıtabilen güzel bir orijin hikayesiyle karşımıza çıkmayı başarmış durumdalar. Yine de karakterlerle ilgili sıkıntılar mevcut. Michael B. Jordan’ın Johnny Storm’unun etnik kökenini değiştirmiş olması, bu yüzden de Storm kardeşlerin üvey kardeş olmaları biraz can sıkıcı. Etnik çeşitlilik, cinsiyet dağılımı ve heteroseksist olmayan karakterlerin temsiliyeti önemli hususlar olsa da, sadece çoğulculuğu sağlamak için Hollywood’un eski kazağı fakir birine vermeye eş değer eşitlik anlayışı, samimiyetsiz bir hal almış vaziyette. Bir filmde yer alan tüm oyuncular göz önünde bulundurulduğunda hiç de eşitlikçi olmadığı anlaşılan bu tavır, artık ‘En demokratik olan kim?’ şovuna dönmeye başladı. Bu nedenle de Michael B. Jordan’ın performansından bağımsız olarak Human Torch tartışması bir süre daha dönecektir. Fakat vurgulamak gerekli: Michael B. Jordan’dan harika bir Johnny Storm çıkmış.

Esas karakter inşası problemi ise, birden fazla karaktere odaklanan filmin kısa zamanda çok şey anlatma çabası. Hikayede sembolik üç beş olayla karakterlerin özellikleri vermeye çalışılmış ama bu yapılırken, filmi izleyecek herkesin zaten Fantastik Dörtlü hayranı ya da seri hakkında fikir sahibi olduğu varsayılmış gibi duruyor. Seriyle ilk kez bu filmde tanışacak sinemaseverler, karakterleri yakalamakta sıkıntılar yaşayabilirler. Karakterlere odaklanırken filmin esas aksiyonunun seyirci için tatsız bir forma sokulmuş olması da filmde yer alan iyi unsurları bastırır nitelikte. Filmin çözüm kısmı, sanki adet yerini bulsun diye eklenmiş. Filmin daha uzun olması gerektiğini veya iki filme bölünmesi gerektiğini hissederek salondan ayrılıyorsunuz.

Sonuç olarak Fantastik Dörtlü, beklentiniz düşük ise sizi şaşırtacak, yüksek ise sizi üzebilecek bir yapım ama sadece keyifli bir seyir arayışındaysanız sizi tatmin edecektir. Özellikle önceki sinema uyarlamaları nedeniyle filmin çok sert ön yargılarla beklendiği düşünülürse, film hak ettiğinden daha çok beğeni  bile toplayabilir. Fakat yazın sürpriz hitlerinden biri olabileceği düşünüldüğü için film yine sert tepkilerle karşılaşacak gibi duruyor. Yakın zamanda izlediğimiz en iyi çizgi-roman uyarlaması olmasa da kesinlikle en cesur ve en ilginçlerinden biri. Film kendine bizi Fantastik Dörtlü’yle tanıştırmayı öncelikli misyon olarak belirlemiş, ve bu görevi de pekala yerine getiriyor. Yine de çizgi-roman seven kitlenin artık bu kadarla yetinmesi imkansız. 2017’de gelecek olan devam filmini ise şimdiden merak etmeye başlayabiliriz.

Fantastik Dörtlü, uzun zamandır hayatımızda olan Reed Richards, Sue Storm, Ben Grimm ve Johnny Storm'la yeni baştan tanışmamızı sağlıyor. Reed Richards ve Ben Grimm'in çocukluğundan dahil olduğumuz hikaye, genç dahilerden oluşan ekibimizin nasıl bir araya geldiğini ve süper yeteneklerini nasıl kazandıklarını anlatıyor. Chronicle (Doğaüstü)'dan tanıdığımız yönetmen Josh Trank oldukça özgün bir üslupla, önceki denemeler kötü olsa da amacına ulaşan bir süper kahraman filmi için asla geç kalınmadığını herkese anımsatıyor. Kara Şövalye serisiyle Fantastik Dörtlü arasında bir benzerlik kurmak imkansız olsa da, yönetmen kendine Nolan'ın üslubunu kesinlikle bir referans olarak almış. Fantastik Dörtlü birçok kişi tarafından 2005 tarihli bir filmin bir yeniden çekimi (reboot) şeklinde anlaşılmış olsa da, aslında durum başka. Yeni film, Şubat 2004'te başlayan "The Ultimate Fantastic Four"un sinema uyarlaması. Bu yüzden de keşke 2005 filmiyle aynı ismi taşımak yerine The Ultimate Fantastic Four veya benzeri bir ismi tercih etselermiş diye düşünmeden edemiyorsunuz. Önceki Fantastic Four serisinden çok daha gerçekçi bir atmosfer sunan film, maalesef artık bir hayli yükselmiş olan çizgi-roman uyarlamaları çıtasının altında kalıyor. Yine de genç yönetmen, sinema versiyonu oldukça çerezlik olan bir seriyi ciddiye alabileceğimiz bir hale evirmeyi başarmış vaziyette. Üstelik bunun yalnızca başlangıç filmi olup devamının geleceğinden, Fantastik Dörtlü'yü izlerken emin oluyorsunuz. Ant-Man'le beraber Marvel Sinematik Evreni'ne dahil olan Kuantum Evreni'nin orijinalinin adı, aslında çizgi-roman dünyasında Mikro Evren. Anımsarsanız Mikro Evren'in telif hakları Fox'un elinde olduğu için Marvel isim değişikliğine gitmek durumunda kalmıştı. 2017'de gelecek devam filminin Mikro Evren'e sıçramasını bekleyebileceğimizin ilk sinyali, daha ilk filmden paralel evrene yapılan yolculukla haşır neşir olmamız. Fox belli ki ilk filmle eli çok büyütmek istememiş ve bu korkaklık da filmi gerçek anlamda tatmin edici olmaktan uzaklaştırmış. Ama Fantastik Dörtlü'ye de X-Men'inki gibi bir gelecek uygun görülmüş gibi duruyor. Zaten her iki serinin gelecekte buluşma ihtimali halen söz konusu. Oyuncu kadrosunun şaşırtıcı bir biçimde oldukça başarılı olması ve herkesin rolüne birebir oturması filmin en büyük zaferlerinden. Miles Teller, Michael B. Jordan, Kate Mara ve Jamie Bell'in canlandırdığı karakterler gerçekten de önceki serinin aksine kafamızda Fantastik Dörtlü ile özdeşleşeceklermiş gibi duruyor. Özellikle Sue Storm'un eski filmlerdeki süs bebeği halinden eser yok. The Thing bu defa bir harika olmuş. 2005 yapımı filmdeki The Thing'le şimdikini değiştirsek, Ben Grimm'e acayip bir yaratıkmış gibi davranılan tüm sahneler anlam kazanır. Senaristler Simon Kinberg, Jeremy Slater ve Josh Trank ellerindeki malzemeyi mümkün olduğunca iyi kullanarak karakterlerinin özelliklerini yansıtabilen güzel bir orijin hikayesiyle karşımıza çıkmayı başarmış durumdalar. Yine de karakterlerle ilgili sıkıntılar mevcut. Michael B. Jordan'ın Johnny Storm'unun etnik kökenini değiştirmiş olması, bu yüzden de Storm kardeşlerin üvey kardeş olmaları biraz can sıkıcı. Etnik çeşitlilik, cinsiyet dağılımı ve heteroseksist olmayan karakterlerin temsiliyeti önemli hususlar olsa da, sadece çoğulculuğu sağlamak için Hollywood'un eski kazağı fakir birine vermeye eş değer eşitlik anlayışı, samimiyetsiz bir hal almış vaziyette. Bir filmde yer alan tüm oyuncular göz önünde bulundurulduğunda hiç de eşitlikçi olmadığı anlaşılan bu tavır, artık 'En demokratik olan kim?' şovuna dönmeye başladı. Bu nedenle de Michael B. Jordan'ın performansından bağımsız olarak Human Torch tartışması bir süre daha dönecektir. Fakat vurgulamak gerekli: Michael B. Jordan'dan harika bir Johnny Storm çıkmış. Esas karakter inşası problemi ise, birden fazla karaktere odaklanan filmin kısa zamanda çok şey anlatma…

Yazar Puanı

Puan - 59%

59%

59

Fantastik Dörtlü, beklentiniz düşük ise sizi şaşırtacak, yüksek ise sizi üzebilecek bir yapım ama keyifli bir seyir arayışındaysanız sizi tatmin edecektir.

Kullanıcı Puanları: 4.5 ( 1 votes)
59
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi